Dayan be gönlüm!. Bîçâre değilsin Yaradan sana yâr. Kimsesiz değilsin, yanında "Kimsesizler kimsesi" var! Biliyorum! Sığmazsın hiç bir yere bu sevdayla, dünya sana dar! Ama dayan gönlüm! Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var!.

Archive for Ağustos, 2009

oruç, ramazan, sahur, iftar, arife, bayram çok guzell :))

 

Ramazan 1
Bu gün evde bir acaiplik var.

Herkes sessizce işine okuluna gidiyor.

Annem ‘Zeynep hadi sana kahvaltı hazırlayalım’ dedi.

Kimse yemek yemiyor, su içmiyor.
Ablam bile!
Ramazan 5
Önce diyet yaptıklarını sanmıştım.
İzledim hepsini.

Akşama doğru hepsi sessizleşiyor.
Sofrayı hazırlayıp ezanı bekliyorlar.
Onları böyle seyretmek, öyle hoş ki.

Başka zaman, susmak bilmeyen ablamın bu hali içten içe güldürüyor beni.
Ama gülmeye cesaretim yok.

Ramazan 9
‘Niye böyle yapıyorlar?’ Ablama sordum, ‘Büyüyünce anlarsın..’ dedi.
Zaten başka ne der ki…

Anneme sordum, Ramazan dedi.
Babama sordum, Oruç dedi.

Ramazan 11
Bu Ramazan ve Oruç isimli iki kişi, bizimkilere yeme-içme yasağı koymuş demek.
Arkadaşım Fatıma’ya sordum.
Onun ailesine gündüzleri yemek yemiyor su içmiyormuş.

Ramazan 14
Kaşık çatal sesleri, konuşmalar duydum.Uyandım.
Babama haber vermeye koştum, yatağında yok!
Çaresiz, huysuz ablamın odasına koştum.O da yok!

Korkmadım, Ben bu hırsızların hakkından gelirim!’ dedim.
Aldım elime paspasın sapını, aniden açtım mutfak kapısını.
Sopamı havaya kaldırdım öylece kaldım oracıkta.
Bizimkiler yemek yiyorlar!

Vay uyanıklar.
Gündüz Oruç ile Ramazan’dan korkup gece yiyorlar.
Birde üstüme gülüyorlar…
Korkaklar.

Ramazan 17
Önceleri, Oruç ile Ramazan’ı bulup şikayet etmeyi düşündüm.
Fakat ablamın yemek yemedikçe pamuk gibi yumuşadığını fark ettim.
Babam ile Annem de artık tartışmıyorlar.
O zaman devam.
Belli ki Oruç ve Ramazan iyi kalpli iki amca.

Ramazan 19
Her gün bize beyaz başörtülü teyzeler geliyor.
Oturup birlikte Kur’an okuyorlar.
Her zaman ki gibi mobilyadan, gelinden, kaynanadan, konuşmuyorlar.
Ellerini açıp herkese dua ediyorlar.
Sevim teyze de başını örtmüş.

Çok da yakışmış

Ramazan 22
Her şey aynen devam ediyor.
Televizyonlar bile uslu uslu konuşuyor.
Hepsi akşam ezan okuyor.
İftar iftar deyip bütün şehir birden yemeğe başlıyor.
Ne hoş.

Ramazan 24
Oruç’u merak ediyorum.
Geçen gün Ayşe teyzem Annemle konuşuyorlardı.
Şöyle şöyle yaparsam Oruç bozulur mu?
Yok böyle olursa Oruç kaçar mı?
Demek ki Oruç, çok duygulu birisi.

İnsanlar kötü bir şey yapınca bozuluyor.
Kötülüğü gördüğü yerden kaçıyor.
Oruc’u ve Ramazan’ı artık iyice merak ediyorum.
Onlarla tanışmaya can atıyorum.

Ramazan 25
Bu günlerde herkes Kadir gecesinden bahsediyor.
Şimdiye kadar gecesi olan bir adam göremedim.
Bu Kadir de kim?

Bin aydan hayırlı gecesi varmış..
O gece uyumamak, namaz kılmak, Kur’an okumak önemliymiş.

Ramazan 26
İftarı çok sevdim.

Akşam yemek yemeye İftar diyorlar.
Gece yemek yemenin adı da Sahur.
İftar sonrası eğlenceler oluyor.
Babam camilere götürüyor bizi.
Herkes sokaklarda, camide, neşe içinde.

Ramazan 28
Merak içinde beklerken uyuyakaldım.
Kadir, gecesiyle beraber gelmiş gitmiş.
Ben göremedim


Anlayamıyorum.
Bu yüzden ağabeyimi çok özlüyorum.
Ablama soru sormaya kalksam, bana doya doya gülüyor.
Sonra da arkadaşlarına anlatıyor, birlikte gülüyorlar.

Sinir oluyorum.
Abim uzak bir şehirde üniversitede okuyor.
‘Abim ne zaman geliyor?’ diye aneme soruyorum.
‘Bayram gelsin, o da gelecek’ diyor.

Oruç, Ramazan, gece gelen Kadir’den sonra şimdide Bayram!..
Soramıyorum ‘Bayram kim?’ diye.
Neden o gelmeden abim gelemiyor?
Belki de abimin arkadaşıdır.
Çok özledim abimi.
Bayram’ı da alsın gelsin tanışalım.

Ramazan 29 / Arefe
Sonunda bir hanım ismi duydum.
Arife diyemiyorlar mı ne?
Arefe diyorlar.

Niye Arefe?
‘Arife’ olması gerekmiyor mu?
Yengemin adı gibi yani…
‘Arefe geliyor, daha temizliği bitirmedik.’ diyor Annem.
Demek ki Arife teyze çok titiz.
İyice telaşlandılar.

Bir Bayram diyorlar, bir Arefe, harıl harıl çalışıyorlar.
Temizlik yapılıyor.
Yemekler hazırlanıyor.
Anneme ‘Bayram ne zaman gelecek?’ dedim, ‘Arefe’den sonra’ dedi.
Demek ki Bayram ile Arefe evli değil.

Akraba da değil.
Kafam karma karışık.
Salih abim bi gelse de her şeyi bana anlatsa.

Ve Bayram geldi

Sabah kalktığımda, herkesi kahvaltıda yakaladım!.
Oruç öldü heralde diye düşündüm.
Gece Abim gece gelmiş.
Sevinçten haykırdım.

Çok özlemişiz birbirimizi.
Bütün olanı biteni bir güzel anlattım Abime
Yüzüme bakarken, bana tebessüm ettiğini gördüm.
Ablama sormamakla ne iyi ettiğimi anladım
Abimin tebessüm ettiği yerde, Ablam kahkaha atar.

Abime küser gibi yaptım, hemen gönlümü aldı.
Bana her şeyi baştan anlattı, bu sefer de ben gülmeye başladım.
Abimden söz aldım.

Kimseye anlatmayacak, konuştuklarımızı yazmak için izin istedi.
Ben de verdim..
Ramazan günlüğü işte böyle ortaya çıktı.

Abim buna bir de isim buldu: 5 Yaş Sendromu.
Sendromu anlamadım.
Ama olsun, Abime güveniyorum.
Gerçi Ablam’a göre 4 yaşındayım.
Annem 5 yaşında olduğumu söylüyor.
Babam daha 4 yaşından gün almadı diyor.

Abim bu konu beni aşar diyor.
Bayramı çok sevdim.
Ama Ablam tekrar o sinirli haline dönecek diye, Ramazanın gidişine çok üzüldüm.
Bizim için her gün Ramazan olsa!..
Ne iyi olur..

""KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ” "

 Hz.MUHAMMED(S.A.V.)

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online    

Bir Bardak Çay Gibi Ömür…

Bir Bardak Çay Gibi Ömür…
Kimininki Bir Dikişte Biter.
Kimininki İse Yudum Yudum…

Dibinde Kalan Çöpler İse Hayattan Kalan Kalıntılar…
Üç Şeye Dikkat Etmek Gerekir Yaşamda…
Göz, Dil Ve Gönül…
Göz Ve Dile Hâkim Olmak Zor
Ama Gönül’e Hâkimiyet Daha Güç…
Gönlü Sakınmak Lazım;
Kin,Nefret Ve Kıskançlık Yatağı Olmaktan…
Tereddütte Kalmamak,
Ne İstediğini Bilmek Veya Neyi İsteyeceğimizi Bilmek…

Küstahlığa Düşmek KorkusuDa Var Tabi İnsanın İçinde. Davaya, Hayata Ve İlme Karşı…
Övünmek Korkusu Da Var Tabi
İnsanın Küfre, Cisme Ve An’a Karşı…
Sanki Canavarın Esiri Gibi Bir Sağa Bir Sola Çarpıyor, İstikrarsız Ekonomi Gibi Bir İleri Bir Geri Gidiyorsun… Enflasyonun Canavarı Olmuşuz Haberimiz Yok…
Karanlıkta Kaybolan Gölge Misali Silinmiş Hayattan. Ayrılmak Zor.. Ama Sonu Bilmek Daha Zor…!
Hazan Mevsiminde Dökülen Yapraklar Gibi,
Tek Atımlık Kurşunu Kalmış Kovboy Gibi,
Ölümün Soğukluğunu Hisseden Gladyatör Gibi,
Hızlı Adımlarla Çıkan Ve Yine Hızlı Adımlarla Düşen, Başarısızlıktan Korkan,
Başarınca Başarısızlığı Unutan,
Başarısız Bir Başarılı Gibi…
Ben Mutluluk Sınırlarını Aşıyorum…
Acılarımı Anıyorum Devamlı…
Dost Görünen Düşmanlar,
Düşman Olan Dostlar İle…
Aklımın Duru Olması Zihnimi Karmakarışık Yapıyor.
Her Bölgesi Neden Ve Niçinler İle Dolu…
Toprakta Çürüyen Beden Ve Saç,
Yoldaş Olan Kefenle Nefis,
Peşime Düşen Sessiz Gölgeler…
Karanlık Sokaklarda Sessiz Ve Çaresiz Şikâyetname Hazırlamaktalar Hakkımda

Öldü Dersiniz…
Ölümü Hak Edecek Yeterliliktede Değilim Ama…
Medet Bekleyecek Tek Bir Kapı,
Feraha Çıkacak Bir Yol Vardır Belki…
Rengârenk Hayatın Renksiz Yaşamı…
Sonsuz Zamanın Ruhsuz Ecdadı…
Yaşanmış An’ın Yaşanmamış Saati…
Susuz Bahçenin Solmuş Gülü…
Hayatın Acımasızlığı İle Ruhum Tevafuklar İle Ayakta.
Gül Yüzlülerin Hayranlığı Var Sana…
Bunu Düşün,Sükût Et…
EtKi,En Azından Adam Bilinesin Sükûtsuzlar Arasında…
Arkadaşlık, Dostluk Önemlidir…
Değerini Bilmek Gerekir…
Sırrını Paylaşabileceğin, Derdini Anlatabileceğin, Üzüntünü Dile Getirebileceğin,Sevincini Haykırabileceğin Bir Kişinin Çevrende Olması
İnsana Hem Güven HemDe Mutluluk Verir…
Sende Taşın Altına Elini Koyacaksın
Ama
Her Şeyi Başkasından Beklememelisin…
Kılıç Üzerinde Yürüyeceksin
Ama
Kılıç Hayatı Ve Seni Kesmeyecek…
Yok, Öyle Yağma…
Kalbini Açık Tutacaksın Hayata…
Kalbin Kör Olursa Gözler GörürMü Ki Hiç…
Gözü Kör, Kalbi Kör, Yaramaz Bir Beden…
Palyaçolara Özendim…
Yüzüm Sırıtırken İçime Kan Akıtıyorum…
Metafizik Âlemde Takılıyor,
Patlamaya Hazır Bombaya Dönüşüyorum…
Saniyeler Var Patlamaya…
İyiler Arasında Kötülük Yüklü Bir Bombayım…
Bütün Kötülükleri Yok Etmek Adına
İyiliğin Değerini Anlamak İçin Bu Yapılanlar…
Kötülük Olmasaydı,İyiliğin Hiçbir Özelliği Kalmazdı…

Onun Değerini Ortaya Çıkarır Kötülük…
Bir Bardak Çay Gibi Ömür…
KimininKi Bir Dikişte Biter,
Kimininki İse Yudum Yudum…
Dibinde Kalan Çöpler İse,
Hayattan Kalan Kalıntılar…

 

""KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ” "

 Hz.MUHAMMED(S.A.V.)

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online    

…Kırgın Mıyım?…

alayanbebi9ts2wz4tx8fz.jpg 
 
…Kırgın Mıyım?…

Kırgın mıyım? Çokça….Peki nasıl geçer bu. İnsanların yüreğinizde açtığı yaralar ne ile geçer,ne örter üstünü?Neden kaybetmek kolaydır her zaman da ,kazanmak zor. Bile bile nasıl hoyratça harcarız ki sevgileri. Kırıldı mı; içinizdeki tüm kuşlar göç hazırlığına başlar ve sesizce terkederler, zamanın geldiğini bilerek habersiz. Öyle; işte öyle bir şey…!Kızmış olsan bile, bir daha yüzünü görmemek hangi kalıba sığar, bir insanın; yaşamın kısalığında…

Kırgınım! Bir vazo yere düşer, ya da bir bardak,cep telefonu,oyuncak bebeğiniz,mutlak en çok sevdiğiniz şey,bir uçurumdan aşağı düşer gibi çok yüksekten düşer ve paramparça olur, paramparça; öyle küçük parçalara ayrılır ki, öyle küçük parçalara….Bu; işte böyle bir şey…!

Kalbim mi,yüreğim mi ,beyni mi düşen ve parçalara ayrılan ve hangisi daha çok hissediyorsa bilmem…

Beynimde dönen sözler,bu son mesajım diye başlamadan önce hiç düşünmezler mi insanlar, kaçırdıklarını; bir daha geri gelmeyecek dünleri ve yarınları. Bunlar nasıl sözlerdir ki saplandıkça oklar yüreğe daha derin izler bırakır? Bu nasıl sözlerdir ki,varı yoğu siler, götürür? Bu nasıl bir şeydir ki bazı insanların sözlerine gülerken bazılarının ki canınızı acıtır? Bu; öyle işte, öyle bir şey…!

Zaman ilaç mıdır yaralara. Oysa bazı yaralar vardır hiç kapanmaz, ne kadar kötü olursa olsun adına sevilen denilenin ,verdiği tüm zararları yüklenip, gülümsersiniz. Zaman her yaraya değildir ilaç. Sadece yüreği dağlayan ateş azalır ya da alışılır yürek ağrısıyla yaşanmaya ama bir gün bir yerde ansızın ateş geri döner veya yürek ağrısı ansızın şiddetlenir; bir anıyla, bir şarkıyla bir şiirle, bir kokuyla… Hayat böyledir ; garip ayrıntılarla dolu, hiç beklemediğimiz bir zamanda yüzümüze değer tokadı. O saatten sonra, eğer varsa hataların; pişman olsan ne yazar, üzülsen ne! Önemli olan yaşarken pişman olmamak, çokça yüreğin sesini dinlemektir…Yüreğin bir sesi vardır başka,en güzel dostudur mantık katı kuralları fazla hatırlanmadan tutabilirse, yüreğin eli; elini…

Zaman ilaç olmuyor bana,hiç olmadı da zaten.Yara izleri okların saplandığı gibi duruyor,çizildiği gibi duruyor.Bu böyle bir şey, işte tam böyle…

Bazen keyifli yüzlerce büyük şey olsa bile, yüreğinizde yağmur varsa ve ya yağmur bile olmayacak gibi bir buz kütlesi duruyorsa; donmuş, güneşe dönmeli yüzü…Sizin güneşiniz her neyse, bir dost,bir kitap, bir müzik,bir fotoğraf,bir yüzük, neyse, her neyse…
Kırgın mıyım?

Kırgınım, hem de çokça. Büyük harflerle yazmalı, altı çizilmeli ve en kısa zamanda güneşimi bulmaya gitmeli
 
""KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ” "

 Hz.MUHAMMED(S.A.V.)

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online    

YAŞAMA TUTUNURKEN… İNADINA

 
 
YAŞAMA TUTUNURKEN… İNADINA
  
   Ayşenur Refik
  
   Sevdalar adına yüreğimize tercüman olan dostlara;
   Umutsuz bir lahzada, o günü muştulayanlara;
   Sevgi katillerini alnının çatından, yürek namlularıyla vuran şairlere;
   Tevbeleri kadar beyaz örtüleriyle her daim onlara…
   Selam olsun!…
  
   Hoyratça savrulduğum zamandan, dervişlerin altın halkasına, gönlün kutsalına girdiğim günden beridir mesken eyledim güllerin ülkesini… Yıldızları kandil yapıp koydum masama, aldık yüreğimizi elimize…
   “Bismillah…”
   Sevgisizlikten suçlu bulunduğum gün, gönül mahkemesinde pervasız duygularla yalnızlığın hükmü veriliyordu. Meczuplar aşka şahitti. Kehribar delilimdi. Gafletten müebbet hüküm giydim. Dağları sürdüm ovalara, göz yaşlarıma bend olsun diye. Hayalleriyse sürgün ettim, gerçeğin aynasına bakmaya yüzüm olsun diye…
   Adını dilime tesbih ettiğim sevgili… Çıkar beni gaflet zindanının küf kokan köşelerinden. Gülşeninde bir yaprak olmayı çok görme bana…
   Oy yüreğim! Bütün hainliğine rağmen, inadına, sımsıkı tutun hayata!…
   Sevgi bedbaht oldu yürek ülkeme düşeli. Bu nasıl bir ülkedir ki, padişahı yalnızlık. Korkularla örülmüş evler, kuşkulara bürünmüş caddeler, kararsız beyinler, gafletle uyanan sabahı, karalar bağlayan ağıtları var. Martılar kafeslerde hapsolmuş. Gökyüzü siyah. Kalbim kadar…

 
   Hayata dair umutlarımı gömdüm, ıssız bir mezar taşının yanıbaşına. Hiç çıkarılmamak üzere. Şair “mezarlardan bile yükselen bir bahar vardır” diyor. Ben dünyamda sonbaharı, kışı, acıyı, yalnızlığı, karanlığı yaşıyorken, bir ceset kadar baharı hissedemezken, gönül gözümü hırsın hançeriyle kör etmişken, kilosunu yüz kuruşa satıyorlarken pazarda sevdanın, izbe odalarda yargılanıyorken haksızca, sevda adına… Hangi bahardan söz ediyorsun dostum!… “Yüreğini açmalısın” diyorlar. Bu karabasanlı, hayaletli, içinde akılla yüreğin bitmez savaşı, umutsuz barışı olan bu ülkeyi, hangi aklı başındaya açmalıyım?..
   Yürek salıncağına koydum geleceğimi, hayallerimi, eline sevda oyuncağını verdim… Avunsun diye…
   Köpüklerini asice vuruyorken deryalar kayalara, bir izdüşüm yaşanıyorken hayallerin kuytusunda, bir yetim hıçkırarak isyan ediyorken hayata, bir kuşun hızı kadar kısa ve yalan olan ömre, yarım kalan aşklara ve sevmekten yorulmayan, usanılmayan, uslanmayan ama kendi içinde o paslı zincirini kıramayan gönlüme, yazıyorum işte yazmak isteyip de yazamadıklarımı…
   Oy yüreğim! Bütün hainliğine rağmen inadına, sımsıkı tutun hayata… Ayaz tutmuş gönüllere nispet olsun diye, içimin volkanlarını taşıyorum satırlarıma. Bir menekşe hüznü gibi acı olan nefretimi gömüyorum çile denizinin girdaplaşan bakışlarına…
   Bilinmeyen ülkenin kapılarını açtığım gün dünyaya, zafer rüzgarları esecek içimin sabahında, bir yaprak daha fışkıracak dalından baharı kanıtlarcasına, bir aşk çiçeği daha peyda olacak ülkemde barışa dair…
   Bir Firavun daha şakağına dayarken tabancasını, Musa Tur Dağında edecek bayramını…
   Gün Ebrehe’nin değil, Ebabil’in günüdür.
   Bir deniz kabuğuna binip, ümidi duman duman içime çekerek, lacivert denizde, özlemler diyarı vuslat ülkesine doğru yelken açtığım gün, yanık türküler yakacağım gönlün ozanıyla…
   Bir meçhul yolcu gibi bu şehri terkederken; Güller Sultanı’nın Diyarı’na…
   Yavaş yavaş sabah olmakta, gün ile birlikte düşüncelerim de ağarmakta…

 

 
""KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ” "

 Hz.MUHAMMED(S.A.V.)

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online    

TUT BENİ ALLAHIM!!!


Kayıyorum, tökezliyorum, düşüyorum… Yolumu kaybediyorum dünya çıkmazdında..
Yerim burası değil biliyorum, yine de kanıyorum…
Yanıyorum
Ey yerlerin ve göklerin ve ikisi arasındakilerin Rabbi,
ben’im Rabbim..
Ellerimi Senden başka uzatacak kimsem yok, kime uzatsam açıkta kalıyor bir parçam,
kime dönsem yüzümü yönler kayboluyor.
İki adım sonrası yar, üç adım sonrası mechul.. Sana getirecek sokaklar çıkmaza dönüyor.
ben girince;
ben girince Sen
gidiyor musun?

Rabbim, çaresizliğimi bileli çok olmadı… Çok olmadı eşiğine kapanıp gözyaşı dökmeyi isteyeli.. Olmuyor Allah’ım..
Bir şeyLer hep eksik
kalıyor. Sana gelirken,
Sana gelmekten başka yolum olmadığını bilerek,
gelirken..
Bir şeyler eksik..
Güzergâhım engebeli..
Issız..
Düşsem
tutan olmayacak.. Yorgun başımı dayasam bir dağa, üzerimden yol
geçecek. Kimse görmeyecek beni Rabbim. Kimse kimsenin derdi değil,
benim Rabbim Sensin.. Atarsan beni tutacak yok, bırakırsan düşerim…

Ben..
Cümlelere küçük harfle başlayıp, büyük harfle bitirmeyi marifet
sanan zavallı..
Oysa nokta koymayı bile bilmiyorken…
Ve sadece
lüzumsuz ne varsa, ne varsa zayi ettiren, yiyip bitiren ne varsa onu
seçen.. Düşüp düşüp düşerken… Hep düşerken uslanmadan yine de
düşmeyi tercih eden..
Nefisperest…
Ben…
Uyandır beni rehavetimden.. Günhkârım, utanç içinde kızarıyor
yanaklarım huzurunda.. Senden istemek ağır geliyor, ama başka kapım
yok… Gidecek kimse yok, kalakalıyorum karanlıklarda…

‘Allah’ım…’

Yaratan, rızık veren, yol gösteren… Rahmetini kimseden esirgemeyen
Rabbim.. Düşe kalka kanamışken, yitmişken.. bitmişken.. Senin sözlerin
yetişiyor imdadıma:

‘ Duanız olmazsa ne ehemmiyetiniz var’

Ama öyle ağır ki omuzlarım, öyle ağırlaşmış ki parmaklarım; ellerimi
semâya döndüremiyorum… Ellerim kızarıyor.. Kalbim kanıyor.. Aciz,
gafil, günahkar gözlerim utanıyor.. ‘Ya beni istemezse..?’ diye
çırpınırken sözlrim.. Yine Sen yetişiyorsun imdâdıma.. Kimim var ki
zaten, Senden başka..

‘Bana dua edin, icâbet edeyim’

Sana, sana güvenerek geliyorum Allah’ım… ‘Beni bırakma, uçurumlara..’

‘Tut ki… Edemem Sensiz’

yer Senin, gök Senin.. ben Senin.. yollar Senin.. bana en yakın
bildiklerim Senin.. Sen istemezsen kime giderim? Düşsem kim tutar
elimden? Kim sarar yaralarımı?
Rabbim gözyaşlarım kupkuru, ama yüreğim ıslak Rabbim..
Ağlayamadığım
için utanıyorum, günâhlarımı dökemediğim için.. Ağırlığımı taşıyamıyor
güçsüz bedenim, belim bükük bu yüzden.. Sırtımda hata kamburum..
Alnımda gaflet çizgileri.. Yüzüme bakılası değil…
Ama senden başka kimim var benim? Kime giderim?…

‘Tut beni Allah’ım, tut ki, edemem Sensiz…

Amin…(Alıntı) 

 
""KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ” "

 Hz.MUHAMMED(S.A.V.)

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online    

 

Sevmek…

 

sen2wh.jpg

“Sevmek” dedim.
“Yoluna ölmek” dedi.

“Yol” dedim.
“Alıp başını gitmek” dedi.

“Gitmek” dedim.
Bir “Ahh” çekip, “Dostlardan ayrılmak” dedi.

“Dost” dedim.
Durdu. Bana baktı. “Dost” diye mırıldandı.
“Yüreğime nasıl koysam bilemediğim” dedi.

“Yürek” dedim.
“Dünyaları içine sığdıramadığım” dedi.

“Dünya” dedim.
“Hayatın bir yüzü” dedi.

“Yüz” dedim.
“Ardında ne gizli bilemediğim” dedi.

“Giz” dedim.
“Hep çözmeye çalıştığım” dedi.

“Çalışmak” dedim.
“Bitmeyecek öykü” dedi.

“Öykü” dedim.
“Binlercesini içimde gizliyorum” dedi.

“Gizlemek” dedim.
“İşte, her şeyin bitimi” dedi.

“Şey” dedim.
“Sevda” dedi.

“Sevda” dedim.
“Peşinden koştuğum” dedi.

“Koşmak” dedim.
“Hayat, bir maraton” dedi.

“Hayat” dedim.
“Öyle kısa ki!” dedi.

“Niçin kısa?” diye sordum.
“Yaşanacak çok şey var, zaman yok” dedi.

“Yaşanması gereken ne var? ” diye sordum.
“Aşk” dedi.

“Kaç kere?” diye sordum.
“Bin kere” dedi, “Milyon kere”

“Neden bir kere değil?” diye sordum.
“Bütün aşkların toplamı, en yüce ve tek aşk” dedi.

“Önce ona varsan olmaz mı?” diye sordum.
“Keşke olsa” dedi, “Ama önce yoğrulmak gerek”

“Acı çekmek mi?” diye sordum.
“Evet, aşk acısında yok olmak” dedi.

“Yok olunca!” dedim.
“İşte gerçek aşkta o zaman yaşamaya başlarsın” dedi.

“Gerçek aşk!” dedim.
“Büyük o!” dedi.

Durdum. Durdum. Ve sustum!

“Neden sustun?” diye sordu.
“Yüreğim titredi sanki” dedim.

“Neden?” diye sordu.
“Bilmiyorum” dedim. “Büyük O!”

“Evet” dedi, “Büyük O!”
“Nerede?” diye sordum.

“Her yerde” dedi.

“Nasıl?” diye sordum.
“Yüreğini aç” dedi.

“Yüreğimi açmak!” dedim.
“Bir tebessümle bak her şeye” dedi.

“Tebessüm” dedim.
“Her kapının anahtarı” dedi.

“Kapı” dedim.
“Girmeden bilemezsin” dedi.

“Ya korku!” dedim.
“Bilinmeyenden korkar insan” dedi.

“Ben bilmiyorum” dedim.
“Neyi?” diye sordu.

“Ben’i” dedim.
“Sen kimsin?” diye sordu.

“Ben kimim?” diye sordum.
“Sevgiyle beslenensin” dedi.

“Kimin sevgisiyle?” diye sordum.
“Büyük O’nun” dedi.

Durdum. Durdum. Yine sustum.

“Kimsin?” diye sordum.

“SEN’im” dedi.

 
""KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ” "

 Hz.MUHAMMED(S.A.V.)

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online    

Yürek Yırtıyor Sevgini Verdiklerin..

   

Yürek Yırtıyor Sevgini Verdiklerin..
 
İnsansın ve insanlarla beraber yaşıyorsun… Kırık kırıktır için… özün eziliyordur çok zaman… içini açamazsın kimseye, iç çekip durursun kendi içinde… Kimi anladın ki, kim seni anlasın… Neyi istediğini, neyi sevdiğini biliyor musun ki…

Yüreğini yırtıyor sevgini verdiklerin… Hissiz mi yürümeli ıssız yerlerde? Sensizlik senden daha mı sevimli sevgili sevgi? Yakınlık yakıyor, yalnızlık üzüyor…

Dostta denir mi her dert? Dedin de ne dinledin? Kime dayanacaksın yüreğinde yürüyen dertler için?

“ Ne tesellisi var, ne şarkının, ne sazın” Sözler silik, sazlar kırık… Hayat bestesi hüzünlü…

Gülmek mi mutlu eden, ağlamak mı? Huzur hiçbiri mi? Hiç mi her şey? Hiçlik dereleri nerede duracak, varlık dağlarına ne zaman çıkılacak?

Uçar gibi gidiyor zaman, uyur gibi geçiyor ömür… Harcanan hayat… Hayıflanması gereken hayallerle oyalanıyor… Yuvasız kuşların şaşkınlığıyla çırpınıyor… çaresiz dallara konuyor kırık kanatlarla… Acı kanıyor içi… Dertle dönüyor dışı…

Umutla doğuyor her sabah, ölümle yatıyor her akşam… Dert döşeğinde gözleri açık uyuyor, deva prensesi gelir de ellerinden tutar diye… Acı şerbeti şifa şevkiyle içiyor… Deva diye dayanıyor dertlere…

Sevgiyi saflaştırır sıkıntılar, dostlukları derinleştirir dertler… Sürüklendikçe yüreğin, özüne yol alırsın… Savrulması gereken sevgi değil, her şeyi yutan senin “ben”in… “Ben” de boğulmazsan içindeki “ben”le buluşursun…

Dert dalgalarıyla çalkalanırken “ben” in, duru ve derindir özbenliğin… Sevgi saf, hikmet diri, varlık dağları yücedir bu benlikte…

içtiğin acılara, dayandığı dertlere değmiştir, “Ben” den geçmiş “Birben”e erişmişsindir…

özün özüne erişen kabuk ağlamalara güler geçer… Günlerin üstündedir gönlü, gönlünden damlayan günleri de güldürür…

Dertler gülmekle geçmez, acıları dindirmez şarkılar…

içini açıyorsa çektiklerin derin bir iç çek ve yürü yüreğinin yolunda…
 
 
""KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ” "

 Hz.MUHAMMED(S.A.V.)

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online    

Etiket Bulutu