Dayan be gönlüm!. Bîçâre değilsin Yaradan sana yâr. Kimsesiz değilsin, yanında "Kimsesizler kimsesi" var! Biliyorum! Sığmazsın hiç bir yere bu sevdayla, dünya sana dar! Ama dayan gönlüm! Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var!.

Archive for Nisan, 2008

Aşktır

 

 

    (@)AŞKTIR(@)

kaaba-door
 

AŞKTIR…
Yağmur tanesidir…
Kabe’nin siyah örtüsüne yüz sürenin gözünden dökülendir…
Mecnun Leyla’ya “sen de kimsin” dediğinde çöl marallarının

 gırtlağına tıkanandır…
kım
Aşktır…
Bahta yemin ettirendir…
Zaman kafa tutturandır…
Hesap günü kargaşasında anaya yavrusunu unutturan neyse,
 istediğinde insana herkesi ve her şeyi öyle unutturandır…
kım

Aşktır…
Mahpusta ilk akşamın cigarasıdır.
Hemşirenin kucağında iki kilo sekizyüz gramlık kütlesiyle,

yarım yamalak gözünü size doğru dönüp bir şey söylemeye
çalışandır…
kım
İlk orucun iftarının ilk zeytinidir.
Simsiyah saçlardır.
Zifir akşamlardır.
Boğaz köprüsünün üzerinde atlamasınlar diye polislere
nöbet tutturandır…
kım
Aşktır…
Bir fotoğrafın yıllar sonra kanamaya başlamasıdır.
Ayasofya’da İsa’nın gözünden süzülen yaş tanelerini
görebilme marifetidir.Eylül akşamlarında gelip gözlerinde duran
yakalandığında çaresiz kılandır…
kım
Aşktır…
Yola koyulduğunda ayrılığı, unutulduğunda ağlamayı,
 her hatırlandığında yıkılmayı sevdirendir.
Menekşeye konuşmayı öğretendir.
Şubat ayına terk edilmeyi…
kım
Aşktır…
Yeni çıkan şarkılardır.
Suya yazılmış yazı, kalbe çizilmiş bir ad, sadece paslı bıçak,
baldıran zehri, gün Siirt’in fıstık bahçelerinin üzerinde batarken
 güneşin mehtaba dönüştüğü an, her kaybedildiğinde kazanılandır…
kım
Aşktır…
Bir insanın üç günlük dünya hayatında karşısına çıkabilecek
 en büyük numaradır.
Sihirdir, büyüdür.
Neden saçları beyazlamışsa ondandır
Mektupları yaktın, resimleri yırttın deyip de, yine de ömrü
 boyunca unutulmayacak olandır…
kım
Aşktır…
Talandır… yangın yeridir… dağları yürütendir…
Bir gece ayı sol, güneşi sağ eline verseler de vazgeçilmez olandır.
Kadıköy-karaköy vapurunda serin bir ekim akşamüstünde,
 tahta sıralarda güzelim poyraz saçları yalarken karşı karşıya
oturulandır…Rastlanılandır…
Yakalanılandır…
Hesap edilemeyendir…
kım
Aşktır…
Damda deve ararken, balıklara iğnesini getirten,
çok yücelten, yerin dibine batırandır…
Zevaldir, kuşluktur…
Ebu bekr’in yol arkadaşlığıdır.
Fatıma’nın paklığıdır.
Zeyneb’in cesaretidir.
Vahşi’nin pişmanlığıdır…
kım
Aşktır…
Darağaçlarında, batakhanelerde, cezaevi koridorlarında,
 meyhane masalarında, yalnız odalarda kol gezendir…
Feleği şaşırtandır…
Masumiyete, cinayet işleyebilme yeteneğini sınatabilecek
 kadar ileri gidendir…
kım
Aşktır…
Cehennemin kapısında, cennetin tam ortasında durabilendir.
Gücü yetendir.
Şimdi herkesi biraz ona benzeten, şimdi her gördüğünü o
zanneden mahur efkardır…
Yasak tanımayandır.
Hayatın acil servislerinde kanayan, aranılan kanı
bulunamıyanların felaketidir…
kım
Aşktır…
En çok İstanbul, en akşam Ankara, en ikindi İzmir,
en karlı Erzincan, en deli Rize, en gece Eskişehir,
 en gizli Mardin’dir.
Bir abadır…
Bir hırkadır…
Bir solukta kırkbin kere adını söyletebilendir…
kım
Aşktır…
Herkes için bir keredir.
O yüzden başta olandır…
O yüzden başlatandır…
O yüzden aşk “A”dır…

kım
İBRAHİM SADRİ
“AŞK 29 HARFTİR” isimli kitabının “A” harfi bölümü
AHMET KARDEŞİMİN HEDIYESIDIR

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online      
 

 

 

KALPLERİN ŞİFASI VİRD

 

y1pX9625i1kVAmsoe_xEs2799ikOtM-L6ES4vLiSCteNVKOe_mSHGrhhKrIOXFCJ1S_jSl03QgprJc      allahra0  allahra0    y1pX9625i1kVAmsoe_xEs2799ikOtM-L6ES4vLiSCteNVKOe_mSHGrhhKrIOXFCJ1S_jSl03QgprJc

Yazan: S.Fetullah ERDAL

Tarikatı nakşibendiden maksat kalbi gafletten uyandırıp rabbi rahmimize bağlayıp ilahi huzuru elde edebilmektir. İnsan sadece Allah(c.c.) ı sevip onun dışında hiçbir şeye kalbini bağlamamalıdır. Allah_u teala yalnız kendi zatının sevilmesini başka bir şeye sevgi gösterilmemesini arzu eder. Ancak, Allah n sevgisi dostluğu kazanıldıktan sonra insan rahata kavuşur, dünyada kabirde haşirde neşirde. Kazançların en karlısı Allah dostluğudur. Allaha yönelen kimse onun dostu olduğu için eziyet görmez.Tüm bunlara ulaşabilmenin en kolay ve en önemli yolu kulun sürekli zikir halinde olabilmesidir. Rabbimiz(c.c.) siz beni zikredin, bende sizi zikredeyim (bakara 2/152) bu müjde zikrin faziletini anlatmaya yeterlidir. Bir Kutsi hadiste rabbimiz: kulum beni zikrettiğinde bende onunla beraberim. Kulum beni gizlice anarsa bende onu özel olarak zatımla zikrederim. Kulum beni toplulukta zikrederse bende onu daha hayırlı bir meclis içinde(meleklerimin yanında) zikrederim buyurmuştur.

a.k. a.k. a.k. a.k. a.k. a.k.

 Büyükler virdi olmayanın varidanı olmaz demişlerdir. Sadat-ı Nakşibendî bu husus üzerinde titizlikle durmuşlardır: Gavsımız bir sohbetlerinde: zikir kalbin gıdasıdır. Gıdasını almayan kalp zayıflar sonra ölür. Kalp ancak zikir ile beslenir, kuvvetlenir tatlanır manen hayat bulur. Haramlar ve işlenen günahlar ise şeytanın gıdasıdır işlenen günahlar insanın kalbini zayıflatır nefsini ve şeytanı güçlendirir. Bu nedenle kalp, nefis ve şeytan ile sürekli mücadele halindedir. Rabbil âlemin: dikkat edin uyanık olun, kalpler ancak Allahın zikriyle huzur bulur(Rad 13/28) buyurmuştur. Zikreden bir kalple zikretmeyen kalp arasında ki fark ölü ile diri arasındaki fark gibidir. Zikreden kalp hakkı hakikati duyar emirler riayet eder bir ilahi emir karşısında tereddüt dahi etmez rabbiyle beraber olmanın huzurunu her dem yaşar ve o hal ona rabbinin rızasını kazanmada bir vesile olur. İlahi emirleri sırf kulağıyla değil aynı zamanda kalbiyle de duyar. Ezan okunur kalbi duyar, rabbinin ayetleri okunur kalbi ürperiri imanı artar. Ve o her dem Allah la olan münasebetini artırmanın yanında ona kavuşma aşkıyla da yanmaya başlar. Yaratılan her nesnede onu görür onsuzluğa tahammülü kalmaz. İşte tüm bu haller ancak Allahın zikriyle olur. Dünyevi arzu ve isteklerimiz bizi rabbimizden uzaklaştırmamalı, her zaman rabbimizle beraberlik her işimizi onun rızasına uygun yapmamıza vesile olur b u sayede dünyamızda ahrete döner. Bir gün bayezit i bestami hazretleri hacdadır. Kabenin yanında bir insan görür ki Kâbe’nin örtüsüne sarılmış ağlamaktadır hem de öyle ağlıyor ki mübarek gıpta eder ve ne güzel ağlıyor rabbim banada böyle ağlamayı nasip et der biraz sonra keşf ile kalbine baktığında onun dünyalık bir iş için ağladığını görür ve şaşırır.

a.k. a.k. a.k. a.k. a.k. a.k.

Sonra Mekke sokaklarında gezerken ticaret yapan bir genç görür. Genç öylesine dünyalığa dalmış ki her tarafını kadınlar çevirmiş onlara bir şeyler satıyor. efendi hazretleri ona bakar ve üzülür: şu gence bak der ne kadarda dünyaya dalmış der . Bu gencin kalbine nazar ettiğinde görürü ki genç bir an dahi Allahtan gafil değil o buna çok şaşırır. İşte dünyayı ahirete çevirmiş bir genç o genç ne kadar bahtiyardır ki Rabbi Rahimi bu ahir zamanda bir rehber nasip etmiş ve yine ona nasip etmiş kendisi anmayı bu ne güzel bir devlettir bu ne güzel bir lütuf. Yalnız bu noktada bize çok iş düşüyor verilen nimetlerin değerini bilmeli her an nefis muhasebesi yapmalı ve görevlerimizi ihmal etmemeliyiz hele de bu Allah’ı anmak gibi büyük bir güzellik iken. Mürşidimiz bu konuya özellikle titizlik gösteriyor ve her demde bizi uyarıyor. Eğer onun elinde terbiye olmak istiyorsak eğer onu sevdiğimizi söylüyorsak emirlerine riayet etmeliyiz ki bu şekilde sevgimizin yalan olmadığı anlaşılsın bir insan düşün ki Allah’ı sevdiğini söylese onun emirlerini yapmasa resullahı sevdiğini söylese sünnetini yapmasa onun sevgisi ne kadar gerçekçi olur ki çünkü seven sevdiğinin her dediğini yapar. Bunun gibi biz mürşidimize sevgimizi de onun bize verdiği reçeteleri hakkıyla yerine getirmekle göstermeliyiz.

a.k. a.k. a.k. a.k. a.k. a.k.

S.Abdulhakim hz. buyurdular: sabah akşam virdlerinize devam ediniz. Bu derslere devam ettikçe kaplerde Allahın izni şahı haznenin himmetiyle ilahi bir pencere açılır. İnsanların en hayırlısı kullar hakkında kötülük düşünmeden sabahlayan ve akşama kavuşandır. İnsanın en iyi dostu Allaha kullukta kendisine yardımcı olandır.İnsanın kalbi sağlam olursa bütün vücududa iyi olur. Kalp bozulursa bütün vücud bozuk olur. Kalp Allahu tealanın zikrinin yapıldığı yerdir. Kalp ölürse bütün vücut yok olur. Nakşibendilikte asıl önemli olan kalbi ıslah etmektir. Zikirden maksat kalbi bütünüyle çalıştırmaktır. Çalışmaya başlayan kalp, saat gibi çalışır. O zaman kalbin sahibi hangi işle meşgul olursa olsun kalbi zikretmeye devam eder böylece insanın her anı zikirle ve ibadetle geçer. Hasan-ı Basri hz. birisi gelip efendim gönlüm kasvetle dolu ne yapayım deyince buyurur: Allah’ın zikri ve tövbe ile yumuşat buyurur.Nefis pak olup kalp münevver bir hale gelirse o zaman Allahın kokusu gelir. Necis olan nefsin kokusu sahibinde bulundukça yaptığı amellerin nuru semaya ulaşmaz ve zayi olur. Böyle bir amel sahibine fayda vermez, Allaha ancak pak bir gönül ve pak bir dil ile ulaşabiliriz.

seymes.com. dan alıntıdır                       

http://gavsisanim.spaces.live.com/

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online      

EDEP İLLA EDEP

 
23k21pe23k21pe
 
 
       S.Enis EROL
 Bugünkü sohbetimiz edep mefhu munun zarafeti ve tasavvuftaki önemine
değineceğiz.EDEB başlı başına bir güzellik ve sahibini ayrıcalıklı kılan
kemal bir haslettir. Öyle ki diken gibi pek bir çekiciliği olmayan bir
nesnenin gülle taçlanması durumunda, hoş görünmesine ve kabul olmasına
vesile olur.İşte edepte aynen gül gibidir,sevildiği için sevdirir ve zarif
olduğu içinde zarafet katarBu yüzdendir ki tasavvufta edebe çok önem
verilmekte ve temel taşı olarak kabul edilmektedir, sevgili sultanımız
seyyidMuhammed Raşit hz.leri rahmetullahi aleyhi şöyle buyurmuşlardır
Nakşibendi tarikatı edep üzerine inşa edilmiştir”temel edep vurgusundan
sonra buradan çıkarmamız gereken ders çok önemli ve çok değerlidir.,
her adımımızın ve her hareketimizin temeli edep olması gerektiği noktası
vurgulanmıştır. nasıl ki;temelsiz bir bina inşa edilemeyeceğini veyahut
temelsiz yapıların ne kadar cılız ve zayıf olacağı idrak edebiliyorsak,
yaptığımız her amelin de çürük yapılar gibi olmaması için sağlam bir
zemin üzerine oturtmak gerekmektedir. öyleyse bizde Yolumuzun 
rehberlerinin işaret ettiği gibi her işimizi edep nakışıyla süslemeli ve
ona göre hareket etmeliyiz ki murad olunanın hasıl olması için ;
muratdan kasıt tam istifadedir Bu büyük kapıdan tam istifade için
edeple girilmesi gerekir. büyüklerimizin buyurduğu gibi
“edeple gelen lütufla döner”
divblommkc3c2poba8 
Hz. Mevlana çok daha derin ifade etmiştir edebi “kalbim”‘iman nedir’
 diye aklıma sordu. Aklımda kalbimin kulağına ‘iman, edepten ibarettir.’
diye fısıldadı.onun için edepsiz kimseler,yalnız kendisine kötülük etmiş
olmaz.o belki edepsizliği yüzünden bütün dünyayı ateşe vermiş olur.
Büyüklerden bir zat edebin önemini çok daha farklı bir boyutunu dile
getirmiş çok güzel bir güzel vecizeyle şöyle buyurmuştur“edep bir taç
imiş nur’i hüda dan giy o tacı emin ol her beladan”,demek ki insan
günlük hayattaki yaşantısını edep kalkanıyla çevrelediği zaman daha
güvenli ve daha rahat edeceğini ifade edilmektedir.Edep sırf insanın
Büyüklerden bir zat edebin önemini çok daha farklı bir boyutunu dile
getirmiş çok güzel bir güzel vecizeyle şöyle buyurmuştur edep bir taç
imiş nur’i hüda dan giy o tacı emin ol her beladan”,demek ki insan
günlük hayattaki yaşantısını edep kalkanıyla çevrelediği zaman daha
güvenli ve daha rahat edeceğini ifade edilmektedir.Edep sırf insanın
uhrevi hayatını değil aynı zamanda dünyevi hayatınada faydası ve
bereketi vardır.Bu nedenle insan mutlu ve rahat bir hayat istiyorsa ,
edebi; dünyevi hayatının mutluluğu ve rahatı için hayatına tatbik etmeli
ve ona göre hareket etmelidir. Yunus Emre’nin şu sözleri konumuzun
toparlanması açısından çok güzel bir dörtlük ”İlim meclisine vardım,
kıldım talep/ İlim ta gerilerde kaldı, İlla edeb, illa edeb görüldüğü gibi
illa edeb illa edeb” iki cihanda bahtiyar olmanın sırrı edebi hayatımızın
her anına her tarafına yaymakla ancak mümkün olur Rabbim bizi edep
ve takva sahiplerinden eylesin..
kaynak seymes.com.
divblommkc3c2poba8
 Nakşibendi büyükleri, Hz. Resûlullah (s.a.v) Efendimizin öğrettiği hem zâhir
hem de bâtıni edeplere sımsıkı sarılmışlardır. Seyri sülük esnasındaki sohbet,
vird, hatme ve diğer zikirler zâhirî edepler içine girer. Kalbin gaflet ve
kötülüklerden temizlenmesi, nefsin terbiye edilmesi ve ruhun ilahi huzura
yükselecek hâle getirilmesi de bâtınî edepler içine girer. Edeb, her şeyi
gereğince ve yerince yapmaktır. Bunun yolu da, bütün fikir ve fiillerde
edeb abidesi, peygamberlerin imamı Hz. Resûlullah (s.a.v) Efendimize
uymaktır. Bütün Allah dostları, Hak yolunda ne elde etmiş iseler, Efendimizin
edebine uyarak elde etmişlerdir.Büyük veli Seriy es-Sakati: (k.s): "Edeb,
aklın tercümanıdır."8 demiştir. Demek ki herkes edebi kadar akıllı, aklı kadar
şerefli, şerefi kadar kıymetlidir. Edebine göre yapılmayan şeyler ne kadar çok
 olursa olsun fayda sağlamaz. İnsan bir işin usulüne göre gitmez ise o işte
ömrünü verse hayırlı bir sonuç alamaz.Allah’ın yeryüzündeki şahidi ve hâlifesi
olan ariflere hürmet kalpteki takvadan ileri gelir.
divblommkc3c2poba8
Onlara karşı edebi
koruyamayan kimsenin tasavvuf yolunda hiç bir nasibi olmaz.9 Arifler:
"Önce usul, sonra vusul" demişlerdir. Yani, maksadına ulaşmak isteyen
kimse, önce o işin usulüne göre yola çıkarsa, hedefine varır, yoksa yolda kalır. 
Büyük alim Abdullah b. Mubarek (r.a) ne güzel söylemiş: 
"Bizler daha çok ilme değil, daha fazla edebe muhtacız."10 Hak yoluna
giren talip için ana sermaye edeptir. Edebi olmayanın Allah yolunda elde
edeceği hiç bir şeyi yoktur.Edeb, kalbte, sözde ve fiilde olur Kalbin edebi,
niyette ihlas ve samimiyettir. Bunların sonucu, Allah için sevmek, Allah
için vermek, Allah için yermek ve Allah için menetmektir. Bu hâl, imanın en
yüksek zirvesidir ve kâmil insan olmanın alametidir. O, Allahu Tealanın
sevdiği kullarına bir hediyesidir.Büyükler, bu ahlakın ihsan mertebesi
olduğunu ve onun vücuda ancak zati zikir sayesinde yerleşeceğini belir
tiyorlar. Zati zikir; her yerde, her işte, her hâlde kalb, ruh, sır ve diğer
latifelerle Allahu Teala’yı zikretmekten ibarettir. Gavs-ı Bilvanisî Seyyid
Abdulhakim el-Hüseyni (k.s) zikir ve edep hakkındaki bir sohbetinde şöyle
buyurmuştur:"Bakınız, bu milletin başına ne geldiyse gafletten geldi. Şah-ı
Hazne (k.s): "gaflet kadar hiçbir kötü hâl yoktur" derdi. Kimin başına ne
geldiyse nefsinin hilelerinden gafil kaldığı için gelmiştir. Bir kişi kendi
kuvveti ile gafleti terk edemiyorsa edebe sarılsın. Şöyle ki, Rabbim her an
her yerde beni görüyor diye düşünsün ve o konuda nefsini zorlasın. Açık ve
gizli edeplere uymakla insanın kalbi uyanır.
divblommkc3c2poba8
Böylece gaflet yok olur."11 Sözün edebi, makama uygun söylenmesidir.
Her makam, ayrı bir tarz ve tavır ister. Her söz yerinde, zamanında,
gereği kadar söylenirse değerli ve geçerlidir. Söz, hacet kadar sarf
edilmelidir. Sözde yalan ve yapmacık olmamalıdır. Söz sahibinin sözü
ile özü, içi ile dışı aynı olmalıdır. Mürşide ve müminlere karşı samimiyet
ancak böyle mümkün olur. Fiilin/işin edebi, makama uygun davranmaktır.
Her şahsın, her makamın, her ibadet ve taatın kendine has edebi vardır.
Bütün edepler, sünnet-i seniyyede öğretilmiştir. Edep, Hakka ve halka
karşı nasıl davranacağını bilmektir. Kısaca güzel ahlaktır. Bu edepleri,
tek tek öğrenmeli ve güç nisbetinde yapmalıdır.İlim edeple güzel olur.
Hak yolcusu ancak edeple yol alır. Zikir, edeple fayda verir. İbadet edeple
yapılırsa Allah’a yükselir. Tövbe, edeple kabul edilir. Bunun için Allah
dostları talebelerinden her işte edep ister, edep bekler. Tasavvuf yolunda,
bütün menzil ve makamlarda insanın önüne tek levha çıkar: 

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online      

TASAVVUF VE ÖNEMİ

besmele 3
 
 
S.ABDULHALIM EROL
 
Tasavvufun dışında kalan ve ona taassupla bakan bazıları, hürmetle ibadeti birbirine karıştırıyor. Öyle ki, bu kimseler müridin mürşidine gösterdiği edeb, hürmet, teslimiyet ve muhabbeti çok aşırı bularak, müridi ve mürşidi şirkle suçluyor. İşin tuhaf yanı, onların şirkle suçladıkları Allah dostları da, bir ömür boyu bütün şirk çeşitlerinden kurtulmak için uğraşıyor. Aslında veli, işin en başında şirk ve gösteriş gibi en tehlikeli suçlardan kurtuluyor, fakat ne yazık ki bazı kimselerin suçlamasından kurtulamıyor.
44guller
 
Veli olmanın temeli marifete ermektir. Marifet, Yüce Rabbi ilâhlık sıfatlarıyla tanımak ve haklarını korumaktır. Kulun hakkı ile Rabbi’nin haklarını birbirine karıştıran kimse marifet sahibi olamaz. Velinin tek hedefi tevhittir. Gerçek tevhide ulaşmayan kimse veli olamaz. Veli olmayan nasıl mürşid olsun? Bizatihi ibadet edilmeye, yüceltilmeye, övülmeye ve sevilmeye sadece Cenab-ı Hak layıktır. O’na ibadet ve saygı için bir sebebin bulunması gerekmez. O cennet ve cehennemi yaratmasaydı bile, kula gereken, samimiyetle O’na kulluk etmek, bütün sevgisiyle O’nu sevmek ve yüceltmektir. Hürmetin asıl sebebi Peygamber ve veli de olsa hiç bir insan, kendisinden kaynaklanan bir sebeple başkalarının hürmet ve hizmetini hak etmiş değildir. Şeref ve izzetin tek kaynağı Allahu Tealâ’dır. Bütün izzet, şeref, kıymet, nimet ve ikram O’nun elindedir. O kulları içinden dilediğini seçip peygamber yapar. Onu mucize ve melekleri ile destekler. Kendisini temiz fıtrat, keskin anlayış, güzel ahlâk ile süsler, insanların önüne bir rehber olarak koyar ve "buna tabi olun!" emrini verir. İşte o andan itibaren Peygambere itaat Allah’a itaat olur. Ona isyan eden, karşısında Yüce Allah’ı bulur. Onu seveni Allah sever; üzenin hakkından da O gelir. Peygamberler Yüce Allah’ın en sevgili dostlarıdır. Hepsinin imamı Hz. Muhammed (A.S.) Efendimiz’dir. O, hürmetlerin en güzeline layıktır. Yapılabilecek her övgü onun için azdır, fakat ona secde etmek haramdır. Şerefli şahsını kul vasfından çıkarıp ilâhlık vasfında görmek sapıklıktır.
44guller
Bir veli için de durum aynıdır. Velâyet halktan değil, Allah’tan gelir. Veli, Allah tarafından eti, kemiği, soyu, malı, milleti sayesinde değil; imanı, irfanı ve edebi ile sevilir. Allahu Tealâ sevdiği kullarını diğer kullarına da sevdirir. Bu sevgi ona karşı hürmet ve edebi gerektirir. Allahu Tealâ bir kulunu sevince, onu bütün meleklere, gökteki ve yerdeki varlıklara sevdirir; gönüllerde ona karşı bir hürmet hissi yerleştirir. Bu ilahî bir kanundur, değişmez. (Meryem/96) Allah’ın Habibi (A.S.) şu müjdeyi veriyor: "Allahu Tealâ bir kulu sevdiği zaman Cibril’i çağırır ve ‘ben falanca kulumu seviyorum, onu sen de sev’ buyurur. Cibril de o kulu sever. Sonra gök ehline seslenerek; ‘Haberiniz olsun, Allah falanca kulu seviyor, onu siz de sevin!’ der. Onu gök ehli de sever. Sonra o kul için yeryüzünde kabul ve kullar arasında ona karşı sevgi konur.” "Şüphesiz Allah, melekleri, bütün gök ve yer ehli, hatta yuvasındaki karınca, denizdeki balık, insanlara hayır öğreten alim ve salih kimseye salât, dua ve istiğfar ederler." Şimdi şu soruyu sormak gerekir: İmanı, edebi, irşadı ve hizmeti ile Allah’ın dostu olduğu gün gibi açık olan bir kâmil mürşide cümle alem hayran ve hürmet içinde iken, biz hangi mantıkla ilgisiz kalacağız, onu hafife alacağız, ondaki ilahi nur ve sevgiden mahrum olacağız? Hele de bu kıymetli şahsiyetlere dil uzatmak, onları alaya almak, karalamak, düşmanlık yapmak vahim bir talihsizliktir.
44guller
Herkes, kalbindeki iman ve takva kadar Allah’ın sevdiklerini sever, O’nun dinine hizmet eder, ilahi emanetleri korur. Yüce Rabbimiz ölçüyü şöyle ortaya koyuyor: "Kim Allah’ın şeâirini (varlığının delillerini ve dininin alâmetlerini) yüceltirse, bu kalbinin takvasındandır." (Hac, 32) Büyük müfessir Taberî (Rh.A.), ayetin şu manaya geldiğini belirtiyor: Mü’min kullarıma, bana ait olan her şeye hürmet, saygı ve usulünce muamele etmek haktır, borçtur." (Taberî, Camiu’l-Beyan) Rasulullah (A.S.) Efendimiz uyarıyor: “Allah adamlarını hafife alanın kendisi alçalır.” (Tirmizî, Ahmed) "Büyüğümüzü (hürmet ve edeble) yüceltmeyen, küçüğümüze merhamet göstermeyen, alimimizin (kıymet ve edebini) bilmeyen bizden değildir." (Ahmed, Hakim, Tirmizî) Bazıları, tevhidi koruma niyetiyle takvasıyla meşhur velilere, özellikle de kâmil mürşidlere hürmet, tazim ve edepten kaçmakta ve aynı zamanda halkı da bundan sakındırmaktadırlar. Bu kimseler, bilerek veya bilmeyerek imanî bir tehlike içine ve ilâhî tehdit altına girmektedirler. Oysa tereddüde ne gerek var? Bu ümmetin salihleri ve irşadla meşgul kâmilleri, hiçbir zaman yahudi ve hıristiyanların alimleri gibi ilâhî sınırları ve edebi çiğnemediler ki tehlike arzetsinler. Kâmil velilere Allah için hürmet gösteren sadık talipler de onları kulluk vasfından ve mükellefiyet bağından çıkarmadılar ki şirke ve zarara girsinler. Herkes herşeyini Kur’an ve Sünnet edebine göre yaptıktan sonra sonuç rahmet ve cennettir. Bu hürmeti putlara yapılan tazime, zalimlerin önünde baş eğmeye veya mevki sahiplerine yağ çekmeye benzetenler, belli ki ilâhî edeb ve hürmeti bilmiyor; hak ile batılı, nur ile ateşi birbirine karıştırıyorlar. Bilinmelidir ki, kâmil mürşidin müridinden, üstadın talebesinden, imamın cemaatinden istediği edeb, kendi adına ve nefsi hesabına değildir. Kâmil mürşid ve rabbanî alimler, talebelerini ilâhî edeble edeblendirmek ve onları Cenab-ı Hakk’ın huzurunda kabul görecek şerefli bir kul haline getirmek için uğraşırlar.

44guller
İmam Şa’rani (K.S.) der ki: "Mürid, mürşidi tarafına ayağını uzatmama edebine bile dikkat etmeli, en küçük adapsızlığı basit görmemeli, huzurunda ve gıyabında edebe dikkat etmelidir. Bu edebi elde eden mürid, nihayet Allahu Teâlâ’ya karşı edebli olma haline yükselir. Çünkü mürşid mürid için manen yükselme sebebi, marifet ve edeb mektebidir." (el-Envaru’l-Kudsiyye) Kâmil mürşid, alim, arif ve salihtir. Allah’ın dostu, Peygamberimiz’in vârisidir. Terbiyemizle uğraşan manevi bir babadır. O bütün vasıflarıyla hürmet ve saygıya layıktır. İçeri girince ayağa kalkmak, ziyaret ederken elini öpmek, huzurda edeb için boyun büküp sessizce oturmak, devamlı yüzüne bakmaktan sakınmak hürmetin zahirî şeklidir. Ölçüsüz yüceltmenin tehlikesi Rasulullah (A.S.) Efendimiz’in şu uyarısı pek çok tehlikenin önünü kesmektedir: "Ey insanlar! Sözünüzü dikkatli söyleyin. Sakın şeytan sizi basit ve boş şeylere sevketmesin. Ben, Abdullah’ın oğlu Muhammed ve Allah’ın Rasulüyüm. Vallahi, sizin beni Allah’ın yücelttiğinden daha yükseğe çıkarmanızı sevmem." (Ahmed, İbnu Kesir)

Herhangi bir mürid, önündeki mürşidi övme ve yüceltme adına esasen anlamadığı, bizatihi tecrübe ve müşahede etmediği hal ve makamları, yetki ve tasarrufları ona ait göstermekle uğraşmamalıdır. bunun yanında mürşidini başka mürşitlerle kıyaslama benim şeyhim büyük ötekisi değil vs gibi edebe ve adaba muhalif söz ve fiillerden şiddetle kaçınmalıdır. Bunlara gerek olmadığı gibi, bu tip yakıştırmaları ispat etme imkanı da yoktur. Bir şeyhin, Allahu Teâlâ gibi herşeyi bildiğini söylemek küfürdür. Onun bütün alemi elinde tuttuğunu iddia etmek haramdır. Mürşidi adına keşif ve kerametler uydurmak, böyle hikayelerle onu insanların nazarında yücelteceğini sanmak, koyu bir cehalettir.
 44guller
İlmi, edebi, takvayı, taatı, hizmet ve cihadı hafife alıp, gördüğü rüyalar ve hülyalar ile şeyhini tanıtmaya, tasavvufu anlatmaya çalışmak; mürşid adına bir cinayet, temiz tasavvuf yoluna ihanettir. Görünen hallerden ve yaşanan fiillerden birşey anlamayıp rüyalarda hikmetler aramak, feraset değil gaflettir. Asıl hürmet ve edeb mürşidin huzurunda değil, onun bulunmadığı yerlerde muhafaza edilmelidir. Şu örneği iyi düşünelim: Rasulullah Efendimiz (A.S.) abdest aldığında, Ashab-ı Kiram Rasulullah’ın abdest suyunu kapıp, yüzlerine ve vücutlarına sürüyorlardı. Rasulullah (A.S.): "Niçin böyle yapıyorsunuz?" diye sordu. Dediler ki: "Bereketlenmek ve sevap kazanmak için!" Bunun üzerine Efendimiz: "Kim Allah ve Rasulü’nün kendisini sevmesini istiyorsa (böyle şeyler yerine), konuştuğunda doğru söylesin, emanete ihanet etmesin ve komşusuna eziyet etmesin." buyurdu. (Heysemî, Kurtubî) Demek ki müridin mürşidine olan saygı ve sevgisi, sırf şekilde kalan hareketlerle, el öpüp yerlere serilmelerle değil; kalpteki samimiyet, haldeki istikamet, ve insanlara Allah için hizmetle ispat edilebilir.
kaynak belırtmeden yayınlanmaz  seymes.com. dan alıntıdır

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online      

EFENDIMIZDEN 40 HADIS

 

                                                             187488678246d1491fb0839 http://furganhuseyn.spaces.live.com/default.aspx

 
akan g.akan g.akan g.akan g.akan g.akan g.akan g.
RESULULLAH S.AV. BUYURUYORKI

40 Hadis

 

 1

اَلدِّينُ النَّصِيحَةُ  قُلْنَا: لِمَنْ )يَا رَسُولَ اللَّهِ ؟( قَالَ: لِلَّهِ وَلِكِتَابِهِ وَلِرَسُولِهِ وَلأئِمَّةِ الْمُسْلِمِينَ وَعَامَّتِهِمْ         

(Allah Rasûlü) “Din nasihattır/samimiyettir” buyurdu. “Kime Yâ Rasûlallah?” diye sorduk. O da; “Allah’a, Kitabına, Peygamberine, Müslümanların yöneticilerine ve bütün müslümanlara” diye cevap verdi.

Müslim, İmân, 95.

 2

اَلإِسْلاَمُ حُسْنُ الْخُلُقِ

İslâm, güzel ahlâktır. 

Kenzü’l-Ummâl, 3/17, HadisNo: 5225.

 3

مَنْ لاَ يَرْحَمِ النَّاسَ لاَ يَرْحَمْهُ اللَّهُ

İnsanlara merhamet etmeyene Allah merhamet etmez.

Müslim, Fedâil, 66; Tirmizî, Birr, 16.

 4

يَسِّرُوا وَلاَ تُعَسِّرُوا وَبَشِّرُوا وَلاَ تُنَفِّرُوا

Kolaylaştırınız, güçleştirmeyiniz, müjdeleyiniz, nefret ettirmeyiniz.

Buhârî, İlm, 12; Müslim, Cihâd, 6.

 5

إنَّ مِمَّا أدْرَكَ النَّاسُ مِنْ كَلاَمِ النُّبُوَّةِ:

إذَا لَمْ تَسْتَحِ فَاصْنَعْ مَا شِئْتَ

İnsanların Peygamberlerden öğrenegeldikleri sözlerden biri de: “Utanmadıktan sonra dilediğini yap!” sözüdür.

Buhârî, Enbiyâ, 54; EbuDâvûd, Edeb, 6.

 6

اَلدَّالُّ عَلىَ الْخَيْرِ كَفَاعِلِهِ

Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.

Tirmizî, İlm, 14.

 7

لاَ يُلْدَغُ  اْلمُؤْمِنُ مِنْ جُحْرٍ مَرَّتَيْنِ

Mümin, bir  delikten iki defa sokulmaz.(Mümin, iki defa aynı yanılgıya düşmez)

Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63.

 8

اِتَّقِ اللَّهَ حَـيْثُمَا كُنْتَ وَأتْبِـعِ السَّـيِّـئَةَ الْحَسَنَةَ تَمْحُهَا

وَخَالِقِ النَّاسَ بِخُلُقٍ حَسَنٍ

Nerede olursan ol Allah’a karşı gelmekten sakın; yaptığın kötülüğün arkasından bir iyilik yap ki bu onu yok etsin. İnsanlara karşı güzel ahlakın gereğine göre davran.

Tirmizî, Birr, 55.

 9

إنَّ اللَّهَ تَعَالى يُحِبُّ إذَا عَمِلَ أحَدُكُمْ عَمَلاً أنْ يُتْقِنَهُ

Allah, sizden birinizin yaptığı işi, ameli ve görevi  sağlam ve iyi yapmasından hoşnut olur.

Taberânî, el-Mu’cemü’l-Evsat, 1/275; Beyhakî, fiu’abü’l-Îmân, 4/334.

 10

اَلإِيمَانُ بِضْعٌ وَسَبْعُونَ شُعْبَةً أفْضَلُهَا قَوْلُ لاَ إِلهَ إِلاَّاللَّهُ وَأدْنَاهَا إِمَاطَةُ اْلأذَى عَنِ الطَّرِيقِ وَالْحَيَاءُ شُعْبَةٌ مِنَ اْلإِيـمَانِ

İman, yetmiş küsur derecedir. En üstünü “Lâ ilâhe illallah (Allah’tan başka ilah yoktur)” sözüdür, en düşük derecesi de rahatsız edici bir şeyi yoldan kaldırmaktır. Haya da imandandır.

Buhârî, Îmân, 3; Müslim, Îmân, 57, 58.

 11

مَنْ رَأَى مِنْكُمْ مُنْكَرًا فَلْيُغَيِّرْهُ بِيَدِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِلِسَانِهِ فَإِنْ لَمْ يَسْتَطِـعْ فَبِقَلْبِهِ وَذَلِكَ أضْعَفُ اْلإِيـمَانِ

Kim kötü ve çirkin bir iş görürse onu eliyle düzeltsin; eğer buna gücü yetmiyorsa diliyle düzeltsin; buna da gücü yetmezse, kalben karşı koysun. Bu da imanın en zayıf derecesidir.

 Müslim, Îmân, 78; Ebû Dâvûd, Salât, 248.

 12

عَيْنَانِ لاَ تَمَسُّهُمَا النَّارُ: عَيْنٌ بَـكَتْ مِنْ خَشْيَةِ اللَّهِ وَعَيْنٌ

بَاتَتْ تَحْرُسُ فِي سَبِيلِ اللَّهِ

İki göz vardır ki, cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz, bir de gecesini Allah yolunda, nöbet tutarak geçiren göz.

Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 12.

 13

لاَ ضَرَرَ وَلاَ ضِرَارَ

Zarar vermek ve zarara zararla karşılık vermek yoktur.

İbn Mâce, Ahkâm, 17; Muvatta’, Akdıye, 31.

 14

لاَ يُؤْمِنُ أحَدُكُمْ حَتَّى يُحِبَّ لأخِيهِ مَا يُحِبُّ لِنَفْسِهِ

Hiçbiriniz kendisi için istediğini (mü’min) kardeşi için istemedikçe (gerçek) iman etmiş olamaz.

Buhârî, Îmân, 7; Müslim, Îmân, 71.

 15

اَلْمُسْلِمُ أخُو الْمُسْلِمِ لاَ يَظْلِمُهُ وَلاَ يُسْلِمُهُ مَنْ كَانَ فِي حَاجَةِ أخِيهِ كَانَ اللَّهُ فِي حَاجَتِهِ وَمَنْ فَرَّجَ عَنْ مُسْلِمٍ كُرْبَةً فَرَّجَ اللَّهُ عَنْهُ بِهَا كُرْبَةً مِنْ كُرَبِ يَوْمِ الْقِيَامَةِ وَمَنْ سَتَرَ مُسْلِمًا سَتَرَهُ اللَّهُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ

Müslüman müslümanın kardeşidir. Ona zulmetmez, onu (düşmanına) teslim etmez. Kim, (mümin) kardeşinin bir ihtiyacını giderirse Allah da onun bir ihtiyacını giderir. Kim müslümanı bir sıkıntıdan kurtarırsa, bu sebeple Allah da onu kıyamet günü sıkıntılarının birinden kurtarır.  Kim bir müslümanı(n kusurunu) örterse, Allah da Kıyamet günü onu(n  kusurunu) örter.

Buhârî, Mezâlim, 3; Müslim, Birr, 58.

 

 16

لاَ تَدْخُلُونَ الْجَنَّةَ حَتَّى تُؤْمِنُوا وَلاَ تُؤْمِنُوا حَتَّى تَحَابُّوا

İman etmedikçe cennete giremezsiniz, birbirinizi sevmedikçe de (gerçek anlamda) iman etmiş olamazsınız.

Müslim, Îmân, 93; Tirmizî, Sıfâtu’l-Kıyâme, 56.

 17

اَلْمُسْلِمُ مَنْ سَلِمَ النَّاسُ مِنْ لِسَانِهِ وَيَدِهِ

Müslüman, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir.

Tirmizî, Îmân, 12; Nesâî, Îmân, 8.

 18

لاَ تَبَاغَضُوا وَلاَ تَحَاسَدُوا وَلاَ تَدَابَرُوا وَكُونُوا عِبَادَ اللَّهِ إخْوَانًا

وَلاَ يَحِلُّ لِمُسْلِمٍ أنْ يَهْجُرَ أخَاهُ فَوْقَ ثَلاَثِةِ اَيَّامٍ

Birbirinize buğuz etmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize arka çevirmeyin; ey Allah’ın kulları, kardeş olun. Bir müslümana, üç günden fazla (din) kardeşi ile dargın durması helal olmaz.

Buhârî, Edeb, 57, 58.

 19

إنَّ الصِّدْقَ يَهْدِي إلَى الْبِرِّ وَ إنَّ الْبِرَّ يَهْدِي إلَى الْجَنَّةِ وَإنَّ الرَّجُلَ لَيَصْدُقُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ صِدِّيقًا وَ إنَّ الْكَذِبَ يَهْدِي إلَى الْفُجُورِ وَ إنَّ الْفُجُورَ يَهْدِي إلَى النَّارِ وَ إنَّ الرَّجُلَ لَيَـكْذِبُ حَتَّى يُكْتَبَ عِنْدَ اللَّهِ كَذَّابًا

Hiç şüphe yok ki doğruluk iyiliğe götürür. İyilik de cennete götürür. Kişi doğru söyleye söyleye Allah katında sıddîk (doğru sözlü) diye yazılır. Yalancılık kötüye götürür. Kötülük de cehenneme götürür. Kişi yalan söyleye söyleye Allah katında kezzâb (çok yalancı) diye yazılır.             

Buhârî, Edeb, 69; Müslim, Birr, 103, 104.

 20

لاَ تُمَارِ أخَاكَ وَلاَ تُمَازِحْهُ وَلاَ تَعِدْهُ مَوْعِدَةً فَتُخْلِفَهُ

(Mümin) kardeşinle münakaşa etme, onun hoşuna gitmeyecek şakalar yapma ve ona yerine getirmeyeceğin bir söz verme.

Tirmizî, Birr, 58.

 21

تَبَسُّمُكَ فِي وَجْهِ أخِيكَ لَكَ صَدَقَةٌ وَأمْرُكَ بِالْمَعْرُوفِ وَ نَهْيُكَ عَنِ الْمُنْكَرِ صَدَقَةٌ وَإِرْشَادُكَ الرَّجُلَ فِي أرْضِ الضَّلاَلِ لَكَ صَدَقَةٌ وَإِمَاطَتُكَ الْحَجَرَ وَالشَّوْكَ وَالْعَظْمَ عَنِ الطَّرِيقِ لَكَ صَدَقَةٌ

(Mümin) kardeşine tebessüm etmen sadakadır. İyiliği emredip kötülükten sakındırman sadakadır. Yolunu kaybeden kimseye yol göstermen sadakadır. Yoldan taş, diken, kemik gibi şeyleri kaldırıp atman da senin için sadakadır.

Tirmizî, Birr, 36.

 22

إِنَّ اللَّهَ لاَ يَنْظُرُ إِلَى صُوَرِكُمْ وَأمْوَالِكُمْ وَلـكِنْ يَنْظُرُ إِلَى قُلُوبِكُمْ وَأعْمَالِكُمْ

Allah sizin ne dış görünüşünüze ne de mallarınıza bakar. Ama o sizin kalplerinize ve işlerinize bakar.

Müslim, Birr, 33; ‹bn Mâce, Zühd, 9;

Ahmed b. Hanbel, 2/285, 539.

 23

رِضَى الرَّبِّ في رِضَى الْـوَالِدِ وَسَخَطُ الرَّبِّ في سَخَطِ الْـوَالِدِ

Allah’ın rızası, anne ve babanın rızasındadır.

Allah’ın öfkesi de anne babanın öfkesindedir.

Tirmizî, Birr, 3.

 24

ثَلاَثُ دَعَوَاتٍ يُسْتَجَابُ لَهُنَّ لاَ شَكَّ فِيهِنَّ:

دَعْوَةُ الْمَظْلُومِ، وَدَعْوَةُ الْمُسَافِرِ ، وَدَعْوَةُ الْوَالِدِ لِوَلَدِهِ

Üç dua vardır ki, bunlar şüphesiz kabul edilir:

Mazlumun duası, misafirin duası ve babanın evladına duası.

İbn Mâce, Dua, 11.

 25

مَا نَحَلَ وَالِدٌ وَلَدًا مِنْ نَحْلٍ أَفْضَلَ مِنْ أدَبٍ حَسَنٍ

Hiçbir baba, çocuğuna, güzel terbiyeden daha üstün bir

hediye veremez.

Tirmizî, Birr, 33.

 26

  خِيَارُكُمْ خِيَارُكُمْ لِنِسَائِهِمْ

Sizin en hayırlılarınız, hanımlarına karşı en iyi davrananlarınızdır.

Tirmizî, Radâ’, 11; ‹bn Mâce, Nikâh, 50.

 27

لَيْس مِنَّا مَنْ لَمْ يَرْحَمْ صَغِيرَنَا وَيُوَقِّرْ كَبِيرَنَا

Küçüklerimize merhamet etmeyen, büyüklerimize saygı

göstermeyen bizden değildir.

Tirmizî, Birr, 15; Ebû Dâvûd, Edeb, 66.

 28

كَافِلُ الْيَتِيمِ لَهُ أوْ لِغَيْرِهِ أنَا وَ هُوَ كَهَاتَيْنِ فيِ الْجَنَّةِ وَأشَارَ بِالسَّبَّابَةِ وَالْوُسْطَى

Peygamberimiz işaret parmağı ve orta parmağıyla işaret ederek: Gerek kendisine ve gerekse başkasına ait herhangi bir yetimi görüp gözetmeyi üzerine alan kimse ile ben, cennette işte böyle yanyanayız” buyurmuştur.

Buhârî, Talâk, 25, Edeb, 24; Müslim, Zühd, 42.

 29

اِجْتَنِبُوا السَّبْعَ  الْمُوبِقَاتِ قَالُوا يَا رَسُولَ للهِ وَمَا هُنَّ قَالَ: اَلشِّرْكُ بِاللَّهِ وَالسِّحْرُ وَ قَتْلُ النَّفْسِ الَّتِي حَرَّمَ اللَّهُ إلاَّ بِالْحَقِّ وَأكْلُ الرِّبَا وَأكْلُ مَالِ اْليَتِيمِ وَالتَّوَلِّي يَوْمَ الزَّحْفِ وَقَذْفُ الْمُحْصَنَاتِ الْغَافِلاَتِ الْمُؤْمِنَاتِ

(İnsanı) helâk eden şu yedi şeyden kaçının. Onlar nelerdir ya Resulullah dediler. Bunun üzerine: Allah’a şirk koşmak, sihir, Allah’ın haram kıldığı cana kıymak, faiz yemek, yetim malı yemek, savaştan kaçmak, suçsuz ve namuslu mümin kadınlara iftirada bulunmak buyurdu.

Buhârî, Vasâyâ, 23, Tıbb, 48; Müslim, Îmân, 144.

 30

مَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلاَ يُؤْذِ جَارَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيُكْرِمْ ضَيْفَهُ وَمَنْ كَانَ يُؤْمِنُ بِاللَّهِ وَالْيَوْمِ الآخِرِ فَلْيَقُلْ خَيْرًا أوْ لِيَصْمُتْ

Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, komşusuna eziyet etmesin. Allah’a ve ahiret gününe imân eden misafirine ikramda bulunsun. Allah’a ve ahiret gününe imân eden kimse, ya hayır söylesin veya sussun.

Buhârî, Edeb, 31, 85; Müslim, Îmân, 74, 75.

 31

مَا زَالَ جِبْرِيلُ يُوصِينِي بِالْجَارِ حَتَّى ظَنَنْتُ أنَّهُ سَيُوَرِّثُهُ

Cebrâil bana komşu hakkında o kadar çok tavsiyede bulundu ki;

ben (Allah Teâlâ) komşuyu komşuya mirasçı kılacak zannettim.

Buhârî, Edeb, 28; Müslim, Birr, 140, 141.

 32

اَلسَّاعِي عَلَى الأرْمَلَةِ وَالْمِسْكِينِ كَالْمُجَاهِدِ فِي سَبِيلِ اللَّهِ

أوِ الْقَائِمِ اللَّيْلَ الصَّائِمِ النَّهَارَ

Dul ve fakirlere yardım eden kimse, Allah yolunda cihad eden

veya gündüzleri (nafile) oruç tutup, gecelerini (nafile) ibadetle

geçiren kimse gibidir.

Buhârî, Nafakât, 1; Müslim, Zühd, 41;

Tirmizî, Birr, 44; Nesâî, Zekât, 78.

 33

كُلُّ ابْنِ آدَمَ خَطَّاءٌ وَخَيْرُ الْخَطَّائِينَ التَّوَّابُونَ

Her insan hata eder.

Hata işleyenlerin en hayırlıları tevbe edenlerdir.

Tirmizî, Kıyâme, 49; İbn Mâce, Zühd, 30.

 34

عَجَبًا لأمْرِ الْمُؤْمِنِ إِنَّ أمْرَهُ كُلَّهُ خَيْرٌ وَلَيْس ذَاكَ لأحَدٍ  إِلاَّ لِلْمُؤْمِنِ: إِنْ أصَابَتْهُ سَرَّاءُ شَـكَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ وَإِنْ أصَابَتْهُ ضَرَّاءُ صَبَرَ فَـكَانَ خَيْرًا لَهُ

Mü’minin başka hiç kimsede bulunmayan ilginç bir hali vardır; O’nun her işi hayırdır. Eğer bir genişliğe (nimete) kavuşursa şükreder ve bu onun için bir hayır olur. Eğer bir  darlığa (musibete) uğrarsa sabreder ve bu da onun için bir hayır olur.

                  Müslim, Zühd, 64; Dârim”, Rikâk, 61.

 35

مَنْ غَشَّـنَا فَلَيْس مِنَّا

Bizi aldatan bizden değildir.

Müslim, Îmân, 164.

 36

لاَ يَدْخُلُ الْجَنَّةَ نَمَّامٌ

Söz taşıyanlar (cezalarını çekmeden ya da affedilmedikçe) 

cennete giremezler.

Müslim, Îmân, 168; Tirmizî, Birr, 79.

 37

أعْطُوا الأجِيرَ أجْرَهُ قَبْلَ أنْ يَجِفَّ  عَرَقُهُ

İşçiye ücretini, (alnının) teri kurumadan veriniz.

İbn Mâce, Ruhûn, 4.

 38

مَا مِنْ مُسْلِمٍ يَغْرِسُ غَرْسًا أوْ يَزْرَعُ زَرْعًا فَيَـأكُلُ مِنْهُ

طَيْرٌ أوْ إِنْسَانٌ أوْ بَهِيمَةٌ إِلاَّ كَانَ لَهُ بِهِ صَدَقَةٌ

Bir müslümanın diktiği ağaçtan veya ektiği ekinden insan, hayvan ve kuşların yedikleri şeyler, o müslüman için birer sadakadır.

Buhârî, Edeb, 27; Müslim, Müsâkât, 7, 10.

 39

إِنَّ فِي الْجَسَدِ مُضْغَةً إِذَا صَلَحَتْ صَلَحَ الْجَسَدُ كُلُّهُ

 وَإِذَا فَسَدَتْ فَسَدَ الْجَسَدُ كُلُّهُ ألاَ وَهِيَ الْقَلْبُ

İnsanda bir organ vardır. Eğer o sağlıklı ise bütün vücut sağlıklı olur; eğer o bozulursa bütün vücut bozulur. Dikkat edin! O, kalptir.

Buhârî, Îmân, 39; Müslim, Müsâkât, 107.

 40

اِتَّقُوا اللَّهَ رَبَّـكُمْ وَصَلُّوا خَمْسَـكُمْ وَصُومُوا شَهْرَكُمْ وَأدُّوا زَكَاةَ أمْوَالِكُمْ وَأطِيعُوا ذَاأمْرِكُمْ تَدْخُلُوا جَنَّةَ رَبِّـكُمْ

Rabbinize karşı gelmekten sakının, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, mallarınızın zekatını verin, yöneticilerinize itaat edin. (Böylelikle) Rabbinizin cennetine girersiniz.

Tirmizî, Cum’a,

 

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online      

ﻬஐ♥ ﷲ ♥ஐﻬSOHBETLE İRŞAD NAZARLA TEDAVİﻬஐ♥ ﷲ ♥ஐﻬ

 

15ed375

   Dr. Dilaver Selvi
   
 Sohbet beraberlik demektir. Halk dilinde sohbet deyince vaaz ve nasihat türü

konuşmalaranlaşılır. Dinimizde ise dille yapılan nasihattan çok, aynı mecliste bulunmak,
 yan yana durmak, kalplerle kaynaşmak, sözden çok davranışlarla anlaşmak,
halden anlamak, hal ve tavırlarla biribirini etkilemek, içten içe dertleşmek,
 gönülden gönüle haberleşmek kastedilir.Bu manaya uygun olarak
Hz. Rasulullah (A.S.)
Efendimizin nurlu nazarları altında oturan, kendisiyle aynı meclisi paylaşan,
 ona sevgiyle gönlünü açıp kalbini ilahi nurlarla dolduran ve şerefli sohbetlerine
 katılan müminlere “Sahabe” denmiştir. Sahabe-i Kiram, baş ve gönül gözleriyle
Rahmet Peygamberi’nin (A.S.) nurlu yüzüne bakıp, saadetli kalbinden ilahi
nuru çekmişler,Rabbani şuur elde etmişlerdir. Allahu Tealâ’nın cemalini ve
en büyük ayetlerini gören Peygamber gözleri de Ashab-ı Kiram’a nazar
 ettikçe, ashabın kalpleri açılmış,imanlarına iman katılmış, yakinleri artmış,
 vesvese kesilmiş, gönülleri sevgiyle dolmuştur.
 Yani Hz. Rasulullah’ın (A.S.) gönlü, ashabın gönlünü beslemiştir.
y1p_-3chavxcoKmr_bNkVfnouZ0hGM68L1K7K-bncZqxdChy5_DngaEOxT1u-E10xU0-WBrCTrpnNw                                y1p_-3chavxcoKmr_bNkVfnouZ0hGM68L1K7K-bncZqxdChy5_DngaEOxT1u-E10xU0-WBrCTrpnNw   

Onun saadetli kalbi ashabın kalbine aksetmiştir. Efendimiz (A.S.) güzel haliyle ashabının
batıni hallerini güzelleştirmiş, tatlı diliyle de zahiri işlerini düzenlemiştir. Onlara hem hal,
 hem de dil lisanıyla sohbet etmiştir. Kendisiyle olanlar derece derece ona benzemiştir.
 Zaten sohbetteki hedef, sohbetine girilen kimsenin boyasıyla boyanmaktır.
 İstenen budur. Gözle görmek kalbe öyle etki eder ki, bin haber, bir nazar kadar sonuç
vermez.Onun için Efendimizi bir kere görenler, bin kere siret ve sahih hadis kitaplarını
okuyanlardan daha çok bilgi ve sevgi sahibi olmuşlar. Rasulullah (A.S.) Efendimizin öyle
 bir manevi cazibesi ve dışa yansıyan güzelliği vardı ki, müşrikler Mekke’ye gelenleri
o nurlu yüz ile karşılaştırmamak için şehrin dışına adamlar yerleştirip, yalan yanlış
haberlerle geleni geri göndermeye çalışıyorlardı. Müşriklerin kalp gözleri kördü,
 ancak başlarında kalan azıcık akıl kırıntısı ile Hz. Peygamber’in sohbetine katılmanın
kalpleri nasıl fethettiğini fark edebiliyorlardı.Nakıs olanlar, kamil insanlara baka baka
önce noksanlıklarını görürler. Sonra güzelin ne olduğunu öğrenirler. Peşinden iyiliği sever,
 iyi insan olmaya niyetlenirler. Güzel olan çeker, kuvvetli olan etkiler.
 y1p_-3chavxcoKmr_bNkVfnouZ0hGM68L1K7K-bncZqxdChy5_DngaEOxT1u-E10xU0-WBrCTrpnNw                              y1p_-3chavxcoKmr_bNkVfnouZ0hGM68L1K7K-bncZqxdChy5_DngaEOxT1u-E10xU0-WBrCTrpnNw     
İnsan fıtratı gördüğüne meyleder. İyileri gören kimsenin kalbinde iyi duygular
yeşerir, kötülerle oturup kalkanın içinde ise kötülükler beslenir.
 Göz gönlün penceresidir, kulak kalbin habercisidir. İnsan devamlı gördüğü
ve işittiği şeylerin esiridir. Bunun için Cenab-ı Hak, “Sakın zalim ve günahkar
kimselere yaklaşmayın, yoksa size de ateş dokunur.” (Hud/113) buyurarak,
kötülerle aynı mecliste olmak bir yana, onlara yakın olmanın bile nasıl kötü sonuç
vereceğine dikkat çekmiştir. “Kalpleri birbirine benzedi” (Bakara/118)
ayeti de aynı fikri paylaşan ve aynı atmosferde yaşayan insanların
benzer tavırlar sergilediğini göstermektedir.İlahi sevgi ve güzel ahlakı elde
 etmek için Yüce Rabbimiz en kısa yolu şöyle gösteriyor: “Sadık kullarımla beraber   
olun!” (Tevbe/119)İnsan bir kimse ile beraber olmaya devam ederse, önce onun
 halinerıza gösterir, sonra onun tarafına meyleder, peşinden kendisini taklit eder.
Bütün bunlar sohbet ve beraberliğin sonuçlarıdır. Hz. Rasulullah (A.S.):
“İnsan arkadaşının dini ve gidişi üzeredir; bunun için herkes kiminle
arkadaşlık ettiğine iyi baksın” (Tirmizî) buyurarak insanın insanı
 nasıl etkilediğini bildirmiştir.
y1p_-3chavxcoKmr_bNkVfnouZ0hGM68L1K7K-bncZqxdChy5_DngaEOxT1u-E10xU0-WBrCTrpnNw                                 y1p_-3chavxcoKmr_bNkVfnouZ0hGM68L1K7K-bncZqxdChy5_DngaEOxT1u-E10xU0-WBrCTrpnNw
 Tasavvufta, kamil mürşidle sohbet, terbiyenin temelidir
 Peygamber varisi olan kamil mürşidler, Hz. Rasulullah (A.S.) Efendimizin
 nazarla terbiye ilmine de varis olduklarından müridlerini sohbet ve nazar yoluyla
terbiye ederler. Bu muttaki insanlara Allah tarafından özel bir nur verilmiştir.
O nur ile yaşar, o nur ile bakarlar.Nur ve sevgi bütün vücutlarına yayılmıştır.
Bu vücut, ayet-i kerimede belirtildiği gibi (Âl-i İmran/191) her durumda Yüce Allah’ı
 zikreder bir hale gelmiştir. Kamil insanın kalbi, eli, dili, gözü, kulağı yani bütün
varlığı Allah’ın sevgi ve rahmeti içinde ayrı bir güzellik kazanmıştır. Bu hal,
Yüce Rabbimizin sevdiklerine verdiği özel ve yüce bir ikramdır.
Meşhur bir kudsi hadiste, velilere verilen bu devlet şöyle anlatılmaktadır.
 Allahu Tealâ buyurur ki: “Ben bir kulu sevince, onun gören gözü, işiten
kulağı, konuşan dili, tutan eli, yürüyen ayağı olurum.”
 (Buhari, İbnu Mace) İşte tasavvufta bahsedilen sohbet,bu sıfatlardaki 
kamil bir insanın nazarı altına girmektir.Kamil insanın meclisine katılan kimse,
ilahi sevgi ve rahmetin altına girmiş olur. O rahmet ve nur kalbe girince kalp açılır,
genişler, içine Allah sevgisi girer, kalbin katılığı gider. İnsanın aklı da bu nurdan
nasiplenir; düşünür, iyiyi kötüyü kolayca anlar. Gönül güzel işlere koşar,
 kötülükten nefret etmeye başlar.Velinin nazarı altına girmek,
 onun meclisine girmek demektir. Onun vücudunun her tarafı
etrafına nur saçar, sevgi yayar. Mürşidin meclisinde arkada duran ile önde
oturanın bir farkı yoktur. Herkes cemaatin üzerine inen rahmetten nasiplenir.
 Bu, Allahu Tealâ’nın
 Ümmet-i Muhammed’e bir hediyesidir.Velilerdeki nur ve feyiz her kalbe ilaçtır.
y1p_-3chavxcoKmr_bNkVfnouZ0hGM68L1K7K-bncZqxdChy5_DngaEOxT1u-E10xU0-WBrCTrpnNw                                y1p_-3chavxcoKmr_bNkVfnouZ0hGM68L1K7K-bncZqxdChy5_DngaEOxT1u-E10xU0-WBrCTrpnNw
 Kadın-erkek her insan bu ilaca sahip olmak için irşadla görevli kamil insanların meclisine
katılmaları gerekir. Kamil insanı duymak değil, bizzat görmek gerekir. Ancak bu işte aslolan
 kalbin sevgisi ve sadakatıdır. Kibirli insanlar ve kendisini kamil gören kimseler,
 salih insanların sohbet ve beraberliğinden istifade edemezler. Büyükler, “benlik bu yolda
en büyük engeldir.” demişlerdir.Şah-ı Nakşibend Hz.leri, sohbetin önemini şöyle ifade etmiştir:
“Bizim tarikatımızın esası mürşidle sohbettir. Havette gizli şöhret arzusu, şöhrette afet vardır.
 Hayırlı olan iş, halkla Hak yolunda beraber olmaktır. Mürşidin sohbetine devam ede ede
hakiki imana ulaşmak nasib olur.” (Cami) Kamil mürşidle sohbet ve beraberliğin bir diğer
şekli gönül beraberliğidir. Bunun mekan ve zamanı yoktur. Her zaman ve her yerde olabilir.
 Buna tasavvufta “rabıta” denir ki, onu ayrı bir sohbete  işleyeceğiz, inşaallahu tealâ.
 

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN
          who's online      

 

ﻬஐ♥ ﷲ ♥ஐﻬALTIN SILSILE (SADATI NAKŞİBENDIYYE)ﻬஐ♥ ﷲ ♥ஐﻬ

 

ﻬஐ♥ ﷲ ♥ஐﻬALTIN SILSILE (SADATI NAKŞİBENDIYYE)ﻬஐ♥ ﷲ ♥ஐﻬ

y1px9625i1kvanheh7rmr12xt3y1px9625i1kvanheh7rmr12xt3

yeni3qz2
Kainatin efendisi alemlere rahmet
Sendedir sefkat sefaat ve merhamet
Ahir zaman ümmetine kiliver bir medet
Ya Mustafa Ya Mahmud Ya Ahmedul Muhammed.
rosesbarlb5
Resule sadik kisi nefsinden bihaber
Ezelde dost yazmis onu ilahi kader
Mekke’de magarada Medine’de beraber
Ikinin ikincisi Ya Siddiki Ekber
rosesbarlb5
Ol Habib’ten övgü alan Farisiler reisi
Sahabeler icinde askla yanan birisi
Resul-i Zisanin hem Siddikin varisi
Ehli Beyte layik Ya Salmani Farisi
rosesbarlb5
Iman ve takvada görülmemis bir metanet
Sende mevcut idi ask ve muhabbet
Salmanul Hayr’dan aldin icazet
Ebubekir torunu Ya Kasim bin Muhammed
rosesbarlb5
Ilim ehli yolunda ettiler sefer
Aydinlatmak icin ümmeti oldun bir fener
Senin kapinda oldu Numan muzaffer
Ehli Beytin soyu Ya Imami Cafer
rosesbarlb5
Tarikat yolunun büyük imami
Tasavvufla süslemis dini islami
Hakki konusur sevmez idi bos kelami
Allah’in velisi Ya Beyazidi Bestami 
rosesbarlb5
Gavsu Zaman gönüller fatihi
Zühd vera hem takva sahibi
Heybet ve cemali Ömer timsali
Ya Ebul Hasen Ali Harkani
rosesbarlb5
Kutbiyet makami ona aitdi
Zikir ve sohbette hem üstad idi
Zamanin Gavsuna hem talip idi
Seyhül Azam Ya Fadul Ali Farmedi
rosesbarlb5
Horasan sehrinin büyük sultani
Feyiz aldi senden Kadiri Geylani
Hayran kaldi sana Muhyiddini Arabi
Ortadogu Hakani Ya Yusuf el-Hemadani
rosesbarlb5
Hizirdan aldin zikir telkini
Sensin ilk ceken hafi zikrini
Hakka verdin vuslat icin kalbini
Hizir’in evladi Ya Abdulhalik el Gücdevani 
rosesbarlb5 
Artmis idi halkin gaflet kirleri
Bu yüzden vurdun kalbe hem cehri zikri
Ayyüzlü hilal kasli gözleri iri
Hakikat bahcesinin nuru Ya Arifer Rivegeri 
rosesbarlb5 
Tasavvuf yolunun tek öz evi
Seriata vururdun bütün ölcüleri
Sahabeyi andirir her halleri
Zamanin gözbebegi Ya Mahmudel Fagnevi
rosesbarlb5
Hakk suyuyla yogrulmus onun bedeni
Dogru yola getirmis Hakka isyan edeni
Kendine rehber kilmis Resulun izinden gideni
Vuslat yolunun eri Ya Azizan Hace Ali Ramitani
rosesbarlb5
Sen o büyük imamin müjdecisi
Zamanin bir tek incisi
Sana asik buhara beldesi
Sahlar babasi Ya Muhammed Baba Semmasi
rosesbarlb5
Güres meydaninda pehlivan bir ehli hal
Ceddi Resul sanki süzme bir bal
Seni anlatmaya yetmez Lisani kal
Magrifet sultani Ya Seyyid Emir Külal 
rosesbarlb5
Sen Sahlar sahi veliler serdari
Asiklar velisi gönüller nigari
Sana tabi olan iki cihan bahtiyari
Ya Sahi Naksibend Bahauddini Buhari 
rosesbarlb5
Gönüller sana asik sana giriftar
Kullar icin Allaha olmussun medar
Nefsine karsi daimi haydar
Sahin damadi Ya Alauddini Attar
rosesbarlb5
Bir meczup onun ilahi rehberi
Hacegan yolunda buldu serveri
Anlatilamaz olmus tasavvufta ki medhi
Cani Hakka veren Ya Yakup el-Cerhi 
rosesbarlb5
Ölü kalpleri dirilten bir yar
Nice üstadlarin medhine mazhar
Hakk’a varmayi halka hizmette arar
Hizmet Sultani Ya Ubeydullah Ahrar 
rosesbarlb5
Hindistanda yetismis büyük bir abid
Nice haller ihsan etmis o yüce Mabud
Taskente varinca olmus hem said
Edep ve haya eri Ya Muhammed Zahid 
rosesbarlb5
Ask ve riyazet ile ol Hakk’a eris
Hizir ile sohbeti hem alis-veris
Harebeden dergaha latif bir esis
Cezbe ve muhabbet Sahi Ya Muhammed Dervis 
rosesbarlb5
Abidlik ve zahidlikte bulunmaz dengi
Daimi nefsi ile olmus cengi
Nur Yüzlü münevver esmer idi rengi
Feyiz ve nisbet sahibi Ya Hace Emkengi
rosesbarlb5
Kabil sehrinden bir cemal-i mah
Iki Alemdede kanatli bir sah
Daha genc yasta seyr-ü lillah
Cennet Sultani Ya Muhammed Bakibillah
rosesbarlb5
Kayyumi zaman müceddidi el-fi sani
Uzun boylu esmer yüzü nurani
Ulul azim bir mürsid hem gavsu zamani
Ya Ahmed-el Farukiyyil Serhendi Imami Rabbani
rosesbarlb5
Daha cocuk iken ne olacagi malum
Büyük müceddid buyurmus biricik oglum
Gecen ibadet taat gündüzün daimi saum
Ürvet-ül Vuska Ya Muhammed Masum
rosesbarlb5
Asalet ve heybet sahibi bir mümin
Bir ney sesinden istigrak ile teskin
Habibullaha benzer batin ve zahirin
Muhyi sünneti Ya Seyh Seyfuddin 
rosesbarlb5
Ilimde derya zahiri ve batini
Boyun büküp canana vermis kendini
Yakip kül etmis nefs denen bendini
Kutbi Zaman Ya Seyyid Muhammed Nur el-Badvani 
rosesbarlb5
Bir teveccüh ile Allah’a vasil olan
Nice makamlar gecip kalbi ask ile yanan
Ilahi kudret denizinin dibine dalan
Sehidler Babasi Ya Mazhari Can-i Canan
rosesbarlb5
Mujdeledi seni ol Haydari Ali
Hayran kaldi sana zamanin mesayihi
Kesfettin sen kalplerdeki cevheri
Allahin nazli kulu Ya Abdullahi Dehlevi
rosesbarlb5
Hindistandan Anadoluya getiren emaneti
Dehlevide buldun o ilahi tadi
Sana verildi tüm iklimlerin irsadi
Zulcenaheyni Ya Mevlana Halid-i Bagdadi 
rosesbarlb5
Senin ceddin Paki Rasulallah
Sana büyük nimetler vermis Allah
Muhabbet yolunda bulmus felah
Geylaninin Torunu Ya Seyyid Abdullah 
rosesbarlb5
Ilim ve taatle gönül vermis Allah’a
Hakki ile varis olmus Rasulallah’a
Irsadin yayildi kafkaslardan taa Misir’a
Takva Sultani Ya Seyh Seyyid Taha
rosesbarlb5
Sensin bu yolun biricik Gavsi
Seriat ve tarikatin büyük reisi
On yil tasavvufi ilim Hizir ile uveysi
Gavsi Hizani Ya Seyh Seyyid Sibgatullah Arvasi 
rosesbarlb5
Dünyadan menetti seni aski ilahi
Allah’a vasil eden nice saliki
Sensin geri ceviren müceddidligi
Sahibul Zühd Ya Abdurrahmani Tagi
rosesbarlb5
Ilim aldi senden Said-i Nursi
Nurun ile aydinlattin hem Bitlisi
Büyük bir imana sahip idi kendisi
Üstadlarin üstadi Ya Seyh Fethullah-i Verkanisi 
rosesbarlb5 
En büyük oglusun Seyda-i Tagi’nin
Risali-i Nurda gecmis hem senin ismin
Rus harbinin büyük gazisisin
Hazreti Sani Ya Muhammed Diyauddin
rosesbarlb5
Zamanin Sahisin maddi ve manevi
Hakka kullukta buldun Raza-i ilahi
Sen gönüller sultani hem serveri
Sah-i Hazne Ya Ahmed-ül Haznevi 
rosesbarlb5
Kalemler yazamaz diller söyliyemez seni
Haznenin ocaginda pismis bedeni
Aski ile yakmis tüm sofilerini
Sultanil Cazibin Ya Seyyid Abdulhakim el Hüseyni
rosesbarlb5
Cennete dönüstürdün sen o menzili
Asik ettin Allaha izinden gideni
Sarhoslari delileri isyan edenleri
Hakka ulastirdin Ya Seyyid Muhammed Rasid el Hüseyni 
rosesbarlb5
Aska boyandi senin ile Menzil diyari
Kisa bir zamanda geldi dünyanin bahari
Rasuli Kibriyanin sebebi iftihari
Gavsu Sani Ya Seyyid Abdulbaki el Hüseyni Buhari
rosesbarlb5
EbuBeKiR MENZIL NETTEN ALINTIDIR

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN
          who's online       

 

ﻬஐ♥ ﷲ ♥ஐﻬSEN BAŞİMİZİN TACISIN YA RESULALLAHﻬஐ♥ ﷲ ♥ஐﻬ

            

                     

 
bloemen
EN GÜZEL GÜLLER BİLE SENI ANLATAMIYOR EY CANLARIN CANI
 
       
VEDA HUTBESİ

             

(9 Zilhicce l0 H./8 Mart 632 M. Cuma)
Peygamberimiz Hz. Muhammet (s.a.s.) Vedâ haccında, 9 Zilhicce Cuma günü zevâlden sonra Kasvâ adlı devesi üzerinde, Arafat Vâdisi’nin ortasında 124 bin Müslümanın şahsında bütün insanlığa şöyle hitabetti.

Bismillahirrahmanirrahim
"Hamd Allah’a mahsustur. O’na hamdeder, O’ndan yardım isteriz. Allah kime hidâyet ederse, artık onu kimse saptıramaz. Sapıklığa düşürdüğünü de kimse hidâyete erdiremez. Şehâdet ederim ki; Allah’dan başka ilâh yoktur. Tektir, eşi, ortağı, dengi ve benzeri yoktur. Yine şehâdet ederim ki, Muhammed O’nun kulu ve Rasûlüdür. "

Ey Nâs!

Sözümü iyi dinleyiniz. Bilmiyorum, belki bu seneden sonra sizinle burada ebedî olarak bir daha berâber olamayacağım.

İnsanlar!

Bu günleriniz nasıl mukaddes bir gün, bu aylarınız nasıl mukaddes bir ay, bu şehriniz Mekke nasıl kutsal bir şehir ise, canlarınız, mallarınız, nâmus ve şerefiniz de öylece mukaddestir; her türlü tecâvüzden masûndur.

Ashâbım!

Yarın rabbınıza kavuşacaksınız. Bugünkü her hâl ve hareketinizden muhakkak sorulacaksınız. Sakın benden sonra eski sapıklıklara dönüp de birbirinizin boynunu vurmayınız. Bu vasiyyetimi burada bulunanlar, bulunmayanlara bildirsinler. Olabilir ki, bildirilen kimse, burada bulunup da işitenden daha iyi anlayarak hıfzetmiş olur.

Ashâbım!

Kimin yanında bir emânet varsa, onu sâhibine versin . Fâizin her çeşidi kaldırılmıştır, ayağımın altındadır. Fakat aldığınız borcun aslını ödemek gerekir. Ne zulmediniz, ne de zulme uğrayınız. Allah’ın emriyle bundan böyle fâizcilik yasaktır. Câhiliyetten kalma bu çirkin âdetin her türlüsü ayağımın altındadır. İlk kaldırdığım fâiz de Abdülmuttalib’in oğlu amcam Abbas’ın fâiz alacağıdır.

Ashâbım!

Câhiliyet devrinde güdülen kan davaları da tamamen kaldırılmıştır. Kaldırdığım ilk kan davası, Abdülmüttalib’in torunu (amcalarımdan Hâris’in oğlu) Rabîanın kan davasıdır.

Ey Nâs!

Kadınların haklarını gözetmenizi ve bu konuda Allah’tan korkmanızı tavsiye ederim. Siz kadınları Allah’ın emâneti olarak aldınız. Onların nâmus ve ismetlerini Allah adına söz vererek helâl edindiniz. Sizin kadınlar üzerinde hakkınız, onların da sizin üzerinizde hakları vardır. Sizin kadınlar üzerindeki haklarınız, âile nâmusu ve şerefinizi kimseye çiğnetmemeleridir. Eğer onlar sizden izinsiz râzı olmadığınız kimseleri âile yuvanıza alırlarsa, onları hafifçe dövüp korkutabilirsiniz. Kadınların sizin üzerinizdeki hakları ise, örfe göre her türlü (meşru ihtiyaçlarını), yiyecek ve giyeceklerini temin etmenizdir.

Mü’minler!

Size iki emânet bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldıkça yolunuzu hiç şaşırmazsınız. Bu emânetler, Allah’ın kitabı Kur’ân ve O’nun Peygamberinin sünnetidir.

Ey Nâs!

Devâmlı dönmekte olan zaman, Allah’ın gökleri ve yeri yarattığı günkü duruma dönmüştür. Bir yıl, l2 aydır. bunlardan 4’ü Zilkade, Zilhicce, Muharrem ve Recep hürmetli aylardır.

Ashâbım!

Bugün şeytan sizin şu topraklarınızda yeniden nüfûz ve saltanatını kurma gücünü ebedî olarak kaybetmiştir. Fakat size yasakladığım bu şeyler dışında, küçük gördüğünüz şeylerde ona uyarsanız, bu da onu sevindirir. ona cesâret verir. Dininizi korumak için bunlardan da uzak kalınız.

Mü’minler!

Sözümü iyi dinleyin, iyi belleyin. Rabbınız birdir, babanız birdir. Hepiniz Âdem’densiniz, Âdem de topraktan yaratılmıştır. Hiç kimsenin başkaları üzerinde soy sop üstünlüğü yoktur. Allah katında üstünlük, ancak takvâ iledir. Müslüman müslümanın kardeşidir. Böylece bütün müslümanlar kardeştir. Gönül hoşluğu ile kendisi vermedikçe, başkasının hakkına el uzatmak helâl değildir. Ashabım! Nefsinize de zulmetmeyin. Nefsinizin de üzerinizde hakkı vardır. Bu nasihatlarımı burada bulunanlar, bulunmayanlara tebliğ etsinler.

Ey Nâs!

Cenâb-ı Hak Kur’an da her hak sahibine hakkını vermiştir. Mirâsçı için ayrıca vasiyyet etmeye gerek yoktur. Çocuk kimin döşeğinde doğmuşsa, ona âittir. Zina eden için ise mahrûmiyet vardır. Babasından başkasına soy (neseb) iddiâsına kalkışan soysuz, yahut efendisinden başkasına intisâba yeltenen nankör, Allah’ın gazabına, meleklerin lânetine ve bütün müslümanların ilencine uğrasın. Cenâb-ı Hak böylesi insanların ne tevbelerini ne de adâlet ve şâhitliklerini kabûl eder.

Ashabım!

Alllah’tan korkun, beş vakit namazınızı kılın, Ramazan orucunuzu tutun, malınızın zekatını verin, âmirlerinize itaat edin. Böylece Rabbınızın Cennetine girersiniz.

Ey Nâs!

Yarın beni sizden soracaklar, ne dersiniz? Ashâbı kiram:

– Allah’ın dinini teblîg ettin, vazîfeni hakkıyla yaptın, bize nasihat ve vasiyette bulundun, diye şehadet ederiz, dediler.

Rasûlüllah (s.a.s.) mübarek şehâdet parmağını göğe doğru kaldırdı, cemâat üzerine çevirip indirdikten sonra üç defa:

Şâhid ol Yâ Rab!

Şâhid ol Yâ Rab!

Şâhid ol Yâ Rab!

buyurdu.

 
 
 
 Andım yine Sen’i her şey yadımdan silindi,
Hayalin gönlümün tepelerinde gezindi;
Bu bir serap olsa da hafakanlarım dindi..
Andım yine Sen’i her şey yadımdan silindi.

Keşke her an aşkınla oturup aşkınla kalksam,
Ruhlar gibi yükselip de ufkunda dolaşsam;
Bir yolunu bulup gönlünden içeri aksam..
Keşke her an aşkınla oturup aşkınla kalksam.

Anladım vaslına ermek için artık çok geç,
Hicranla yanan gönlüm durmadan inleyecek;
İnleyip en taze hislerle hep bekleyecek..
Anladım vaslına ermek için artık çok geç…

Kalbim bir güvercin kalbi gibi titrerken adından,
Ne olur Sana ulaşmam için kanadından;
Bana bir tüy ver pervaz edeyim hep ardından..
Kalbim bir güvercin kalbi gibi titrerken adından.

Ey kupkuru çölleri cennete çeviren Gül;
Gel o bayıltan renklerinle gönlüme dökül!
Vaktidir ağlayan gözlerimin içine gül!.
Ey kupkuru çölleri cennete çeviren Gül!

Mecnun gibi arkanda koşan kulun olayım,
Bir kor saç içime ocaklar gibi yanayım;
Sensiz geçen bu acı rüyadan kurtulayım..
Mecnun gibi arkanda koşan kulun olayım..

Aklım uzakta kaldığı günleri saymakta,
Ruhuma sisli-dumanlı bir kasvet yaymakta;
Göster çehreni ki güneş guruba kaymakta..
Aklım uzakta kaldığı günleri saymakta…

Son demde hiç olmazsa gurubum tulu olsun,
Gönlüm ufkunun en taze renkleriyle dolsun;
Her yanda tanburlar çalınsın; neyler duyulsun..
Ne olur hiç olmazsa gurubum tulu olsun..!

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online      

 

 

ﻬஐ♥ ﷲ ♥ஐﻬGENİŞ KAPSMALI BIR DUAﻬஐ♥ ﷲ ♥ஐﻬ

 
 
 Image Hosted by ImageShack.us   Image Hosted by ImageShack.us
KARDEŞİM GÖNLÜNE SALĞLIK ELFÜ ELFİ AMİN
                                                                    
 diamondsdiamondsdiamonds
Elhamdü lillahi rabbil alemin.Vel akibetü lil müttakin.Vela udvane illaalez zalimin.
Vessalatu vesselamu ala resülina muhammedin ve ala alihi ve sahbihi ecmein.Ey
istediğini istediğine istediği anda veren ve istediği anda alma kutretine sahip olan
yüce ALLAH’ım,Ey dualara icabet eden, bize şahdamarımızdan daha yakın olan,
esirgeyen,bağışlayan, lütfeden ALLAH’ım.Ey yerleri ve gökleri yaratan, gizli ve
açık her şeyi hakkıyla bilen, mülkün ve saltanatın ve bütün varlıkların sahibi,
gözden uzak gönle yakın, her şeyekadir olan yüce ALLAH’ım.Ey hesap gününün
 sahibi, rahmeti gazabından çok, insan ve cinleri ancak ibadet etsin diye yaratan,
ilk emri ( oku ) olan, alemlerinRABBİ ALLAH’ım.Ey şekil verenlerin en güzeli olan,
bağışlaması ve ihsanı sonsuz olan ALLAH’ım.Ey yalnızların en yakını, tek başına
kalanların dostu, çaresizlerinyardımcısı, fakirlerin sonsuz serveti, zayıfların kuvveti,
gariplerin şikayet mercii olan yüce RABBİMİZ.Ey geceyi gündüze, gündüzü geceye
katan,azameti ve yüceliği olan,ihsanı bol, rahmeti bol olan RABBİMİZ.
Bütün hamd ü senalar sanadır.Övgü ve şükürler sanadır,dua ve niyazlar,yalvarış ve
yakarışlar, dile getirdiğimiz getiremediğimiz her türlü eşsiz hamd ve sena ancak
sana mahsustur ALLAH’ım.Biz ancak sana ibadet eder ve ancak senden yardım
dileriz, ancak senin için namaz kılar ve ancak sana secde ederiz, yalnız sana yalvarır,
 ancak sana koşar ve sana yaklaştıracak şeyleri kazanmaya çalışırız.Böylece biz,
huzuruna geldik, boynumuzu büktük, ellerimizi sana açtık : -Ey kerim ve rahim
olan RABBİMİZ, kendimizi senin uçsuz bucaksız inayetine, yardımına, lütfüne,
 rahmetine, keremine bıraktık. Senden yardım bekliyoruz.Belki layik değiliz,
 belki yüzümüz yok, belki hakkımız değil, ancak biliyor veikrar ediyoruz ki :
 – senden başka gidecek yolumuz yok, senden başka tutunacak ipimiz yok,
 senden başka sığınacak kapımız yok, senden başka kimsemiz yok. Biz seni
istiyoruz,maksudumuz sensin, bütün istediğimiz senin bizdenrazı olmandır,
 bize yar ve yardımcı olmandır.Ey ( ol ) emriyle bilinen ve bilinmeyen, görünen
ve görünmeyen sayısız alemleriyaratan ve( yok ol ) emriyle de her şeyi bir anda
yok etme gücüne sahip olan, rahman ve gufran olan, gerçek olarak biliriz ve
bildiririz ki, senden başka ilah yoktur.Ey yüceler yücesi, var ve bir olan
ALLAHİMBana dua edin, duanızı kabul edeyim buyurdun.Duanız olmasa
neyinize kıymet edeyim buyurdun.Bizim şu acizane, halisane, salihane, duamıza
icabet eyle,Bize zatına kul ve kurban olanlardan eyle,En güzel isimlerinle bize
tecelli eyle.Bizi, hakkı bilenlerden, hakka tabi olanlardan ve hakkı yaşayanlardan
eyle.Bizi, batılı batıl bilip, batıldan kaçanlardan eyle.Bizi, rızanı kazananlardan,
rahmeti rahmana kavuşanlardan eyle.Bizi, zikrinle dolup taşanlardan, senin
yolunda ölenlerden eyle.Bizi, cennetine girenlerden, cehenneminden azad
olanlardan eyle.Yalvarıyoruz, bizi, cemalini, rüyetini görenlerden eyle
YA RABBİ.
Sevgili Peygamberimize salat-ü selam, vesile, üstünlük ve yüksek dereceler
ikram eyle.Onu vaat ettiğin makam-ı mahmuda nail eyle.Şüphesiz sen vaadinden
dönmesin.Ehli beytini, ashabını ve Onun izinde yürüyenleri her türlü ihtirama
ve muhabbete nail eyle.Bizi, iki cihan güneşinin sünneti seni yelerini
yaşayanlardan eyle.Livaül hamd sancağı altında toplananlardan, Ona komşu
olanlardan eyle.Onu derdimizin dermanı, karanlık gecemizin meşalesi eyle.
Gözümüzün nuru, gönlümüzün süruru eyle.Bizi, Onun yolunda şaşırmadan
yürüyenlerden eyle.Fahri kainat mefhari mevcudat olan peygamberimizin
 şefaatine bizi de nail eyle.Bizi, Ona yakın eyle, bizi Ona muhtaç eyle.Bizi,
 Ona ümmetolma şeref ve şuurunu taşıyanlardan eyle YA RABBİ.amin
ALLAH’IM Sen affedicisin, affı seversin, bizi ve bütün inanları affeyle.
Hatayla işlemişolduğumuzbütün günahları affeyle.Bize rahmetinle, şerefinle,
bereketinlemuamele eyle.Bize kereminle, ihsanınla, fazlınla ikram eyle
Bizi bağışlayarak bize merhamet eyle.Bize nasuh bir tevbe ve hidayet ihsan eyle
.Tevbemizi kabul edip bizi mağfiret eyle.ALLAH’IMKuranı kerim hürmetine,
 Onun bereketiyle bizi affeyle.Bizi, kuranı kerimi okuyanlardan, anlayanlardan,
yaşayanlardan eyle.Kuranı kerimi dünyada arkadaş, kabirde yoldaş, nuruyla ahiret
şefaatci eyle.Bize, kuranı kerimin saadetini, selametini nail eyle.Bizi, kuranı kerimin
kerametiyle mükerrem eyle YA RABBİ.ALLAH’IM Bizi, son nefesimizde, iman ile,
 İslam ile, kuran ile, göçenlerden eyle.Kelimei şehadet, kelimei tevhidi söyleyerek
ruhlarını teslim edenlerden eyle.( EŞHEDÜ ENLA İLAHE İLLALLAH VE
 EŞHEDÜ ENNE MUHAMMEDEN RESULULLAH )Darı bekaya aşk ile, vecd ile,
 heyecan ile, neşe ile gidenlerden eyle.Bizi, ve sevdiklerimize güzel ölümler lutfeyle.
Bizi, ölmeden önce ölenlerden eyle
YA RABBİ.Hayatta iken yaptığımız bütün ibadat
 ü taatlerimizi, ihsan ile makbul eyle.Hoşnutluğunu kazandıracak, kusursuz
kullukta bulunma imkanlarını lutf eyle.Bizi, rızanı kazanmak için acele edenlerden,
 ameli Salih işleyenlerden eyle.Hakiki iman edenlerden, yoluna yönelenlerden,
emrine kulak verenlerden eyleBirbirine karşı hakkı ve sabrı tavsiye edenlerden,
zikredenlerden, şükredenlerden eyle.İyilik ve güzellikten yana olan, hayır ve
hizmetten geri durmayanlardan eyle.Bahtiyar kullarının amellerini işleyenlerden,
 maksuduna muradına erenlerden eyle.Böylece bizi, razı olduğun sevgili ve seçkin
 kullarından eyle YA RABBİ.ALLAH’IMBizi, nefsimizin çılgın istek ve arzularından
muhafaza eyle.Bizi, iyilik yaptığında sevinen, kötülük işlediğinde pişman olup af
dileyenlerden eyle.Bizi, nimetlerin karşısında nankörlük edenlerden değil, bol bol
 hamd edenlerden eyle.Bizi, hidayete erenlerden, muttaki, muvahhid, mücahüd
olan güzel kullarından eyle.Bizi, cihad edenlerden, şehit olanlardan eyle.
Bizi, huzurundan boş çevirme, lutfunu nail eyle YA RABBİ.
Bize, küfre açık kapı
bırakmayan bir iman nasip eyle.Bize, hayırlı ve huzurlu ömürler ihsan eyle.
Umduklarımıza nail eyle, korktuklarımızdan emien eyle.Ayıplarımızı ört,
kalplerimizi pak eyle.Hayırları feht eyle, şerleri def eyle, sunumuzu hayır eyle.
Kulluk edenlerden, affına erenlerden eyle.Doğruyu söyleyenlerden, yanlışa
düşmeyenlerden eyle.Hakikatten şaşmayanlardan, doğru yolu bulanlardan eyle.
Sevdiklerini sevenlerden, sevmediklerini görmeyenlerden eyle.Erdirdiğin kullarınla
 dolup taşanlardan eyle.Feleha, kurtuluşa kavuşanlardan, aşkınla yanıp tutuşanlar
dan eyle.Senin var ve bir olduğunu bilenlerden, şirke düşmeyenlerden eyle.
Cehennemden azad olup, cennetine dahil olan, mukafata erenlerden eyle.
Bizi, cemalini görenlerden eyle YA RABBİ.Hastalarımıza şifalar lütfeyle,
dertlerimize devalar bahieyle.Borçlarımıza edalar ihsan eyle, bize bol ve geniş
rızıklar lütfeyle.Helal ve bereketli kazançlar bahşeyle.Mutlu ve umutlu yarınlar
ihsan eyle.Ya RABBİ, muradı olan kardeşlerimizin muradlarını lütfeyle.
Borcu olan kardeşlerimize ödeme imkanlarını müyesser eyle.Hepimize iyilikler,
güzellikler ve hayırlar ihsan eyle.Din ve dünya işlerimizi islah eyle,Biz bilmeyiz
istemesini, sen verirsin en iyisini, hakkımızda hayırlısını ihsan eyle YA RABBİ.
Bizi, Kevser havuzundan hiç susamayacak şekilde bir yudum dahi olsa içenlerden
eyle.Amel defterini sol ve arka tarafından değil sağından alanlardan eyle YA MUİD
Sırat köprüsünü kolayca geçenlerden eyle YA RABBİ.Bazı yüzlerin siyahlanıp
bazılarının da beyazlanacağı o günde yüzümüzüak eyle YA RABBİ.Kıyamette
o dehşet günde, yüzlerimizi nurunla nurlu eyle ya RABBİ.Kulaklarımızı kötü
sözlerden, boyunlarımızı cehennem azabından muhafaza eyle YA HAMİD
Gözlerimizi haramdan, dillerimizi yalandan, kalbimizinifaktan muhafaza eyle
 YA MUHSIİşlerimizi zorluktan, amellerimizi gösterişten,bizi kinden, nefretten,
 hasetten muhafaza eyle.Riyalıktan, kibirden, öfkeden,şehvetten,ve şeytanın
tuzaklarından muhafaza eyle YA MANİUBizi, şöhretten, kaypaklıktan, heva ü
hevese kapılmaktan muhafaza eyle YA GANİYYU.Bizi dünyada rezil olmaktan,
ahirette de azabından muhafazaeyle YA RABBİ.ALLAH’ım, bir birimize düşman
 olduk,bize bir birimizi sevmenin,nefsimizi ve hırslarımızı yenmenin,yollarını göster
 ya RABBİ…sevmesini unuttuk,bir birimize kin kustuk,sevmediğimizi hain ilan
ettikaleyhinde iftira ürettiksen bize sevmeyi öğret,sen kalbimizi sevginle doldur ya
 RABBİ…az çalıştık, çok konuştuk,düşmanlarımız boş durmadı, biz yattık uyuduk
her iyiliğin kerametini kendimizden bildikkendi kendimizi bile tanıyamadıkyedik,
ictik gün gecirdikbu saltanat böyle devam eder sandıkbir gün ayağımızın kayacağını
düşünmedikbizden de hesap sorulacağını unuttukşimdi karşındayızboynumuz bükük,
 elimiz boşgünahımız çok, sevabımız hiç yoksen bizi affet ya RABBİ….vatan dedik,
 millet dediksenin dinin, devletin dedikbiz bunlara hizmet edemedikBunlara hizmet
edenleri de engelledikdüşmanlarla koyun koyuna girdik tevbe, tevbe tevbe ediyoruz,
sen tevbeleri kabul edensinsen bize merhamet eyle ya RABBİALLAH’ım,
gücümüz yok, derdimiz çok,düşmanlarımız kinci, dostlarımız nerde?ama sana
inancımız sonsuzsen sana inanları kayıransınbizi koru, bizi esirgeyardımına
muhtacızsen bizden merhametini esirgeme ya RABBİ…ALLAH’ım emrettik
lerinden kacındık,yasakladıklarına açıldık,emirlerini tutanı suçladık,hatamız
büyük, kusurumuz çoktur,ama senin rahmetin gazabından büyüktürsenden yine
sana sığınıyoruzsenden af diliyoruzsen bizi geri çevirme ya RABBİ…ALLAH’ım,
şehitlerimizi unuttuk, yetimleri ihmal ettikyakınlarımızı unuttuk, ihmal ettik
mağdurlarımızı unuttuk, feryatlarını duymazdan geldikhazıra konduk ve
nankörleştiksen bizi doğru yola sevket ya RABBİ…ALLAH’ım,sana yalvarıyor,
senin huzurunda tekrar söz veriyoruzbundan sonra senin yolundan
 ayrılmayacağız
senden başka dost edinmeyeceğizsenin adını ve dinini çıkarlarımız için kullan
mayacağızbizi senden ayırma ya RABBİ…ALLAH’ım,İslam alemine, Türk
milletine kem gözle bakanları İSLAH EYLE ıslah olmuyorsalar kahrı perişan
eyle , bu cennet vatanı başkalarına peşkeş çekenleriyok etmeyi bizi nasip eyle
 ya RABBİ…bu uğurda savaşacağız gerekirse şehit olacağızbize sabır ver, güç ver
bize VATAN uğrunda şehit olmayı nasip eyle ya RABBİ…
 

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online      

 

ŞEYTAN VE DOSTLARI TOPLANTIDA

 

 
subirimagen.es

ŞEYTANIN EN TATLI 12 SÖZÜ

1-BİR DEFAYLA BİR ŞEY OLMAZ

2-DAHA GENCİZ.
3-ALLAH (C.C) KALP TEMİZLİĞİNE BAKAR.
4-ALLAH (C.C.) İLE KUL ARASINA GİRİLMEZ.
5-EMEKLİ OLDUKTAN SONRA.
6-ZAMAN SİZE DEĞİL SİZ ZAMANA UYUN.
7-BİR ŞEY OLMAZ Allah(C.C) AFFEDER.
8-BU KADAR GÜNAHTAN SONRA BİRAZ ZOR AFFEDİLİRSİN.
9-FAZLA DÜŞÜNME KAFAYI YERSİN.
10-CEHENDEMDE BİR SÜRE YANDIKTAN SONRA CENNNETE GİRMEYECEKMİYİZ. 
11-BİZ BÜYÜKLERİMİZDEN BÖYLE GÖRDÜK.
12-AMAN HA DİKKAT BEYNİNİZİ YIKAMASINLAR.
Bir gün Şeytan, dünya çapında konvansiyonel bir toplantı için tüm dostlarını çağırmış.

Açılış konuşmasında demiş ki: Müslümanların Camilere gitmesini engelleyemiyoruz.
Kur’an okumalarını ve gerçekleri öğrenmelerini de engelleyemiyoruz.
 Allah ve elçisi  ile sağlam ilişkiler kurmalarını da engelleyemiyoruz.
Allah ile bir kere  bağlantı kurduklarında üzerlerindeki gücümüz kırılıyor.
Dostları demiş ki: Gerçekten zor bir durum, peki ne yapalım?
Şeytan demiş ki: Bırakın Camilere gitsinler. Fakat
zamanlarınıçalın, böylece Allah ve elçisi  ile bağlantı kuramasınlar..
Sizden isteğim budur. Şeytan devam etmiş: Dikkatlerini dağıtın,
böylece gün boyunca Allah ile hayati öneme sahip bağlantıyı kuramasınlar.
Dostları şaşırmış:   Bunu nasıl başaracağız?
Şeytan:Hayatın  önemsiz ayrıntılarıyla zihinlerini sürekli meşgul et!
Müslümanların kulaklarına şunu fısılda: Harca, harca, harca..
Borç al, borç al, borç al..’
indiceicon1pz3     indiceicon1pz3        indiceicon1pz3      indiceicon1pz3       indiceicon1pz3
Kadınlarını işe girip uzun saatler boyunca çalışmaları için ikna et !
Erkeklerin haftada 6-7 gün, günde 10-12 saatçalışmalarını ve böylece
hayatlarında boşluk kalmaması için planlar yap!
Çocukları ile zaman
geçirmelerini engelle! Evleri ferahladıkları bir yer olmaktan çıkacaktır!
Zihinlerini o kadar meşgul et ki kendi iç seslerini (oto kritik,nefismuhasebesi)
 dinleyemesinler!Böylece kafaları karışacak, Allah ve elçisi ile zihinsel
beraberlikleri kopacaktır. Bravooo, mükemmel fikir, diye alkışlamış dostları.
 Durun, daha bitmedi, diye devam etmiş Şeytan:Kahvehanelerde, doktor
 muayenehanelerinde,  kafe’lerde masaları gazete ve dergilerle doldur!
 Zihinlerini 24 saat haber bombarıdmanına tut! Araba kullanma esnasında
 tefekkür etmelerini, İnternete girenlerinin mailboxlarını, junk maillerle,
 sipariş  katalogları ile, bahislerle, çekilişlerle, promosyon ürünleri ile ve
 indiceicon1pz3     indiceicon1pz3        indiceicon1pz3      indiceicon1pz3       indiceicon1pz3
 boş umutlarla doldur!Gazete ve TV’leri ince yapılı güzel modellerle doldur
 ki kocaları dış güzelliğin önemli olduğuna inansınlar ve hanımlarından
hoşlanmasınlar!Kadınların, akşamları kocalarıyla ilgilenemeyecek kadar
çok yorulmasını sağla!Eğer kadınlar, erkeklerin ihtiyacı olan sevgiyi
eremezlerse,erkekler  bu sevgiyi başka yerlerdearayacaklardır! Çocuklarına
namazın önemini anlatmalarını engellemek için hikaye kitaplarını tavsiye et!
Doğaya çıkıp Allahın yaratma sıfatını görmelerini engellemek için onları
çok meşgul et, eğlence parklarına,fuarlara, spor karşılaşmalarına, oyunlara,konserlere,
sinemalara vs götür! Oralarda kavga çıkarıpbirbirlerini vurmaları sağla!
indiceicon1pz3     indiceicon1pz3        indiceicon1pz3      indiceicon1pz3       indiceicon1pz3
Bizim işimiz fitne çıkarmaktır, bunu unutma! İslami dostluklar ve sohbetler
yerine, taraftar-partidostluklarını ve  dedikoduları teşvik et!İşte plan bu!
 Futbol, hayatlarının odağı olsun. Futbolcuların isimlerini çocuklarına
ezberletmeyi marifet saysınlar! Ancak İslamın şartlarını merak bile
etmesinler! Kurnazca plan için dostları şeytanıçılgınca alkışlamışlar ve
ülkelere dağılırken Müslümanları daha fazla meşgul edeceklerine, telaş
içinde orayaburaya koşuşturacaklarına, Allah’a, Elçisine ve ailelerine daha
az zaman ayırtacaklarına söz vermişler. Sence bu plan başarılı mı?
 
EVET KARDEŞLERIM SORALIM BU PLAN İŞLİYORMU

Şeytandan Mektup

Seni dün günlük işlerini yaparken gördüm. Namaz kılmadan,
dua etmeden bir günü daha geçirdin. Hatta yemek yerken ve yatarken
bile dua etmek için vakit ayırmadın. Çok nankörsün! Seninle gurur duyuyorum.
Benimle olduğun için çok mutlu olduğumu söyleyemem.Hatırlıyormusun?
Senelerdir beraberiz ama seni hala sevmiyorum. Doğruyu söylemek gerekirse:
Senden Allah’tan nefret ettiğim için nefret ediyorum.
Allah beni cennetten attığı için bende seni kullanıyorum.
Seni de Allah’ın bana yaptıklarını ödetene kadar kullanacağım,
ondan sonra sende defolup gidebilirsin.
Biliyormusun aptal. Allah seni seviyor,
ama sen hayatın boyunca benim yanımdaydın. Bunun içinde seni ödüllendireceğim.
Hayatının berbat olmasını sağlayacağım. Biz ikimiz beraber
kaldıkça bu Allah’ı çok üzecek.Zaman senin hayatını kimin
yönlendirdiğini O’na gösterecek. Ve bu senin sayende olacak.
Geçirdigimiz güzel günleri hatırla, insanları nasıl hor görüyorduk,
onlara küfür ediyorduk, çılgın partilere gidiyorduk, hırsızlık
yapıyorduk, nasıl iki yüzlü davranıyorduk, sigara kullanıyorduk,
camii’ye gitmiyorduk, dedikodu yapıyorduk…..
Bunların hepsini kaybetmek istemezsin değil mi?
Hadi gel aptal! Sonsuza dek beraber yanalım! Senin için çok şeyler
düşünüyorum.
Bu mektupu sana ne kadar değer verdiğimi söylemek ve hayatının büyük
bir parçasını kullanmama izin verdiğine teşekkür etmek için yazıyorum.
Bazen sana çok gülüyorum. Öyle salaklıklar yapıyorsunki,
benim bile miğdemi bulandırıyorsun. Sen böyle devam et. Yeni nesile yalancılığı,
aldatmayı, kumarı ve camii yerine diskolara gitmeyi öğret.
Sen bunları onların yaninda yap ki onlarda seni örnek alsınlar.
Bir zaman sonra onlarda aynısını yapacaklardır. Çocuklar böyle işte.
Neyse, şimdi gitmeliyim ama birkaç saniye sonra tekrar seni görmeye geleceğim.
Azıcık aklın olsaydı tövbe etmek için biryerlere giderdin ve yaşayacak
olduğun bir kaç seneyi de Allah’la beraber geçirirdin.
Bir kimseyi uyarmak karakterimde yoktur aslında, ama seni tanıyorum.
Sen zaten benim yanımdan ayrılmazsın. Senin yaşında olan bir insanın
hala günah işlemeye devam etmesi saçmalık olsada. Sakın beni yalnış anlama,
senden hala nefret ediyorum, ve bu böyle devam edecek. Beni gerçekten seviyorsan
tabiki bu yazıyı kimseyle paylasmazdın. Ölüm bizi buluşturana kadar…

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online      

Etiket Bulutu