Dayan be gönlüm!. Bîçâre değilsin Yaradan sana yâr. Kimsesiz değilsin, yanında "Kimsesizler kimsesi" var! Biliyorum! Sığmazsın hiç bir yere bu sevdayla, dünya sana dar! Ama dayan gönlüm! Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var!.

EDEP İLLA EDEP

 
23k21pe23k21pe
 
 
       S.Enis EROL
 Bugünkü sohbetimiz edep mefhu munun zarafeti ve tasavvuftaki önemine
değineceğiz.EDEB başlı başına bir güzellik ve sahibini ayrıcalıklı kılan
kemal bir haslettir. Öyle ki diken gibi pek bir çekiciliği olmayan bir
nesnenin gülle taçlanması durumunda, hoş görünmesine ve kabul olmasına
vesile olur.İşte edepte aynen gül gibidir,sevildiği için sevdirir ve zarif
olduğu içinde zarafet katarBu yüzdendir ki tasavvufta edebe çok önem
verilmekte ve temel taşı olarak kabul edilmektedir, sevgili sultanımız
seyyidMuhammed Raşit hz.leri rahmetullahi aleyhi şöyle buyurmuşlardır
Nakşibendi tarikatı edep üzerine inşa edilmiştir”temel edep vurgusundan
sonra buradan çıkarmamız gereken ders çok önemli ve çok değerlidir.,
her adımımızın ve her hareketimizin temeli edep olması gerektiği noktası
vurgulanmıştır. nasıl ki;temelsiz bir bina inşa edilemeyeceğini veyahut
temelsiz yapıların ne kadar cılız ve zayıf olacağı idrak edebiliyorsak,
yaptığımız her amelin de çürük yapılar gibi olmaması için sağlam bir
zemin üzerine oturtmak gerekmektedir. öyleyse bizde Yolumuzun 
rehberlerinin işaret ettiği gibi her işimizi edep nakışıyla süslemeli ve
ona göre hareket etmeliyiz ki murad olunanın hasıl olması için ;
muratdan kasıt tam istifadedir Bu büyük kapıdan tam istifade için
edeple girilmesi gerekir. büyüklerimizin buyurduğu gibi
“edeple gelen lütufla döner”
divblommkc3c2poba8 
Hz. Mevlana çok daha derin ifade etmiştir edebi “kalbim”‘iman nedir’
 diye aklıma sordu. Aklımda kalbimin kulağına ‘iman, edepten ibarettir.’
diye fısıldadı.onun için edepsiz kimseler,yalnız kendisine kötülük etmiş
olmaz.o belki edepsizliği yüzünden bütün dünyayı ateşe vermiş olur.
Büyüklerden bir zat edebin önemini çok daha farklı bir boyutunu dile
getirmiş çok güzel bir güzel vecizeyle şöyle buyurmuştur“edep bir taç
imiş nur’i hüda dan giy o tacı emin ol her beladan”,demek ki insan
günlük hayattaki yaşantısını edep kalkanıyla çevrelediği zaman daha
güvenli ve daha rahat edeceğini ifade edilmektedir.Edep sırf insanın
Büyüklerden bir zat edebin önemini çok daha farklı bir boyutunu dile
getirmiş çok güzel bir güzel vecizeyle şöyle buyurmuştur edep bir taç
imiş nur’i hüda dan giy o tacı emin ol her beladan”,demek ki insan
günlük hayattaki yaşantısını edep kalkanıyla çevrelediği zaman daha
güvenli ve daha rahat edeceğini ifade edilmektedir.Edep sırf insanın
uhrevi hayatını değil aynı zamanda dünyevi hayatınada faydası ve
bereketi vardır.Bu nedenle insan mutlu ve rahat bir hayat istiyorsa ,
edebi; dünyevi hayatının mutluluğu ve rahatı için hayatına tatbik etmeli
ve ona göre hareket etmelidir. Yunus Emre’nin şu sözleri konumuzun
toparlanması açısından çok güzel bir dörtlük ”İlim meclisine vardım,
kıldım talep/ İlim ta gerilerde kaldı, İlla edeb, illa edeb görüldüğü gibi
illa edeb illa edeb” iki cihanda bahtiyar olmanın sırrı edebi hayatımızın
her anına her tarafına yaymakla ancak mümkün olur Rabbim bizi edep
ve takva sahiplerinden eylesin..
kaynak seymes.com.
divblommkc3c2poba8
 Nakşibendi büyükleri, Hz. Resûlullah (s.a.v) Efendimizin öğrettiği hem zâhir
hem de bâtıni edeplere sımsıkı sarılmışlardır. Seyri sülük esnasındaki sohbet,
vird, hatme ve diğer zikirler zâhirî edepler içine girer. Kalbin gaflet ve
kötülüklerden temizlenmesi, nefsin terbiye edilmesi ve ruhun ilahi huzura
yükselecek hâle getirilmesi de bâtınî edepler içine girer. Edeb, her şeyi
gereğince ve yerince yapmaktır. Bunun yolu da, bütün fikir ve fiillerde
edeb abidesi, peygamberlerin imamı Hz. Resûlullah (s.a.v) Efendimize
uymaktır. Bütün Allah dostları, Hak yolunda ne elde etmiş iseler, Efendimizin
edebine uyarak elde etmişlerdir.Büyük veli Seriy es-Sakati: (k.s): "Edeb,
aklın tercümanıdır."8 demiştir. Demek ki herkes edebi kadar akıllı, aklı kadar
şerefli, şerefi kadar kıymetlidir. Edebine göre yapılmayan şeyler ne kadar çok
 olursa olsun fayda sağlamaz. İnsan bir işin usulüne göre gitmez ise o işte
ömrünü verse hayırlı bir sonuç alamaz.Allah’ın yeryüzündeki şahidi ve hâlifesi
olan ariflere hürmet kalpteki takvadan ileri gelir.
divblommkc3c2poba8
Onlara karşı edebi
koruyamayan kimsenin tasavvuf yolunda hiç bir nasibi olmaz.9 Arifler:
"Önce usul, sonra vusul" demişlerdir. Yani, maksadına ulaşmak isteyen
kimse, önce o işin usulüne göre yola çıkarsa, hedefine varır, yoksa yolda kalır. 
Büyük alim Abdullah b. Mubarek (r.a) ne güzel söylemiş: 
"Bizler daha çok ilme değil, daha fazla edebe muhtacız."10 Hak yoluna
giren talip için ana sermaye edeptir. Edebi olmayanın Allah yolunda elde
edeceği hiç bir şeyi yoktur.Edeb, kalbte, sözde ve fiilde olur Kalbin edebi,
niyette ihlas ve samimiyettir. Bunların sonucu, Allah için sevmek, Allah
için vermek, Allah için yermek ve Allah için menetmektir. Bu hâl, imanın en
yüksek zirvesidir ve kâmil insan olmanın alametidir. O, Allahu Tealanın
sevdiği kullarına bir hediyesidir.Büyükler, bu ahlakın ihsan mertebesi
olduğunu ve onun vücuda ancak zati zikir sayesinde yerleşeceğini belir
tiyorlar. Zati zikir; her yerde, her işte, her hâlde kalb, ruh, sır ve diğer
latifelerle Allahu Teala’yı zikretmekten ibarettir. Gavs-ı Bilvanisî Seyyid
Abdulhakim el-Hüseyni (k.s) zikir ve edep hakkındaki bir sohbetinde şöyle
buyurmuştur:"Bakınız, bu milletin başına ne geldiyse gafletten geldi. Şah-ı
Hazne (k.s): "gaflet kadar hiçbir kötü hâl yoktur" derdi. Kimin başına ne
geldiyse nefsinin hilelerinden gafil kaldığı için gelmiştir. Bir kişi kendi
kuvveti ile gafleti terk edemiyorsa edebe sarılsın. Şöyle ki, Rabbim her an
her yerde beni görüyor diye düşünsün ve o konuda nefsini zorlasın. Açık ve
gizli edeplere uymakla insanın kalbi uyanır.
divblommkc3c2poba8
Böylece gaflet yok olur."11 Sözün edebi, makama uygun söylenmesidir.
Her makam, ayrı bir tarz ve tavır ister. Her söz yerinde, zamanında,
gereği kadar söylenirse değerli ve geçerlidir. Söz, hacet kadar sarf
edilmelidir. Sözde yalan ve yapmacık olmamalıdır. Söz sahibinin sözü
ile özü, içi ile dışı aynı olmalıdır. Mürşide ve müminlere karşı samimiyet
ancak böyle mümkün olur. Fiilin/işin edebi, makama uygun davranmaktır.
Her şahsın, her makamın, her ibadet ve taatın kendine has edebi vardır.
Bütün edepler, sünnet-i seniyyede öğretilmiştir. Edep, Hakka ve halka
karşı nasıl davranacağını bilmektir. Kısaca güzel ahlaktır. Bu edepleri,
tek tek öğrenmeli ve güç nisbetinde yapmalıdır.İlim edeple güzel olur.
Hak yolcusu ancak edeple yol alır. Zikir, edeple fayda verir. İbadet edeple
yapılırsa Allah’a yükselir. Tövbe, edeple kabul edilir. Bunun için Allah
dostları talebelerinden her işte edep ister, edep bekler. Tasavvuf yolunda,
bütün menzil ve makamlarda insanın önüne tek levha çıkar: 

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online      

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Etiket Bulutu

%d blogcu bunu beğendi: