Dayan be gönlüm!. Bîçâre değilsin Yaradan sana yâr. Kimsesiz değilsin, yanında "Kimsesizler kimsesi" var! Biliyorum! Sığmazsın hiç bir yere bu sevdayla, dünya sana dar! Ama dayan gönlüm! Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var!.

ZİKREDİNCE NE OLUR?


ZİKREDİNCE NE OLUR?
  
   Mehmet Ildırar
  
   Zikrin fazileti olduğu gibi bir de adabı vardır. Bir insan hakiki zikir sahibi ise, o zikir o kişide bir netice meydana getirir. O netice şudur ki: Bir emr-i ilâhi geldiği zaman veya bir haramla karşılaştığı zaman Allah Tealâ’yı hatırlamak; karşılaştığı iş günah ise derhal terk etmek, emr-i ilâhi ise hemen yapmaktır. İşte zikir ve dervişlik anlayışı bundan ibarettir.
   Demek ki zikreden kişi devamlı zikir sayesinde öyle bir mertebeye gelir ki, onun kalbinde oluşan hassasiyet, nerede bir emr-i ilâhiye gelirse derhal yapmasını, nerede haram bir iş, gaflet, isyan varsa derhal elini çekmesini gerektirir. İşte bunu yapan mümin derviştir, bunu yapan zat-ı muhterem gerçek zikir ehlidir. Bu yapılmıyorsa dervişlik hayaldir, o insana çektiği zikrin de faydası olmamış olur.
   Bir kimse Allah’a itaat ederse, teslim olursa Allah’ı çok zikretmiş olur. Namaz kılması, oruç tutması, Kur’an okuması az da olsa durum değişmez. Bir kimse Allah’a isyan ederse Allah’ı unutmuş olur. Öyle birinin namazı, Kur’an okuması çok olsa da durum değişmez.
   Şu halde Hz. Habib-i Hüda s.a.v. Efendimiz’in mübarek beyanlarıyla zikirden murad şudur:
   “Zikreden zâkirin kalbi mamur olur, saflaşıp arınır. Onun kalbinde ilâhi bir idrak ve anlayış meydana gelir.”
   İşte nafile namazı-orucu az olsa da, eğer bir kimse Allah’a itaat ediyorsa, Allah’ı zikretmiş olur. Şu halde zikreden kişi helali gördüğünde koşmayı, haramdan kaçmayı, kalbinin arınması neticesinde kazanır. Onun için hadis-i şerifte Efendimiz s.a.v.: “Kıyamet gününde benim şefaatimden en çok yararlanan kişi, içtenlikle lâ ilâhe illallah diye zikredendir.” buyurmuştur.
   Yine Efendimiz s.a.v. buyurdu ki:
   – Kim içtenlikle Allah’ı zikrederse cennete girer.
   – Bunu içtenlikle söylemek nasıl olur ya Rasulallah, diye sorulduğunda ise buyurdu ki:
   – Bu kelimeyi söyleyen, Allah’ın bu zikrini yapan kimseyi o zikri günahlardan alıkoyuyorsa, o kimse içtenlikle Allah’ı zikretmiş olur.
   “Bu zaman zikir zamanı değildir” diyenlerin kulakları çınlasın! Zikirden maksat günahtan kesilmek içindir. İnsan Allah’ı ya tanır veya unutur. Unutması gaflet, hatırlaması zikirdir.
   O zâkir olan zikir sahibi günahtan kendini alıkoyuyorsa Allah’ın derviş kulu olur, mümin kulu olur. Adamın otuz bin, elli bin zikri var ama yalancıdır, ama gıybet eder, ama gözünü haramdan kaçırmaz, bu adam zikretmemiş, Allah’ı içtenlikle anmamış olur. Zikir haramdan alıkoymak içindir.
   Şu halde zikir nuranî, rabbanî bir haldir ki, müminin kalbini vazifesine döndürür, nefsin dünyaya, nefsaniyete, şeytana, menfaate olan bağlarını koparır. Ne zaman şeytanın başı yarılır, ne zaman nefsin başı ezilirse günahın kapısı kapanmış olur.
   İşte böylece zikirden esas maksat ortaya çıkmış olur. Bu hal ıslaha işarettir. Günahtan alıkoymak ıslaha işarettir. Allah kulunu ıslaha çağırıyor.
   Hocalık, mollalık, müftülük ilimdir; ilim amelin rehberidir. Kimi kulda ilim vardır, amel yoktur, noksan kalır. Kimi kulun ilim ve ameli vardır, ihlâsı yoktur. İhlâssız amel sönmüş lamba gibidir. Amelden maksat ihlâs, ihlâstan maksat rızadır. Rıza-yı ilâhiyeyi tahsil edemeyen, nefsin bağını kopartamayan, şeytanın enaniyet ve benliğinde kendisini harap eden kişi alim olsa ne çıkar?
   Halbuki zikir, lambaya gelen ışığı taşıyan kablolar gibi, Allah’ın nurunu kalbe taşır. Böylece kalp nurlanarak selim bir hâl alır. Kalb-i selim sahipleri de nefsin heva ve hevesine uymayıp, yalnızca Allah’a bağlanırlar.
   Zikir böyle bir faydaya vesile olur. Ama zikrin fayda vermesi için de, dinimizin emir ve yasaklarına uygun bir hayat yaşamak gerekir. Mahşer günü, ‘zikrettin ama sıfatınla da Allah’ın hükmünü tekzip ettin’ denilirse, halimiz ne olur? Zâkir samimi olmalı, sabırlı olmalı, dürüstlükten ayrılmamalıdır. Böylece biiznillah zikrin faydası hasıl olur, kalp temizlenip nurlanır ve bütün vücuda tesir eder.
  
KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ” "

 
Hz.MUHAMMED(S.A.V.)

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

Comments on: "ZİKREDİNCE NE OLUR?" (2)

  1. Gecenin karanlığında uyandı. Kalktı, hemen pencereyi açtı.“-Sübhânellezî yuhyil mevtâ ve hüve alâ külli şey’in kadîr.”(Ölüleri dirilten ve her şeye gücü yeten Allâh’ı her türlü eksik ve noksan vasıftan tenzih ederim.) dedi.Abdest aldı, biraz öyle kaldı. Seccadeye yöneldi, serdi, oturdu. Salavat getirdi, ellerini kaldırdı, boyun büktü, yalvardı. Birkaç damla gözyaşı döktü. İçini tesbihine döktü. Tesbih tanelerini gönlüne doldurdu, gönlü tesbih oldu. Elini semânın uçsuz bucaksız derinliklerine kaldırdı, heybesini doldurdu. Tevbe ve istiğfarda bulundu. Bütün zerreleri buna dâhil oldu.“Estağfirullah el-azim” dua ile

  2. ANNEM …CANIM ANNEM VE TÜM ANNELERİN ANNELER GÜNÜNÜ KUTLAR ELLERİNDEN ÖPERİM..Dün gece seni gördüm düşümde,ıssız bir vadinin kuytu köşesindeydik ikimizde..Yalnızdın,hüzünlü ve kederliydin yılların yorgunluğu gözlerinde ben ise,Beni birdaha sorma güzel annem her zamanki gibiyim yine.Gecenin koynunda güneşi arıyorumBirde ne gördüm bilirmisin bu gece?ak düşmüş saçlarından acılar süzülüyordu her yanıma.Her yanım nehirlerin taşkınlığı gibiydi güzel annem tıpkı Munzur,Dicle Fırat misaliİlk görüştüğümüz an.Hatırlıyormusun?sevdiğini sanmıştım o an.Ama nedense hiç görememiştim o sevinciBeklide mutluluğu içine gizlemiştin kim bilir.Belliydi sanki canın bir şeylere sıkılmış ondandır annem.Onun için bana güneşi sormuştun.Ben ise anlatamamıştım sana güneşin nasıl olduğunu.Parlak ışıklardan bir demet sunabilmiştim.Nasıl anlatabilirdimki zaten.Adını duyduğumda yüreğim Yerinden oynar.Yanıp tutuşurum elimde olmadan.Gökyüzünün sonsuz derinliklerine dalarım.Birde bana yıldızları sormuştun o düşte.Oysa yıldızları seyretmek yasaktır bu ülkede bilmezmisin?Her sorduğunda bir şeyler sızlatıyor yüreğimi içim ürperiyor elimde olmadan oysa kaç mevsim geçti.Yada kaç kıştan sonra bahar göremedik bu mekanda kim bilir? Nereden bilinsinkiBen bile unuttum sayısını görüşmediğim baharları annem.Beyazlaşmış saçlarından karlar yağıyorduO düşte her yanım ıslak,her yanım soğuk,her yanım deli poyrazın esen sesinden titriyordu.Nasılda üşümüşüm bir bilsen.Bir an sıcak bir yorgan gibi üstüme örtündüğünü hissettim.Yılların hasretiZaten uzun zamandır görüşmemiştik biliyorsun konuşup sarılamamıştık birbirimize ondan olsa gerek Güzel annem gördüğüm düşte olsa,daha acılı daha yorgun gördüm seni.Ama umutluydun .Beklide yanılmışım kim bilir?bir an bana ağladığını hissetmiştim nasılda zor tutmuştum kendimi bilsenHiç kıpırdamadan oturuyordun karşımda eğilip elini öpmüştüm usulca ya sonra sanırım sarılmıştımIslak gözlerine bakıp yüzümü ellerine sürmüştüm avuçlarına.Yüreğinin sıcaklığını hissetmiştim doyasıyaDoymamıştı yüreğim o an ben kendimi bırakıp ağlamıştım biliyorum bir düştü gördüğüm ama uyandım.Hala gözlerimden akan yaşların izleri kalmıştı yanaklarımda.Adı düşta olsa gerçek olmasada Ne çok özlemişim seni bir bilsen bir bilsen CANIM ANNEMMMM..GÜL KOKULUM…,PUSLU GÖZLÜM…SAKINSENSİZ..,SEVGİSİZ VE DUASIZ BIRAKMA BENİ.CANIMMMM…,,,CANIM ANNEMMMM…SENİ SEVİYORUM. ALLAH,A EMANET OL.ELLERİNDEN ÖPERİM..SAYGILARIMLA…NAZO KIZIN

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Etiket Bulutu

%d blogcu bunu beğendi: