Dayan be gönlüm!. Bîçâre değilsin Yaradan sana yâr. Kimsesiz değilsin, yanında "Kimsesizler kimsesi" var! Biliyorum! Sığmazsın hiç bir yere bu sevdayla, dünya sana dar! Ama dayan gönlüm! Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var!.

Huzura Durmak

Arapçada salat, ateş manâsına gelen “salye” kökünden
alınmıştır. Eğri bir ağaç (odun) doğrultulmak istendiği zaman, ateşte ısıtılarak
düzeltilir. İnsanda da, nefs-i emârenin mevcûdiyetinden dolayı bir takım
eğrilikler ve bozukluklar vardır; onlarında düzeltilmesi gerekmektedir. Namaz
sayesinde tecelli eden ilahi, Rabbani azamet nurları namaz kılanın nefsindeki
eğrilikleri eriterek yok eder. Kul bununla kalmayıp, aynı zamanda manevi mi’racı
gerçekleştirir.Demek ki; namaz kılan kimse, ateşte iyice ısıtılarak
üzerindeki kir ve pasların temizlendiği maden gibidir. Kimin namazı manevi
hararet ve nuruyla eğriliğe giderse; o kimse daha cehennem ateşine konmaz…
Kim namazında Allahu Teala ile arasındaki irtibatı sağlayabilir,
üzerinde ilahi tecelli nurları parlar ve huşu sahibi olur. Kurtuluşa erenler
ancak namazlarında huşu sahibi olanlardır. Huşu ortadan kalkarsa felah
gerçekleşmez. Allahu Teala: Beni hatırlamak için namaz kıl(Taha,20)
buyurmuştur. Demek ki, namaz Allah Teala’yı hatırlamak içindir; bu durumda nasıl
olurda onda gaflet ve unutma olur…Salat, lugatta; dûa manasına da gelir.
Namaz kılan sanki bütün azaları ile Allahu Teala’ya dua edip yalvarmaktadır.
Bütün azaları adeta bir dil olmuş; zahiren ve batınen O’na tazarru etmektedir.
Kulun zahiri muhtaç bir dilencinin yalvarma va yakarma hali içinde tazarru
ederk, eğilip bükülerek çeşitli şekillerde batınına ortak olarak, ondaki huşuya
katılmaktadır. Kul bu şekilde bütün varlığı ile dua edince, Kerim olan Mevlası
da kabul etmektedir. Çünkü Allahu Teala:“Bana dua ediniz, duanıza icabet
edeyim”(Mü’min,40) buyurarak vaade bulunmuştur.Halid er-Rebi der
ki:“Bana dua ediniz, duanıza icabet edeyim” ayetindeki rahmete hayret
etmekteyim. Çünkü Allah Teala, kullarına önce dua etmeyi emretti ve peşinden
hiçbir şart ortaya koymadan kabul edeceğini vaad etti.İsticabe ve icabe;
kulun duasının kabul ve geçerli olmasıdır. Sadık ve samimi olarak dua eden, hiç
şüphesiz, kime dua ettiğini yakin nuru ile bilmektedir. Böyle bir dua, kul ile
Rabbi arasındaki perdeleri geçerek Allahu Teala’nın huzurunda durur ve hacetin
görülmesini te’min eder.Avârifü-l Meârif, S 385-389
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Etiket Bulutu

%d blogcu bunu beğendi: