Dayan be gönlüm!. Bîçâre değilsin Yaradan sana yâr. Kimsesiz değilsin, yanında "Kimsesizler kimsesi" var! Biliyorum! Sığmazsın hiç bir yere bu sevdayla, dünya sana dar! Ama dayan gönlüm! Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var!.

Kulluk Makamı

Kul olabilmek ne demek biliyor musunuz? Allah’ta hiç olabilmek demektir.

“Allah’ta hiç olabilmek” noktası çok gizlidir.

O Allah-u Teâlâ’yı gördüğü zaman, O’na ulaştığı zaman; ateşte yanıp giden küçük bir kâğıt gibi hükümsüzdür, üflesen gider. Gerçek hüküm Hazret-i Allah’tadır.

Çünkü o artık Hakk’a varmıştır. Bu noktayı açmak mümkün değildir, sırrın da sırrıdır, hâl noktasıdır.

İmam-ı Gazâlî -kuddise sırruh- Hazretleri:

“O Allah-u Teâlâ ile karşılaşmanın, O’nun cemâl-i bâkemâline bakmanın ve O’na mânen yaklaşmanın ne demek olduğunu da anlar.” buyuruyor. (İhyâ-u ulûm’id-din)

Yaratan’ı gördükten sonra, yaratılanlar çimenlikte biten ot mesabesinde olur. Toprak olmasa çimen olmaz, Hazret-i Allah olmasa mükevvenat olmaz. Kâinat “Ol!” demekle oluyor, “Öl!” demekle ölüyor. Toprağın yanında çimenin ne kıymeti varsa, Hazret-i Allah’ın yanında yaratılmışların o kadar kıymeti vardır.

Herkes yeşilliği görüyor, toprağı görmüyor; herkes yaratılmışları görüyor da Hazret-i Allah’ı görmüyor.

Hep O… Fakat hep O olduğunu yalnız o kişi görür, yaratılmışları Yaratan’dan görür. Başka kimse görmez; her şeyi görür, O’nu görmez.

“Hakk’a vardı” sözünün sırrı, marifetullah’ın özü işte budur.

Hakk’a varmıştır, Hakk’ı görüyor, Hakk’tan görüyor.

Nitekim Abdülkâdir Geylânî -kuddise sırruh- Hazretleri de “Feth’ür-Rabbânî” adlı eserinde şöyle buyurmuştur:

“O öyle bir kuldur ki, Hakk’a vâsıl olmuş, O’nu görmüş ve mâsivâ denen Hakk’ın zâtından gayri şeyleri bilmiştir.” (60.Meclis)

Onlar bu hususu görerek ve bilerek konuşuyorlar. Allah-u Teâlâ’yı gören, gösterdiği kadar bilir, başkasına şâmil değildir.

Hakîm-i Tirmizî -kuddise sırruh- Hazretleri ise onun Allah-u Teâlâ’nın hususi himayesinde olacağını, O’nu göreceğini ve O’nunla konuşacağını açıklamıştır.

“O, Allah-u Teâlâ’nın kabzasında (hususi himayesinde) hareket eder. O’nunla konuşur, O’nunla görür, O’nunla tutar, O’nunla anlar.” (Nevâdir’ül Usûl)

Kendisinin de orada bir balık pulu kadar, bir kâğıt parçası kadar hükmü yoktur. Çünkü o, asıl hüküm sahibini gördü. Bu nokta ferdiyet makamıdır.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Etiket Bulutu

%d blogcu bunu beğendi: