Dayan be gönlüm!. Bîçâre değilsin Yaradan sana yâr. Kimsesiz değilsin, yanında "Kimsesizler kimsesi" var! Biliyorum! Sığmazsın hiç bir yere bu sevdayla, dünya sana dar! Ama dayan gönlüm! Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var!.

KADİR GECESİ

26imrr6


   
   Yusuf Özcan 
  
Kadir Gecesinin Gizliliği
   Genel bir kabul olarak her yıl ramazan ayının 27’nci gecesi kadir gecesi olarak düşünülse de, bin aydan hayırlı bu kutlu gecenin ne zaman olduğu kesin belli değildir. Bu konuda bazı alimlerimiz 45’e ulaşan farklı görüşten söz ederler.
   Kadir gecesinin ne zaman olduğuna dair görüşlerden bir kısmı şöyledir:
   – Kadir Gecesi bütün sene içinde bir gecedir, yıldan yıla zamanı değişebilir.
   – Ramazan ayı içinde bir gecedir, fakat her yıl ramazan içinde farklı gecelere gelebilir. 
   – Ramazanın son yarısındadır. 
   – Ramazanın son onundadır. 
   – Ramazanın son yedisindedir. 
   – Ramazanın 17’nci gecesidir. 
   – Ramazanın 19’uncu gecesidir.
   – Ramazanın 21’inci gecesidir. 
   – Ramazanın 23’üncü gecesidir. 
   – Ramazanın 27’inci gecesidir.
   Bütün bu ihtimaller içinde en muteber olanı ise, kadir gecesinin ramazanın son onunda, tek gecelerde ve büyük ihtimalle 27’nci gece olmasıdır.
   Kur’an-ı Kerim’in Peygamber A.S.’a indirilişinin başlangıcı, ramazanın 17’nci gecesinde olmuştur. Demek ki o yıl kadir gecesi, 17 ramazana rastlamıştı.
   Aslında kadir gecesinin, Rasul-i Ekrem A.S. Efendimiz’e tamamen gizli kaldığı da düşünülemez. Ancak fazla açıklanmasına izinli olmadığından, kesinlik ifade etmeyen, teşvik ve ümit veren açıklamalarla yetinmiştir.
   İmam-ı Azam Rh.A. Hazretleri’nin kanaatine göre de, kadir gecesi yıl içinde farklı aylar ve gecelerde dönmektedir. Çoğunlukla ramazanın son onunda ve muhtemelen 27’inci gecesinde olsa da böyledir. Hadis-i şeriflerde ümit ve tavsiye olarak işaret edilen kadir geceleri, Rasulullah A.S.’ın yaşadığı farklı yıllara mahsus olmalıdır.
  
Kadir Gecesinin Belirtileri
   Kadir gecesinin bazı alâmetlerinden söz edilmiştir. O gecenin sabahında güneşin parıltısız olarak, yani çevresinde ışık hüzmeleri görünmeden ve gözü rahatsız etmeden dolunay gibi doğup yükselmesi, o gece havanın  nisbeten ılıman olması gibi. Ayrıca, karanlık yerlerden dahi nurlar parladığını farketmek, o gece yapılan duaların kabul olduğuna şahit olmak gibi haller de bu belirtilere dahil edilmiştir.
   Bu gecenin özel alâmetlerini farketmek, elbette herkes için mümkün değildir. Ancak ilâhi lütuf ve manevi keşifle birşeyler görülüp sezilebilir. Bununla beraber, o gece olağanüstü şeyler görüp ibadetten uzak kalmaktansa, hiçbir şey görmediği halde dua ve ibadet halinde olmak elbette daha iyidir.
   Kadir gecesini iyilik ve ibadetle ihya ederek araştırmak müstehap olduğu gibi, o geceyi zamanında farkeden kimsenin bu müşahedesini fazla açığa vurmadan gizlemesi, Allah’a şükür ve duada bulunması da müstehaptır.
   Kadir gecesini takib eden gündüz de, cuma gecesi ve gününde olduğu gibi hayır ve ihya bakımından o geceye dahil sayılır. 
  
Kadir Gecesinin İhyası
   Bu geceyi ihya etmekten maksat, bir saat dahi olsa gecenin bir kısmının ibadetle, canlı ve uyanık geçirilmesidir. Kur’an ve hadis okuma, dua ve tevbe, tesbihat ve salâvat, dini sohbetler, gece namazı ve kaza namazları başta olmak üzere, Allah rızası için daha başka iyilik ve güzelliklerle, bu mübarek geceden mümkün mertebe faydalanmaya çalışmalıdır. Bu gece, duaların pek makbul oduğu bir gecedir.
   Kadir gecesi ümidi ve niyetiyle geceyi ihya eden, o geceye denk gelmese bile elbette bol sevaba kavuşur.
   Bu geceye mahsus, özel bir namaz ve ibadet şekli yoktur. Kadir gecesi namazı olarak, yatsıdan sonra bir nafile namaz kılınması öteden beri hoş görülmüş bir adet ise de, güvenilir kaynaklarada bu konuda bilgi mevcut değildir. Öyleyse herkes istediği gibi nafile namaz kılabilir. Kaza namazı borcu olanın ise, bolca kaza namazı kılması daha uygundur. Ramazanın son on gecesi, kadir gecesine rastlama ümidiyle ayrı bir öneme sahiptir ve ibadetlerle ihyası müstehaptır.
   Kadir gecesi, akşam ve yatsı namazlarını cemaatle kılmakla veya yatsı ve teravihin kılınmasıyla kısmen ihya edilmiş olur. Yatsı ve sabah namazının cemaatle kılınması da böyledir. Tabii ki gecenin çoğunu veya tamamını ibadetle ihya etmek çok daha güzeldir.
   Hanımların namazları vaktinde kılıp, gecenin diğer amel ve adabını kollamakla; namaz kılma imkanı olmayan mazeretli kimselerin de ibadet niyetiyle dini eserler okuma, dinleme, tefekkür, dua, zikir ve tevbe gibi hallerle gecenin hakkını verip, hissedar olmaları mümkündür.
   Kadir gecesindeki sevaplar, bu gece açıktan bilinmese de bin aylık sevaba denktir. Ancak açıkça bilinseydi, bu gecenin günahları da bin aylık olurdu. Şu halde bundaki gizlilik büyük bir nimettir.

http://gavsisanim.spaces.live.com/

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN 

          who's online      

Comments on: "KADİR GECESİ" (6)

  1. bu gece leyle-i kadr , Allah c.c. istifade eden kullarından eylesin cümlemizi inşallah (ramazan-ı şerif pazartesi günü başlamışsa kadir gecesi 21. gecedir)

  2.  Öyle yanayım ki.. Ya İlahi.. Sevdan geceleri uykumu bölsün, günün aydınlığında gafleti silsin.. Her hâl\’de Seni arayım, her hâl\’imle Seni bulayım.. Her kapının anahtarı Sende Ya İlahi.. Sana gelen tüm kapıları arala, sessizce süzülüp geleyim yanına.. Sana gelen yollarda beni nefs eline bırakma, Dostlarını yoldaş eyle yolculuğumda! Sen tut ki.. yüreğimin elinden, ayağıma çakıl ve taş deydiğinde, düşmeyim sendelemeyim.. Sana çıkacak yollarda, Sen tut yüreğimin ellerinden! Emanetini sağlam ulaştırmayı nasip eyle.. Doğduğum gün verdiğin o tertemiz kalbi, aynı temizlikte emanet etmeyi nasip eyle.. Kirlerden pak eyle bu kalbimi, parçalamaya meyl eden faniliklerden uzak eyle! Senin verdiğin gönül de, Sen\’in ile geleyim Ya İlahi.. Yalan tutsaklıklara esir etme bedenimi, Üzerimde yalan ve yalnış hiç bir sevdanın izini bırakma, Gönlüme her gireni, bana Seni getirdiği için seveyim, Sana gelebilmek için sevileyim! Gözeten Sensin her halimi.. Sen koru benliğimi.. Sana emanet ettim yüreğimi.. her halimi! Dünya kuyusunda Yusuf(AS)\’ın teslimiyetini ihsan eyle bu bedene, Yakup(AS)\’ın, Yusuf(AS)\’a hasreti gözyaşı oldu ömrüne, gözlerinden etti hasreti.. Sabır ile duâsı ile kavuşturdun hem Yusuf\’una hem gören gözlerine.. Senin için akan gözyaşına talibim Ya İlahi.. Öyle yanayım ki.. Yüreğimi aşkına kurban eyle! Gözümün yaşı ile sabredenler gibi kavuşmak nasip eyle! Sana kavuşmanın adı ise ölüm.. ölümü sevdir bana, Soğuk deymesin şu dilime, en sıcak kelime olsun.. vuslatın adı.. Öyle yanayım ki.. Ya İlahi.. Ölümü özleyen bir beden de ben olayım! Ölümlerin en güzeline talibim, Faniliğe rağbet ettirme, Ömrüme ömür bereketi ver ki.. Ellerim boş gelmeyim o en güzel kavuşma anına.. Ömrümü tükettiğim yerlerin adını, malımı harcadığım yerlerin adını güzel eyle.. Bedenimi yıprattığım yolları hayır eyle, Hesabımı kolay, amelimi bol ve güzel eyle.. Kadir gecemiz hayırlara vesile olur inşallah ablacığım dua ile

  3. İnzivâya çekilir, ama…
     
    Hârun Reşîd devrinde, bir kişi vardır ki, "Zâbıta âmirliği" yapmaktadır.
     
    İşini mükemmel yapar.
    Zayıfları korur, zâlimleri korkutur.
    Sâyesinde rahat eder müslümanlar.
     
    Hattâ, "Hızır aleyhisselâm" ile de sık sık birlikte olur.
     
    Ama bir gün âniden karar verip, ayrılır işinden. Maksadı, inzivâya çekilip, kendini "ibâdet"e vermektir.
     
    Görünüşte iyi bir şey.
    Öyle ya, gece gündüz ibâdet edecektir.
     
    Eder de.
     
    Amaaa "Hızır aleyhisselâm"ı göremez olur artık.
     
    Buna çok üzülür. Çok da merak eder. Kendi kendine; "Acabâ ne hatâ ettim?" der.
     
    Ve bir gece, rüyâda görür "Hazret-i Hızır"ı.
     
    Sorar hemen:
    – Artık bana gelmiyorsun. Sebebi nedir?
     
    – Ben sana geliyor idiysem, ibâdetinden dolayı değildi ki
     
    – Ya niçindi?
     
    – İnsanlara hizmet ediyordun. Sâyende herkes huzur içindeydi. Ama istifa edip, bıraktın hizmeti. Yerine zâlim biri geldi. Bozuldu halkın dirliği.
     
    O anda uyanır
    – Eyvaaah! der. Ben ne yaptım?!
     
    Anlamıştır hatâsını.
    Koşar hükümdara, vazîfe ister. Ve tekrar başlar hizmete.
     
    İnsanlar "Huzur"a kavuşur.
     
    Kendi de "Hızır"a.

  4. Ya Baki Entel Baki

    Uçtu uçtu kuş uçtu binbir ağaçtan..Geçti, geçti zaman hiç ama hiç anlamadan..Bir mektep bitti, lakin bir mektepten terhis olmak yeni bir mektebin kapılarını aralamak demekti hayat serüveninde.. Önümüze daha nice kapılar açılacak kim bilir. ***Peki bu hızla akıp giden hayatın ben neresindeyim?..Zor zamanlara büyük mutluluklar sığdırma telaşesindeyim. Şimdilerde bir sınav arefesinde binbir haldeyim :)ve uzun zamandır yazamadığım sayfaya bir günlük eklemek istiyorum şimdi..Selam sevgi ve saygılarımla efendim…***Gün batıyor şimdi, hayatımız henüz bitmemişken..Henüz gitmemişken sağlığımız, varlığımız, sevdiklerimiz..Ve biz hiç bitmeyecek gibi yaşasak da..hiç gitmeyecekler gibi fani mevcudata bağlansak da, işte güneş batıyor, sermayeden fark etmeden bir gün daha gidiyor..Bugün tattığımız gördüğümüz aydınlık bitiyor..Bitenlerin, yitenlerin ardından "ah" eden yürek mahzunlaşıyor, tatsızlaşıyor. Fani olana sevdalanmak marazıyla bir nevi azap çekiyor..Nebi a.s.m "Hummaya sövme!" diyor ashabına.."Çünkü o insanların hatalarını temizlemektedir" diyor..Bu misal gibi dünyevi firaklar Baki\’ye yaklaştırıya…Ya Baki entel Baki demekte bizim için bir merhem olduğunu gösteriyor..Dünyaya saplanmış biçare kalplerimize "derman" geliyor bu vird ile…Ya Baki Entel BakiYa Baki Entel Baki !selam ve dua ile ablacığım.bende pasta istirem teyzee

  5. Selamun Aleyküm kardeşim;-"De ki: Allahümme inneke afüvvün kerîmün tühibbül afve fa\’fü annî"Ya Rab; sen çok affedicisin, affetmeyi seversin, beni affet"Bu duayi dilimizden düsürmeyelim, Insallah affolunanlardan oluruz…
    Cenab-ı  Hak bu geceyi hakkıyla ihya eden kullar arasına bizleri de ilhakeylesin ve bizi zatına kul ve Habine ümmet olma şerefinde daim eylesin.
    Selam Ve Dua ile kardeşim ALLAHA emanet ol

  6.  Bir gün… Belki de dünyayı en çok sevdiğimiz bir gün… "Sonsuz bir davet" alacağız.  Kalbimiz yanımızda… Kalıp adına ne varsa… burada bırakıp gideceğiz.   O zaman şunu diyeceğiz kim bilir:  "Şöyle keyifli keyifli kaç nefes alabildim? Ne de geçici imiş dünya! Böyle birdenbire mi bitecekti her şey? \’Hızlının hızlısı bir yer\’in adı mıymış o geçici hayat?"  Bir ağaç dikip gitmişsek eğer, belki de gölge olacak orda. Ağacın meyveleri gelecek belki de önümüze. Bir çocuğun tebessümünü çoğaltmışsak, koşup gelecek çocuk yanımıza: \’İşte bu amca/teyze elime bir şeyler tutuşturmuştu.\’ diyecek. Okuduğumuz ne kadar hoş cümle varsa hepsi hece hece "ışık" olacak mı; olur! Düşer önümüze, aydınlatır yolumuzu. Bir kirazı yerken, şöyle kulpundan tutup, bir çamurun nasıl olup da kiraza dönüştü(rüldü)ğünü düşünmüşsek… Hoşuna gidecek Sanatkârlar Sanatkârı\’nın…  "hoş geldin"ini duyacaksınız. Çamuru kiraz, elma, karpuz, portakal ve saire yapanı göreceksiniz.   Bir bardak su verene teşekkür insanlığımızı küçültür mü? Olmaz der içiniz dışınız, olmaz! Suyu taşların, toprakların arasından çıkarıp gönderene teşekkür de… insanı insan yapar, işte!   Baki:  "Minnet Hüda\’ya devlet-i dünya fena bulur;  Baki kalır sahife-i âlemde adımız." der. Der ve minnetin adresini verir.   Dünya Devleti\’ni bırakıp bırakın gidenler bıraktıklarını kime bıraktı! Bütün "yığdıklarımız" burada kalmıyor mu? Taştı, topraktı, altındı, evdi, yalıydı, halıydı… Hepsi, hepsi O\’na bırakılmıyor mu? Onun ihtiyacı yok ki ama… En büyük vâris O demek ki.   Şu, Ahmet\’ten Mehmet\’e; ondan ötekine de… Daha sonra? Daha sonrası gerçek Vâris\’e…  Öyle ya… Kimin malını kime bırakıyorsun? Bizimkisi sözde vârislik. Bu geçici vârisliğimizin aynasında/n gerçek Vârisi görmek aslolan.  Başka ne ki?  Öyle; aldanmamıza, üzülmemize gerek kalmıyor o zaman. Nerede benim mülküm, nerede samur kürküm diye hayıflanmanın gereği var mı? Ara sıra müsekkine ihtiyacımız var. Hapishane gibi mesela. Gidip oralara hürriyetin ne olduğunu anlamak için.  Hastaneye bir de… \’Oh, sağlığım yerinde!\’ diye…. Aynada kendinize bakıp bakıp: Ne zenginmişim!\’ demek için. Hoşluğun, nefes almanın, ayağımızın yere bastığının daha nelerin farkında olmak için.  Sonra? Sonrasını anlatmak o kadar kolay değil. Kolay değil \’lezzetleri acılaştırıp tahrip edeni/ölümü\’ günde defalarca düşünmek. Düşünmek ve arada bir "Ölüler Ülkesi"ne gidip gelmek. Onlar da nice şeyleri ve kimilerini bırakıp gitti.   Biz de bırakıp gideceğiz.  Gözümüz arkada niye kalsın!  Vârislerin Vâris\’ine bırakıp gideceğiz.  Endişemiz, korkumuz… cehaletimizdendir.  Ali Hakkoymaz 

     

     
    hayırlı cumalar ablacığım kadir gecemiz hayırlara vesile olsun inşallah selam ve dua ile

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Etiket Bulutu

%d blogcu bunu beğendi: