Dayan be gönlüm!. Bîçâre değilsin Yaradan sana yâr. Kimsesiz değilsin, yanında "Kimsesizler kimsesi" var! Biliyorum! Sığmazsın hiç bir yere bu sevdayla, dünya sana dar! Ama dayan gönlüm! Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var!.

Roses_+(26)y1pqXvodTkI_OpjdPrmOkJlg6EuVnubpT2XD-dwiRZyvvNOE_4KdnnP0Ee9NxrvM_oBLL6lJcMxNlwRoses_+(26)

   Mübarek Erol
Tevhid esasına dayalı mübarek dinimiz İslâm, yaradılana merhamet ve Yaratıcı’ya

itaat olarak özetlenebilecek yapısıyla, hem hak ve adalet ölçüleri içerisinde huzurlu
bir hayat kurmayı, hem de kişinin Rabbinin rızasını kazanarak ebedi saadeti elde
etmesini sağlamayı amaçlamıştır. Bu mücellâ dinimizin eşsiz örnek ve önderi,
 Hz. Peygamber s.a.v.’in en bariz özelliği rahmet peygamberi oluşudur.
 Taif yolculuğunda kendisine yapılan onca işkence ve hakaretlere rağmen,
rahmet, sevgi ve barışta zirve olduğunu göstermiş, ellerini kaldırarak şöyle
yalvarmıştır: “Allahım, Taif halkını helâk etme.”  O rahmet peygamberi,
etrafındaki insanlara hiçbir zaman sevgisizlik göstermemiş, çocukları sevmiş,
 yaşlılara, hatta hayvanlara dahi merhamet etmiştir. Susuzluktan ölmek üzere
olan hayvana su verenin cenneti kazandığını, bir kediye haksızlık edenin de
 neredeyse cehenneme gidebileceğini haber vermiştir. “Yaratılanı Yaradan’ın
hatırına seven” o yüce insan, kız çocuklarını diri diri gömecek kadar gaddar bir
 güruhtan, herşeyini din kardeşine feda edebilen bir sevgi toplumu meydana getirmiştir.
Romantic
 O, savaşta bile haddi aşmamayı, kimseye zulmetmemeyi, çocuklara, yaşlılara,
 kadınlara asla dokunmamayı, düşmana ait dahi olsa hayvanları telef etmemeyi,
ağaçları kesmemeyi emreden Rahmet Peygamberi’dir. O’nun harpleri bir imha
etmeyi değil, ihya etme gayesini taşırdı. O, savaşı bile rahmete dönüştüren bir
 Allah elçisiydi. Dinimizin başta söylediğimiz iki ana gayesini gerçekleştirmenin
birbirinden kopmaz iki yolu vardır. Biri Rabbülalemin’e iman ve sadece O’na
İbadet etmek, diğeri de O’nun bütün yarattıklarına iyi davranmaktır. İslâm,
 Allah’a itaat ve ibadetin yanında bütün yaratıklara, özellikle en şerefli mahluk
 olan insana şefkat ve merhamet göstermeyi bir esas olarak kabul etmiştir.
Bunun içindir ki bu dini tebliğ etmek üzere gönderilen son Peygamber s.a.v.’i
ilk tanıyan ve etrafında ilk toplananların çoğunluğu, hakları ellerinden alınmış,
 toplum içinde hor ve hakir görülmüş insanlardır. Bunlar İslâm’ın insanlar arasında
 ayrım yapmadığını görünce hemen kabul edip müslüman olmuşlardır.
Romantic
 İnsanlar cemaat, toplum halinde yaşamak zorundadırlar. Çünkü ihtiyaçlarını
 aralarındaki iş ve meslek bölümleriyle karşılarlar. Durum böyle olunca birbirlerine
 karşı birtakım hak ve vazifeleri olacaktır. Birisinin diğerini haklarından mahrum
bırakmasına Rabbimiz asla razı olmaz. Bunun gibi vazifelerini de tam olarak
yapmaları istenir. Gerçek sosyal huzur, toplumdaki fertlerin hak ve görevlerini
bilip yerine getirmeleriyle sağlanır. Hak ve vazifeler gözetilmezse zulmün, toplumu
etkisi altına alması kaçınılmaz olur. Toplumu oluşturan insanlar, adaletin
sağlanmasında, kötülüklerin engellenmesinde de birbirlerine yardımcı olmalıdırlar.
 Bu yardımlaşma hem bu konudaki dini vazifeyi yerine getirmek ve hem de haksızlığın,
kötülüğün, zulmün bulunmadığı huzurlu bir toplumun rahatına ermek için gereklidir.
Rabbimiz insanların birbirine zulüm ve haksızlık etmemelerini, karşılıklı hak ve
vazifelerine dikkat etmelerini emir buyurur.
Romantic
Bu konudaki itaatsizlik kul hakkına da sebeb olacağından, taşıdığı önem daha da
fazladır. Bir toplumda haksızlık, zulüm yaşarsa oradaki insanların hepsi bundan
az veya çok etkilenir. Zulmün iki kök anlamı bulunur. Birincisi,
 nurun yokluğudur ki,“zulmet” kelimesiyle ifade edilen karanlıklar manasına
gelen “zulûmat” kelimesiyle cehalet, şirk ve fasıklık ifade edilir. Diğeri ise bir
şeyi kendine ait olmayan yere koymak, fazlalık veya eksiklik yapmak, konulan
sınırı aşmak anlamını da taşır ki, bu manada günaha da zulüm denilmiştir.
 İnanç alanındaki sapmalar, insanla Rabbi arasındaki zulüm olduğu gibi, amelî
sahadaki sapmalar da Allah’ın hukukuna bir tecavüz olduğundan, büyük ve küçük
 günahlar için de zulüm kavramı kullanılır. İnsanları Rabbine kulluktan, O’nun
 emirlerini yerine getirmekten engellemek ve Rabbülalemin’e yöneldiklerinde
 onlara karşı çıkmak, korkunç bir fitne ve insanların hissiyatını yaralayan,
 kişiliklerini hedef alan bir zulümdür. 
Romantic
 Zulmün çeşitlerinden biri de insanın kendi nefsine yaptığı zulümdür.
İnsan, yaradılışına aykırı davrandığında, insanî sorumluluklarını,
 Allah’a karşı yükümlülüklerini yerine getirmediğinde, böylece dünya
ve ahiretini mahvederek kendisine eziyet etmekte ve zalim olmaktadır.
Adalet ve zulüm kavramlarının ahlâkî değerler arasında ayrıcalıklı bir
yeri vardır ki, bu da her zaman adaletin iyiliğe, zulmün de kötülüğe karşılık
 gelmesindendir. Diğer ahlâkî kavramlar böyle değildir. Onlar her ne kadar
 yalın olarak iyiye veya kötüye işaret etseler de iyilik ve kötülük vasfını
 her zaman ve farklı konumlarda koruyamaz. Mesela yalan söylemek yalın
 olarak kötüdür; ancak bir haksızlığı gidermek, bir zulmü önlemek şartıyla
kötülük vasfı kalkar. Bunun gibi yarar ve zarar kavramları da her zaman
 tek başına davranışa ahlâkî bir vasıf kazandırmaz. Zulüm yoluyla bir
 kimseye veya bir topluma yarar sağlanamaz. Burada yarar ve zarar birdir.
Suçtur, günahtır, kötüdür. Bir ülkenin kendi menfaati için de olsa yapılanlar
haksızlık ve zulüm olduğunda insanlık dışıdır. Yüksek idealler ve yüce
 gayelere ulaşmak için basamak da oluştursa, zulüm her zaman ve
her yerde “kötü” bir fiildir.
Romantic
 Zulme karşı durulmadıkça sevgi ve merhamet elde edilemez. Sevgi
üzerinde durulduğu kadar zulme karşı koymak, zalimlere karşı
 yardımlaşmak da titizlikle vurgulanmadıkça, yüreklerdeki sevgi ve
 merhameti muhafaza etmek mümkün değildir. Mukaddes kitabımız
Kur’an-ı Kerim’de, müjdeyle birlikte uyarının bulunmasının sebebi,
 sevginin kurtarıcılığına inancın sonucu ahiretinden emin olunca,
 insanın zulme sapabilme ihitmaline karşı bir önlemdir.
 Zulme sapmış birinin yüreği ise artık merhamet, iyilik ve güzellik
hislerini duymaz hale gelmiştir.İnsanoğlu fıtratı itibarıyla sadece seven
değil aynı zamanda içinde bencillik, öfke, hırs, şiddet gibi içgüdüler
 taşıyan bir varlıktır. Yalnızca sevmek yüceltildiğinde, sevgisine
bencillik ve riya bulaşacaktır. Bencillik ise zulmün harekete geçme
noktasıdır. Ancak bencillik ve bunun sonucu olan zulümden
uzaklaşıldığında iyilik hisleri, merhamet ve ahlâkî faziletler sinelerde
doğmaya başlayabilir.
 Romantic
 İnançlı ve erdemli toplumlarda zulmün her çeşidi kınanmış zulme
ve zalime fırsat verilmemiştir. Peygamber buyruğunu hayatları boyunca
rehber edinen nice yürekli alim, salih, Allah dostu, fazilet erbabı kişiler
 gaddar ve zalimlerin karşısında yılmadan, korkmadan hak ve hakikati
 savunmuşlar, toplumu zalimlerin tasallutundan korumak için destanlaşan
fedakârlıklar yapmışlardır. Milletlerin refahı, huzur ve mutluluğu ancak
adaletle mümkündür. Ancak adaletin hüküm sürdüğü ortamlarda insanların
 din ve namusu, can ve mal güvenliğinden söz edilebilir. Ancak zulümden
arınmış ortamlarda insan, ilmî, aklî, siyasi, iktisadi, ruhi, bedeni bütün
kabiliyetlerini geliştirme imkanı bulur; üstün bir medeniyetin tesisi için
 bütün sahalarda hizmet yarışı içine girebilir.
 Romantic
 Peygamberlerin ve onlarla beraber gönderilen kitapların, ilâhi ahkâmın
gönderiliş gayesi de zulmü yok edip adaleti ikame etmek ve insanları
sadece Rabbülalemin’e kulluk yapmak şuuruna ulaştırmaktır.
 İnsanlık tarihinde tesis edilmiş üstün ve gerçek medeniyetlerin
temelinde sahih bir imanın, gerçek bir adaletin, muazzam bir tedrisatın
 ve bunun neticesi olarak şahsiyetli, yetişmiş kişilerin varlığını görmekteyiz
. Asırlardır insanlık semasını aydınlatan İslâm medeniyeti bu gerçeğin en
belirgin misalini teşkil eder. Çünkü bu medeniyetin beslendiği kaynak
Kur’an ve Sünnet’tir. Bu iki kaynak insanlığa Yaratıcısından ve O’nun
Yüce Elçisi’nden diriltici mesajlar sunar. Bütün insanlığın kurtuluşu ve
 insanca yaşaması için en doğru, en sağlam ve her zaman uygulanabilir
 hükümler bırakmış, adaleti emredip, zulmü yasaklamıştır. Zulüm men
olunduğu gibi zulme yardımcı olmak da yasaklanmıştır.
Romantic
 Birer müslüman olarak mümin kardeşlerimize karşı olan sorumluluklarımız
çok fazladır. Bunların başında maddi ve manevi yardım yapmak,
tüm dertleriyle ilgilenmek gerekir. “MüsIümanların derdini dert edinmeyen
onlardan değildir” hadis-i şerifi bu prensibi net olarak açıklamıştır. Mümin,
 bir bela, musibet veya zulme uğradığı zaman yardımına koşulmalıdır.
 Çünkü kardeşlik bunu gerektirir. Müslümanın zulmetmekten uzak durması
ne kadar önemle vurgulanmışsa, zulme uğrayana da o derece yardım etmesi
önemle belirtilmiştir. Zira zalimin zulmüne rıza göstermek, kötü fiiline mani
olmamak o ameli ortak yapmak demektir.
 Mücella dinimiz İslâm’da yalnızca müminlere zulmetmek değil, doğrudan
zulmün kendisi yasaklanmıştır. Çoğu dinlerin ve ideolojilerin aksine İslâm’a
 inanmak, İslâm’a inanmayanlara baskı, zulüm ve işkencede bulunma hakkını
 vermez. Rabbimiz, bizleri zulmün her çeşidini yapmaktan ve yapılmaktan
 muhafaza buyursun.
Rabbimiz’in tevfik ve inayeti ile…

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online      
 

Comments on: "MÜMİN NE ZULMEDER, NE ZULME GÖZ YUMAR" (1)

  1. Bu gün, Kendime yüreğimin iklimini yaşamayı teklif ettim.. Bana, “Yâr” de ve sus!dedi… *****Boyun büküyorum. Bir sabâ yeli esse de yüreğimin güneyinden, Ruhuma dostluk teklif etse.. O zaman bitecek bu ikilik! Ayaklarım, yüreğime tabi olmanın izzetiyle en güzel mekanların konuğu olacak.. Bir gün bitecek bu ikilik! Tek olan, huzuruna alacak; huzuru verecek yüreğime; Lisanımda hafîden bir ses: A L L A H Dilim damağımla vuslatında daim olursa su tadında yaşayacağım hayatı, dilim damağıma susuzluktan yapışmış gibi bile olsa… *****Dizini dizlerine dayayıp, ellerini tutup ahitler vermeyi dilediğim efendim, Beni bırakma! Gerçekten ben senin ellerimden tutmana her zamandan daha ziyade muhtacım… Bir sevr sıcaklığı… Bir “la-tahzen!” lisanı, Bir sabır tavsiyesi… ****Ey Yâr! Ben, senin katından gelecek olan her hayrın fakiriyim.. Yakınlığını hissettir bana, Yak-ışığını hissettir.
     Menzil.NetGününüzün ve ömrünüzün hayr olması duasıyla kardeşim Allaha emanetsiniz..Dua ile inş..

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Etiket Bulutu

%d blogcu bunu beğendi: