Dayan be gönlüm!. Bîçâre değilsin Yaradan sana yâr. Kimsesiz değilsin, yanında "Kimsesizler kimsesi" var! Biliyorum! Sığmazsın hiç bir yere bu sevdayla, dünya sana dar! Ama dayan gönlüm! Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var!.

biçare Mecnun

Günlerden bir gün garip, biçare Mecnun dağ başında yalnız başına öyle salınıp gezerken yorulur ve bir kayanın üzerine çıkar oturur. O sırada esen rüzgar üzerine doğru bir kuş tüyü bırakır .Mecnun o tüyü eline alır ve bir kez koklar. Koklar koklamaz gözleri ve kalbi yerinden çıkacak gibi olur. Çılgınlar gibi sağa sola koşturmaya başlar gökyüzüne bakarak. Bunun sebebi bu tüyün sahibi olan kuşu bulmaktır. Oraya buraya koşarken sonunda havada bir kuş görür ve kuş ne tarafa doğru uçarsa o da o tarafa doğru koşmaya başlar ve bir yandan bağırır kuşa ‘ey derdime derman bülbül ne olur in aşağı… ne olur in aşağıda sana soracaklarıma kulak ver cevap ver…

Sonunda kuş, büyük bir söğüt ağacının dalına konar ve Mecnun da kan ter içinde, telaş ve heyecanla ağacın dibine oturur ve kuşla konuşmaya sorular sormaya başlar…
-Ey bülbüllerin en güzeli ne olur bana cevap ver bu tüy senin mi?

Bülbül;
-“Evet benim”. der ve .”Peki sen niçin bu kadar vakittir benim peşimden koşup duruyorsun nedir senin derdin?”

Mecnun
-Ey bülbüllerin en bahtı açık olanı söyle bana ne olur sen Leyla’nın bulunduğu diyardan mı geliyorsun?.

Bülbül bir süre düşünür ve cevap verir;
-“Evet” .der. “Geldiğim diyarda Leyla adında derdi gizli bir güzel vardı.Bir süre onun penceresinde öttüm ben öttükçe o bana yiyecek ve su verdi. Ben öttükçe o dertlendi ve dayanamayıp derdini aşikar etti uzun uzun anlattı derdini bana ve ayrılık vaktinde beni eline aldı okşadı” . Ve devamen “peki sen nerden anladın Leyla’nın diyarından geldiğimi?”

Mecnun;
-Ey bülbül ben senin bu tüyünden Leyla’nın kokusunu aldım ve o yüzden senin peşinden koştum durdum. Olur ki senin ağzından Leyla ya dair bir söz bir haber alırım diye ümit içinde koştum durdum.. Ne olursun bana ondan bahset…

Bülbül bir an durur ve
-“Yoksa! yoksa Kays sen misin?” der. “Yoksa şu Mecnun olan Kays sen misin?” der…

Mecnun sükut ederek, boynunu bükerek cevap verir bülbülün sualine.

Bülbül;
-“Evet o sensin”. der. “Leyla’nın kalbine gizlediği derdinden geceleri uyuyamayan, yemesinden içmesinden kesilmesine sebep olan Kays sensin demek.”
“Leyla bana tüm hikayenizi anlattı niye kavuşmadığınızı “sana olan aşkını”…

Mecnun bu sözü duyunca irkilerek başını kaldırır
– “Dur!Ne dedin sen? ne olur bir daha tekrarla…”

– Evet sana olan aşkını anlattı

– Demek hala bende onun aklındayım, beni düşünüyor hala…

– Evet oda seni düşünüyor gece gündüz lakin…

Deyip sözü tamamlayamıyor bülbül…

Mecnun;
-Ne olur susma devam et. Ne söylediyse Leyla sana, harfi harfine sende bana söyle ne olur…

Bülbül devam eder üzülerek.
-Seni düşünüyor lakin artık kavuşmanızın mümkün olmadığını da söyledi akrabalarının buna izin vermeyeceğini bu dünyada artık vuslatınızın imkânsız olduğunu ve kendini buna alıştırmaya çalıştığını söyledi.

Mecnun başını kaldırdı bülbüle doğru
-Bana haberlerin en güzelini verdin ey bülbül
Bülbül;
-” Ama.. Ben sana kavuşamayacağınızı söyledim bunun neresi güzel?

-Bu söylediğini herkes söyler durur bu söylediğin benim için önemli değil önemli olan
Senin bana Leyla’nın da hala beni sevdiğini haber vermen. Bende biliyorum ki belki bu dünya da kavuşamıyacağız. Ama şu kesin ki Leyla beni severek kalbinde bana yer vererek ömrünü tamamlarsa ahirette hep birlikte olacağız o yüzdendir sevincim.
Sevgimizi aşkımızı bu kısacık dünayaya sıkıştırmamış olacağız…

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Etiket Bulutu

%d blogcu bunu beğendi: