Dayan be gönlüm!. Bîçâre değilsin Yaradan sana yâr. Kimsesiz değilsin, yanında "Kimsesizler kimsesi" var! Biliyorum! Sığmazsın hiç bir yere bu sevdayla, dünya sana dar! Ama dayan gönlüm! Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var!.

FITRATIN EĞİTİMİ


   
   İbrahim Rıdvan
  
   İslam, insanın olumsuz özelliklerini reddetmez. Bu özellikleri yok etmeye çalışmaz. Onları terbiye eder. Özünü Kur’an’dan alan İslam tasavvufunun da hedefi budur: Edep anlayışıyla, insan fıtratından bir “insan-ı kamil” meydana getirmek.
  
   İnsanın ne olduğu, nereden gelip nereye gittiği sorularının cevabı, yani insanın tanımlanması, hayatımızın üzerine inşa edileceği temeldir. İnsan, ne olduğunu bilmeden, nasıl yaşaması gerektiğini bilemez. Yaşar, ama günübirlik, o anın zorladığı kararlar çerçevesinde bir hayat çizer kendisine.
   Tarih boyunca insanlar, kendilerini tanımaya, ne olduklarını anlamaya çalışmışlardır. Psikoloji, sosyoloji, antropoloji, felsefe, hatta tıp, fizik, astronomi bütün bilim dalları insanın kendini tanımak istemesi sonucunda ortaya çıkmıştır. Ancak bu disiplinlerin insan tanımı, bağlı oldukları düşünce sistemlerine göre farklılık göstermiştir.
   Bugün öne çıkan iki tanım var. Bunlardan biri, insanı dünya hayatıyla sınırlayan maddeci tanım ki, sadece bireysel çıkarlara dayalı bir hayat tarzı sunuyor. Güçsüzlerin fazlalık olarak görülüp, yaşama şansına sahip olmadıkları, güçler dengesiyle işleyen bir hayat. İnsanın yaratılış gayesine aykırı olduğu için de, yeryüzünün imar edilmiş olmasına rağmen bunalımlar içinde bir dünya. Doğal olarak bu durum eğitim anlayışlarına da yansıyor.
   Diğer insan tanımı ise İslam düşüncesinde yerini buluyor. Allah’tan gelip, yine O’na dönecek ve dünyadaki hayatını İlahi takdire sunacak, Allah’ın yeryüzündeki halifesi olarak tanımlanıyor insan. Allah’ın temsilcisi olmanın gerektirdiği özellik ve kabiliyetlerle donatılmış ve yüceltilmiş insan profili çiziyor bu anlayış. Bu anlayış, maddeci insan tanımının yol açtığı vahşi bireyselliğe izin vermiyor. İnsanı basit çıkarlara bağlanmaktan alıkoyup, görünür et-kemik vücuttan daha öte, daha yüce bir varlık olduğunu bildiriyor.
   İnsanın fıtratı, yani yaratılışı, tabiatı, doğuştan yüce özellik ve kabiliyetlere sahiptir. Bu, bütün insanlar için geçerli bir durumdur. Ve insanın doğru eğitilebilmesi de “fıtrat”ın korunmasına bağlıdır. 
   “İnsan tabiatı” iyi eğitildiğinde meleklerin bile gıpta edeceği, başıboş bırakılıp nefsine uyduğunda ise şeytanı bile şaşırtacak bir tabiattır. Bir tarafta iyilik yapma arzusu, aşk, muhabbet, ta’zim, yardım ve diğergamlık gibi yapıcı ve olumlu eğilimler; diğer tarafta ise kin, hırs, kan dökücülük gibi olumsuzluklar söz konusudur. İslam, insana önce bu özellikleri tanıtır. Sonra bu yapıyı, Allah’a iman ile nasıl terbiye edebileceğinin yolunu gösterir. İslam, insanın olumsuz özelliklerini reddetmez. Bu özellikleri yok etmeye çalışmaz. Onları terbiye eder. Özünü Kur’an’dan alan İslam tasavvufunun da hedefi budur: Edep anlayışıyla, insan fıtratından bir “insan-ı kamil” meydana getirmek.
   Kur’an’a göre en büyük eğitici Allah’tır. Çünkü O’nun bir ismi de “Rab”dir. Rab, en iyi eğiten ve terbiye eden demektir. İlk eğitici Allah olduğuna göre, insanın tabiatını ve nasıl terbiye edilmesi gerektiğini en iyi bilen de O’dur. “Andolsun, insanı biz yarattık ve nefsinin ona ne vermek istediğini de biliriz, biz ona şah damarından daha yakınız.” (Kaf/16)
   İlk insandan beri bütün peygamberler, Allah tarafından eğitilmiş en üstün kullar olarak, insanlığı din aracılığıyla eğitmişlerdir. Hz. Muhammed (A.S.) ise insanlığın ulaşabileceği en mükemmel eğitimcidir. O, Medine’ye hicret ettiği ilk günden itibaren bir mescid ve mektep yapmaya başlamıştır. Bugün Mescid-i Nebî adıyla anılan camide; namazların kılınması için bir mescid, okul vazifesi görmek için Suffa (veya Zulle) ve Hz. Peygamber (A.S.)’in aile fertleri için odalar bulunuyordu. Suffa’da Cenab-ı Peygamber bizzat kendisi dersler veriyordu. Okuma-yazma öğretmek için diğer öğretmenler de görev alıyordu. Hatta dini bilgilerin dışında öğretim yapılırken müslüman olmayan öğretmenlerden de yararlanılıyordu. O dönemde siyasi, sosyal ve ekonomik pek çok sıkıntıya rağmen eğitim-öğretime çok ciddi önem verilmiştir: Suffa okulu, üniversite hayatının ilk prototipini oluşturmaktadır.
   Dört halife döneminde de Suffa okulu faaliyetlerini sürdürmüştü. Daha sonraları İslam toprakları genişledikçe eğitim-öğretim faaliyetleri de o oranda gelişti. Abbasiler döneminde açılan Beytü’l Hikme, binlerce eserin Arapçaya kazandırıldığı büyük bir tercüme okuludur. Endülüs Emevileri döneminde ise, bugün İspanya topraklarında bulunan Kurtuba ve Gırnata dönemin en büyük ilim yuvalarıdır.
   Müslümanların eğitim-öğretime verdikleri önemi gösteren en önemli kurumlardan biri de Nizamiye Medreseleridir. Selçuklu hükümdarı Sultan Alparslan’ın emriyle, onun veziri Nizamü’l-Mülk tarafından açılan ilim yuvaları, pek çok bilim adamı yetiştirmiştir. Bu medreselerde tahsil görenler sadece dini ilimlerde değil aynı zamanda dünyevi ilimlerde de derinleşiyorlardı. Arapça, Türkçe, Batılı diller gibi pek çok dil öğreniyorlardı.
   Osmanlılar döneminde ise, hem Anadolu’da hem de yeni fethedilen yerlerde, hemen bir cami, yanına medrese ve hamam inşa edilmiştir. İlk mektepte çocuklar okuma-yazma ve ilk dini bilgileri öğreniyordu. Bugünkü anlamda üniversite diyebileceğimiz medreselerde ise riyaziyat (matematik), tababet (tıp), nücum (astronomi), tabiyyat (biyoloji), felsefe ve hukuk gibi ilim dalları okutuluyordu. Fatih dönemindeki Sahn-ı Seman Medresesi bunun en güzel örneğidir. Ne zaman ki ilim ve öğretim seviyesi düşmüş, buna paralel olarak da siyaset ve ekonomi de çökmüştür.
   İslam Medeniyetinin en parlak kurumları olan mektepler ve medreseler, sadece bilim adamı yetiştirmekle kalmamıştır. Bilim adamı aynı zamanda manevi ilimleri de tahsil etmiştir. Bilgi, ahlak ve maneviyat ile aynı bünyede bulunduğu sürece faydalı olmuştur.
   Zaten bugün eksikliğini duyduğumuz şey de fıtri eğitimini tamamlamış “gönül ehli bilim adamları”dır.

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online    
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Etiket Bulutu

%d blogcu bunu beğendi: