Dayan be gönlüm!. Bîçâre değilsin Yaradan sana yâr. Kimsesiz değilsin, yanında "Kimsesizler kimsesi" var! Biliyorum! Sığmazsın hiç bir yere bu sevdayla, dünya sana dar! Ama dayan gönlüm! Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var!.

Archive for Mart, 2008

NAMAZDA VURULMAK

s4nb7-1

 
Rasul-i Ekrem s.a.v.’in de hazır bulunduğu “Zâtü’r-Rika” gazvesindeki
 bir çarpışmada, müslümanlardan biri müşrik bir adamın muharebe
 yerinde bulunan karısını öldürmüştü. Kadının kocası da misilleme
olarak mutlaka bir müslüman öldürmeye yemin etmişti. Rasulullah
s.a.v. ve arkadaşlarının peşinden onları izlemeye başladı.Allah
Rasulü akşam üstü bir yerde konaklama hazırlığı yaptı ve
yanındakilere sordu:– Bu gece istirahatimizde bize kim bekçilik
yapacak?Muhacir ve Ensar’dan iki adam cevap verdiler:
– Ya Rasulallah, biz sizler için nöbet tutarız.
– Öyleyse şu vadinin giriş kısmında bekleyin.
Bu iki gönüllü,
 Ammar b. Yâsir ile Abbâd b. Bişr idiler. Gece nöbetine
duracakları sırada Ensar’dan olan Abbâd,
Muhâcirler’den olan Ammar’a:– Gecenin hangi bölümünde
 nöbette olmamı istersin? diye sordu. O da: Gecenini ilk bölümünde
benim yerime sen bakıver, dedi.Bu karardan sonra Muhacir, kendi
 nöbeti gelinceye kadar arkadaşının yanına uzanıverdi. Nöbetteki
Ensar da,vaktin değerlendirmek için gece namazına durdu. Meğer
 karısı öldürülen müşrik herif de, o sırada yakınlardaydı. Namazda
duran adamı farketti ve onun nöbette olduğunu anladı. Bir ok atıp
sapladı ve atmaya devam etti. Nöbetçi sahabi üçüncü okla ağır
yaralanmıştı.Derhal rükû ve secdeleri yapıp namazının tamamladı
ve arkadaşını uyardı: Kalk artık kalk! Ben yaralandım arkadaş,
hareketten kesildim!.. Arkadaşı yerinden fırlayınca, okçu müşrik de
korkup uzaklaştı. Yaralı arkadaşının durumunu gören Muhacir
hayretle sordu: Fesubhanallah! Sana ilk ok atılanca beni
uyandırsaydın ya! Okumakta olduğum bir surenin ortalarında idim.
Onu kesmek istemedim. Eğer Rasulullah’ın bize verdiği nöbetçiliğe
zarar gelmeyecek olsaydı, canım çıkasıya okuduğum sureyi kesmezdim.
    el-Bidâye ve’n-Nihâye, 4/466-67; el-Kâmil fi’t-Tarih, 2/175.

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online      

 

KALPLER ANCAK ALLAHI ANMAKLA…..

y1pX9625i1kVAmsoe_xEs2799ikOtM-L6ES4vLiSCteNVKOe_mSHGrhhKrIOXFCJ1S_jSl03QgprJc      allahra0      y1pX9625i1kVAmsoe_xEs2799ikOtM-L6ES4vLiSCteNVKOe_mSHGrhhKrIOXFCJ1S_jSl03QgprJc

Kur’an-ı Kerimde “Kalpler ancak Allahın zikriyle tatmin olur.” buyrulmaktadır.
 Zikirden kasdedilen nedir? Kalbi nasıl tatmin eder ?
 
        
Günlük hayatımızda, yer yer, “falanın kalbi bozuk” yahut,
“filânca kalp ameliyatı geçirmiş” gibi sözler ederiz. Bu konuşmalarımızda,
 kalbi, iki ayrı mânâsıyla kullanırız. Bunlardan biri maddî, diğeri ise mânevîdir.
 Bir başka ifadeyle, biri zâhirî, diğeri bâtınî…
Her ikisinin de aynı isimle yâd edilmesine değişik açıklamalar getirilmiş.
 Bunlardan birisine göre, insan ruhunun bedenle ilk alâkası kalpte başlıyor.
 Bir diğerine göre, kalbe bu ismin verilmesi mecazdır:
             
“Maddî kalbin bedendeki rolü ne kadar önemli ise, mânevî kalbin de
 insanın ruhî hayatında öyle büyük bir vazifesi vardır.”
 Bazı zâtlar da, kalbi, ruh mânâsında kullanmışlardır.
Maddî kalp, bedenin her yanına kan ulaştıran ve dakikada
 ortalama beş kilo kadar kan pompalayan harika bir cihaz.
 Bu kalp bütün bir kâinata muhtaçtır. Kâinat fabrikasında kan
üretilecek ki kalp de o kanı bedenin her köşesine pompalasın.
           
 Kâinattan insanı süzen ve insan fabrikasında gıdaları ete,
 kemiğe, kana, iliğe çeviren bir kudret, o kalbi çalıştırmakta ve
o kanı bedenin her köşesine sevk etmektedir. Evet, kalbin zâhiri
bütün kâinata muhtaç. Ve kalp bu hâliyle Allahın Samed ismine âyine.
 Maddî kalbin kâinata ve içindeki eşyaya olan ihtiyacını,
 ancak her muhtacın ihtiyacını gören ve hiçbir şeye muhtaç
 olmayan Allah yerine getiriyor, Samed isminin tecellisiyle…
 Kalp bu yönüyle bir ağaçtan, bir çiçekten pek fazla ileri değil.
         
 Onlar da kâinatın her şeyine muhtaç.
 Onlar da bu ihtiyaçlarının görülmesiyle Samed ismine ayna oluyorlar.
Kalbin bâtınına gelince, samediyete asıl âyine o…
“Bâtın-ı kalp âyine-i sameddir.” Bu hakikati: “Kalpler ancak
 Allahın zikriyle mutmain olur.” âyet-i kerimesi ders verir.
Bedendeki her organın kendine göre bir çeşit tatmini söz konusudur.
 Göz görmekle, kulak işitmekle tatmin oluyor. Dilin tatmini tat ile,
mideninki gıda ile. Kalbin ise en büyük ihtiyacı, iman.
             
Ben kimin mahlûkuyum? Şu âlem kimin mülkü? Bu dünyada kimin misafiriyim?
Daha sonra nereye gideceğim? Beni misafir eden zât, benden ne istiyor?
İşte kalbin bâtını, bu gibi soruların cevaplarıyla tatmin oluyor.
 Onun talebi marifetullah (Allahı tanıma) olunca, elbette,
 samediyete en büyük âyine o olacaktır.
 Diğer mahlûklar bu kâinatın maddesine muhtaç.
O ise, bu âlemin sahibini tanımaya, bilmeye,
 Ona iman ve itaat etmeye muhtaç.
              
Bunu anlamayan ve kalplerinin gıdasını ihmal eden insanlarda,
 bu ihmâlin peşin cezası olarak, hemen huzursuzluk, sıkıntı, tatminsizlik,
 korku, endişe gibi hastalıklar kalbi sarar.
Midenin açlığını elbisenin güzelliği, yahut gömleğin kalitesi gideremiyor;
 o ancak rızık istiyor. Kalbin boşluğunu da hiçbir rütbe,
 hiçbir içtimaî makam, hiçbir beşerî teveccüh ve hiçbir
fâni hedef doyuramıyor.
Kalbin Rabbi, onun ancak zikirle tatmin olacağını bildiriyor bize.  

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

who's online     

VAR YA

 

                 

y1pJHSHiHok7veL5JKKuv5--tE2XJ02tkGzoJN0GGLzTO9JeqjsZW7w70mSjgYUjwMRpzzBJ983KbE
 
HANE-İ SAADDET’TE KAPI AÇILIR
ALEME MİS GİBİ KOKUN SAÇILIR
KARŞINDA HER NESNE BİN KAT KÜÇÜLÜR
MERDİVENLERDEN NAZLI İNİŞİN VAR YA.!
nyg1hi
TUTULMUŞ NEFESLER TÜM GÖZLER SENDE
NİSA’DA CAN GİTTİ SANKİ BEDENDE
CÜBBENE UZANIRKEN İSTEMESEN DE
ELLERİN ARASINDAN SEKİŞİN VAR YA.!
nyg1hi
KULAKLAR SESİNİ DUYDUĞU ZAMAN
ZAMAN TÜNELİNDE DURUYOR ZAMAN
KARŞINDA ERİMİŞ GÖZ GÖZE O AN
‘NASILSINIZ’? DİYE SORUŞUN VAR YA.!
nyg1hi
HUZURUNDA BİN ÖRTÜYE DOLANSAM
BÜKÜLSE BOYNUM, ATEŞTE YANSAM
PERİŞAN HALİMDEN BİRAZ UTANSAM
YİNE DE MERHAMETLE GÜLÜŞÜN VAR YA.!
nyg1hi
ADIMIN UZANIR NURLU BİR İZE
DÜŞÜRÜR GÖRENİ BİR GARİP KÖZE
ADAPTA DURANLAR ÇÖKMÜŞLER DİZE
CAMİYE YÜRÜYÜP GİDİŞİN VAR YA.!
nyg1hi
BİL Kİ GÜLÜNDEDİR CENNET KOKUSU
BİL Kİ ELİNDEDİR DÜNYA TAPUSU
BİL Kİ AÇILMIŞTIR CENNET KAPISI
CAMİDEN İÇERİ GİRİŞİN VAR YA.!
nyg1hi
DÖKÜLÜR ORADA BÜTÜN GÜNAHLAR
FERYATLAR FİGANLAR GÖNÜLDEN AHLAR
KIZILDENİZ MİSALİ YARILDI SAFLAR
YARATILMIŞA SELAM VERİŞİN VAR YA.!
nyg1hi
MİHRABA YÜRÜYEN GÜZEL BİR GÖNÜL
HUZURA SÜZÜLEN BEDEN SANKİ TÜL
KOKUYU TERK ETMİŞ MİLYONLARCA GÜL
MİSVAĞI DİŞİNE
SÜRÜŞÜN VAR YA.!
nyg1hi
GURBET ELDE BİR DİYARDA GİBİ
İDRAK DIŞI BİR NAZARDA GİBİ
HUZURLA DURUŞUN HUZURDA GİBİ
TEKBİRLE NAMAZA DURUŞUN VAR YA.!
nyg1hi
MİHRAPTA İMAMSIN MİHRAPTA MISIN?
YOKSA BİR BİLİNMEZ MİHRAKTA MISIN?
HUZUR-U İLAHİ’DE YANMAKTA MISIN?
SIRRINLA NAMAZI KILIŞIN VAR YA.!
nyg1hi
SON TAHHİYAT ARTIK SENDEN ESER VAR
BEDENDE RUHUNA BİR LATİF YER VAR
GÖNLÜNDEN GÖNÜLE BİNBİR SEFER VAR
SELAMLA BİZLERE GELİŞİN VAR YA.!
nyg1hi
TESBİHATA OTURDUN AÇILDI GÜLLER
TUTUŞTU KARŞINDA BÜTÜN GÖNÜLLER
DUAYA KALKARKEN MÜBAREK ELLER
ÖLÜYÜ DİRİLTİR BAKIŞIN VAR YA.!
nyg1hi
MİHRABA YASLANIP OTURUŞ BİRAZ
KARŞINDA SEYYİDLER PÜR EDEP PÜR NAZ
BAKIPTA SEYRETMEK NE BÜYÜK BİR HAZ
MÜBAREK SAKALINI TUTUŞUN VAR YA.!
nyg1hi
KABUL VAKTİ,YOLDAN GELEN YOLCU VAR
SEFER VAKTİ YOLU OLAN YOLCU VAR
BİR YERLERDE HASRET KALAN YOLCU VAR
UZATIP ELLERİNİ VERİŞİN VAR YA.!
nyg1hi
UZATILAN,BU TUTTUĞUM EL MİDİR?
NASIL KOKAR,CENNETTEN BİR GÜL MÜDÜR?
TUTANLARIN KURTULDUĞU DAL MIDIR?
ELİMİ ELİNDE TUTUŞUN VAR YA.!
nyg1hi
ZİYARETTİR BİR ANDA BİTİVERİR İŞTE
ŞİMDİ SIRA ÇOK ÖNEMLİ BİR İŞTE
SIRA SIRA DERDİMİZİ DEYİŞTE
SESSİZİ KULAĞINA ÇEKİŞİN VAR YA.!
nyg1hi
VİRDİ OLAN TORPİLLİ ÇOK DİNLERSİN
DERDİ OLAN DUA EDER YOLLARSIN
BAKIŞINLA UFUKLARI KOLLARSIN
ALEMİ SEVGİYLE SARIŞIN VAR YA.!
nyg1hi
GÜNAHIMIZLA GELDİK EFENDİM, BİZLER
ARANDIK,HEP SENİ GÖSTERDİ İZLER
HUZURDA YERİNİ ALINCA DİZLER
TÖVBE BOHÇASINA DERİŞİN VAR YA.!
nyg1hi
DERMAN BULDU KALPLER SARILDI YARA
ORADA YER DEĞİŞTİ AK İLE KARA
GİDERCESİNE YEP YENİ UFUKLARA
HEYBETLE YERİNDEN KALKIŞIN VAR YA.!
 

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

who's online       

 

 

CUMA NAMAZI VE ÖNEMİ

    y1p_-3chavxcoI9SkFjU_DAk8Fyg_EMw_GAMPSYS1VJc4eZOuOeCHZckyTixase9QSIKRDm0-LCOc8   burcu8njy1p_-3chavxcoI9SkFjU_DAk8Fyg_EMw_GAMPSYS1VJc4eZOuOeCHZckyTixase9QSIKRDm0-LCOc8
   Yusuf Özcan  SEMERKAND DERGİSİ
   495m98apwxdih47dt1
   Cuma, müminler için bayram günüdür. Bu günde cuma şartlarını taşıyan mükelleflere,
 cuma namazını kılmak farz-ı ayındır, herkese gereklidir. Cuma namazının farziyeti Kur’an,
 Sünnet ve icma ile sabittir ki, inkâr eden dinden çıkar.
   Peygamber Efendimiz (A.S.) tarafından ilk cuma namazı, Hicret esnasında,
 Medine-i Münevvere yakınında, Rânuna Vadisi’ndeki bir meydanda kılınmıştır.
 Hicret’ten evvel de henüz farz olmadığı halde, Mus’ab İbn Umeyr (R.A) imamlığında
 Medine’de cuma namazları kılınmıştır. Üzerine cuma namazı farz olanların,
 cuma ezanı okunduktan sonra, dünya işlerini bırakıp camiye gitmeleri vacib olur.
 Cuma ile yükümlü olan ve namaza gitmeye engel bir özrü bulunmayan kimselerin
 cumaya gitmeyerek, ezan okunup cuma namazı kılınıncaya kadar yaptıkları
işler ve alış-verişler haram olur. 
495m98apwxdih47dt1
   Cumaya gitmenin vacib oluşu, Hanefîlere göre birinci ezanla başlar.
 Diğer üç mezhebe göre ise, hatibin huzurunda okunan ikinci ezanla başlar.
Cuma günü çalışmanın, belirtilen namaz vakti dışında hiç mahzuru yoktur
   Cuma namazı, dördü ilk sünnet ikisi farz ve dördü son sünnet olarak on rekattır.
 Sünnetler, öğlenin ilk sünneti gibidir.
 Cumayı kılanlar, aynı zamanda o günkü öğle namazını kılmış sayılır.
 Cuma namazı ise öğle namazından kuvvetli bir farzdır.
 Ancak herhangi bir sebeple cuma namazı kılanamazsa, o günün öğle namazı kılınır.
 Bir de beş vakit namazı cemaatle kılmak sünnet olduğu halde,
 cumanın farzını en az üç kişilik cemaatle kılmak, cuma namazının şartlarındandır.
Cumanın farzından önce hutbe okumak da böyledir. (1)
 495m98apwxdih47dt1
Cuma Namazının Şartları
   Cuma namazının farz olma şartları şunlardır:
   1- Erkek olmak. Kadınlara cuma farz değildir.
   2- Misafir olmayıp, o yerde ikamet  ediyor olmak.
Cuma kılanan yere beş kilometreden uzak olmamak da buna dahildir.
   3- Hasta olmayıp, sıhhatli olmak.
   4- Hür ve serbest olmak. Esir ve mahpuslara cuma farz değildir.
 Cumaya gidebilecek işçi ve memurlara farzdır.
   5- Âmâ, kötürüm veya ayaksız olmamak.
   6- Cumaya gitmeye engel, mesela hastabakıcılık, ameliyat hali,
yürümeye takati olmamak, düşman korkusu gibi bir özrü bulunmamak.
   Kendilerine cuma farz olmayanlar da -meselâ kadınlar ve yolcular-
cumayı kılarlarsa, öğle namazı yerine geçer. 
495m98apwxdih47dt1
   Şunlar da cuma namazının sıhhat (geçerlilik) şartlarıdır:
   1- Cumayı öğle vaktinde kılmak.
   2- Farzından önce hutbe okumak.
   3- Cemaatle kılmak. Hanefîlere göre misafir de olsa en az üç mükellef erkeğin bulunması;
 Şafiîlere göre ise cuma namazıyla mükellef en az kırk kişinin bulunması gerekir.
   4- Cuma namazınını kıldıracak kimsenin ve kılınacak yerin, “ulû’l-emr”
 vasıflı devlet başkanlığı tarafından izinli olması.
 Bu izin, cuma imamlığı yüzünden ihtilaf ve çekişmenin olmaması içindir.
 İzinli olan, yerine başkasını geçirebilir. Cuma izni için imkan ve şartlar olmayınca,
 cemaatin rızasıyla içlerinden biri cumayı kıldırabilir.
   5- Cuma kılınan yerin, şehir veya şehir hükmünde büyükçe bir yerleşim yeri olması.
 Dağlarda-kırlarda cuma kılınmaz. Şehrin mescid, namazgâh ve meydanlarında dahi cuma
 kılınabilir.
   6- Cuma kılınan yerin herkese açık olması.
   Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezheblerine göre
4., 5. ve 6. maddeler cumanın sıhhat şartlarından sayılmaz. (2)
495m98apwxdih47dt1
Zuhr-i Ahir Neden Kılınır?
   Zuhr-i ahir -veya ahir zuhur- cumanın geçerliliğiyle ilgili (şahsın kendi halleri dışındaki)
 bir şüpheden dolayı, cumadan sonra “son öğle” yerine kılınan dört rekat namazdır.
 Öğlenin sünneti veya farzı gibi kılınabilir. Cumanın şartları noksansa o günkü öğle yerine;
 şartlar tamamsa geçmiş bir öğlenin kazası veya nafile namaz yerine geçer.
 Bu namaz İslâm dünyasında asırlardır kılınagelmiştir. Sebebi şudur:

495m98apwxdih47dt1
   Şafiî, Malikî ve Hanbelî mezheplerine göre, Hanefîlerden de -tercih dışı kalmış-
 zayıf bir görüşe göre, bir şehirde tek bir yerde cuma kılınır, cemaatin çoğalmasıyla zaruret
durumuna gelmedikçe birden fazla camide cuma kılınmaz.
Eğer birçok camide cuma kılınıyorsa şüpheyi kaldırmak için ihtiyaten “son öğle”
 namazı kılmak, çoğunluk alimlerince en azından müstehab görülmüş ve isteğe bağlı bu
 uygulama devam etmiştir.(3) Bugün ise ortada başka hususlar da vardır:
495m98apwxdih47dt1
   a) Bugün birçok ülkede resmî cuma izinleri, cuma için aranan “ulû’l-emrin izni”
yönüyle, mecazî ve sembolik olmaktan öteye geçmez.
 Buralarda izinden ziyade, cemaatin rıza ve muvafakatı muteberdir.
   b) Bugün “cuma şehri” şartlarını taşımayan küçük köylerde de cuma kılınmaktadır.
   c) Dışarıdan girmek için “herkese açık” olmayan bazı kapalı mekânlarda da cuma kılınıyor.
 (Kışla, fabrika, hastane gibi.)
   Evet, bugün cuma için yeterince uygulanamayan “izin”, “şehir” ve “umuma açık olma”
şartları, Hanefîler dışındaki üç mezhepte cumanın şartlarından sayılmaz.
Hakkında ittifak olmayan bazı ictihadların noksanlığı da, icma ve ittifakla kesin sabit olan
cumanın farziyetini müslümanlardan kaldırmaz.
 Bu durumda, diğer mezheblerin taklidi veya zaruret icabı telfikıyla da olsa,
 mümkün olan şartlarıyla cuma namazları kılınır. Ancak şüpheleri kaldırmak için
, ihtiyaten zuhr-i ahirin kılınmasında fayda vardır.
  495m98apwxdih47dt1
Cuma Hutbesi
   Cuma namazının ilk sünnetinden sonra cuma hutbesi okunur ki,
 cumanın farz olan şartlarındandır.
 Cuma kıldırmaya yetkili kişiler tarafından okunur.
 Ondan sonra da ancak cemaatle ve sesli kıraatle, cumanın iki rekat farzı kılınır.
   Hutbenin şartları da şöyledir:
   1- Cuma günü öğle vaktinde olması.
   2- Farz namazından önce okunması.
   3- Hutbe niyetiyle okunması.
   4- Cemaat huzurunda okunması. Hutbe esnasında mükellef erkeklerden en az
 bir kişinin bulunması şarttır.
   5- Hutbe ve namaz arası uzunca başka bir şeyle kesilmemelidir.
495m98apwxdih47dt1
   Şafiîlere göre bunlara ilaveten diğer şartlar da şunlardır:
   a) Hutbenin bütün rükünlerinin Arapça olması.
   b) Ayakta okunması.
   c) Hutbe arası kısa oturma.
   d) Abdestli ve avret yerleri örtülü halde okunması.
   e) Cuma cemaatinden kırk kişinin bütün rükünleriyle hutbeyi işitmesi.
   Hutbenin rüknü, yani farz olan temel unsuru, Hanefî mezhebine göre, en azından Allah’ı
zikir ve hamdden ibarettir. Mesela hutbe kasdiyle elhamdülillah, sübhanallah gibi tesbihatın
 okunması yeterli sayılır. Fakat bu kadar kısaltmak mekruhtur, salâvatlarıyla ve
 diğerleriyle belli miktarda olmalıdır.
495m98apwxdih47dt1
   Şafiîlerde hutbenin rükünleri: Hamd, salât, vasiyyet, ayet ve dua olmak üzere beştir.
 İlk üçü her iki hutbede şarttır. Cuma kıldıran hatipler, bu hususlara dikkat etmelidir. (4)
   Cuma hutbelerinin kısa tutulması (on dakika kadar) iyi olur. Hutbede İslâm adabıyla ilgisiz,
 lüzumsuz sözlerden sakınmalıdır. Duruma göre, hutbenin yalnız Arapça metniyle yetinme
olabilir. Türkçe öğüt kısmı da, İslâmî esasları açıklayıcı üslupta olmalıdır.
Hutbe sırasında cemaatin konuşması caiz değildir.

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

  who's online       

 
 

KALBE İLAÇ NASİHATLAR

 

heidary1

 
 
Hâce Abdülhâlik Gücdevânî’den (K.S.) Saadet Reçetesi
love_298love_298
   “Ey oğul! Bütün hallerinde ilim, edeb ve takva üzere ol.
   Geçmiş büyüklerin eserlerini oku, Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat yolundan git.
   Fıkıh ve hadis öğren. Cehaletten ve cahil kimselerden var gücünle kaç.
 Sakın cahil sofi olma! Namazlarını mutlaka cemaatla kıl. Ancak, zaruret yoksa
imam veya müezzin olma.Şöhretten kaç; şöhrette afet vardır.
Dünyanın makam ve mevkiine gönül bağlama, fani şeylere gözünü dikme,
sevgine yazık olur.
love_298love_298
   Kendini halkın seviyesinde tut. Adının afişlere asılmasını isteme
. Mahkeme işlerine pek bulaşma. Kimseye kefil olma, rezil olursun.
   Halkın vasiyetlerine karışma. Devlet adamlarıyla düşüp kalkma.
 Kendi adına dergâh kurma, devamlı dergahlarda oturma.
 Boş durma, insanlara hizmet et.
   Güzel şarkı ve türkü sözlerini dinlemeye fazla kapılma; ruhun kararır,
 kalbinde günah tohumları yeşerir. Ancak her güzel sesi ve sözü de inkâra kalkma.
   Az ye, az konuş, az uyu.
love_298love_298
   Halkın içine fazla girme, hizmetini bitirince hemen kenara çekil. Yalnızlığa alış,
 tek başına kalmayı sev. Kalp huzurunu her şeye tercih et.
 Kadınlarla, zenginlerle ve gevşek insanlarla fazla içli dışlı olma.
   Helâl ye, helâlden kazan. Bunun için bütün gücünü sarfet. Şüpheli şeylerden de
 elini çekmeye çalış ki, huzurun hiç bozulmasın.
   Yerli yersiz çok gülme. Hele kahkaha ile hiç gülme.
 Çünkü çok gülmek ölümü unutturur,
 kalbi öldürür, insanın heybetini giderir, edebi zayi ettirir.
   Herkese şefkat gözüyle bak. Kimseyi küçük görme.
 İçini unutup dışını süslemekle uğraşma.
 Dışını güzelleştirmekle uğraşanların çoğu, içleri harap insanlardır.
   Halkla çekişme. Kimseden nefsin için bir şey isteme.
 Kimseyi kendine hizmet için çağırma.
love_298love_298
   Kâmil mürşidlere malın ve canınla hizmet et.
 Onların her halini aklınla değerlendirmeye kalkma. Onları asla kınama.
 Allah dostlarıyla uğraşanlar felah bulmaz.
   Dünyaya ve dünya ehline gönül bağlama. Gönlün daima mahzun,
 gözün yaşlı olsun. Ne yaparsan yap, işlerinde halis niyetli ol.
Dua ederken samimi olarak yalvar. Dilinin istediğini kalbin de istesin.
   Elbisen sade olsun, fazla süse düşme. Fakirlikten ve fakir gözükmekten
korkma. Allah yoluna baş koymuş samimi sofilerden ayrılma.
love_298love_298
   Asıl sermayen din ilmi olsun. İlmin yoksa kendini zengin sayma.
 Evini ibadetsiz bırakıp kabre döndürme. Nafile ibadetleri evinde kıl
ve mümkün olduğu kadar çoğalt.
   Zikrullah ile arkadaş ol. Allahu Teâlâ’nın sana yakınlığını hisset ve Allah ile huzur bul.

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

  who's online       

Her nefis ölümü tadıcıdır

 
FURGAN KARDEŞİMDEN ÖLÜM İLE İLGİLİ AYETİ KERİMELER
Animation3282255_gif9Animation3282255_gif9
 
Ya da (bunlar) karanlıklar gök gürültüsü ve şimşek(ler)le yüklü ‘gökten şiddetli bir yağmur fırtınasına tutulmuş gibidirler ki yıldırımların saldığı dehşetle’; ölüm korkusundan parmaklarıyla kulaklarını tıkarlar. Oysa Allah kafirleri çepeçevre kuşatıcıdır. (2/19)
Sonra şükredesiniz diye sizi ölümünüzden sonra dirilttik. (2/56)
De ki: "Eğer Allah katında ahiret yurdu başka insanların değil de
yalnızca sizin ise (ve) doğru sözlüyseniz öyleyse hemen ölümü dileyin." (2/94)
rosebar
Oysa onlar önceden ellerinin takdim ettiklerinden dolayı onu (ölümü) hiçbir
 zaman kesin olarak dilemiyeceklerdir. Allah zalimleri bilendir. (2/95)
Yoksa siz Yakub’un ölüm anında orada şahidler miydiniz? O oğullarına:
"Benden sonra kime ibadet edeceksiniz?" dediğinde onlar: "Senin ilahına
ve ataların İbrahim İsmail ve İshak’ın ilahı olan tek bir ilaha ibadet edeceğiz;
 bizler ona teslim olduk" demişlerdi. (2/133)
Şüphesiz göklerin ve yerin yaratılmasında gece ile gündüzün ard arda gelişinde
 insanlara yararlı şeyler ile denizde yüzen gemilerde Allah’ın yağdırdığı ve kendisiyle
 yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiği suda her canlıyı orada üretip-yaymasında rüzgarları estirmesinde gökle yer arasında boyun eğdirilmiş bulutları evirip çevirmesinde düşünen bir topluluk için gerçekten ayetler vardır. (2/164)
rosebar
Sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman eğer geride bir hayır bırakmışsa
anaya babaya ve yakın akrabaya bilinen (uygun meşru) bir tarzda vasiyette
 bulunması -Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir hak olarak- size yazıldı
 (farz kılındı). (2/180)
Binlerce kişinin ölüm korkusuyla yurtlarından çıktıklarını görmedin mi?
 Allah onlara: "Ölün" dedi sonra da onları diriltti. Şüphesiz Allah insanlara
karşı fazl sahibidir. Ancak insanların çoğunluğu şükretmez. (2/243)
rosebar
Ya da altı üstüne gelmiş ıssız duran bir şehre uğrayan gibisini (görmedin mi?)
 Demişti ki: "Allah burasını ölümünden sonra nasıl diriltecekmiş?"
 Bunun üzerine Allah onu yüz yıl ölü bıraktı sonra onu diriltti. (Ve ona) Dedi ki:
 "Ne kadar kaldın?" O: "Bir gün veya bir günden az kaldım" dedi. (Allah ona:)
 "Hayır yüz yıl kaldın böyleyken yiyeceğine ve içeceğine bak henüz bozulmamış;
eşeğine de bir bak; (bunu yapmamız) seni insanlara ibret-belgesi kılmamız içindir
. Kemiklere de bir bak nasıl bir araya getiriyoruz sonra da onlara et giydiriyoruz?
" dedi. O kendisine (bunlar) apaçık belli olduktan sonra dedi ki: "(Artık şimdi)
 Biliyorum ki gerçekten Allah herşeye güç yetirendir." (2/259)
Andolsun siz onunla karşılaşmadan önce ölümü temenni ediyordunuz.
 İşte onu gördünüz ama bakıp duruyorsunuz. (3/143)
Onlar kendileri oturup kardeşleri için: "Eğer bize itaat etselerdi öldürülmezlerdi"
 diyenlerdir. De ki: "Eğer doğru sözlüler iseniz ölümü kendinizden savın öyleyse." (3/168)
rosebar
Her nefis ölümü tadıcıdır. Kıyamet günü elbette ecirleriniz eksiksizce ödenecektir.
 Kim ateşten uzaklaştırılır ve cennete sokulursa, artık o gerçekten kurtuluşa ermiştir.
 Dünya hayatı, aldatıcı metadan başka bir şey değildir. (3/185)
Kadınlarınızdan fuhuş yapanların aleyhinde olmak üzere içinizden dört şahid tutun.
Eğer şehadet ederlerse, onları ölüm alıp götürünceye veya Allah onlara bir
 yol kılıncaya kadar evlerde alıkoyun. (4/15)
Tevbe; ne kötülükleri yapıp-edip de onlardan birine ölüm çatınca:
 "Ben şimdi gerçekten tevbe ettim" diyenler ne de kafir olarak ölenler için değil.
 Böyleleri için acı bir azab hazırlamışızdır. (4/18)
rosebar
Her nerede olursanız ölüm sizi bulur; yüksekçe yerlerde tahkim edilmiş
şatolarda olsanız bile. Onlara bir iyilik dokunsa: "Bu Allah’tandır" derler;
 onlara bir kötülük dokunsa: "Bu sendendir" derler. De ki: "Tümü Allah’tandır.
" Fakat ne oluyor ki bu topluluğa hiçbir sözü anlamaya çalışmıyorlar? (4/78)
Allah yolunda hicret eden, yeryüzünde barınacak çok yer de bulur
 genişlik (ve bolluk) da. Allah’a ve Resûlü’ne hicret etmek üzere evinden 
 çıkan, sonra kendisine ölüm gelen kişinin ecri şüphesiz Allah’a düşmüştür.
 Allah bağışlayıcıdır, esirgeyicidir. (4/100)
rosebar
Ey iman edenler, sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman, vasiyet hazırlanışında
 aranızda içinizden adaletli iki kişiyi (şahid tutun.) Veya yolculukta olup size ölüm
musibeti gelip çatarsa, sizden olmayan başka iki kişiyi (şahid tutun. İkisini)
Şayet kuşkulanacak olursanız namazdan sonra alıkoyarsınız onlar da (size):
"Akraba dahi olsa onu (yeminimizi) hiçbir değere değiştirmeyeceğiz ve
 Allah’ın şahidliğini gizlemeyeceğiz. Aksi takdirde biz elbette
 günahkarlardan oluruz." diye Allah adına yemin etsinler. (5/106)
O kulları üzerinde kahredici (kahhar) olandır. Size koruyucular gönderiyor.
 Sonunda sizden birinize ölüm gelip çattığı zaman elçilerimiz onun ‘hayatına
 son verirler.’ Onlar (bu işte ne eksik ne fazla) kusur etmezler. (6/61)
rosebar
Allah’a karşı yalan uydurup iftira düzenden veya kendisine hiçbir şey vahyolunmamışken
"Bana da vahy geldi" diyen ve "Allah’ın indirdiğinin bir benzerini de ben indireceğim"
 diyenden daha zalim kimdir? Sen bu zalimleri ölümün ‘şiddetli sarsıntıları’
sırasında meleklerin ellerini uzatarak onlara: "Canlarınızı (bu kıskıvrak yakalanıştan)
 çıkarın, bugün Allah’a karşı haksız olanı söylediğiniz ve O’nun ayetlerinden
büyüklenerek (yüz çevirmeniz) dolayısıyla alçaltıcı bir azabla karşılık göreceksiniz"
 (dediklerinde) bir görsen… (6/93)
rosebar
De ki: "Şüphesiz, benim namazım, ibadetlerim, dirimim ve ölümüm
alemlerin Rabbi olan Allah’ındır." (6/162)
(Herşey) Açıkça ortaya çıktıktan sonra bile sanki kendileri göz göre göre ölüme
sürükleniyorlarmış gibi seninle hak konusunda tartışıp duruyorlardı. (8/6)
O’nun arşı su üzerinde iken amel bakımından hanginizin daha iyi olduğunu
 denemek için gökleri ve yeri altı günde yaratan O’dur. Andolsun onlara:
"Gerçekten siz ölümden sonra yine diriltileceksiniz" dersen inkâr edenler mutlaka: "
Bu açıkça bir büyüden başkası değildir" derler. (11/7)
rosebar
Yutkunmaya çabalayacak ve boğazından geçirmeyi başaramıyacak, ona her
yandan ölüm gelecek oysa ölmeyecek de. Ardından daha katı bir azab olacak. (14/17)
Allah gökten su indirdi ölümünden sonra yeri onunla diriltti; işitebilen bir
topluluk için bunda gerçekten bir ayet vardır. (16/65)
Bu durumda biz, sana hayatında kat kat, ölümün de kat kat (acısını) tattırırdık;
sonra bize karşı bir yardımcı bulamazdın. (17/75)
Biz onları yemek yemez cesetler kılmadık ve onlar ölümsüz değillerdi. (21/8)
rosebar
Senden önce hiçbir beşere ölümsüzlüğü vermedik; şimdi sen ölürsen
onlar ölümsüz mü kalacaklar? (21/34)
Her nefis ölümü tadıcıdır. Biz sizi şerle de hayırla da deneyerek imtihan
ediyoruz ve siz bize döndürüleceksiniz. (21/35)
Sonunda onlardan birine ölüm geldiği zaman der ki: "Rabbim beni geri çevirin." (23/99)
Her nefis ölümü tadıcıdır; sonra bize döndürüleceksiniz. (29/57)
Andolsun onlara: "Gökten su indirip de ölümünden sonra yeryüzünü dirilten kimdir?
" diye soracak olursan şüphesiz: "Allah" diyecekler. De ki:
"Hamd Allah’ındır." Hayır onların çoğu akletmiyorlar. (29/63)
O ölüden diriyi çıkarır ve diriden ölüyü çıkarır, ölümünden sonra da yeri diriltir.
 İşte, siz de böyle çıkarılacaksınız. (30/19)
rosebar
Size bir korku ve umut (unsuru) olarak şimşeği göstermesi ile gökten su indirmek suretiyle ölümünden sonra yeri onunla diriltmesi de O’nun ayetlerindendir. Şüphesiz bunda,
aklını kullanabilecek bir kavim için gerçekten ayetler vardır. (30/24)
Şimdi Allah’ın rahmetinin eserlerine bak; ölümünden sonra yeryüzünü nasıl
diriltmektedir?Şüphesiz O, ölüleri de gerçekten diriltecektir.
 O herşeye güç yetirendir. (30/50)De ki: "Size vekil kılınan ölüm meleği
hayatınıza son verecek, sonra Rabbinize
 döndürülmüş olacaksınız." (32/11)
rosebar
De ki: "Eğer ölümden veya öldürülmekten kaçıyorsanız, kaçış size kesin olarak
 bir yarar sağlamaz; böyle olsa bile pek az (bir zaman) dışında metalanıp-yararlandırılmazsınız." (33/16)(Geldiklerinde de) Size karşı ‘cimri ve bencildirler.’
 Şayet korku gelecek olsa ölümden dolayı üstüne baygınlık çökmüş kimseler
 gibi gözleri dönerek sana bakmakta olduklarını görürsün. Korku gidince
hayra karşı oldukça düşkünlük göstererek sizi keskin dilleriyle (eleştirip inciterek)
 karşılarlar. İşte onlar iman etmemişlerdir; böylece Allah onların yaptıklarını
boşa çıkarmıştır. Bu Allah’a göre pek kolaydır. (33/19)
rosebar
Böylece onun (Süleymanın) ölümüne karar verdiğimiz zaman, ölümünü onlara
 asasını yemekte olan bir ağaç kurdundan başkası haber vermedi.
 Artık o yere yıkılıp-düşünce açıkca ortaya çıktı ki şayet cinler gaybı bilmiş
olsalardı, böylesine aşağılanıcı bir azab içinde kalıp-yaşamazlardı. (34/14)
Allah rüzgarları gönderir, onlar da bulutu kaldırır, böylece biz onu ölü bir beldeye
 sürükleriz, onunla yeri ölümünden sonra diriltiriz. İşte (ölümden sonra) dirilip-
 yayılma da böyledir. (35/9)"Yalnızca birinci ölümümüzden başka (öyle mi)?
Ve biz azaba uğratılacak olanlar değil miymişiz?" (37/59)
rosebar
Allah ölecekleri zaman canlarını alır; ölmeyeni de uykusunda (bir tür ölüme sokar).
 Böylece kendisi hakkında ölüm kararı verilmiş olanı(n ruhunu) tutar, öbürünü ise
adı konulmuş bir ecele kadar salıverir. Şüphesiz bunda düşünebilen bir kavim
 için gerçekten ayetler vardır. (39/42)
Gerçek şu ki, sen de öleceksin, onlar da öleceklerdir. (39/30)

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

  who's online    

ATEŞTE AÇAN GÜL

 

                                                            (@)ATEŞTE AÇAN GÜL  (@)

0nyy9y1pCXTjrHDotXOVpw6Sp_i-KXWffPvFvTmCeZdlnc9cwPwAgDOfmWF081yvP1eHGC48TILsipO8_xM0nyy9
açmaaçmaaçmaaçma
 
 
Servet Yüksel
 
Gönül eşiğinde boyun eğende,
Bakışların gözlerime değende,
Yalın kılıç bir aşk şahlanır bende,
açmaaçmaaçmaaçma
Gül ateşte nasıl açar Efendim?
Kul dediğin her dem naçar Efendim.
açmaaçmaaçmaaçma
Beni ne ben, ne aynalar tanıyor,
Neresinden tutsam aklım kanıyor,
Toprak şerha şerha, gökler yanıyor,
açmaaçmaaçmaaçma
Rüyalarım bile soldu Efendim.
İnsanlığım talan oldu Efendim.
açmaaçmaaçmaaçma
Bilirim gün batmaz şefkat ülkende,
Bir sırlı uykuya dalsam gölgende,
Gariplerin hüznü mü var heybende,
açmaaçmaaçmaaçma
Her ne yana baksam gurbet Efendim.
Yollar tekin değil; medet Efendim.
açmaaçmaaçmaaçma
Her gece çağırır kırk melâl beni,
Susuz kuyulardan çıkar al beni,
Huzur kokan bir sefere sal beni,
açmaaçmaaçmaaçma
Koynumda verdiğin ferman Efendim.
Yakamı bıraksın zaman Efendim.
açmaaçmaaçmaaçma
Ey bir özge muhabbetin alimi,
Kimselere anlatamam halimi,
Sen bilirsin içimdeki zalimi,
açmaaçmaaçmaaçma
Can öğütür değirmeni Efendim.
Tut elimden kaldır beni Efendim.

http://gavsisanim.spaces.livecom/ 

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online      

 

 

Etiket Bulutu