Dayan be gönlüm!. Bîçâre değilsin Yaradan sana yâr. Kimsesiz değilsin, yanında "Kimsesizler kimsesi" var! Biliyorum! Sığmazsın hiç bir yere bu sevdayla, dünya sana dar! Ama dayan gönlüm! Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var!.

Archive for Eylül, 2009

Soru: Şevval ayında tutulması tavsiye edilen bir oruç var mıdır?

 
Soru: Şevval ayında tutulması tavsiye edilen bir oruç var mıdır?

Cevab: Bismillâhirrahmanirrahim.

Ramazan-ı Şerif ayından sonraki Şevval ayında altı gün oruç tutmak müstehabtır. (Alemgir, el-Fetava’l- Hindiyye. 1/201) Çünkü Ebû Eyyüb el-Ensarî (R.A.)’den rivayete göre Peygamberimiz (S.A.V.):

-”Her kim Ramazan orucunu tutar sonra peşinden Şevval ayından da altı gün oruç tutarsa, bütün sene oruç tutmuş gibi olur,” buyurdu. (Müslim, Sıyam: 204, Ebu Davud, Sıyam: 58 Tirmizi, Savm: 52, İbn-i Mace, Sıyam: 33. Ahmed b. Hanbel, 3/308, 324, 344, 5/417, 419, Darimi Savm: 44)

Hadis-i şerif, Ramazan orucundan sonra Şevval ayında altı gün daha nafile oruç tutmayı teşvik etmektedir. Böylece, bir yıllık oruç tutmanın sevabı vaad edilmektedir. Bunu her sene yapan da ömür boyu oruç tutmuş gibi olur. Ramazan orucundan sonra Şevval ayında da altı gün oruç tutmakla, bütün sene oruç tutmuş gibi mükâfat verilmesi, yapılan ibadet ve taatler on misli katlandığı içindir. Çünkü Cenab-ı Hak:

“Her kim hayırlı bir işle gelirse, kendisine, onun on misli sevab vardır.” buyurmaktadır. (En’am Suresi: 160. Zühayli, a.g.e 2/589)

Öyle ise, Ramazan ayında tutulan oruç on ay yerine geçer. Altı günün on misli de altmış gün yani iki ay olur. Neticede bu şekilde oruç tutan kimse bütün sene oruç tutmuş gibi sevab kazanır. Nitekim Sevban (R.A.)’ın rivayet ettiği bir hadis-i şerifte de, bu durum şöylece ifade edilmiştir: “Ramazan ayı orucu, on aya karşılıktır. Şevval’in altı günü de iki ay oruca karşılıktır. Bunların tamamı bir yıl eder.”

Bu orucun meşrû kılınmasındaki sır şudur: Ramazan’ın peşindeki bu oruç, farz namazların peşinden kılınan sünnet namazları gibidir.

Nasıl ki bu sünnetler, farzlarda olması muhtemel kusurları telâfi ediyorsa, Şevval ayında tutulan oruç da Ramazan orucunda bulunması muhtemel kusurları telâfi eder. Ayrıca oruç ibadetinden usanılmadığı da ifade edilmiş olur.

Şevval ayında tutulacak olan bu oruç ara vermeden peşpeşe tutulabilir. Fakat haftada iki gün olmak üzere ayrı ayrı tutmak müstehabtır. (Alemgir el-Fetava’l-Hindiyye, 1/201)

Yazar: Mehmet Talu HocaEfendi

Şevval Ayı

Ramazan-ı Şerif’ten sonraki şevval ayında oruç tutmak öteden beri sevimli bir adet olarak gelmiştir.

Bir ay boyunca oruca alışmış olan insanlar, şevval ayında da altı gün oruç tutmaya büyük bir ilgi göstermiş, hatta teravih gibi sıcak bir ilgiyle şevval ayı orucunu sürdüre gelmişlerdir… Elbette bu sıcak ilgi sebepsiz değildir. Nitekim Efendimiz (sas) Hazretleri, şevval ayı orucunun bir sene oruç tutmuş gibi sevaba vesile olacağını duyurmuş, bu yüzden de bir ay Ramazan orucu tutanlar, şevvalde altı gün oruç tutmakla bütün seneyi oruçlu geçirmiş olma sevabını kaçırmak istememişlerdir. Bu konudaki hadisi ve yorumunu şöyle ifade edebiliriz:

"Kim oruçla geçirdiği Ramazan ayından sonraki şevvâl ayında altı gün oruç tutarsa, bütün seneyi oruçla geçirmiş gibi olur!."

Demek ki, bir aylık Ramazan orucundan sonra şevvâlde de altı gün oruç tutarak orucunu otuz altıya çıkaran kimse, bütün seneyi oruçlu geçirmiş gibi sevap almaktadır.

Âlimlerimiz, bütün seneyi oruçla geçirmiş gibi sevap almanın izahını şöyle yapmaktalar:

Ramazan boyunca oruç tutan insan her orucuna on sevap almışsa yekûnu üç yüz eder. Şevvâl ayında tuttuğu altı orucuna da onardan altmış sevap alınca, eder üç yüz altmış. Yani bir sene.. Dolayısıyla hadîsin işaret ettiği sırra nâil olur. Bütün seneyi oruçla geçirmiş gibi mânevî kazanç elde edebilir..

Aslında bu gibi mânevî konularda esas olan, o işi ihlasla yapmak, büyük bir gönül arzusu ile talip olmak mühimdir. Bâzen öyle oruçlar olur ki, tutanın gönlünde beslediği derin ve sâfî ihlas yüzünden 360 gün değil, belki 360 senelik nâfile oruç sevabını alabilir.. İhlas ile kim ne isterse Rabbimiz onu verebilir. Bu bir niyet ve yorum meselesidir.

Tıpkı yolun kenarına uzaklardan bir taşı yuvarlayarak güç bela getirip yerleştiren adamla, bu taşı oradan aynı güçlükle uzaklaştıran bir başka adamın niyeti ve yorumu gibi.

Biri düşünmüş ki:

– Bu çölün ortasında yaşlı bir adam yolda giderken bineğine binmek istese, üzerine çıkıp da hayvana binebileceği yüksek bir yer yoktur. Öyle ise şu taşı yuvarlayıp yolun kenarına getireyim de, yolda gitmekte olan yaşlı ve çocuklar hayvanlarına binmek istediklerinde taşın üstüne çıkıp bineklerinin üzerine kolayca atlasınlar, sevabı da bana olsun. Adamın bu hâlis niyetine bakan Rabbimiz ondan razı olmuş, istediği sevabı ihsan eylemiş.

Böyle güzel niyetle getirilen taşı oradan öfke ile yuvarlayıp uzaklaştıran adam ise şöyle düşünmüş:

– Bu taşı buraya getiren kimse ne kadar da yanlış bir iş yapmış. Hiç düşünmemiş ki, gözleri görmeyenler, karanlıkta fark edemeyenler taşa takılıp yere düşerler. Şu taşı buradan uzaklaştırayım da kimse takılıp yere düşmesin, sevabı da bana olsun. ..

İşte bu adam da taşı buradan uzaklaştırdığından dolayı Allah rızasını kazanmış, ümit ettiği sevaba nail olmuş.. Her ikisinde de niyet hâlis, yorum makul…

Biz de sâfi bir niyetle altı gün orucumuzu tutarsak, belki Rabbimiz bu niyetimize, bu bağlılığımıza bütün seneyi oruçlu geçirmiş gibi sevaplar ihsan edebilir, hatâlarımızı affedebilir.. Rabbimizin hudutsuz rahmetine kimse sınır çizemez. Kimse kendi cimriliğini O’ na da şâmil kılamaz.

Bu orucun arka arkaya olması şart değildir. Şevvâl ayı içinde olması yeterlidir.

Bir de Ramazan içinde tutulamayan oruçlar varsa, önce o borç olanı tutmak da makul ve meşru olur. Bir an önce borçtan kurtulmayı düşünmek elbette çok yerindedir. Ancak borcu sonra da tutabilirim diye de düşünebilir.. Bu bir tercih meselesidir. Her ikisi de caizdir.

Bir diğer husus da, şevval ayında iki bayram arası nikah yapılmaz iddiası vardır ki, artık bu batıl iddia etkisini kaybetmektedir. Çünkü Aişe validemizin nikahı şevvalde olmuş, yani iki bayram arasında yapılmış, ne uğursuzluk, ne de bir başka dinî yasak söz konusu olmuştur. Bu yanlış yorum şuradan da beslenmiş olabilir. Şayet bayram cuma gününe rastlarsa, bayram namazı ile cuma namazı arası iki bayram namazı arasıdır. Böylesine dar bir vakte nikahı sıkıştırmayın, iki bayram namazının dışında yapın nikahınızı, tavsiyesini, Ramazan ve Kurban Bayramı arası gibi geniş zamana yayanlar, böyle bir yanlış anlamaya sebep olmuşlardır, diye de düşünülebilir.

Bir Menkîbe
 

Süfyanı Sevri anlatıyor:

– Ben Mekke-i Mükerreme’de üç sene oturdum. Mekkelilerden bir kimse her gün Harem-i şerife gelir, tavaf eder, namaz kılar ve sonra bana selam verip giderdi. Ben bu kimse ile tanıştım. Bir gün o kimse beni yanına çağırdı. Bana dedi ki:

-Ben öldüğüm vakittekendi elinle beni yıka, namazımı kıl ve defneyle. O gece beni terk etmeyip kabrimde gecele. Mükireyn suali anında bana Tevhid’i telkin et!, dedi.

Ben de o kimsenin istediklerini yapmayı kabul ettim. Bana emrettiğinin aynını yaptım: Kabrinde geceledim. O gece uyku ile uyanıklık arasında iken :

-Ya Süfyan! Beni korumaya ve senin telkinine ihtiyaç kalmadı, diye bir ses işittim.

O zaman:

-Ne sebeple bu lütfa eriştin, diye sordum

Bana cevap olarak:- Ramazan-ı Şerifin orucunu tutup Şevval’den altı gün daha eklemem sebebiyle, dedi.

O zaman ben uyandım. Yanımda kimseyi göremedim. Abdest aldım, namaz kıldım, uyudum; böylece üç kere gördüm. Bildim ki bu Rahmanîdir; şeytandan değildir. O zaman da kabrin yanından ayrıldım ve "Ya Rabbi! Beni Ramazanın orucuna ve Şevval’den altı gün orucuna muvaffak kıl" diye dua ettim. Allahü Teala Hazretleri beni de muvaffak kıldı.
 

 Ahmed Şahin 

""KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ” "

 Hz.MUHAMMED(S.A.V.)

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online    

RAMAZAN BAYRAMINIZ MÜBAREK OLSUN

https://i1.wp.com/img209.imageshack.us/img209/4960/bayrammesaji.gif

 

بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمنِ الرَّحِيمِ

Nev-i beşerin (insanların) ağlanacak gülmelerine, endişe-i istikbal (gelecek korkusu) ve
akibet-bînlik (sonunun ne olacağını düşünmek) adesesiyle, gâyet şa’şaalı bir gece bayramında, hapishane penceresinden bakarken, nazar-ı hayalime inkişaf eden (hayalime açılan) bir vaziyeti beyan ediyorum:
 
Sinemada, eski zamanda mezaristanda yatanların vaziyet-i hayatiyeleri göründüğü gibi,
yakın bir istikbalde mezaristan ehli olanların, müteharrik (hareketli) cenazelerini görmüş gibi oldum. O gülenlere ağladım. Birden bir tevahhuş (ürkme), bir acımak hissi geldi. Aklıma döndüm, hakikattan sordum: "Bu hayal nedir?" Hakikat dedi ki: "Elli sene sonra, bu kemal-i neş’e ile gülen ve eğlenen zavallılardan, elliden beşi, beli bükülmüş yetmiş yaşlı ihtiyarlar gibi; kırkbeşi, mezaristanda çürümüş olacaklar. O güzel sîmâlar, o neş’eli gülmeler, zıdlarına inkılab etmiş (dönüşmüş) olacaklar.   كُلُّ آتٍ قَرِيبٌ   (gelecek olan şeyler çok yakındır) kaidesiyle; madem yakında gelecek şeylerin gelmiş gibi görülmesi bir derece hakikattır; elbette gördüğün hayal değildir.

Madem dünyanın gafletkârane gülmeleri, böyle ağlanacak acı hallerin perdesidir ve muvakkat (geçicidir) ve zevale maruzdur (çöküşe mahkumdur); elbette bîçare insanların ebedperest kalbini ve aşk-ı bekaya meftun olan ruhunu güldürecek, sevindirecek, meşru’ dairede ve müteşekkirane (Allaha şükür içinde), huzurkârane (Allahın huzurunda bulunduğunu hep hatırda tutarak ve huzur duyarak), gafletsiz (Allahı asla unutmadan), masumane (günah olmayan) eğlencelerdir ve sevab cihetiyle bâki kalan sevinçlerdir.

 
Bunun içindir ki, bayramlarda gaflet istilâ edip, gayr-ı meşru’ daireye sapmamak için, rivayetlerde (hadislerde) zikrullaha (Allahın adını çok anmaya) ve şükre çok azîm tergibat (büyük teşvikler) vardır. Tâ ki; bayramlarda o sevinç ve sürur nimetlerini şükre çevirip, o nimeti idame etsin (devamlı kılsın) ve ziyadeleştirsin. Çünki şükür, nimeti ziyadeleştirir, gafleti kaçırır.
***


RAMAZAN BAYRAMINIZ
MÜBAREK OLSUN

 
""KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ” "

 Hz.MUHAMMED(S.A.V.)

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online    

Ey Rabbimiz!

بسم الله الرحمن الرحيم
 
السلام عليكم ورحمة الله وبركاته

 

Ey Rabbimiz! Gücümüzün zayıflığını, çaremizin azlığını ve insanlarca önemsenmeyişimizi sana şikayet ediyoruz. Bizi kendi gözümüzde küçük, fakat insanların gözünde büyük eyle.

Ey Rabbimiz! Senden rahmetini celbedecek şeyleri, gerçekleşmesi muhakkak olan mağfiretini, her türlü günahtan korunmayı, her türlü iyiliği kazanmayı, cennet ve Cemal’inle şereflenmeği ve cehennemden kurtuluşu dileriz.

Ey Rabbimiz! Bilerek veya bilmeyerek işlediğimiz günahlarımızı mağfiret et. Senden işimizde rüşde hidayet etmeni istiyor, nefislerimizin kötülüklerinden sana sığınıyoruz.

Ey Rabbimiz! Bizi yücelt, eksiğimizi- gediğimizi gider, bize rızık ihsan et, bizi salih amellere, güzel ahlaka ilet. Zira bunların salih olanına ancak sen ulaştırır, kötülerinden de ancak sen alıkorsun.

Ey Rabbimiz! Ciddiyetimizi şakamızı, zulmümüzü ve haksızlıklarımızı, hatamızı, kastımızı mağfiret buyur. İtiraf ediyoruz ki bu kusurların hepsi bizde vardır, ihsan ettiğin nimetlerin bereketinden bizi mahrum etme, mahrum ettiklerinle de imtihan etme.

Ey Rabbimiz! Her işimizde esas olması itibariyle dinimizi ıslah et. İçinde geçimimiz olan dünyayı ıslah buyur. Döneceğimiz yer olan ahiretimizi ıslah et. Hayatı her türlü hayırları artırmamıza vesile kıl. Ölümü de her türlü şerlerden kurtulup rahat etmemize vesile yap.

Ey Rabbimiz! Bizi, Seni çok zikreden, Senden çok korkan, Sana çok şükreden, Sana çok itaat eden, Sana karşı içi saygı ve huşu ile dopdolu olan, dua dua yalvaran ve durmadan Sana teveccüh eden insanlar eyle.

Ey Rabbimiz! Sana güzelce ibadet etmeyi istiyor, Senden doğru yolda azim ve sadık diller selim kalpler dileniyoruz. Dillerimizdeki düğümleri çöz, onları güçlendir ve istikamet ver. İçimizdeki kinleri, nefretleri ve hasedleri sök al.

Ey Rabbimiz! Senden hayırlı işler yapmayı, kötülükleri terk etmeyi, fakirleri sevmeyi, bizi bağışlamanı, bize merhamet etmeni ve insanların fitnesini murat buyurduğunda fitnelere düşmeden bizi vefat ettirmeni dileriz.

Ey Rabbimiz! Senden; Senin sevmeni, Senin sevdiklerinin sevgisini ve bizi Senin sevgine ulaştıracak amellerin sevgisini dileriz. Senden tertemiz bir hayat, dosdoğru bir ölüm, rezil etmeyen ve ayıpların sayılıp dökülmediği bir dönüş istiyoruz.

Ey Rabbimiz! Senden hidayet, takva, afiyet ve zenginlik istiyoruz. Bize talihsiz ve nankör olmayan, şirkten arınmış, tertemiz kalpler lutfeyle
AMİN..
 

 
""KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ” "

 Hz.MUHAMMED(S.A.V.)

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online    

HAYIRLI CUMAALAR

 

 

17138474ph9.jpg 

Sükûnunda ışık rüzgârlar esen sevinçli Cuma, günlerin gülü olsa gerek… Latif latifelerin Rabbani hislerle dolduğu, sekine solunduğu, melekût yağmurlarla ıslanıldığı gün… Yağmurları iliklerine kadar hissedebilmek; kalın ülfet elbiselerini tefekkürle yırtmakla mümkün…

Renklerin toprağından fışkıran derin coşku, yağmurlarla buluştuğunda yüreğin tufandan kurtulduğu gün; seher soluklu Cuma…

Canın coştuğu, ruhun kanatlandığı, gönlün güllerle güldüğü günde; zaman ötesinden kokular getirir zaman… Sürgün saatleri serinletir melekût meltemler…

Mana maddenin önünde gizem kapılarını açar; her şey anlam değerini dillendirir… Dilekler, dualar yükselir durmadan, saat-i icabeyi yakalamak için… Cumanın kalbini yakalayanın kalbi duaları kabul olunur… Ne isterseniz cevap verilir; düğümler çözülür, dertler dağılır, hayata renk gelir, renklere hayat… Ubudiyet dua renkleriyle süzülür gönlün gökkuşağına…

Kulluk toprağından yükselen tefekkür çiçekleri güneşin renklerini görür ve gösterir… Bereket yağmurlar yağar Rahmet bulutlarından… Toprağın kokusuyla, gökkuşağı renkleri coşku kuşlarını uçurtur sekine kanatlarıyla; Dağların, denizlerin ötesinde, yıldızların yetişemediği, galaksilerin göremediği yöne doğru…

Kalp, cumanın kalbiyle bütünleşmiş, yönsüz ve zamansız iklimlerde renkleri ve kokuları geride bırakmış yitik yurdunu arıyordur; sonsuz saadet..!!

Cuma gününe yakışır bir Cuma geçirmemiz Duâsıyla, İnşaAllah… 

 
 

 47844002av5.jpg
""KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ” "

 Hz.MUHAMMED(S.A.V.)

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online    

 

Kafir dururken birbirini tekfir eden müslümanlar

M. EMİN PARLAKTÜRK
Kitle iletişim araçlarının gelişmesi ve çoğalması, aramızda bilgi iletişimini ve
fikir alış verişini de hızlandırdı.
Ancak bu iletişim sağlıklı mı, bu tartışılır.
Adeta bilgi bombardımanına tabi tutulan insanlar, o konuda yeterli ve doğru
bilgiye sahip değillerse, bundan olumsuz etkilenip bilgi kirlenmesine neden olabiliyorlar.
Bu etkilenmenin en ciddi alanlarından biri de din’dir.
Dini alanda konuşulan teferruat o kadar geniş ve yaygın ki, bunları süzgeçten
geçirmek için dinin aslını ve özünü bilmek şarttır.
Aksi halde, insanlar doğru diye pek çok yanlışın zebunu olabilirler.
Olabiliyorlar da.
Başka bir ifadeyle hakikat yerine hurafelerin kölesi durumuna düşebiliyorlar.
Bu son derece önemli ve kaygı verici bir durum.
***
Bu durumun en önemli nedeni, dinin ana ve öz kaynaklarından uzak duruştur.
Biraz daha açık söyleyelim:
Ana neden: aslı bırakıp furûata tabi oluştur.
Yani, Kur’an ve sahih Sünnet’in açık lafızları dururken, siyasi ve batıni yorumlarla orataya çıkan “dini kültür”dür.
Bu kültür, zamanla günümüzde hayli etkili olan “geleneksel din anlayışı”nı oluşturmuştur.
İşte bu anlayış sebebiyledir ki, ortaya atılan herhangi güncel dini bir meselede, her kafadan bir ses çıkmasına, birbirine zıt pek çok görüşün ortaya atılmasına neden olmaktadır.
“Bir şeyhe bağlanmak” gerekliliğinden tutun da, “türbe ziyareti”nin lüzûmuna varıncaya kadar pek çok meselede herkes, bu “geleneksel din anlayışı”nın etkisiyle ya şiddetle karşı çıkıyor ya da pervasızca savunmaya geçiyor.
Bu konuda taraflar arasında çok acımasızca hücümlar ve hatta tekfir derecesine varacak ağır hakaretler görülebiliyor.
Bu, cidden çok vahim ve acı bir durum.
***
Geçenki yazımda bir araştırmadan yola çıkarak işaret ettiğim gibi, bizler çok az okuyan bir toplumuz.
Olaylara Kur’an ve sahih Sünnet süzgeçli bilgiler yerine, geleneksel anlayışın ürünleri olan bilgilerle yaklaşıyoruz.
Ve bu gelenekleri “din” zannediyoruz.
Bakınız, Kur’an ayı olan şu mübarek Ramazan’da bile pek çoğumuz şu İlahi Kelamı okuyarak hakkını vermekten âciziz.
Kur’an, okunan kitap demektir.
Bir kitap da, ancak anlamak (anlaşılmak) için okunur.
Bazılarımız belki sadece camilerde mukabele dinlemekle iktifa ediyoruz.
Acaba, içimizde kaçımız bu ayda Kur’an’ı meal ve tefsiriyle hatim yapmayı ve böylece yüce Kitabı anlamayı kendimize vazife edindik?
Üstelik İslam’ı iyi anlamak için de, Kurân’ı bir bütün olarak anlamak gerekli.
Erbabınca malumdur, bir yerden cımbızla çekilen bir ayetle Kur’an anlaşılmaz ve sadece bununla hemen dini bir hüküm inşa edilmez.
Bununla ilgili diğer ayetlerin tamamına bakılır.
Çünkü Kur’an’ı en iyi tefsir eden, açıklayan, yine Kur’an ayetleridir.
Bununla da yetinilmez.
Konuyla ilgili olan sahih hadisler de taranır, bunlar ayetleri doğru anlamak için çok
önemli ve bizlere yol göstericidir.
Bu böyle iken, Kur’an’ın tefsiri mahiyetindeki Hz.Peygamber efendimizin hayatını
(sahih sünnetini) öğrenme ve yaşama odaklı bir programı kaçımız uygulayabiliyoruz?
Bunları tümüyle öğrenmek için Ramazan ayını hangimiz değerlendirebiliyoruz?
***
Butün bu gerçekler ortada iken, mesela dini bir konuya temas eden herhangi bir köşe
 yazısına yapılan yorumlar, neye istinaden yapılıyor?
Hangi bilgiyle cevaplar verilebiliyor ve ne cesaretle?
Aynı sütunda yayınlanan bu yorumların aynı inanç sahiplerince birbirinden çok farklı
örüşlerle değerlendirilmesi, aralarında derin ve büyük uçurumların olması, hatta
cedelleşmenin iman-küfür noktasına kadar götürülmesi, insanımız kafasının hayli karışık olduğunu ve çok koyu bir bilgi kirlenmesine maruz kaldığını gösteriyor.

 

""KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ” "

 Hz.MUHAMMED(S.A.V.)

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online    

kadir gecesi…

   kadir gecesi…     
 
elvedaramazands2ni2.jpg
Ey Ramazan-ı Şerif
Daha dün gelmiştin
Ne çabuk geçti günler
Hayat su gibi akıp geçiyor
Sadece farkına varanlar
Kalıcı hayatta sonsuz mutluluğa doğru koşuyor…
 
KADRGECES-1.gif image by gecem
   Kadir gecesinin Ramazanda olduğu bellidir. Çünkü Allah’u Teala (cc.) şöyle buyurur:
 
   “Ramazan öyle bir aydır ki, insanlara yol gösteren, doğrunun belgelerini içeren ve doğruyu yanlıştan ayıran Kur’ân o ayda indirilmiştir…” (Bakara, 2/185)
 
   Ama Ramazanın hangi gecesinin Kadir Gecesi olduğu belli değildir. Peygamberimizin (sav) tavsiyesi, onu Ramazan ayının son on gününün tek gecelerinde aramaktır. Buna göre Kadir Gecesi Ramazanın yirmi bir, yirmi üç, yirmi beş, yirmi yedi ve yirmi dokuzuncu gecelerinden herhangi biri olabilir.
 
   Kadir gecesi ile ilgili Hadis-i Şerifler 
 
*   "Her kim sevabına inanıp onu kazanmak ümidiyle Kadir Gecesini ihya ederse geçmiş günahları affedilir." (Buharî, Terâvih 1, Müslim, Müsâfirîn174 (759); Ebu Dâvud, Salât 318; Tirmizî, Savm 83; Nesâî, Siyam 39; Muvatta, Salât fi Ramazan 2)
 
*   Aişe (r. anhâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) Ramazan ayında, diğer aylarda görülmeyen bir gayrete girerdi. Ramazanın son on gününde ise çok daha fazla çaba gösterirdi. Son on günde geceyi ihya eder, ailesini de (gecenin ihyası için) uyandırırdı…" (Buharî, Fadlu Leyleti’l-Kadr 5, Müslim, î’tikâf 8, (1175); Ebu Dâvud, Salât 318; Tirmizî, Savm 73; Nesâî, Kıyâmu ‘1-Leyl 17)
 
*   Aişe (r. anhâ) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) vefat edinceye kadar Ramazan’ın son on gününde itikafa girer ve derdi ki: "Kadir gecesini Ramazan’ın son on gününde arayın.” (Buhârî, Fadlu Leyletü’l-Kadr 3, İtikâf 1,14; Müslim, İtikaf 5, (1172); Muvatta, İtikaf 7; Tirmizî, Savm 71; Nesâî, Mesâcid 18; Ebu Dâvud, Sıyâm 77; İbnu Mâce, Sıyâm 59)
 
*   Ebu Saîd (ra) anlatıyor: "Biz Peygamberimiz (aleyhissalâtu vesselâm) ile birlikte Ramazan’ın orta on gününde itikâfa girdik, yirminci günün sabahı olunca eşyalarımızı (evlerimize) taşıdık. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) (bir hutbe irad etti ve) sonra şunu söyledi: "İtikâfa girmiş olanlar, itikâf mahallerine dönsünler. Zira bu gece bana Kadir Gecesinin hangi gece olduğu gösterilmişti, sonra unutturuldu. (Siz, son on günde ve tek gecelerde arayın…)” (Buhârî, Fadlu Leylet’l-Kadr 2, 3, İtikâf 1, 9, 13; Müslim, Sıyâm 213, (1167))
 
   Bu gecelerde ne yapılmalı: 
 
   Aişe validemizin bildirdiğine göre Peygamberimiz, Ramazan ayında diğer aylardan daha çok ibadet ederdi. Son on günde ise ibadetlerini biraz daha artırır, geceleri ihya eder, ailesini de (geceyi ihya etmeleri için) uyandırırdı. O halde yapılacak olan şeyler şunlar olmalıdır: Her zaman yapıldığı gibi yatsı namazı cemaatle kılınır. Diğer gecelerden farklı olarak kılınabildiği kadar nafile gece namazı kılınır.
   Bir de bu gecelere özel bir dua tavsiye edilir peygamberimizden. O da şöyledir:
   Aişe validemiz Peygamberimiz (sav)’e "Ey Allah’ın elçisi! Kadir gecesinin hangi gece olduğunu anlarsam o gece nasıl dua edeyim?" diye sorunca Peygamberimiz (sav) "şu duayı oku" buyurdu:
 
اَللّهُمَّ إِنَّكَ عَفُوٌّ كَرِيمٌ تُحِبُّ الْعَفْوَ فَاعْفُ عَنِّي 
"Allah’ım! Sen affedicisin, cömertsin.
Affetmeyi seversin. Beni de affet."
 
(Tirmizi, Daavat, 84)
     itikâf   
 
   İtikâf, sözlükte ‘hapsetmek’, ‘alıkoymak’, ‘bir yere yerleşmek’, ‘oraya bağlanıp kalmak’ anlamlarına gelir. İtikâf fıkıhta bir mescitte belirli kurallara uyarak ibadet niyetiyle kalmak demektir.
   İtikâfın meşruiyeti Kur’an ve sünnetle sabittir. Orucu tarif ettiği ayetin sonunda Allah Teala şöyle buyurmaktadır:
   “ … Mescitlerde itikâf halinde iken eşlerinizle birleşmeyin. Bunlar Allah’ın koyduğu sınırlardır. Onlara yaklaşmayın. Allah ayetlerini insanlara böyle açıklar, belki sakınırlar.” (Bakara, 2/187)
 
   Ayette de görüldüğü gibi itikâf, Allah Teala tarafından tasvip edilmiştir.
   Peygamberimiz Medine’ye hicretten sonra vefat edinceye kadar her yıl Ramazanın son on gününde itikâfa çekilirdi.
   Bu delillerden hareketle bir Müslümanın Ramazan ayının son gününde itikâfa girmesi, sünnet-i müekkede olarak kabul edilmiştir. İmkân bulabilenler Peygamberimizin bu güzel sünnetini yaşatırlarsa büyük bir ecre nail olurlar.
 
 
 

""KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ” "

 Hz.MUHAMMED(S.A.V.)

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online    

KADİR GECESI FALŞ

 

""KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ” "

 Hz.MUHAMMED(S.A.V.)

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online    

Etiket Bulutu