Dayan be gönlüm!. Bîçâre değilsin Yaradan sana yâr. Kimsesiz değilsin, yanında "Kimsesizler kimsesi" var! Biliyorum! Sığmazsın hiç bir yere bu sevdayla, dünya sana dar! Ama dayan gönlüm! Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var!.

Archive for Ocak 4, 2010

Demedim mi?

 

 

Demedim mi?
Oraya gitme demedim mi sana,
seni yalnız ben tanırım demedim mi?
Demedim mi bu yokluk yurdunda hayat çeşmesi ben’im?

Bir gün kızsan bana,
alsan başını,
yüz bin yıllık yere gitsen,
dönüp kavuşacağın yer ben’im demedim mi?

Demedim mi şu görünene razı olma,
demedim mi sana yaraşır otağı kuran ben’im asıl,
onu süsleyen, bezeyen ben’im demedim mi?

Ben bir denizim demedim mi sana?
Sen bir balıksın demedim mi?
Demedim mi o kuru yerlere gitme sakın,
senin duru denizin ben’im demedim mi?

Kuşlar gibi tuzağa gitme demedim mi?
Demedim mi senin uçmanı sağlayan ben’im,
senin kolun kanadın ben’im demedim mi?

Demedim mi yolunu vururlar senin,
demedim mi soğuturlar seni.
Oysa senin ateşin ben’im,
sıcaklığın ben’im demedim mi?
Türlü şeyler derler sana demedim mi?
Kötü huylar edinirsin demedim mi?
Ölmezlik kaynağını kaybedersin demedim mi?
Yani beni kaybedersin demedim mi?

Söyle, bunları sana hep demedim mi?

 

Mevlana Celaleddin Rumi

 
""EY SEVGİLİ!SAYISIZ İSMİNİN AHENGİYLE CENNETİNE KAT BENİ,
 İHSANININ CAZİBESİYLE SENDEN BAŞKA HER ŞEYDEN UZAK TUT BENİ "

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online    

teslimiyet

Şeyh Süleyman Darani (k.s)hz.lerinin sadık bir müridi vardı. Aynı zamandada fırıncısı idi. Sadakatinden her yaptığı işi,teferruat gibi görülen şeyleri bile şeyhine sorardı.Teslimiyeti bu derece idi.

Şeyhine geldi ve sordu;
-Efendim,tekkenin ekmek ihtiyacı için hamur yoğurayımmı?
-Git,yoğur,

Hamur yoğurulduğunda fırının sıcak olması gerekirken tekrar geldi ve sordu:

-Efendim,fırınıda yakayımmı?

Bu sual bize göre abes görülebilir. Şeyhi,gidip fırınıda yakmasını söyledi. Sofi gitti,fırını yaktı,yoğurduğu hamuru ekmek haline getirdi. Döndü bir sual daha:

-Şeyhim hazretleri,dediklerinizi yaptım, şimdi ne yapayım?

Şeyhin canı sıkıldı:"Bu kadarda soru sorulurmu,ne yapacağını bilmiyomusun?" der gibi kızdı.

-Git,fırının içine gir, otur,dedi.

Şeyh bu sözleri müridi fırına girsin diye söylemedi. Lüzumsuz sorularına kızdığından bucevabı verdi.

Derviş okadar sadık teslimiyetli idi ki,şeyhin bu fermanının bir hikmeti vardır düşüncesiyle fırının kapağını açarak yanan fırına girdi,bağdaş kurup İBRAHİM HALİLULLAH misali fırına oturdu.

Şeyh bekledi,bekledi mürid gelmiyor. Sofilere sordu "Fırına girdi,oturdu" dediler. Şeyh,fırına geldi, baktı. Derviş fırına girmiş,zikrullah ile meşgul vaziyette Allah’a teslim olmuş. Süleyman Darani hazretleri mübarek elini uzattı ve :"Ey derviş,gel dışarı çık. Senin sıdkın,seninle beraberdir. Sen o derece mürşidine teslim oldun,durumunu o derece sıdk ve selametle Allaha bağladın ki Allah senden razı olarak ateşi gülistan haline çevirdi. Sen şeyhinin "Fırına Gir" emrini kırmadığına göre nasıl olurda Allah’ın "İsyan etme,günah işleme" emriini kırarsın. Rabbim sana selamet versin. Sadıklardan oldun,muradına erdin"dedi. Bu olay, o sofinin kamil bir veli olmasına sebep oldu………

TASAVVUF VE TÖVBE:

EMEKLİ YARBAY MEHMET ILDIRAR

Teslimiyet bu olsa gerek,aynen ölünün yıkayıcısına teslim olduğu gibi, hiçbirşeye itiraz etmeden ne söylendiyse başım gözüm üstüne deyip anında yerine getirebilmek…

     
Arifler der ki:

Kâmil mürşide tam teslimiyet bir anda olmaz. İnsan, kalbi nurlandıkça, nefsini ve şeytanı tanıdıkça, iyiyi kötüyü seçtikçe, yani akıllandıkça, Allah’a giden yolda Allah dostuna teslim olur. Mürid, zaman içinde mürşidini gerçek haliyle tanır. Bu tanıma bir ömür sürebilir. Bu yolda samimiyetle sabreden kimse sonuçta sevinir, Allah sevgisini bulur, kalbi bu sevgi ile huzur bulur. Dağınık hali toplanır, ibadetlere sarılır, günahlardan uzaklaşır, bütün manevi hastalıklardan kurtulur. İşte o zaman hakkıyla ve tadıyla Yüce Rabbine kulluk edebilir. Buna ihsan makamı denir. Bu hedefe ulaşmak için rehberine tam teslim olanlar çok az olduğu için, bu makama çıkanlar da çok azdır. Herkesin bu yolda nasibi, iman, sadakat, edep ve gayretine göredir. Ancak, Allahu Tealâ dilediği kullarına bol ihsan ve ikramlarda bulunur.

Allah dostları, “biz peygamber gibi masumuz, hiçbir kusur ve noksanımız yoktur, her sözümüz ayet ve hadis gibidir” demezler. Onlar, açık ve mertçe Hz. Ebu Bekir R.A. Efendimiz’in halife seçildiği gün, Ashab-ı Kiram’a söylediği şu sözü söylerler:

“Ben Allah ve Rasulü’ne itaat ettiğim ve size hakkı emrettiğim sürece bana itaat ediniz. Çünkü bu durumda bana itaati sizden Allahu Tealâ istiyor. Ben hak çizgiden ayrılırsam, artık kimsenin bana itaat etmesi gerekmez.” (İbnu Kesir)

Dilaver Selvi

      
""EY SEVGİLİ!SAYISIZ İSMİNİN AHENGİYLE CENNETİNE KAT BENİ,
 İHSANININ CAZİBESİYLE SENDEN BAŞKA HER ŞEYDEN UZAK TUT BENİ "

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online    

Etiket Bulutu