Dayan be gönlüm!. Bîçâre değilsin Yaradan sana yâr. Kimsesiz değilsin, yanında "Kimsesizler kimsesi" var! Biliyorum! Sığmazsın hiç bir yere bu sevdayla, dünya sana dar! Ama dayan gönlüm! Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var!.

FARKINDA MIYIZ?

8d11afe172222b86078c103lg3

   Elvida Ünlü
  
   Biz bir yerlerdeyiz.
   Hayat bir yerlerde.
   Bambaşka yollarda akıyoruz.
   Bazen karşılaşır gibi oluyoruz.
   Ama çabuk kaybediyoruz.
   Farkında olmadan, farkına varamadan sadece akıyoruz.
   İnsan, mekân, zaman, eşya, su akıyor.
   Suyun farkına varamadan abdestler akıyor.
   Nimetin farkında olamadan öğünler akıyor.
   Yolu fark edinceye kadar adımlar tükeniyor, nice şehirler geride kalıyor da
    hiçbir şehre varamıyoruz. Biz bir yerlerdeyiz, hayat bir yerlerde. 
   2hxbp6ckn7
   Önce İnsan!
   Rasulullah s.a.v. Efendimiz Amr b. As ra.’ı bir gazaya ordu komutanı olarak
   tayin etmişti. Gaza dönüşü    Hz. Amr r.a. Efendimiz’e gelerek sorar:
   – Ya Rasulallah, insanlar içinde en çok kimi seversiniz? Efendimiz:
   – Aişe’yi severim.
   – Sonra?
   – (Hz. Ebu Bekir r.a.’ı kastederek) onun babasını severim.
   – Ebu Bekir’den sonra kimi seversiniz?
   – Hattab oğlu Ömer’i.
   Rasulullah Efendimiz böyle birkaç kişiyi daha sayar ve Hz. Amr sükut eder.
   Sıra bir türlü kendisine gelmemiştir. Oysa ilk önce kendi ismini zikredeceğinden
   öylesine emindir ki…
   Hz. Amr r.a. neden Efendimiz’in en çok kendisini sevdiğini düşünmüştür? Elbette
   bir gazaya ordu komutanı olarak tayin edilmiş olması etkilidir. Fakat daha önemlisi,
   Allah Rasulü’nün her kime yönelirse tüm benliğiyle yönelmesi, her kimi dinlerse can
   kulağıyla dinlemesidir. Öyle samimi, öyle içtendir ki, konuştuğu herkes bu dünyada
   en çok beni seviyor der. 
    2hxbp6ckn7
   Çünkü O, insanın farkındadır.
   Peygamber Efendimiz’in sevdikleri arasında üçüncü olarak zikrettiği Hz. Ömer r.a.
   halifeliği sırasında bir grupla şehirde dolaşırken yaşlı bir hanım sahabi olan Havle
   r.a.‘a rastladı. Havle r.a. Hz. Ömer r.a.’ı durdurdu. Hz. Ömer ona doğru yaklaştı,
   eğildi, ellerini de omuzuna koydu. Havle r.a. anlattı, halife dinledi, dinledi… Ve ne
   istiyorsa yerine getirdi. Sonra gruba katıldı. Gruptan birisi:
   – Ey müminlerin emiri, Kureyş büyüklerini ihtiyar bir kadın için nasıl bekletirsin? dedi.
   Hz. Ömer kızdı:
   – Yazık sana! O hanımın kim olduğunu biliyor musun? O, Allah’ın derdini yedi kat
   gökler ötesinden dinlediği Salebe’nin kızı Havle’dir. Allah’a yemin ederim ki akşama
   kadar yakamı bırakmasa idi, şikayetini dinleyip işini görmeden yanından ayrılmazdım.
   Öyledir, dertli, yaşlı bir hanım vardır; zaman durur, işler durur, halife durur,
   Kureyş büyükleri durur. 
   2hxbp6ckn7
   Hayatı Duayla Tatmak
   Ne kadar hızlı akıyor günler, mevsimler ve ne kadar çok sahip olduklarımız,
   bize sahip olanlar. O kadar çabuk kazanıyor ve o kadar çabuk kaybediyoruz ki,
   ne elimizden kayıp gideni, ne elimize düşeni hissediyoruz. Ne tatmaya, ne kazanmaya,
   ne şükretmeye vaktimiz oluyor. Öyle çok yeniye sahip oluyoruz ki, yeni bir eşyayı
   fark edip şükrünü eda etmeye zaman bulamıyoruz. Oysa Efendimiz s.a.v. yeni bir
   elbise giydikleri vakit, her nimetin bir emanet olduğunu hisseder, Rabbimize şöyle
   niyazda bulunurdu: “Ey Allahım, hamd sana. Bu elbiseyi bana sen giydirdin.
   Bu elbisenin ve bu elbise neden yapılmışsa onun hayrını senden isterim. Bu elbisenin
   ve bu elbise neden yapılmışsa onun şerrinden sana sığınırım.” Yine Efendimiz s.a.v.
   kendisine turfanda meyve getirildiğinde onu alır, mübarek iki gözü ve dudakları üzerine
   koyar, sonra şu duayı okurlardı:
   “Allahım, bu meyvenin ilkini bize gösterdiğin gibi sonunu da göster.” 
   2hxbp6ckn7
   Her Adımda Dua
   Suya kapılmış bir çakıl taşı suyla ilgili ne bilir, kendini alıp bilmediği yerlere götürme
   sinden başka. Bilmeden, anlamadan yalnızca gider.Zamanın önünde küçük bir çakıl
   taşı oluyoruz, fark etmeden günlere, gecelere, aylara gidiyoruz. Hz. Ali r.a. ise zamanı
   durduruyor, anı hissediyor yeni ay’ı gördüğünde: “Allahım senden bu ayın hayrını, fethini,
   yardımını, bereketini, rızkını, aydınlığını, temizliğini, hidayete vesile olmasını diliyorum.
   Onun şerrinden, onun ihtiva ettiği şerlerden sana sığınıyorum” diye dua ediyor.
   İbn Mesud r.a. ise yolu, adımlarını hissediyor ki gireceği şehri fark ediyor, bir şehre varıyor,
   Rabbine yakarıyor: “Allahım! Ey göklerin ve gölgelendirdiklerinin Rabbi! Ey şeytanın
   ve saptırdıklarının Rabbi! Ey rüzgarın ve savurduklarının Rabbi! Senden bu şehrin ve
   bu şehirdekilerin iyiliğini isterim. Buranın ve buradakilerin şerrinden sana sığınırım.”
   O kadar meşgulüz, o kadar iş arasında gidip geliyoruz ki, birini diğerinden ayırıp üzerinde
   düşünemiyor, hayır-şer, hak-batıl, gerekli-gereksiz tartamıyoruz. Hz. Ebu Bekir r.a.
   ise işin karşısında şöyle bir duruyor, kendini ve işi tartıyor, hayrın ve şerrin sahibine
   yöneliyor: “Allahım! Senden işimin neticesinde hayırlı olacak şeyi istiyorum. Allahım
   bana vereceğin hayır, hoşnutluğun ve Naim cennetlerinde yüksek dereceler olsun.”
    2hxbp6ckn7
   Suyla Başlamak
   Resulullah s.a.v. Efendimiz buyuruyorlar:
   “Kul abdest alıp ağzına su verdiğinde günahları ağzından çıkar. Burnuna su verdiğinde
    günahları burnundan dökülüverir. Yüzünü yıkadığında ise günahları yüzünden dökülür.
   Ellerini yıkadığı zaman ellerinden günahları dökülür. Hatta tırnaklarının dibinden bile
   günahları çıkar. Başını mesh ettiği zaman başından günahları çıkıp dökülür. Ayaklarını
   yıkadığı zaman ayaklarından günahları çıkar, hatta ayaklarının ucundaki tırnaklarından
   bile günahları dökülür. Abdest aldıktan sonra mescide doğru yürümesi ve namaz kılması
   ise onun için fazladan bir sevap olur.”
   “Her şeyi sudan yarattık.” (Enbiya, 30) Suyla başlıyor, suyu hissediyor; abdestimizle
   temizlenip dirilebiliyorsak, öyle bir namaz bekliyor ki bizi…
   Hz. Ali r.a. namaz vakti gelince titremeye başlar ve yüzünün rengi değişirdi.
   – Size ne oldu? diye sorduklarında şöyle derdi:
   – Allahu Tealâ’nın göklere, yere ve dağlara teklif edip de onların yüklenmekten çekindiği,     
    sorumluluğundan korktukları ve benim yüklendiğim emanetin yerine getirilme vakti geldi.
    Hz. Ali’nin oğlu Hz. Hüseyin r.a.’ın ise abdest alırken yüzü sararırdı. Ailesi:
   – Abdest alırken sana ne oluyor da böyle sararıyorsun? diye sorunca şöyle derdi:
   – Kimin huzuruna durmak üzere olduğumu biliyor musun?
   Ömer b. Zer r.a.’ın eli kangren olmuştu. Doktorlar muayene ettiler ve dediler ki:
   – Bu eli kesmekten başka çaremiz yok.
   Cevap verdi:
   – Kesin o halde!
   – Seni iple bağlamadan bu eli kesemeyiz.
   – Hayır, bağlamanıza gerek yok. Ben namaza durduğumda kesersiniz.
   Namaza durunca elini kestiler ve o hiçbir şey hissetmedi. 
   2hxbp6ckn7
   Kendimizi Fark Ediyor muyuz?
   Bilal-i Habeşî r.a. çöl sıcağının kavurduğu kumlar üzerindedir, göğsünde kendinden
   daha büyük bir kaya vardır. Israrla “dininden dön!” çağrıları yapılmakta, o, bu
   çağrılara “Ehad, ehad!” (Allah bir, Allah bir) diye cevap vermektedir.
   Ne o ağır kayayı hisseder Hz. Bilal r.a., ne kızgın kumları… Çünkü o gönlünün, aslının
   farkına varmıştır. Suyu bulmuş, suya kanmıştır; susuzluk yakar mı onu, güneş yakar mı?
   Emanetin ağırlığı altında ezilmektedir; o kaya değil, dağlar yüklense göğsüne yine ehad
   diyecektir. Dağlar kadar yükler altında eziliyoruz. Suya ve rüzgara kapılmış savruluyoruz.
   O kadar yol bırakıyoruz gerimizde, bir yere varamıyoruz. Nimete sahibiz, tada değil
   Söze sahibiz, manaya değil. Vakitler akıyor; dirilme vakitleri, özleme vakitleri,
   zikretme vakitleri… Suya, duaya yönelme vakitleri…
   Kalbimizin pır pır edişini duyma vakitleri…

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

    

who's online 

   

 
 

Comments on: "FARKINDA MIYIZ?" (2)

  1.  
     
     
     
    Geceyi kokladınızmı hiç? Gece sessizlik elbisesine bürünür kadifemsi… İçinde binbir sırla… İşte o an açın gönül pencerenizin tüm camlarını ve bakın karanlığa… Ciğerlerinizin tüm nefesiyle koklayın geceyi… O harika koku tüm hücrelerinize dolsun.
     
    Çocukluğumda en sevdiğim şeydi gecenin karanlığını seyretmek ve koklamak. Gecenin o güzelliğini anlamayanlar bilemezler elbet o huzur veren sıcaklığı ve kokuyu.
     
    Ben hep gece sevdim.
     
    Mutlu bir akşam geçirmen dileğiyle sevgiyle kal Mutlu akşamlar 🙂
     
     
     
     
     

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Etiket Bulutu

%d blogcu bunu beğendi: