Dayan be gönlüm!. Bîçâre değilsin Yaradan sana yâr. Kimsesiz değilsin, yanında "Kimsesizler kimsesi" var! Biliyorum! Sığmazsın hiç bir yere bu sevdayla, dünya sana dar! Ama dayan gönlüm! Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var!.

HİKMET PINARI

   
   Sahabe-i Kiram, kalplerini, gönüllerini peygamberlik güneşinin nuruyla yıkamış, tarihin şahit olduğu en kutlu nesildi. Onların sözleri ve hutbeleri de diğer işleri gibi peygamberî terbiyenin ve katıksız bir muhabbetin tezahürleriydi. Onlar az ve öz konuşurlardı. Her sözleri birer hikmet damlasıydı. İşte o mübarek insanlardan biri. Peygamberin en yakın arkadaşı Hz. Ebu Bekr (R.A.)… Ve işte O’nun birkaç hutbesi:
  
   “Size Allah’tan korkmanızı, O’nu layık olduğu şekilde övmenizi, korku ile ümit arasında olmanızı ve Allah’a çok yalvarmanızı tavsiye ederim. Çünkü Cenab-ı Allah, Zekeriyya Aleyhisselamı ve ailesini bu yüzden şöyle övmüştür:
   ‘Gerçekten onlar, iyi işlerde yarışıyorlar, korkarak, umarak bize yalvarıyorlar ve gönülden bize saygı duyuyorlardı.’ (Enbiya/90)
   Sonra, Allah’ın kulları biliniz ki, Allah Tealâ kendi haklarına karşılık sizin canlarınızı rehin almış ve bunun için de sizden söz almıştır. Allah ebedi olana karşılık sizden az ve fani olanı satın almıştır.
   Mucizeleri ebedi olan Allah’ın kitabı sizdedir. O kitabın nuru sönmez. Onun emirlerini tasdik edin ve onunla amel edin. Karanlık günler için ondaki nurdan faydalanın. Zira Allah sizi kulluk etmeniz için yarattı. Yanınıza yaptıklarınızı kaydeden melekler verdi.
   Ey Allah’ın kulları! Biliniz ki sizler, ne zaman geleceğini bilmediğiniz bir ecele gece gündüz yaklaşmaktasınız. Eğer ömrünüzü Allah rızası için amel yaparken bitirmeye gücünüz yeterse yapınız. Allah’ın yardımı olmadan da asla bunu yapmaya muktedir olamazsınız.
   Ömrünüz sona ermeden veya fena bir amel işlemeye başlamadan önce, Allah için amel işlemekte yarış edin. Çünkü bazı kavimler hayatlarında kendilerini bırakıp da başkaları için iş yaptılar ve   kendilerini unuttular. Onlara benzemekten sizi men ederim.
   Çabuk olun! Çabuk olun! Kurtuluş yolu arayın! Kurtuluş yolu arayın! Çünkü arkanızda sizi hararetle isteyen ve peşinizden koşan bir ecel var…” (İbn-i Ebî Şeybe, Beyhakî, Hennâd)
   
   “Biliyorsunuz ki, malum bir ecelin peşinde gece gündüz koşuyorsunuz. Allah rızası için söylenmeyen hiç bir sözde hayır yoktur. Aziz ve celil olan Allah yolunda harcanmayan hiç bir malda da hayır yoktur. Bilgiçlik taslayarak gururlananlarda hayır olmadığı gibi, Allah için yaptıklarında insanların kınamasından korkanlarda da hayır yoktur.” (Hılye, Tefsir-ü İbni Kesir)
  
   “Aziz ve Celil olan Allah, sadece kendi rızası için yapılan amelleri kabul eder. Onun için siz de amellerinizle Allah’ın rızasını isteyiniz.
   Bilmiş olun ki, amellerinizde samimi olursanız Allah’a itaat etmiş, hatadan kurtulmuş, vazifelerinizi yapmış olursunuz.
   Ey Allah’ın kulları! Ölenlerinizden ibret alınız. Sizden öncekilerin durumlarını düşününüz. Dün nerdeydiler, bugün neredeler? Hani nerede zalimler? Nerede harp meydanlarında zafer ve savaşçılıklarıyla ün yapmış olanlar?
   Zaman onların da hakkından geldi, toprak olup gittiler. Aleyhlerinde de çok şeyler konuşuldu.
   Hani nerede ülkeler idare eden ve imar eden hükümdarlar? Geçip gittiler. İsimleri unutuldu. Bir hiç oldular. Allah onların yerine başka nesiller bıraktı. Onların her türlü arzu ve isteklerine son verdi. Amelleri kendilerine, dünya ise başkalarına kaldı. Onlardan sonra yerlerine biz geldik. Eğer ibret alırsak kurtuluruz. Gurura kapılır kendimizi aldatırsak biz de onlar gibi oluruz.
   Nerede güzel yüzlü kimseler, gençliği ile böbürlenenler? Toprak oldular. Rablerinin rızası için çalışmadıklarından pişmanlık içindeler. Hani nerede şehirler kuran, etrafını surlarla çevirip, orada hayret verici eserler yapanlar? Onlar da yaptıklarını kendilerinden sonra gelenlere bıraktılar. İşte meskenleri bomboş. Kendileri ise kabrin karanlıklarında. Onların hiç birinden bir varlık eseri görüyor veya en ufak bir ses duyuyor musunuz?
   Oğullarınızdan ve kardeşlerinizden tanıdıklarınız neredeler? Ecelleri onları yakaladı. Daha önce hazırladıklarına kavuşup onlarla başbaşa kaldılar. Ölümden sonra bedbaht veya mes’ut oldular.
   Ortağı olmayan Allah’la kulları arasında bir akrabalık yoktur ki, bu yüzden ona bir hayır versin veya yaptığı bir kötülüğü cezalandırmaktan vazgeçsin. Allah’ın kullarına hayır vermesi de kötülüklerini cezalandırmaktan vazgeçmesi de sadece, O’na itaat etmek ve emrine uymakla olur.
   Biliniz ki, sizler muhtaç olan kullarsınız. Allah katındaki hayırlara, ancak O’na itaat edilerek ulaşılabilir.” (Taberanî)
  
   “Fakirlik ve zaruret içinde olduğunuz zamanlar Allah’tan korkmanızı, O’nu layık olduğu şekilde övmenizi ve O’ndan af dilemenizi tavsiye ederim. Çünkü O, çok affedicidir.
   Biliniz ki, sizler Aziz ve Celil olan Allah’a karşı samimi olduğunuz müddetçe Rabbinize itaat etmiş ve hakkınızı korumuş olursunuz. Öyleyse içinde bulunduğunuz günlerdeki vazifelerinizi yapınız. Boş zamanlarınızda nafile ibadetleri ihmal etmeyin. Fakirlik ve ihtiyaç anınızda da vazifelerinizi aynen ifa ediniz.” (Hilye)

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online    

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Etiket Bulutu

%d blogcu bunu beğendi: