Dayan be gönlüm!. Bîçâre değilsin Yaradan sana yâr. Kimsesiz değilsin, yanında "Kimsesizler kimsesi" var! Biliyorum! Sığmazsın hiç bir yere bu sevdayla, dünya sana dar! Ama dayan gönlüm! Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var!.

KALPLERİN CELLADI: KİBİR

 
img225/5750/originals7ha2.png
   
   Ahmet Safa
   
Kur’an’ın mucizevî beyanları, Allah Rasulü s.a.v.’in sözleri, gösterdiği onca mucize
dahi, kibir ve benlik sahiplerine kâr etmemişti. Kur’an-ı Kerim, hadis-i şerifler ve
diğer kaynaklarımız, ısrarla bu körlüğe insanlığın dikkatini çeker.Halid b. Velid r.a.
ve Ebu Cehil birbirleriyle akrabadırlar. Hz. Halid r.a. tevazu ve teslimiyetle hakikate
gönlünü açıp sahabenin büyükleri arasına girerken, Ebu Cehil Hz. Peygamber s.a.v.’in
hak olduğunu bildiği halde, kibri sebebiyle inkâr edip esfel-i safiline, aşağıların aşağısına
yuvarlanmıştır.
  

Şirke Götüren Kibir
Mukaddes Kitabımız, kibirin insanı iteceği dipsiz karanlıkları, neredeyse peygamber
kıssalarının esas mesajı olarak sunar. Mesela Nemrut, Cenab-ı Mevlâ ile harp etmeyi
düşünmüş, Firavun da kavmine, “Ben sizin rabbinizim” (Naziat, 24) diyerek, Allah’a
kul olmayı reddetmiştir.Musa a.s. Firavun’a, “iman et saltanatın sende kalsın” demiş,
ama Firavun danıştığı veziri Haman’ın, “nasıl olur, biz seni bir rab bilirken, şimdi ibadet
eden bir kul mu olacaksın?” sözüne uyup, Allah’a kul, Musa a.s.’a ümmet olmaktan
yüz çevirmiştir.Kur’an-ı Kerim’in ifadesiyle bunlara: “Temelli kalacağınız cehennemin
kapılarından girin. Büyüklük taslayanların durağı ne kötüdür!” denecektir. (Zümer, 72)
Bu kıssalarada anlatılanlar, şüphesiz kibrin insanı vardıracağı uç noktalardır. Ama en
hafifinden en kuvvetlisine, kibir duygusunun ortak bir karakter taşıdığını göz ardı
etmemek gerekir.Tavus kuşu yumurtadan çıkıp, göz kamaştırıcı haliyle salınırken,
bakışları şartlı olanlar o güzelliği görmez de, bu kuş şu yumurtadan çıktı derler.
Efendimiz s.a.v. bütün cihanı nurla dolduran bir mesajla gelirken, “bu Ebu Talib’in
yetimidir” diyen kibir sahipleri, Rableri’nin rızasına ve O’nun Cemali’ne talip olan
fakir-fukara ve köleler ile oturmaktan kaçınmışlardı. Peygamber Efendimiz s.a.v.’e,
şu ayak takımı insanlar senin çevreni almışken, biz seninle nasıl otururuz?” demişlerdir. 
Rabbanî alim ve mürşid-i kâmillere karşı kibirlenenlerin durumu da bundan farklı değildir.
“İmam-ı Azam da kim! Bu dönemde yaşasaydı ben onu ikna ederdim” veya “İmam Rabbani,
 Şah-ı Geylânî de kim oluyor ki!” zihniyetinde olanların davranışlarının temelinde
yatan sebep aynıdır: Kibir ve benlik.
  

Üç Havari ve Antakya
Yasin Suresi ve tefsirinde anlatıldığı üzere, İsa a.s. Allahu Tealâ’nın emriyle
havarilerinden Yuhanna ve Pavlus adındaki zatları Antakya’ya göndermiş, fakat
Antakya halkı bu Allah dostlarını reddetmişlerdi. Sonra İsa a.s, Şemun adındaki
üçüncü bir veliyi onların yardımına göndermişti. Bu üç Allah dostu, Antakya halkına,
“Biz size gönderilmiş elçileriz” (Yasin, 14) dediler. Sözlerinin doğruluğuna şahit olarak
da Allah’ın izniyle körün gözünü açmak, ölüyü diriltmek ve hastaları iyi etmek gibi
deliller gösterdiler. (Beyzavî, Razî, Celâleyn, Medarik Tefsirleri)Buna rağmen
kibirlerinin mağlubu olan Antakya halkı, “Siz sadece bizim gibi insanlarsınız”
(Yasin, 15) diyerek, gösterilen mucizeleri ve getirilen mesajı inkâr edip kötü
sonlarını hazırladılar. Öte yandan, bu Allah dostlarına gönlünü açan, fakat kavmi
tarafından şehit edilen Habib-i Neccar, veliler makamına çıkarak Rabbi’nin ikramına
mazhar oldu. Habib-i Neccar’ın durumu Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılır: “Denildi ki:
Haydi, gir cennete! O da, ‘ah ne olurdu, kavmim Rabbim’in beni bağışladığını ve beni
ikrama mazhar olanlardan kıldığını bilseydi’ dedi.” (Yasin, 26-27)
  

İlim Kibre Değil, Tevazuya Götürmeli
İmam-ı Gazalî k.s. Hazretleri, kibre müptela olanların daha çok ilim sahipleri
arasından çıktığını söyler ve bu gibi alimlerin gerçekte cahil olduğuna hükmeder.
İmam-ı Gazalî, alimlerin kibrini şöyle anlatır: Bu alimler, başkalarını cehaletle
itham eder, hatta onlara insan nazarıyla bile bakmazlar. Onlardan her yerde
hürmet ve saygı beklerler. Saygısızlık edenlere kızar, kendi ilimlerinin
derinliğinden, okudukları kitaplardan, ders gördükleri hocalardan dem vururlar.
Yanlarında alim ve veli kişilerden bahsedilince yüzlerini ekşitirler. İnsanlar onların
hakkında iyi dedikleri halde, onlar insanlara iyi demez. Ziyarete karşılık vermezler.
Hoca olurlarsa talebelerine sert ve kaba davranırlar. Onları hususi işlerinde çalıştırırlar.
Ahiretle alakalı olarak da ilimleri sayesinde kendilerini herkesten ziyade Allah’a
yakın kabul eder, başkaları hakkında endişeli olurlar. Başka birinden hak ve hakikati
duysalar, onu kabul etmek istemez, hemen karşısına çıkarlar. Münazara ederken
birbirlerine girerler. Hatta hakkı hasmının dilinde duysa hemen çeşitli yollardan bile
bile onu çürütmeye çalışırlar. Halbuki bu hal kâfir ve münafıkların vasfıdır. Nitekim
Kur’an’da: ‘İnkâr edenler, bu Kur’an’ı dinlemeyin, okunurken gürültü yapın, belki
galip gelirsiniz, dediler.’ (Fussılet, 26) buyurulmuştur.”Yaklaşık on asır öncesine
ait bu tesbitler bugün için de doğru değil mi? Bunun sırrı şu: kibir ve benlik her
yerde, her zamanda aynı. 
  

Bir Tevazu Örneği
İmam-ı Gazalî k.s. Hazretleri’ni dinlemeye devam edlim: 
“Halbuki ilim, insanın emniyette olmasını değil, Allah’tan korkusunu, tevazu ve
huşuunu artırır. Alimin, ilim nimetinin şükrünü ödeyemediğini ve bu ilim ile ne
yaptığının sorguya çekileceğini düşünerek herkesi kendisinden hayırlı görmesi gerekir.
Hz. Ömer r.a. gibi niceleri var ki, bir azap ayeti duydukları zaman yıkılıp gidiyor
ve kendilerinden geçiyorlardı. Hz. Peygamber s.a.v.’in münafıklar listesinde acaba
bende var mıyım diye kendilerini yiyip bitiriyorlardı. Bir gün halifeliği sırasında Hz.
Ömer r.a., hutbeden kadınlara verilen mehir hususunda aşırıya gidilmemesini
emrediyordu. Hutbeden indikten sonra bir kadın ayetle delil getirerek (Nisa, 20)
buna itiraz etti. Bu haklı cevap karşısında,’Allahım beni affet. Bütün insanlar
Ömer’den daha anlayışlı’ diyen Hz. Ömer, tekrar hutbeye çıkıp sözlerini düzeltti.” 
  

"Benden Liyakatlisi Yok Diye Düşündüm"
Bir gün cemaate namaz kıldıran Hz. Huzeyfe r.a., selam verdikten sonra, “artık
bundan sonra ya başka imam bulur veya namazınızı tek başınıza kılarsınız. Ben
bir daha imamlık yapmam. Çünkü namaz kıldırırken aklımdan, bu cemaatte
benden daha liyakatlisi yok, diye bir düşünce geçti. Bu ise kibir alametidir.
Binaenaleyh bu vazifeyi bir daha yapmam” diyordu.Bu hadiseyi anlatan
İmam-ı Gazali k.s. Hazretleri şöyle devam ediyor: 
“Yer yüzünde nerde bulursun öyle bir alim ki, onun ilmi kibrini kırmış ve
tevazusunu artırmıştır. Böyleleri çok ender bulunur. Böyle bir zat zamanının
‘sıddîkı’dır. Onun ilim ve irfanından istifade şöyle dursun, mübarek simasına
bakmak bile ibadettir. Ahlâkıyla ahlâklanabilmek ve bereketinden istifade etmek
için Çin’de de böyle bir zat bilsek koşarak ona giderdik.”Gazali’nin tasvir ettiği bu
gibi zatları Çin’e kadar gitmeden bulabilen müminler, gerçekte Allahu Tealâ’nın
kendilerine ikramda bulunduğu müminlerdir. Böyle bir nimeti bulanlar kadrini
iyi bilmelidirler. 
 

Allah Mahzun Kalplerdedir
Müminin kalbi daima kırık ve mahzun olmalıdır. Çünkü Allahu Tealâ daima mahzun
kalplerdedir. O, kendisine yalvaran, benliksiz, mütevazi müminleri sever. Evliyanın
nisbeti böyleleri üzerine açılmış, mürşid-i kâmiller de hep onların arasından çıkmıştır. 
Allah dostları kendilerini hep küçük görmüş, kibirden kaçınmışlardır. Bir Allah dostu
yanındakilere evliyanın faziletinden bahsettikten sonra, “biz onların ayaklarının
tozu bile olamayız.” demiştir. İşte büyüklerin tevazusu böyledir.
   SEMERKAND DERGISI 2002 AGUSTOS

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

who's online     

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Etiket Bulutu

%d blogcu bunu beğendi: