Dayan be gönlüm!. Bîçâre değilsin Yaradan sana yâr. Kimsesiz değilsin, yanında "Kimsesizler kimsesi" var! Biliyorum! Sığmazsın hiç bir yere bu sevdayla, dünya sana dar! Ama dayan gönlüm! Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var!.

Güneşe Kement Atabilen İnsanlar

Ahmet ALEMDAR • 93. Sayı / KAPAKTAKİLER(5)

Her güneş nurunu O’ndan alır

Peki hangi güneşe döneceğiz? Güneş bir tane midir? Bilimciler, galaksi içinde bizim güneşimiz gibi 200 milyar güneşin var olduğunu söylüyorlar.

Güneş, hakikatin bir tezahürü ise o zaten vahdet mekânıdır. Bu mekânın sahibi, Hazreti Muhammed s.a.v.’dir. Güneş, Yüce Peygamberimiz’in nurundan değil midir? Bu mekânda yaşama lütfuna ermiş sakinlerin sayısı ise çoktur. İşte bu aşk yolcularından biri ne güzel söylemiş:

“Varlığım ve yokluğum senin ışığına borçludur.Varlık bahçesinin bekçisi sensin.Sen güzelliğin özü, ben ise senin resminim.Sen aşk defterisin, ben ise senin anlamınım.

…Vücudum güneş ışığına muhtaçtır.Senin parlaklığın ise güneşe muhtaç değildir.”

Bizler, hayatımızın seyrini belirleyecek şu kararı vermeliyiz: Bir odaya ışık veren lamba mı olmak istiyoruz, yoksa dünyayı aydınlatacak güneş mi? Lambanın da aydınlattığı mekâna göre bir değeri vardır ama bu değer, güneşin aydınlattığı alana göre kıyas dahi edilemez.

Akif İnan’ın Şehir Gazeli’nin mısralarında, “Doğ ey güneş erit taştan adamı / Ve kurut taşları diken elleri” şeklinde geçtiği üzere içimizdeki güneşimiz doğarsa, taşlaşmış kalbimizi, hatta böyle bir kalpten vücudun her tarafına dağılan kan ile taşlaşan bedenimizin bütünündeki beton kalıpları eritebiliriz. Böylece, en küçüğümüzden en büyüğümüze çevremizdeki bütün insanlar, bizim nazarımızda bir değer kazanırlar.

İnsan, güneşi buldum derken bazen gözden de kaçırabilir. Evet, bu duruma ağlamalıdır ama güneşi kaçırdım diye ağlarken yıldızları da görmemezlikten gelmemelidir. Hiç güneş batar mı? Güneş olanlar kaybolur mu? Onlar başka yerlerde serüvenlerine devam ederler. Biz ise akşam olunca güneşin battığını zannederiz. Ya uzayda olsak güneşi battı diye mi algılayacağız?

Güneş mumla aranmaz. Öncelikle insanın kendi kudretinin farkında olması gereklidir. Pek çok maneviyat büyüğünün söylediği gibi, varlığının derûnunu keşfedebilen insan, güneşin de, ayın da kendi önünde secde ettiğini görebilir. Yusuf a.s.’a güneş, ay ve yıldızlar secde etmemişler miydi? (Yusuf, 4)

Asıl ağlamamız gereken durum, bizler gibi, zamansız öten horozların halidir. İnsanın daha doğmadan güneşin doğduğunu sanmasıdır. G. Dumant’ın dediği gibi, “Öyle horozlar vardır ki, öttükleri için güneşin doğduğunu sanırlar.” İnsanın olgunlaşmasının önündeki en büyük yanılgılarından biri, güneşin doğacağı zamanı bilememesidir veya bu zamanı bekleyemeyecek kadar sabırsız olmasıdır.

Oysa güneş, gecemize öyle bir doğsa ki, onu yüreklerimizde taşıyabilsek… Gözlerimiz her sabah güneşi görebilme şevkiyle ufuklarda gezinebilse… Bu arzuyu ancak cennet hesabı yapmayan cennetlik insanlar taşıyabilirler. “Kalenderler göründükleri zaman güneşe, aya kement / Atıp elde ederler. / Halvet aleminde ise / Zaman ile mekânı kucaklamıştır onlar!”

Yeryüzünün en derin kuyusundan, zirvelerde taht kurabilen güneş dostu bu insanlara selam olsun! 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Etiket Bulutu

%d blogcu bunu beğendi: