Dayan be gönlüm!. Bîçâre değilsin Yaradan sana yâr. Kimsesiz değilsin, yanında "Kimsesizler kimsesi" var! Biliyorum! Sığmazsın hiç bir yere bu sevdayla, dünya sana dar! Ama dayan gönlüm! Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var!.

Her Dem İyilik Üzere

 

Her Dem İyilik Üzere

  Yolumuz Allah yolu, Fahr-i Kainat s.a.v. Efendimiz’in yoludur.

Ashab-ı
Kiram bu yol üzereydi. Allah’ın yolu onlarla geldi, onlarla şekillendi,
gelişti, güzelleşti, güçlendi. Sonra onları takip edenler geldi. Onlar
da yolumuz için yürüdüler. Bu yolunun esaslarını korudular, gelecek
nesillere aktardılar. Onlardan gördüğümüz, okuduğumuz, öğrendiğimiz hep
iyilik üzere bulunmak oldu. Kendileri bu hususta en güzel örnek oldular.

Mücella
dinimiz İslâm, insan haklarının ayaklar altında kaldığı bir dünyaya
geldi. Canların, malların, şeref ve haysiyetlerin, hürriyetlerin yok
sayıldığı bir dönemde, insanlığa yeniden bu değerlerin kıymetini
öğretti. Vahşileşmiş insanlara insanlığı yeniden hatırlattı. Bu yüzden
büyüklerimizden daima iyilik yapmayı, iyi düşünmeyi, iyi görmeyi
öğrendik.

Mevlâmız yüce kitabımız Kur’an-ı Kerim’de buyurmuştur:
"İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz. Kötülük ederseniz o da kendinizedir." (isra, 7)
Fahr-i Kainat Efendimiz s.a.v. de şöyle buyurmuştur:
"İyi ve hayırlı işlere sarılın, kötü ve haram işlerden sakının." (Ebu Davud)
Tasavvuf
yolunun büyüklerinden Haris el-Muhasibî k.s. hazretleri
"Risâletül-Müsterşidîn" adlı eserinde yolumuzun inceliklerini şöyle
anlatmıştır:

"Biri gelir "Kurtuluşa götürecek ameller işlemenin yolu nedir?" derse şöyle deriz:

-Takva sahibi büyüklerin yolundan ayrılmamak,

-Tasavvuf yolunun adap ve erkânını gözetmek,

-Nefs muhasebesi yapıp gaflete düşmemek,

-İnsanların hakkını gözetmek, adalet İle iş yapmak,

-Eziyet etmekten sakınmak,

-Eldekini başa kakmadan, minnet altında bırakmadan vermek,

-Haset etmeden, herkese karşı güzel davranmak,

-Kanaat sahibi olmak,

-İnsanlara yabancılaşmadan, onlarla tevazu ile ilişki kurmak,

-Yalnız kalınca Allah’ın zikri ile mesaul olmak,

-İnsanlara hizmet etmek şevkiyle diğer arzuları kalpten çıkarmak,

-Niyeti Allah’ın rızasına bağlamak,

-Kurtuluşu İstikamet yolunda aramaktır."

Hz. Ali r.a. iyilik yapmanın kendisini ne kadar sevindirdiğini şu sözleriyle ifade buyurmuştur:
"İki
nimet var ki, ikisini de çok seviyorum. Biri, bir adamın ihtiyacını
karşılayacağımı düşünerek gelmesi, benden samimiyetle yardım
istemesidir. Diğeri de, o kişinin arzusunu Allah’ın benim vasıtamla
yerine getirmesi yahut kolaylaştırmasıdır. Bir müslümanın işini görmeyi
yeryüzü dolusu param olmasına tercih ederim."
Sahabenin büyüklerinden Abdullah ibn Ömer r.a. da ashabın başkalarını kendilerine tercih etmeleri hususunda şunları söylemiştir:
"Biz
öyle zamanlar gördük ki, içimizden hiç kimse paraya müslüman
kardeşinden daha layık olduğunu düşünmezdi. Şimdi öyle bir devirdeyiz ki
parayı müslüman kardeşimizden daha çok seviyoruz."
Şeyh Sadi Şirâzî k.s. de ihsan ve cömertlik hakkında şunları söyler:
"Suret
geçici, mana kalıcıdır. Eğer aklın varsa manaya talip ol. İlimden,
takvadan nasip almamış olanlar manadan kopuktur, yalnızca suretten
ibarettirler. Kabirlerinde rahat yatıp uyuyanlar, yeryüzünde halkı rahat
tutanlardır. Hayatta iken yapacağın tüm hayırları yap. Öldükten sonra
kimse seninle, geçmişle igilenmez. Servetin bugün senin. Sen öldükten
sonra elinden çıkacak.
Gönlünün perişan olmasını istemiyorsan hali
perişan olanlara merhamet et. Hazinenin anahtarı senin elindeyken hayır
işle, yarın anahtar başka ellere geçecek. Sen kendi azığını kendi elinle
götür, çoluğundan çocuğundan sana fayda gelmez. Ahiret yolculuğunda
azığını yanına alan kişi, bu dünyada hayr yapmış demektir. Kaşınacaksan
kendi tırnağınla kaşın. Gücün varsa şimdi iyilik yap. Yarın, gücüm
varken niçin vermedim, diye elini ısırırsın.
Yoksulun aybını örtmeye
çalış ki, Allah Tealâ senin günahlarını örtsün, bağışlasın. Kapına gelen
fakiri küskün, gönlü kırık gönderme. Bir gün sen de kapılara
düşebilirsin. Başkasına muhtaç olmaktan korkan büyükler, ihtiyaç
sahiplerini boş göndermez. Hastaları ara onların hallerini sor. Bir gün
senin de başına gelecek olur. Acizlerin hüzünlü gönlünü rahatlat, acze
düşeceğin günleri hatırla. Allah’ın seni dilenmekten korumuş olduğunu
düşün, haline şükret, kapına gelip isteyeni kovma."
Emevî
halifelerinden Ömer b. Abdülaziz rh.a. halifeliği döneminde kul hakkı ve
adalet konusunda son derece titiz davranırdı. Gece evde çalışacağı
zaman iki kandili vardı, birini özel işlerinde birini de devlet ve
millet işlerinde kullanırdı. Valilerinin maaşını bol verir ve sebebini
de söyler açıklardı: "Valilerin bütün ihtiyaçları karşılanır ve para
sıkıntısı çekmezlerse, kendilerini halkın işlerine vakfederler."
Bir
gece halifenin yanında bir misafiri vardı, kandilin yağı tükenmişti.
Misafir: "Hizmetçiyi uyandıralım da kandilin yağını koyuversin" dedi.
Halife: "Hayır, bırak o uyusun. Ben ona iki ayrı iş yaptırmak istemem"
dedi. Bunun üzerine misafir, "Öyleyse ben kalkıp kandile yağ koyayım."
dedi. Halife: "Olmaz, misafire iş yaptırmak bize yakışmaz." deyip
kalktı, kandilin yağını koyup yerine döndü ve şöyle dedi: "Ben kalkıp iş
yaparken de Ömer’im, gelip oturdum ve yine aynı Ömer’im."
Dinimizin
gayesi yeryüzünde iyiliği, adaleti hakim kılmak, zulmü yok etmektir.
Fahr-i Kainat Efendimiz s.a.v.’in gönderilmesindeki maksat da insanları
doğru yola yönlendirmek, güzel ahlâkı tamamlamak, insanlar arası güzel
muameleyi temin etmek ve Allah’a kul olmanın yolunu göstermektir.
Efendimiz s.a.v.’in Veda Hutbesi’ndeki şu seslenişi kulaklarımıza küpe olmalıdır:
"Ey
insanlar! Rabbiniz birdir. Babanız da bir. Hepiniz Adem’in
çocuklarısınız. Adem ise topraktandır. Arap’ın Arap olmayana, Arap
olmayanın da Arap’a üstünlüğü olmadığı gibi, beyazın siyaha, siyahın da
beyaza üstünlüğü yoktur. Üstünlük ancak takvadadır.
Kimin üzerinde
din kardeşinin ırzı, namusu veya malıyla ilgili bir hak varsa altın ve
gümüşün geçmediği hesap günü gelmeden helalleşsin. Aksi takdirde,
yaptığı haksızlık ölçüsünde iyi amellerinden alınıp hak sahibine
verilir. İyiliği yoksa hak sahibinin günahından alınıp haksızlık eden
kimseye yüklenir." (Buhari.)
Nasihat dinleyen kalp, ibret alan göz ne güzeldir.
Rabbimizin tevfik ve inayetiyle…
Mübarek Erol
Semerkand – Şubat 2010

KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ” "

 
Hz.MUHAMMED(S.A.V.)

Image 
Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN


Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Etiket Bulutu

%d blogcu bunu beğendi: