Dayan be gönlüm!. Bîçâre değilsin Yaradan sana yâr. Kimsesiz değilsin, yanında "Kimsesizler kimsesi" var! Biliyorum! Sığmazsın hiç bir yere bu sevdayla, dünya sana dar! Ama dayan gönlüm! Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var!.

Archive for Aralık, 2009

Bazı insanların zaaf hanelerinde “Allah” yazar;


Bazı insanların zaaf hanelerinde "Allah" yazar; En zayıf noktaları Allah’tır..
Bunu bilenler onları Allah ile aldatırlar ne yazık..
Aldanan ne saftır, bazen bile isteye aldanır..
Aldatan da ne üç kağıtçıdır, Allah’ı menfaatine perde yapar.
Senin zaaf hanende ne yazıyor?. İktibas

Aldanan kim?
Kim kazandı kim kaybetti bu oyunda, oyunsa bu?
Perde kapanır yarın, ettiklerimiz bir bir atılır önümüze..
Ahh!

El-Vehhab ismine sığındım...2563

 
""KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ” "

 Hz.MUHAMMED(S.A.V.)

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online    

SALAVAT

 

Kapatın Gözlerinizi. Şöyle dizlerinizin üzerine oturun.

 
Kapatın Gözlerinizi. Şöyle dizlerinizin üzerine oturun. Ellerinizi göğsünüzün altında birbirine bağlayın. Gözleri açmak yok ama. Boş verin nedeni-niçini. Başınız sol omzunuzun üstünden kalbinize doğru bükülsün haydi. Şimdi düşünün bir Allah dostunun huzurundasınız. O asla tarif edemeyeceğiniz kokuyu duyuyor musunuz?
İçeride sizden başka yedi-sekiz kişi daha var. Bakışlarınız öne doğru düşmüş. Sanki bir siz varsınız, bir O. Başınızı kaldırıp etrafa bakmaya çekiniyorsunuz. Sessizlik müthiş. Siz hiç konuşmuyorsunuz; fakat kalbiniz hiç susmuyor. Bir yandan layık olamayışın mahcubiyeti ile kızarıyor yüzünüz. Bu bir lutuf.
Allah dostu girişte hemen sağda oturmuş. Sol kolunun altında biraz yüksekçe bir yastık var. Yastığın arka kısmında bir GÜL demeti. Sağ yanında gümüş bir şekerlik. Çayını yudumluyor. Sol işaret parmağını sol kaş ucuna dayamış. Görünüşte burada bu odada ama aslında başka bir yerde gibi. Yalnızca onun görebildiği bir şeyleri seyreder gibi…
Bir ara başınızı kaldırıp bakıyorsunuz. Ayak parmaklarının arasındaki pamuklara takılıyor gözünüz. Kapının önünde pür-edep duran biri var. Bir ara ona bakıyor göz ucuyla. Anlıyor adam. Bu başka bir dil olmalı. Adam yaklaşıyor. Şekerlikten üç şeker alıp adamın avucuna bırakıyor. Bir şeyler söylüyor.
Şimdi sesini duyuyorsunuz aman Allah’ım… Sözler hacim kazanıyor dudaklarında. Bu kelimeler o an yaratıldı sanki. Hafifçe tebessüm ediyor. Bakışlarınızı kaçırıp sehpanın arkasına biraz daha saklanıyorsunuz şimdi. Daha önce tebessüm eden birini hiç görmemiş olduğunuzu düşünüyorsunuz. Okuduğunuz menkıbeler kalbinize hücum ediyor.
O elleri birbirine kenetliyor. Odaya ondan yayılan dalga dalga yayılan tevazu… Bakışlarını yerden kaldıramıyor gibi. Sanki mahcup bir ifade var yüzünde. Siz biraz daha saklanıyorsunuz yanınızdakinin arkasına doğru. Ne zamandır burada olduğunuzu düşünüyorsunuz. Bir cevabınız yok. Burada bu anda ruhunuzu teslim etmek istiyorsunuz. Edebin tevazunun tarifi ondan önce nasıl yapılıyordu acaba diye soruyor içiniz de bir ses.
Gözlerini kapatıyor birden. Sanki bir şeyler söyleyecek. Sol elini sağ avucunun içine alıyor. Kapıdaki adam bir tepside çay bırakıyor sağ yanına. Bakışları yerde hala. Bakışını kaldırıp tebessüm ediyor. Hoş geldiniz, diyor kainat o sözden ibaret kalıyor. Fısıltıyla hoş bulduk, demeye çalışıyorsunuz. Ama dudaklarınız sizi dinlemiyor. Ne dediğinizi nasıl dediğinizi bilmiyorsunuz. O’nun elleri kenetli hala. Parmaklarına takılıyor gözünüz. Dikkatinizi toplamaya çalışıyorsunuz. Söylediği hiçbir şeyi unutmamalıyım diyorsunuz. O sohbete devam ediyor. Bundan önce söylediklerini düşünüyorsunuz sahi ne demişti? Aklınızda hiçbir şey yok. Vazgeçiyorsunuz hatırlamaya çalışmaktan. Orada olmanın hazzına bırakıyorsunuz kendinizi.
O anlatmaya devam ediyor niyetten bahsediyor. Söz veriyorsunuz kendinize. Her sabah evden çıkarken…nasıldı o cümle? Hatırlamaya çalışıyorsunuz kalbiniz susmuyor. Ellerini arkadan bağlamış bir adam geldi diyor. Mahşeri düşünüyorsunuz. Onu çıkartıp asfalta koydu… Ağlamaklı oluyorsunuz birden kalbinizi bildiğini biliyorsunuz kalbiniz bunu bilmiyor. Mahşerde nasıl tanıyacak bizi diyor.
Sus diyorsunuz içinize susmuyor. O çayından bir yudum daha alıyor. Kalbinizdeki o ses bağırmaya devam ediyor. Milyarlarca insanın içinde bizi nasıl bulacak? Bir kutuyu tarif ediyor o sıra. Yüzünüz kızarıyor. Halının altına girmek istiyorsunuz. Başınız omuzlarınıza gömülü ama size baktığını biliyorsunuz. Ses devam ediyor: Mahşerde nasıl tanıyacak bizi?
Ani bir sessizlik… O birden susuyor. Siz kalbinizi söküp atmak istiyorsunuz. Sessizlik müthiş. Yeniden tane tane anlatmaya başlıyor:
Bir adam vardı. Garip, kimsesiz bir adam. Bağ bahçe işleriyle uğraşır, sebze-meyve yetiştirirdi. Şehir pazarı oldu mu mahsulünü devesine yükler satmaya götürürdü. Nehrin üstündeki köprüden geçer pazara gelirdi. Akşama kadar satabildiğini satar satamadığını devesine yükler evine dönerdi. Bir gün adamın devesi yavruladı. Artık pazara giderken yavru deveyi de yanlarına alıyorlardı. Köprüden geçerken yavru deve nehre yuvarlanıp öldü. Annesi orada feryat edip inlemeye başladı. Ne zaman o köprüden geçseler deve orada durur feryat ederdi.
Adam devesinin haline üzülür, bu kadar figan ediyor ciğerleri hasretten yandı delindi derdi. Bir gün deve ortadan kayboldu. Köylü yükünü omzuna alıyor pazara böyle gidip geliyordu. Bir zaman sonra devesini bir başka adamın yanında görünce sevindi bu deve benimdir, dedi. Ama adam oralı olmuyor devenin sahibi benim, diyordu. Münakaşa ettiler anlaşamadılar. Mahkemelik oldular. Kadı efendi devenin gerçek sahibini anlamaya çalışıyordu. Köylü dedi ki: Benim devemin bir yavrusu vardı köprüden düşüp öldü. Yavrusunun ardından öyle feryat ederdi ki ben ciğeri delinmiştir derdim. Deveyi keselim, eğer ciğeri delikse bu adam bana bir deve alsın değilse ben ona bir deve alırım. Kadı efendi diğer adama baktı. Adam olur deyip kabul etti. Deveyi kestiler baktılar ciğeri deliktir. Devenin sahibinin kim olduğunu anladılar.
Aşıkların ciğerleri de deliktir maşuk onları nerede olursa olsun bilir tanır.
O sözünü bitirirken siz kan-ter içinde kalıyorsunuz. Kaçmak kaybolmak yok olmak istiyorsunuz. Ellerinizi ciğerleriniz üzerinde kavuşturmuşsunuz. O size hiç bakmıyor. Kalbinizden utanıyorsunuz. Çayından bir yudum daha alıyor. Ellerine sarılmak istiyorsunuz. Dudaklarınızdaki teri siliyorsunuz ellerinizle. Boğazınıza bir hıçkırık düğümleniyor. Başınızı hiç kaldıramıyorsunuz ama her şeyi görüyorsunuz sanki. Yanında bir adam var elindeki kağıtları gösteriyor. O bir şeyler soruyor adama. Her şey bir hayal gibi. Bir şey tarif ediyor. Parmakları kağıdın üzerinde. Ben burada mıyım diye düşünüyorsunuz. Adam kağıtları toplayıp kalkıyor. Siz dizlerinizin üzerinde daha bir toparlanıyorsunuz. Üç şeker veriyor adama. Başınızı kaldırıp etrafa bakıyorsunuz sizinle gelenlerden kimse yok orada! Hıçkırarak ağlamaya başlıyorsunuz.
Biri sarsıyor sizi. Ezan sesi geliyor uzaklardan. Kan-ter içindesiniz. Bir feryat yükseliyor ta ciğerinizden. Biri daha hızla sarsmaya başlıyor sizi. Aç artık gözlerini dediğini duyuyorsunuz. Ezan sesi berraklaşıyor. Yatağınızın üzerindesiniz. Titriyor hıçkıra hıçkıra ağlıyorsunuz. Elleriniz göğsünüzde bağlı. Ezan sesi geliyor uzaklardan…
Serdar Tuncer
 
""KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ” "

 Hz.MUHAMMED(S.A.V.)

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online   

Muharrem Ayı ve Aşure Günü

 

 

 

Muharrem Ayı ve Aşure Günü

"Şehrullahi’l-Muharrem" olarak meşhur olan, yani "Allah’ın ayı Muharrem" olarak bilinen Muharrem ayı, İlahi bereket ve feyzin, Rabbani ihsan ve keremin coştuğu ve bollaştığı bir aydır.

Allah’ın ayı, günü ve yılı olmaz, ancak Allah’ın rahmetine ermenin önemli bir fırsatı olduğu için Peygamberimiz tarafından bu şekilde ifade edilmiştir.
Âşura Günü ise Muharrem’in 10. günüdür. Âşura Gününün Allah katında ayrı bir yeri vardır. Bugünde Cenâb-ı Hak on peygamberine on çeşit ikramda bulunmuş ve kudsiyetini arttırmıştır. Bu günlerde oruç tutmak çok faziletlidir.
Hicrî Senenin ilk ayı olan Muharrem ayının 10. günü Âşura Günüdür. Muharrem ayının diğer aylar arasında ayrı bir yeri olduğu gibi, Âşura Gününün de diğer günler içinde daha mübarek ve bereketli bir konumu bulunmaktadır.
Âşura Gününün Allah katında da çok seçkin bir yerinin olduğunu Fecr Sûresinin ikinci âyeti olan "On geceye yemin olsun" ifâdelerinin tefsirinden öğrenmekteyiz.
Bazı tefsirlerimizde bu on gecenin Muharrem’in Âşurasine kadar geçen gece olduğu beyan edilmektedir.(1)

Cenâb-ı Hak bu gecelere yemin ederek onların kudsiyet ve bereketini bildirmektedir.

Bugüne "Âşura" denmesinin sebebi, Muharrem ayının onuncu gününe denk geldiği içindir. Hadis kitaplarında geçtiğine göre ise, bu güne bu ismin verilmesinin hikmeti, o günde Cenâb-ı Hak on peygamberine on değişik ikram ve ihsan ettiği içindir. Bu ikramlar şöyle belirtilmektedir:
1. Allah, Hz. Musa’ya (a.s.) Âşura Gününde bir mucize ihsan etmiş, denizi yararak Firavun ile ordusunu sulara gömmüştür.
2. Hz. Nuh (a.s.) gemisini Cûdi Dağının üzerine Âşura Gününde demirlemiştir.
3. Hz. Yunus (a.s.) balığın karnından Âşura Günü kurtulmuştur.
4. Hz. Âdem’in (a.s.) tevbesi Âşura Günü kabul edilmiştir.
5. Hz. Yusuf kardeşlerinin atmış olduğu kuyudan Âşura Günü çıkarılmıştır.
6. Hz. İsa (a-s.) o gün dünyaya gelmiş ve o gün semâya yükseltilmiştir.
7. Hz. Davud’un (a.s.) tevbesi o gün kabul edilmiştir.
8. Hz. İbrahim’in (a.s.) oğlu Hz. İsmail o gün doğmuştur.
9. Hz. Yakub’un (a.s.), oğlu Hz.Yusuf’un hasretinden dolayı kapanan gözleri o gün görmeye başlamıştır.
10. Hz. Eyyûb (a.s.) hastalığından o gün şifaya kavuşmuştur.(2)
Hz. Âişe’nın belirttiğine göre, Kabe’nin örtüsü daha önceleri Âşura gününde değiştirilirdi.
İşte böylesine mânalı ve kudsî hâdiselerin yıldönümü olan bu mübarek gün ve gece, Saadet Asrından beri Müslümanlarca hep kutlana gelmiştir. Bugünlerde ibadet için daha çok zaman ayırmışlar, başka günlere nisbetle daha fazla hayır hasenatta bulunmuşlardır. Çünkü, Cenab-ı Hakkın bugünlerde yapılan ibadetleri, edilen tevbeleri kabul edeceğine dair hadisler mevcuttur.
Âşura Gününde ilk akla gelen ibadet ise, oruç tutmaktır. Muharrem ayı ve Âşura Günü, Ehl-i Kitap olan Hıristiyan ve Yahudiler tarafından da mukaddes sayılırdı. Nitekim, Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam Medine’ye hicret buyurduktan sonra orada yaşayan Yahudilerin oruçlu olduklarını öğrendi.
"Bu ne orucudur?" diye sordu.
Yahudiler, "Bugün Allah’ın Musa’yı düşmanlarından kurtardığı Firavun’u boğdurduğu gündür. Hz. Musa (a.s.) şükür olarak bugün oruç tutmuştur" dediler.
Bunun üzerine Resulullah Aleyhissalâtü Vesselam da, "Biz, Musa’nın sünnetini ihyaya sizden daha çok yakın ve hak sahibiyiz" buyurdu ve o gün oruç tuttu, tutulmasını da emretti.(3)
Aşûra günü yalnız ehl-i kitap arasında değil, Nuh Aleyhisselâmdan itibaren mukaddes olarak biliniyor, İslam öncesi Cahiliye dönemi Arapları arasında İbrahim Aleyhisselâmdan beri mukaddes bir gün olarak biliniyor ve oruç tutuluyordu.
Bu hususta Hazret-i Âişe validemiz şöyle demektedir:
"Âşûrâ, Kureyş kabilesinin Cahiliye döneminde oruç tuttuğu bir gündü. Resulullah da buna uygun hareket ediyordu. Medine’ye hicret edince bu orucu devam ettirmiş ve başkalarına da emretti. Fakat Ramazan orucu farz kılınınca kendisi Âşûrâ gününde oruç tutmayı bıraktı. Bundan sonra Müslümanlardan isteyen bugünde oruç tuttu, isteyen tutmadı." ‘Buhari, Savm: 69.
O zamanlar henüz Ramazan orucu farz kılınmadığı için Peygamberimiz ve Sahabileri vacip olarak o günde oruç tutuyorlardı. Ne zaman ki, Ramazan orucu farz kılındı, bundan sonra Peygamberimiz herkesi serbest bıraktı. "İsteyen tutar, isteyen terk edebilir" buyurdu.(4) Böylece Âşura orucu sünnet bir oruç olarak kalmış oldu.
Âşura orucunun fazileti hakkında da şu mealde hadisler zikredilmektedir.
Bir zat Peygamberimize geldi ve sordu:

"Ramazan’dan sonra ne zaman oruç tutmamı tavsiye edersiniz?"
Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam, "Muharrem ayında oruç tut. Çünkü o, Allah’ın ayıdır. Onda öyle bir gün vardır ki, Allah o günde bir kavmin tevbesini kabul etmiş ve o günde başka bir kavmi de affedebilir" buyurdu.(5)
Yine Tirmizi’de de geçen bir hadiste Peygamberimiz şöyle buyurmuşlardır:
"Âşura Gününde tutulan orucun Allah katında, o günden önce bir senenin günahlarına keffaret olacağını kuvvetle ümit ediyorum."(6)
"Ramazan ayından sonra en faziletli oruç, Allah’ın ayı olan Muharrem ayında tutulan oruçtur”(7) hadis-i şerifi ise, bu günlerde tutulan orucun faziletini ifade etmektedir.
Bu hadisin açılamasında İmam-ı Gazali, "Muharrem ayı Hicrî senenin başlangıcıdır. Böyle bir yılı oruç gibi hayırlı bir temele dayamak daha güzel olur. Bereketinin devamı da daha fazla ümit edilir" demektedir.
Gerek Yahudilere benzememek, gerekse orucu tam Âşura Gününe denk getirmemek için, Muharrem’in dokuzuncu, onuncu ve on birinci günlerinde oruç tutulması tavsiye edilmiştir.
Bu mânâdaki bir hadisi İbni Abbas rivayet etmektedir. Bunun için, müstehap olan, aşure Gününü ortalayarak, bir gün önce veya bir gün sonra oruç tutmaktır.
Bu günde oruçtan başka hayır, hasenat ve sadaka gibi güzel âdetlerin de yaşatılması isabetli ve yerinde olacaktır. Herkes imkânı nisbetinde ailesine, akraba ve komşularına ikramda bulunur; bugünlerin faziletini bildiren hâdiseleri hatırlayarak ihsanda bulunursa şüphesiz sevabını kat kat alacaktır. Bilhassa, Peygamberimiz, mü’minin aile efradına Âşura Gününde her zamankinden daha çok ikramda bulunmasını tavsiye etmiştir.
Bîr hadiste şöyle buyurular: "Her kim Aşura Gününde ailesine ve ev halkına ikramda bulunursa, Cenab-ı Hak da senenin tamamında onun rızkına bereket ve genişlik ihsan eder."(9) Bu aile mefhumunun içine akrabalar, yetimler, kimsesizler, konu komşular da girmektedir. Fakat, bunun İçin fazla külfete girmeye, aile bütçesini zorlamaya lüzum yoktur. Herkes imkânı ölçüsünde ikram eder.
Âşura gününün manevi ve berraklığı üzerinde Kerbela karanlığının kesafeti de görülmektedir. 61. hicret yılının Muharrem’ine ait 10. gününde Hazret-i İmam Hüseyin (r.a.) 55 yaşında iken Sinan bin Enes isimli bir hain tarafından Kerbelâ’da hunharca şehit edilmiştir. Bu gadr ve zulmün arkasında Emevi Halifesi Yezid, onun Küfe valisi İbni Ziyad vardır. Yarım asır öncesinden Peygamberimizin bizzat haber verildiği bu ciğerleri yakan olay Hazret-i Hüseyin’i Cennet gençlerinin efendisi olma şanına yüceltmiştir.

Şehitler mükâfatını almış en yüce mertebelere ulaşmıştır. Yüce Allah’ın da zalimlere hak ettikleri cezayı en âdil bir şekilde vereceğinden şüphemiz yoktur. Kader hükme boyun eğen her mü’min bu olaya üzülür, ancak itidalini ve soğukkanlılığını kaybetmez. Duyguları yanlışlara ve taşkınlıklara götürmez. Çünkü meydana gelen bütün olaylar ezelî takdirin bir hükmüdür. Bu açıdan bunu bir "yas merasimi" haline dönüştürmek ehli-i sünnetin itikat ve inancına aykırıdır.

1) Hak Dini Kur ân Dili. 8 5793.
2) Sahih-i Müslim Şerhi, 6:140.
3) Ibtıı Mâce, Siyam: 31.
4) Müslim. Siyam: 117.
5) Tîrmizî. Savm: 40.
6) A.g.e., Savın: 47.
7) İbni Mâce. Siyam: 43.
8) İhyâ, 1:238
9) et-Tergîb ve’l-Terhİb, 2:116

 
""KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ” "

 Hz.MUHAMMED(S.A.V.)

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online    

HEPİMİZE HAYIRLI CUMAALAR GÜZEL BIR DUA

 
 
 
Allah’ım!
Bana dilimle değil halimle vazetmeyi nasip eyle Ya Rabbi!
86.gif
Allah’ım!
Bana bir insanın elinden tutmadan önce kalbinden tutmanın sırlarını öğret Ya Rabbi!

Allah’ım!
Okuma öğrenme öğrendiklerimizi uygulama aşkımızı salgın ve saygın bir hastalığa dönüştür Ya Rabbi!

Allah’ım!
Bizleri dünlerde kaybolmaktan muhafaza eyle yarına kalabilenlerden eyle Ya Rabbi!

Allah’ım!
Dinimizi dünyanın mehri yapmaktan acıkınca da inançlarımızı yemekten cümlemizi muhafaza eyle Ya Rabbi!

Allah’ım!
Beni beni benim önüme engel olmaktan
Beni benim hayatımın kemirgeni olmaktan
Beni bana yalan söylemekten muhafaza eyle Ya Rabbi!

Allah’ım!
Bakışımızı ibret
Sukutumuzu hikmet
Konuşmamızı sanat ve marifete dönüştür Ya Rabbi!
86.gif
Allah’ım!
Boşa bakanlardan
Boşa susanlardan
Boşa konuşanlardan eyleme Ya Rabbi!

Allah’ım!
Zenginlerimizi hamiyetsiz
Fakirlerimizi gayretsiz
Alimlerimizi amelsiz
İdarecilerimizi adaletsiz bırakma Ya Rabbi!
86.gif
Allah’ım!
Kandillerimizi hakiki kandil
Düğünlerimizi hakiki düğün
Bayramlarımızı hakiki bayram eyle Ya rabbi!

Allah’ım!
Cehalet zaruret ve ihtilafa karşı açmış olduğumuz ikinci kurtuluş savaşımızda bizleri mansur ve muzaffer eyle Ya Rabbi!

Allah’ım!
Milletimizi idarecilerimizin önüne engel olmaktan
İdarecilerimizi de milletimizin önüne engel olmaktan muhafaza eyle ya Rabbi!

Bizlere devlet-millet bütünlüğüne ulaşmamızı nasip eyle Ya Rabbi!

Allah’ım!
İdarecilerimizin feraset merhamet ve basiretini
Halkımızın da hürmet hizmet ve hamiyetini artır ya Rabbi!
86.gif

Allah’ım!
Her sabah güneşi üzerimize yeniden ışıklandırıp günümüzü pırıl pırıl aydınlattığın gibi
Her sabah içimizdeki güneşi de yeni ümitler yeni hedefler ve yeni heyecanlarla üzerimize ışıklandırYa Rabbi!

Allah’ım!
Bizlere ilim açlığı ihsan buyur Ya Rabbi!
Suyaekmeğe olan iştahımız gibi kıyamete kadar kapanmayan bir kitap okuma iştahı ihsan buyur Ya Rabbi!

Allah’ım!
Hayatımızın her anında namazda gibi ilahi huzurda olduğumuz bilincinden ayırma Ya Rabbi!
Allah’ım!

Semalarımızı bayraksız bizleri hürriyetsiz camilerimizi cemaatsız cemaatimizi de ilim ve hikmetsiz bırakma Ya Rabbi!

Allah’ım!
Çalışmalarımızı bir ibadet bilinci ve ibadet huzuru içinde yapmayı nasip eyleYa Rabbi!
86.gif
Allah’ım!
Bizlere her daim hem kavli hem de fiili dua yapmayı nasip eyle Ya Rabbi!

Allah’ım!
Dahili ve harici düşmanlardan sana sığındığımız gibi; cehaletintembelliğinkapasite israfının şerrinden de sana sığınıyoruz bizleri muhafaza eyle Ya Rabbi!
86.gif
Allah’ım!
Sistematik çalışmayı; en büyük zevkimiz en tatlı lezzetimiz en birinci yaşam ilkemiz haline getir Ya Rabbi!

Allah’ım!
Önce Hak’tan sonra haksızlıktan korkmayı nasip eyle Ya Rabbi!

Allah’ım!
Bizlere midemiz kadar aklımızı
Dilimiz kadar da el ve ayaklarımızı çalıştırmayı nasip eyle Ya Rabbi!
86.gif
Allah’ım!
Bizlere Malazgirt Çanakkale ve İstiklal zaferleri gibi
Ekonomik ilmi fikri siyasiahlaki zaferler ihsan eyle Ya Rabbi!

Allah’ım!
Yetenek israfından
Kapasite israfından
Zaman israfından ve israfın her türlüsünden muhafaza eyle Ya Rabbi.

Allah’ım!
Ertelemekten üşenmekten yılmaktan vazgeçmekten yarına bırakmaktan ve buna benzer hastalıkların şerrinden muhafaza eyle Ya Rabbi! Bu hastalıklara karşı Alim Hakim ve Şafi isimlerinden acilen şifalar ihsan eyle Ya Rabbi!

Allah’ım!
Kahvelerimizi kıraathaneye dönüştür Ya Rabbi!
Radyo ve televizyonlarımızı ilim ve irfan dağıtan birer öğretim yuvasına dönüştür Ya Rabbi!
Okul ve Üniversitelerimizi de birer eğitim yuvasına dönüştür Ya Rabbi!
86.gif
Allah’ım!
Beynimizi malumat ishali olmaktan
Aklımızı öfkenin esiri olmaktan
Bedenimizi şehvetin kölesi olmaktan
Midemizi depo haline gelmekten muhafaza eyle Ya Rabbi!

Allah’ım!
Bizleri irade felci olmaktan muhafaza eyle.
Kendi içinde hapis kalmaktan cümlemizi muhafaza eyle Ya Rabbi!

Allah’ım!
Kağnı hızıyla konuşup Mercedes hızıyla koşuşanlardan eyle Ya Rabbi!

Bildiklerimizin hamili değil amili olanlardan eyle Ya Rabbi!
Büyük laf edip küçük davranış sergilemekten cümlemizi muhafaza buyur Ya Rabbi!
86.gif
Allah’ım!
Kıyamet kopmadan önce cennetin bir önsözünü bu dünyada yaşamayı hepimize nasip eyle Ya Rabbi!

Allah’ım!
En büyük düşmanımız cehalete karşı bizlere yardım eyle.
Bizleri; okuyanöğrenen anlayan ve uygulayan bir millet haline getir Ya Rabbi.

“Allah’ım!
Bizlere senin sevgini
Seni sevenlerin sevgisini
Sevdiklerinin sevgisini
Seni sevdirecek amellerin sevgisini sevdir Ya Rabbi!”

Allah’ım!
Bizlere süper insan Ülkemize de süper güç olmayı nasip eyle ihsan eyle Ya Rabbi!

Her sabah namaza niyet eder gibi; süper insan süper Müslüman süper millet ve süper güç olmaya niyet etmeyi nasip eyle Ya Rabbi!
86.gif
Allah’ım!
Namazımın Orucumun ve bütün ibadetlerimin put haline gelmesinden sana sığınırım muhafaza eyle Ya Rabbi!

Allah’ım
Sevap bezirganlığından ve din tüccarlığından hepimizi muhafaza eyle Ya Rabbi!

Din tüccarlarının ve maneviyat simsarlarının şerrinden cümlemizi muhafaza eyle Ya Rabbi!

Allah’ım!
Bizleri cehenneme kara odun yığanlardan değil cennete ak adam yetiştirenlerden eyle Ya Rabbi!

Bizleri cehennem zebaniliği yapmaktan cennet bekçiliği yapmaktan muhafaza eyle Ya Rabbi!
86.gif
Allah’ım!
Beni gözyaşı akıtan değil gözyaşı dindirenlerden eyle. Problemin bir parçası değilçözümün bir parçası olanlardan eyle Ya Rabbi!

Allah’ım!
Varlığıyla yokluğu bir olanlardan olmaktan cümlemizi muhafaza eyle Ya Rabbi!
Yürüyen konuşan müteharrik bir meyyit haline gelmekten cümlemizi muhafaza buyur Ya Rabbi!
Ülkesine en büyük hizmeti ölümü olan insan olmaktan cümlemizi muhafaza buyur Ya Rabbi!

Allah’ım!
Aklımı; pozitif ilimlerin nuruyla
Vicdanımı dinin ilimlerin nuruyla nurlandır Ya Rabbi!
Her iki nurla da Hayatımı nurlandır Ya Rabbi!

Allah’ım!
Tevazuda insanlardan bir insan olmayı
Çalışma ve gayrette insanlardan farklı bir insan olmayı nasip eyle Ya Rabbi!

Allah’ım!
Sadelikle bayağılığı
Tevazuyla zilleti
Vakarla gururu
Başarısızlıkla mağlubiyet arasındaki farkı idrak ederek hayata geçirmeyi nasip eyle Ya Rabbi!

Allah’ım!
Yeteneklerimizin gücüyle topraklarımızın bereketini birleştir Ya Rabbi!

Bizlere sonsuz rahmetinle içimizdeki gücü uyandırmayı yeniden nasip eyle Ya Rabbi!
86.gif
Allah’ım!
Üzerimize; Rahmetinden bereketli yağmurlar yağdırdığın gibi
Kalplerimize; aşk şevk gayret heyecan kardeşlik birlik beraberlik ve sevgi yağdır Ya Rabbi!

Allah’ım!
Say ve gayretimizi su damlaları gibi sürekli
Tembellik ve cehaletimizi örümcek ağı gibi güçsüz eyle Ya Rabbi!

Allah’ım!
Bağlılıklarımızın bağımlılığa dönüşmesinden sana sığınırız muhafaza eyle Ya Rabbi!

Aşırı sevginin ve aşırı öfkenin gözümüzü kör etmesinden sana sığınırız bizleri muhafaza eyle Ya Rabbi!
86.gif
Allah’ım!
Baktıklarımı görmeyi
Gördüklerimi anlamayı
Anladıklarımı hayata geçirmeyi
Duyduklarımı da gerçeğin süzgecinden geçirmeyi nasip eyle Ya Rabbi!

Allah’ım!
Hayatımın en acı günü; düşmanlarımın beni ahmak dostlarımın şerrinden kurtardıkları gün olmasın muhafaza buyur Ya Rabbi!

Allah’ım!
Bizleri hayırlı ve güzel işlerde acze düşürme
Kötü ve çirkin işlerde gayrete getirme Ya Rabbi!

Allah’ım!
Kalbim çalıştığı müddetçe gayretimi de kalbim gibi sürekli kıl Ya Rabbi!
Kalbim durduğunda ise eserlerimi manevi hayatımın manevi kalbi olarak devam ettir Ya Rabbi!
86.gif
Allah’ım
Beni nefesleriyle hayatlananlardan değil yaşadığı hayatla nefes alan kullarından eyle Ya Rabbi!

Allah’ım
Geçmiş için manasız üzülmekten
Gelecek için luzumsuz kaygılanmaktan beni muhafaza eyle.
Geçmişin hüzünlerini sevince geleceğin kaygılarını gayret ve başarıya dönüştür Ya Rabbi!

Allah’ım!
Bugünümü dünlerin hüzünlerine ve yarının endişelerine yedirme Ya Rabbi!

Bugünümü deli dolu değil; dolu dolu yaşamayı nasip eyle Ya Rabbi!

Allah’ım!
Gerçeği insanlara göre değil İnsanları gerçeğe göre değerlendirmeyi cümlemize nasip eyle Ya Rabbi!
86.gif
Allah’ım!
Düşmanlarımızın bize olan kin ve öfkesini sevgimizin ateşinde erit ya Rabbi!

Bizi öldürmeye gelenleri ihlas ve içtenliğimizin içinde yeniden dirilt Ya Rabbi!

Allah’ım!
Kur’ an-ı; mezarlara vicdanlara mahkum etmekten beni koru. Mezarlaşmış kalbimi en az mezarda yatanlar kadar Kur’an-dan istifade ettir Ya Rabbi!

Allah’ım!
Tercihlerimi yaptığımda aklımın olmamasından
Aklımı bulduğumda da tercihlerimi yapmış olmaktan sana sığınırım muhafaza buyur ya Rabbi!

Bizlere yirmi yaşında bir fizik yüz yaşında bir bilgelik nasip eyle Ya Rabbi!

Allah’ım!
Her gün yeni şeyler öğrenmeyi öğrendiklerimle de de her gün yeni şeyler yapmayı nasip eyle Ya Rabbi!
İki günü eşit olmaktan cümlemizi muhafaza eyle Ya Rabbi!

Allah’ım!
Öfkemde de sevincimde de itidal üzere olmayı nasip eyle Ya Rabbi!

Allah’ım
Bizlere hatalarında ısrar etmemeyi nasip eyle Ya Rabbi!
Ekşi bir limonu(acılarımızı) tatlı bir limonataya dönüştürmeyi cümlemize nasip eyle Ya Rabbi!

Allah’ım
Çaresizliğimin çaresi sensin Allah’ım!
Çarelerinden çaresiz kılma Allah’ım!

Alla’hım!
Ekmek kıtlığından su kıtlığından sana sığındığımız gibi adam kıtlığından da sana sığınıyoruz muhafaza eyle Ya Rabbi!

“Allah’ım!
“Ameli olmayan hesap günü için
Hesabı olmayan bu amel gününde rızana uygun bir hayat yaşamayı nasip eyle Ya Rabbi ”
86.gif
Allah’ım!
Aklıma ilim ve hikmet
Fikrime feraset ve basiret
Bedenime sıhhat ve afiyet
Ruhuma da tekamül ve sükûnet ihsan eyle Ya Rabbi!

Allah’ım
Sözümüzü baldan daha tatlı
Özümüzü kristalden daha şeffaf
İşlerimizi çelikten daha sağlam eyle Ya Rabbi!

Allah’ım
Cümlemizi tevbe ateşinde yanarak Cehennem ateşinde yanmaktan muhafaza buyur Ya Rabbi!

Allah’ım!
Namazlarımızın merasime dönüşmesinden
Camilerimizin gıybethane ve tembelhaneye dönüşmesinden
Cemaatimizin merasim kıtasına dönüşmesinden
Oruçlarımızın açlığa dönüşmesinden
Haccımızın seyahate dönüşmesinden
Kandillerimizin bayramlarımızın festivale dönüşmesinden
ibadetlerimizinadete dönüşmesinden
Alimlerimizin bilgisayara dönüşmesinden
Evlerimizin lokanta ve pansiyona dönüşmesinden
Evliliklerimizin evcilik oyununa dönüşmesinden sana sığınırızbizleri muhafaza eyle Ya Rabbi!

Allah’ım!
Söylediklerimizi gönlümüzün en derinliklerinde hissetmeyi
Hissettiklerimizi de en güzel şekilde ifade etmeyi nasip eyle Ya Rabbi!

Allah’ım!
Azdıran zenginlikten İsyan ettiren fakirlikten sana sığındığımız gibi haysiyet fukaralığından kişilik fukaralığından da sana sığınıyoruz muhafaza eyle Ya Rabbi!

Allah’ım!
Bizlere televizyonlu odadan kütüphaneli odaya hicret etmeyi nasip eyle.
Mutfağımızdaki tabak sayısı kadar kitap okumayı nasip eyle Ya Rabbi!

Allah’ım!
Sana kurban keserken zaaflarımızı da sana kurban etmeyi nasip eyle Ya Rabbi!

Allah’ım!
Kan kaybından ölmekten sana sığındığımız gibi değer kaybından ölmektende sana sığınıyoruz muhafaza eyle Ya Rabbi!

Allah’ım!
Cümlemize rızana uygun bir hayat yaşamayı ve son nefeste imanla ölmeyi nasip eyle Ya Rabbi!
Amin amin amin…velhamdu lillahi rabbıl alemin

""KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ” "

 Hz.MUHAMMED(S.A.V.)

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online    

Sen, “SEN” ol!..

 
Sen, “SEN” ol!..

En moda isyanlar yaşadım; demode oldu, faydası olmadı… En çılgın tavırlar taktım takıştırdım; hiçbiri bana yakışmadı!.. En trend elbiseler denedim ruhuma; hiçbiri bende şık durmadı!..

             Allı pullu sözleri herkese dağıttım… Kırık dökük kendime ayırdıklarım!..

             Taptaze hedefler koydum önüme… öylece seyrettim; sonunda bayatladı!..

                         Son kullanma tarihi geçmiş planlarla yola devam edilmez!..

                                            Albenili düşler gerçeğe giydirilmez!..

                Kimileri parlak düşler kurmayı sever… Bense; göz kamaştıran düşlerin,

                             gerçekleri görmemizi engellediğini düşünüyorum!..

                                                  Herkesin modası kendine!

                                 Başkasının imkansızı, senin elinin altındadır belki de!..

                                             Sen, kendi imkansızını seç!

                                                       Kendi zorunu zorla!

                              Başkasına bol gelen düşüncelerin sahibiysen;

                     unutma, sana bol gelen de başkasında tam oturuyor!..

                         İnsanların sözleriyle vazgeçtiğin hayallerin var ya;

                                              işte onlar, “sen”sin!..

                                    Başkasını değil; kendini yaşa!..

                                                Sen, sen ol; seni yaşa!.. 
                                                                                                      Sümeyra Demir

""KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ” "

 Hz.MUHAMMED(S.A.V.)

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online    

DOST VE YAREN OLMA ÖZLEMİ ÇEKEN SANCILI YÜREKLERE..

…DOST VE YAREN OLMA ÖZLEMİ ÇEKEN SANCILI YÜREKLERE…………
……..Gün akşam oldu dostlar,çünkü bir güneş daha battı,elvan elvan çiçeklerin burcu burcu kokular yaydığı sırada,her güneşin batışında mevsimler yüreklerimizde bahar iken hazana dönüşür ve hayeller dünyasında kılavuzsuz gemi ğibi gezinir dururuz….
………Sevğiden,hoş görüden uzak günler yaşadığımız ortamlarda şarkıların bile hüzün koktuğu,koşturmacıyla geçen bir ömrün yorgun devrelerinde fireni patlayan bir araba gibi yolun sonunda iklimler bahara durmuşken hazan kapıya dayanıverir.İşte o zaman akşamlar uzar,kısalmak bilmez vurgun yiyen şafak özlemiyle sancı çeken gecelerçaresizliğin girdabında kuru bir yaprak gibi savrulurken hasretin göz yaşına karışıverir………
………Farkında olmadan bedeninde ızdırabı yaşarken gözlerinde dostlar tütüverir,tütüverir de gözleri kurumuş sema beklenmedik bir şekilde salar göz yaşlarını ve ağlamaya durur .Çünkü etrafında dost kalmamıştır,ahların yorgun bedenimizde ki sancıları unuturcasına çağlayana dönüştüğü anlarda yüreğimizde besleyib de dışa vuramadığımız dostluklar gecenin derinliğine futursuzca düşüverir dudaklarımızdan nerelerdesin? dost…İnsanın üşümüş yanlarını tatlı bir haz güneşiyle ısıtıveren ,güven ve huzur veren tek kelimelik dört harfin oluşturduğu derin ve anlamlı olan bu manalı kelime…
……..Baharda hazana teslim olan gönüller,bir gün olsun kendimize sordukmu ?acaba ben kendimle dostmuyum!ben kendime istediğim dostluklara dostmuyum !İnanın cana can dostlar bunun cevabını verdiğimiz an yaşam bizler için doyumsuz olaçaktır.yüreklerimizin kapılarını çıkarları bitince yorgun ve bitab düşen dostluklara kapalı tutmalıyız.Şayet gönül kapımızı açık bırakaçak olursak ışığın nazlandığı,küstüğü kimi karanlık yada gri ortamlarda bize göz kırpan dolunaydan habersiz nefes alırız…….
…….Dost hayat kasırgalarının hercai bir tavırla hayatı bize dar etmeye kalkıştığı kimi durumlarda sırtımızı yaslıyacağımız gövdesiyle sığınak,dal ve yabraklarıyla bizi teselliye can atan ulu bir çınardır.Yaşamın azgın dalgalarından bunaldığımızda koşup sığına bileceğimiz emin bir liman olmalıdır..
………Sevği,dostluk adına bize uzatılan eller boş dönmesin menzile ,kara kışlar hüküm sürmesin ,gül yüzlü baharları çok görmüyelim kendimize hele hele SEVDİKLERİMİZE….

 
""KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ” "

 Hz.MUHAMMED(S.A.V.)

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online    

Biz bir yerlerdeyiz, hayat bir yerlerde.

 


 Biz bir yerlerdeyiz. 
   Hayat bir yerlerde.
   Bambaşka yollarda akıyoruz.
   Bazen karşılaşır gibi oluyoruz.
   Ama çabuk kaybediyoruz.
   Farkında olmadan, farkına varamadan sadece akıyoruz.
   İnsan, mekân, zaman, eşya, su akıyor.
   Suyun farkına varamadan abdestler akıyor.
   Nimetin farkında olamadan öğünler akıyor.
   Yolu fark edinceye kadar adımlar tükeniyor, nice şehirler geride kalıyor da

    hiçbir şehre varamıyoruz. Biz bir yerlerdeyiz, hayat bir yerlerde. 
Elvida Ünlü 

  
Unutmayın Kİ; Her Abdest Bİr Yemindir aslında…
Bu Eller bir daha Harama günaha Uzanmayacak!
Bu ağız Harama açılmayacak!
Bu dil bir daha kötüyü söylemeyecek, iftira etmeyecek, yalan söylemeyecek,dedikodu yapmayacak!
Bu burun yeni arzuların peşinde koşmayacak!
Bu Kollar Harama sarılmayacak!
Bu gözler Harama bakmayacak!
Bu beyin kötüyü Planlamayacak!
Bu Kulaklar harami duymayacak!
Bu Ayaklar Harama Adim Atmayacak!
söz veriyorum Allah’ım!
Evet itiraf ediyorum bunları yaptım,affet!
Temizle, arıt beni, Sen temizlemezsen Ben temizlenemem!
Bana Yardim Et, Beni Temizle , Beni Arıt!
Her Abdest Bu Anlama gelir
Ya da gelmeli
Farkında mıyız?
Abdest mi alıyoruz?
Yoksa El yüz mü yıkıyoruz?
Abdest Ruhumuzda Beynimizde böyle Algılanıyor mu?
Yankılanıyor mu?
Eğer Abdest böyle Alınmışsa Uzakta Değil Hemen evinizin önünde,
Çok yakınınızda, hatta evinizin içinde
İstediğinizde Hemen bulabileceğiniz
Arıtıcı, Temizleyici, durulayıcı Bir Nehir bulursunuz
Böyle bir nehirde günde beş kez yıkananda
Kirden,Günahtan Eser kalır mı?
 
 
  İnsan taşıdığı ve yaşadığı duygularla değer kazanmaktadır. Sevmek duygusu da insana verilmiş en güzel ve anlamlı duygulardan bir tanesidir. Sevgi, sadece insana mahsus bir duygudur. Bu duyguyu, en mükemmel şekliyle yaşayabilen sadece insandır.
İnsana sevmek yakışıyor. İnsan, sevince ve sevilince insandır.
İnsan, her şeye karşı taşıdığı sevgisiyle âlemin her tarafıyla alâkadardır. Sevgisi ne kadar büyükse, insan o kadar büyüktür. İnsan, sevgisiyle anlam kazanıyor. İnsanı insan yapan değerlerdendir sevgi.
Sevgi kapasitesi yoğun insanlardan oluşan bir toplum, hayatın yaşamaya değdiği,

 insan olmanın lezzet verdiği, insanlar arası ilişkilerin kaliteli olarak

icra edildiği bir dünyanın kapılarını açacaktır.
Sevgiyi taşımak ve yaşayabilmek her insanın harcı değildir. Bu san’atı herkes güzel icrâ edemiyor. Sevmek gerçekten san’attır.
Dünyanın yaşanabilirliği, sevginin insanlardaki oranıyla alakalıdır.

Nitekim sevgisizler yüzünden her geçen gün

dünya neşesini, sevincini, heyecanını kaybetmektedir.

Sevgisizler dünyaya daha çok hükmettiğinde, dünya ömrünü tamamlamış olacaktır.

Onun için dünyadaki insanları, sevenler ve sevmeyenler diye ikiye ayırmak mümkündür.
Ama tabiî neyi seviyor insan, neden seviyor,

 bu sevgi ona ne kazandırıyor asıl belirleyici olan da bu noktadır.
İnsana bu duyguyu Veren, onun kullanım sınırlarını da belirlemiştir. Onun için meşrû sevmekler yani sınırlarını Yaratıcının belirlediği sevmekler, ibadet
Sevgi, taşıyanı sevimli kılar
İnsan, taşıdığı duygularla anlam kazandığı için, güzel duygular taşıyan insan haliyle güzelleşeceklerdir. Sevgi, taşıyanda etkisini gösterir. İnsan, bedeni içinde taşıdığı duygular ile değerlendirilir. İnsanı bir duygu kabı olarak düşünürsek, bu kabın içinde olanlar dışa da yansıyor. Bu kapta sevgi taşıyan seviliyor.
İnsan bedenine iskân edilen ruh, ancak sevgi ile nefes alıyor.
Sevgi, ruhun gıdasıdır. Bütün varlık sevildikçe anlamlıdır. İnsan böyle bir sevgi gıdasından haz duyar. Bedende yaşayan ruh, sevgiyle beslenirse güzelleşir.
Sevgi, ruhun da genişlemesine vesiledir. Her şeyin sevilecek tarafına yönelen ruh, sevginin her şeyi kapsadığını görecektir.
Ruh sevgili ise, ruhun istimal ettiği organlar da sevgili olacaklardır.
Böylece göz, sevgi gözlüğüyle hayata bakacaktır. Görülen, varlıklardaki güzellikleri görecektir ve gösterecektir. Sevgi kulağı, işitme organına dokunan bütün seslerin sevgi melodisini hissedecek ve terennümünü böylece idrak edecektir. Sevginin hakim olduğu vicdan, kendisine dokunan bütün olaylardan sevgiyi öz olarak çıkaracaktır.
İçinde sevgi taşımayan bütün davranışlar, hem taşıyanı, hem de taşınanı rahatsız edecektir. Sevgisiz vermek, almak, ilgilenmek, gitmek, gelmek, düşünmek, hissetmek, dokunmak, hasılı onsuz ne kadar fiil varsa, ruhsuz olacaktır.
Zaten davranışın, sözün etkisi, davranışın kendisi kadar, içinde taşıdığı sevgidedir. Sevgi, davranışa nitelik kazandırmaktadır.


İnsan sevgisi kadardır
İnsanlar, yardımlaşma ile yaşar,
İnsanlar, dostluk ile yaşar,
İnsanlar, sevgi ile yaşar,
İnsanlar, insan sevgisi ile yaşar.
İnsanlar, yardım yaparsa yardım alır,
İnsanlar, dostluk yaparsa dost olur,
İnsanlar, sevgi beslerse sevgi görür,
İnsanlar, insan sevgisi ile yaşar…

 
""KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ” "

 Hz.MUHAMMED(S.A.V.)

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online    

Yağmurlarla ağlıyor yalnızlığına…


Yağmurlarla ağlıyor yalnızlığına…

Yağmurlarla ağlıyor yalnızlığına…
Yokuşlarda yoruldu yüreği…
Melal akşamlarda hüzün içiyor…
Araf yollarda avare yürüyor yıllardır…
İkilemlerle ilerliyor Kaf dağının ardındaki sevgiliye kavuşmak için…
Arıyor ağlıyor, ağlıyor arıyor… Savruk sinesinden sarı sonbahar
dökülüyor toprağa… Hicran damlıyor ümit bulutlarından… Acı çiçekler açıyor avuçlarında…
Yıllar yüreğinde yırtık bırakarak yol alıyor… Ne kışta, ne yazda…
İlk ve sonbaharı soluyor seherlerde… Sevinçlerine çiğ yağdı, kırağı kırdı çiçeklerini… Baharlar bekliyor bağrı, uzak iklimlerden esen meltemlerle serinlemek istiyor …
yusufSelim kalple sabır ağacına dayanıp şükretmek diliyor…
Kalp toprağına düşecek hikmet meyveleri bekliyor o ağacın altında… Sevgiye dost olmuşken sevgili gelmese de olur… Şefkat yoksunu aşk
kalp doyurmuyor, neylesin sönük sözleri…
Serap sevgiler, firak acılar demek…
“ Bütün firaklardan gelen feryatlar aşkı bekadan gelen ağlamaların tercümanıdır” Evet, aşk vardır; bekaya… Bekaya bakar kalp,
değişmeyen daimi güzele meftun…
Ağlama gönül, neyle yesin gidip kaybolanları…
Araf yollar, avare yıllar biter bir gün… Yıkanmış yürekle yürürsün aklın aydınlattığı yolda… Vuslat içer şifa sadır… Sen her şeye yakın, her şey sana yakın… Uzak uzaktır sana… Anlamamak ve anlaşılmamak yoktur artık…
Küllerin kâinata savrulmuştur, kâinatsa kalbinde kayıp…
Yağmurlar yine yağar ıslatmaz, rüzgârlar yine eser savurmaz…
Savruk değilsindir, kök salmışsındır kâinatın kalbine… Yine yürürsün yollarda dönüp de arkana bakmadan… Arafta avare değilsindir, yaranını bulmuşsundur; Ya Rahman… Ya Rahim… Ya cemil… Ya Vedud…
Rahmet seni ebede namzet etmişken, neyle yesin geride kalanları… Yunus yüreğinle “kalanlara selam olsun” der yürürsün… Kör kuyularda korunmuş, arınarak yükselmişsindir Azizliğe… Kuyudaki yalnız Yusuf değilsindir, kardeşlerin sevgiyle sarmış, Yakubi şefkat kuşatmıştır… Zirve dekeyken aziz bir terk edişle terk edersin dünya züleyhasını: “teveffeni müslimen.”
Hayata veda ederken geride Yusufi bir kıssa bırakmak, yokuşlarda yağmurlarla ağlamaya değer… Bedelsiz değildir esir pazarında satılmak, Azizlik esirlikten geçer.
Aşkı bilmez Züleyha, Yakubi şefkati anlamaz… Ağlarsan Yakubi ağla… Seveceksen İbrahimi sev, “La uhubbil afilin” de…
Hikmet yağmurlar yağıyorsa selim kalbine “Selam” sana dosttur, Rahmet yaran… Kuyularda yalnızsan korkma, kıssan yazılıyordur kıyamete kadar okunmak için… Yüzünden okunur Yusuf yüreğin… Yazman için güzel sabrı şükürle süsle ve hayata Yusufi imzanı at:

“teveffeni müslimen”
Hüseyin Eren

 
""KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ” "

 Hz.MUHAMMED(S.A.V.)

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online    

Bir garip yolcu olsam

 

Bir garip yolcu olsam

 
Bir gece cekip gitsem diyorum…
Bol isikli geceleri, mukellef sofralari, kalabaliklari gecsem, akli karisiklari hesaplariyla
 basbasa biraksam. Gazeteleri, haberleri, tartismalari; hirslari, cilginliklari, dusmanliklari ve korkulari
 biraksam kalanlara, aralarindan sessizce siyrilip tek basima yollara dussem. Dudaklarimda
 bir cumle olsa yalnizca, yanima bir onu alsam: "Dunyada garip bir yolcu gibi ol…
" Onu hep tekrarlasam ve inandirsam kendime. Bir sarki gibi soylesem dursam,
 "Dunyada garip bir yolcu gibi ol…"

Yolumu ve yonumu hic bilmesem.
Yurusem ve yalniz yildizlar eslik etse yuruyusume…
 Evleri, isiklari, yollari ve sehirleri geride biraksam. Kar yagsa ve geceyi busbutun buyulese.
 Her duragimda, bildigim ve duydugum beyhude seyleri unutmaya baslasam.
Torbamdan duser gibi hafizamdan ucsalar birer birer. Ve cesaretimi busbutun kusanip ayaklarimin kuvvetlice yere bastigini duya duya gunesin dogmakta oldugu yere dogru yurusem.

Yuregim ve ruhum kus gibi hafiflese.
 Unutsam butun bildiklerimi. Butum isimler silinse aklimdan, bir cocuk kadar temiz ve hur olsam. Saclarima, omuzlarima karlar birikse, sonra bir ruzgar cikip savursa karlarimi.
 Gunes once benim gozlerime dogsa, gun isiklari o muthis dansina baslasa kar yiginlari ustunde.
 Ortaligi tarifsiz ve sinirsiz serce sesleri kaplasa.
 Beyhude bilgilerden, kara haberlerden bosalan ruhumu gun isiklarinin
dansiyla ve sercelerin bu dansi idare eden musikileriyle doldursam.
Buna bir de cam dallarinin "hu, hu" sesleri karissa…

Varip bir dagin yamacina kurulsam.
 Calilardan bir minder yapsam kendime. Ayaklarimi uzatip sirtimi daga yaslasam soyle…
 Ve seyre koyulsam ucsuz bucaksiz vadileri. Vadiler, ovalar buyuse, buyuse gozlerimde,
butun bir evren olsa. O evrenin ortasinda kucuk bir nokta gorsem kendimi.
Cikip daglarin yucesine, oradan evrende garip kalmis cismime baksam.
 Ve yine tekrarlasam o sozu:
 "Dunyada garip bir yolcu gibi ol."
Ikindi gunesinin ilik nefesi yüzümde, bir Yunus Emre ilahisi okusam daglara karsi:
"Mecnun ölü ben yururum
/ Dostu dusumde gorurum / Uyanir melul olurum / Gel gor beni ask neyledi."

Dervis Yunus’un hayali cikip gelse vadilerin arasindan.

 Basinda dilim dilim kulahiyla, sirtinda yesil abasiyla ve elinde uzun asasiyla gelse…
 O, kucuk bir boz esek ustunde; ben ardi sira yurusem, dunyanin her turlu derdinden azade,
 dolassak o vadileri, daglari… Sonra guzden kalmis, kuru dag aliclariyla iftar etsek bir yerde.
 Bir pinara varip duru suyundan icsek. Hamd etsek Allah’a tertemiz bir yurekle.
 Ellerimizi acip dua etsek; bagislanmanin lezzetini duysak ruhumuzda.
Dagi tasi, kurdu kusu, cumle yaratilmisi dost bilsek kendimize…
Bir zamanlar dervislerin dolastigi, ask nesidelerinin ruzgar ugultularina karistigi
bu yerlerde bir barinak yapsak kendimize. Ve arefenin uysal gecesini orada konuk etsek.
Dualarla, ilahilerle ve ruzgarin sesini dinleyerek gecirsek geceyi.
 Bayrama, kimsesiz bir dag basinda, bir dervis kulubesinde girsek…
Ben ve Dervis Yunus’un hayali…

Bir bayram sabahi, uzak bir dag basinda yapayalniz,
ellerimi goge acip dua etmek istiyorum. Butun kaygilardan azade,
 bir eski zaman dervisi gibi irmak boylarinda, vadilerde dolasip kendimi,
icimdeki ‘ben’i aramak istiyorum. Endiseler, duskirikliklari, korkular, sitemler,
nefretler burada kalsin. Bir gece yarisi cekip gitmek istiyorum. Ruhumun huzur bulacagi,
 sevk icinde bayram edecegim bir dag basina… Ne kadar yalnizsam o kadar guclu sayacagim
 kendimi. Yanima yalnizca o Hadis’i alacagim:
"Dunyada garip bir yolcu gibi ol."
Onu bir sarki gibi soyleyecegim
ALİ ÇOLAK
 
""KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ” "

 Hz.MUHAMMED(S.A.V.)

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online    
 

Etiket Bulutu