Dayan be gönlüm!. Bîçâre değilsin Yaradan sana yâr. Kimsesiz değilsin, yanında "Kimsesizler kimsesi" var! Biliyorum! Sığmazsın hiç bir yere bu sevdayla, dünya sana dar! Ama dayan gönlüm! Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var!.

Archive for Ocak, 2011

Hayırlı Aile Nasıl Olur?

Bu suali aile içinde kime sorabiliriz? Elbette
aileyi teşkil eden iki temele. Kimdir bu iki temel? Bey ile
hanımefendiden başkası olamaz. Çünkü ailenin hem temeli, hem de ayakta tutan
direkleridirler bu iki insan. Öyle ise aile demek, hanımla bey demektir.
Ailenin, içinde bir ömrü tükettiği yuvanın bir bakıma cennet bahçesi haline
gelmesi yahut da cehennem çukuru durumuna düşmesi bu iki insanla olur.
Başka bir ifade ile, ailenin, ömrünü tamamlayacağı çatının altında ya
bir cennet misali hayat yaşarlar, ya da cehennem misali bir ömür tüketirler.
Bir hayatı ya cennet misali, ya da cehennem benzeri şekle sokan fertler,
ya hayırlı insanlar, ya da şerli kimseler olma vasfını da kazanmış olurlar.
Bundan dolayıdır ki, Efendimiz (a.s.m.) Hazretleri, “Ailenize hayırlı olun”
şeklinde hem beye, hem de hanıma sık sık tembihlerde bulunmuş, ikazlardan geri
kalmamıştır. Bakınız, Efendimiz (a.s.m.) hayırlı aile reisini, yani hayırlı beyi
nasıl tarif buyurmuştur? “Hayırlı bey eve girince hanımın yüzü asılmaz,
çocuklar da köşe bucak kaçışmaz!” Evet, kendisi kısa, fakat mânâsı uzun
bir cümle ve şumullü bir tarif. “Bunun mefhum-u muhalifi nedir?” diyecek
olursanız, onu da arzedeyim: Hayırsız bey eve girince hanımın yüzü
asılır, çocuklar da köşe bucak kaçışır! Öyle ise bana konuyu soran bey,
bu tarifi iyi düşünmelidir. Hayırlı bir bey mi, hayırsız bir aile reisi mi, bu
tarif içinde bunu kendisi tespit etmelidir. Konuyu böyle bırakırsak
adaletsizlik etmiş oluruz. Öyle ise hayırlı hanıma ait ölçüyü de
arzedeyim. Yine hadisten mülhem olarak Efendimiz (a.s.m.) buyuruyor ki:
“Hayırlı hanım odur ki, bey eve gelip de ona bakınca huzur duyar,
mutluluk hisseder.” Bunun mefhum-u muhalifi de malum: “Hayırsız
hanım da odur ki, bey eve gelip de ona bakınca huzuru kaçar, mutsuzluk hisseder,
pişmanlık duyar!” Öyle ise hanımefendi de kendini kontrol etsin. Hayırlı
bir hanım mı, yoksa hayırsız bir hanım mı olduğuna kendisi karar versin. Beyine
huzur mu veriyor, yoksa huzursuzluk mu? Bana kalırsa hadisten mülhem
olarak arzettiğimiz bu tarif ve tavsiflerin mesajı şudur: Beyefendi! Eve
gelince güleryüzlü, tatlı dilli ol! Hanımın yüzü gerilmesin, çocukların korku ve
endişe ile kaçışmasın. Hanımefendi! Sen de sabırlı ve anlayışlı ol! Bey
eve gelince hemen dertleri sıralayıp, sıkıntıları ortaya yığma. Bey senin
yanında huzur duysun, mutluluk hissetsin. Bütün bunlardan sonra derim
ki: Aile içinde olması mümkün sitemleri, nazlanışları olağan şeyler
olarak görüp geçiştirmek mümkünken, büyütüp de içinde boğulacak hale getirmeyin.
Bakın ne büyük anlaşmazlıklar, belâlar, hastalıklar, imtihanlar vardır bu
âlemde. Bazan öylesine büyük imtihanlarla karşılaşılıyor ki, çaresi olmayan bir
dert, ilacı bulunmayan bir hastalık insanların dünyasını karartıyor, bu gibi
geçimsizlikler o zaman şeker, bal gibi geliyor, ama iş işten geçmiş, büyük belâ,
musibet kapıyı çalmıştır. Onun için küçük şeyleri büyütmeyin. Geçiştirin
sabırla, tahammülle. Sevabını düşünerek, hikmetini hesaba katarak. Daha çok
sıkılırsanız meşhur cümleyi tekrar edip rahatlayın. “Bu da geçer yâ hû”
deyin üzerinde durmayın. Göreceksiniz ki, sıkıntı gitmiş, sevabı kalmış, yine
siz kârlı çıkmışsınız.

HANGİ İŞ İBADETTİR

Muhammed Emin Gül

“Çalışmak da ibadettir!” deyişini duymayanımız yoktur. Bu sözün manası doğru, fakat genellikle uygulaması yanlıştır. Birçok insan, bu sözü farz bir ibadetten kaçmak için söylüyor. Böyle bir ifade, “biz zaten çalışarak ibadet halindeyiz. Şimdi namaz değil, iş zamanıdır. İşin kazası olmaz, namazın kazası olur” anlamında kullanılıyorsa, ortada ciddi bir yanlış var demektir.

İbadet, Allah için yapılan ve kulu Allah’ın rızasına ulaştıran ameller demektir. Bir amelin ibadet olması için iki önemli şart vardır: Birincisi, amelin doğru bir iş olması, ikincisi de Allah rızası için yapılmasıdır.
Salih amel, Allah ve Rasulü’nün yapılmasını emir, teşvik ve tavsiye buyurduğu bütün işlerdir. Farz, vacip, sünnet, mendub gibi dinen övülen işler salih amel olduğu gibi, iyi niyetle ve güzel bir hedef için yapılan mübah işler de salih amelden sayılır.
Mesela bir insanın, hayır yollarında harcamayı düşünerek, helal yoldan ihtiyacından fazla mal kazanması mübahtır ve bu çaba aynı zamanda salih amel kapsamına girer.
Yapılan işin ibadet olması için diğer bir şart da, o iş yapılırken harama girilmemesi ve o esnada bir farzın terkedilmemesidir. Çünkü, hiç kimse Allah’a isyan ederek O’nun rızasına ulaşamaz.
Şu halde, dinin en temel farzı olan namazı unutturacak şekilde üzerine düşülen bir iş, kesinlikle ibadet olamaz. İçinde haram olan işler de ibadet değildir. Yalan, hile, kumar, gasp, hırsızlık gibi yollarla kazanılan mal haramdır. Haram mal ile ibadet yapılmaz. O maldan sadaka verilse, Allah katında makbul değildir.
Ancak bazen, işin ciddiyetine ve meşguliyetin yoğunluğuna göre farzın dışındaki sünnetler ve faziletler terkedilebilir. Vaziyete göre dinin ruhsat verdiği durumlardan yararlanılabilir. Fakat en zor durumlarda bile farz ibadetler korunur, haram mallardan kaçılır.

Bütün İşler İbadet Olabilir
İşte bu gayret ve hassasiyet içinde yapılan bütün çalışmalar, üretimler, hizmetler, emekler ve masraflar sadaka hükmünde olur ve sahibine sevap getirir. Rasulullah (A.S.) Efendimizin beyanı ile, “Helal mal kazanmak her müslümana farzdır ve bu en büyük bir cihattır.” (Tabaranî, Heysemî)
Müslümanın yaptığı her iş, muhakkak kalbine ve ibadetine bir şekilde etki yapar. Bu etki ya iyi, ya da kötüdür. Çünkü her işin ilk hareket noktası kalptir. İbadetin merkezi de kalbtir. Dünyadaki yaşantısını Allah’ın rızasına ulaşmak için düzenleyen bir müminin değil yaptıkları, düşündükleri ve hedefledikleri de büyük önem taşır. Bedenin güzel kulluk yapması için, kalbin güzel düşünmesi gerekir. Ayrıca bütün azaların harama bulaşmaması şarttır.
Demek ki Allah’a kulluk, sadece namaz, oruç, zekât ve hac değildir. İyi niyetle ve edebe uygun hareket edilerek yapılan bütün işler ibadete dönüşür, kulu Allah’a yaklaştırır, manevi derecesini yükseltir. Böylece rahmete vesile, cennete vasıta olur. İş ve ibadet dengesini güzel kuranlar, hem dini hem de dünyayı kazanır, iki cihanda şerefli ve mutlu olurlar.

Güzel Niyet ve Biraz Hassasiyet
İmam Gazzali (Rh.A.) İhyau Ulumu’d-Din’de, dünya işi ile uğraşırken dinini düşünenlerin dikkat edeceği hususları ayrıntılı olarak anlatır. Biz bu hususları şöyle özetleyebiliriz:
Dünyada iken ahiretini düşünen bir kimse, her işinin başında niyetini güzel tutmalıdır. Müslüman bir işçi, tüccar veya zenaatkâr, çalışmasıyla iffetini korumaya, dilenmekten kurtulmaya, kimsenin malına göz dikmemeye, dinî vazifelerini güzelce yerine getirmeye, nefsinin, eşinin ve evlatlarının haklarını yerine getirmeye, ihtiyaç sahiplerine yardım etmeye, gücü kadar herkese fayda vermeye niyet etmelidir.
İş esnasında da iffet, edeb, adalet ve samimiyetten ayrılmamalıdır. Kendisi için istediği hayırlı ve bol kazancı diğer müminler için de istemelidir. Kimseyi kıskanmamalı ve kendisinden ileri gidenlere haset etmemelidir.
Bu niyet ve edeb üzere iş yapan bir kimse, çok kazansa hayrını görür, az kazansa bir zararı olmaz; her iki durumda da Allah yolundadır. Halis niyet ve güzel ahlâk öyle bir sermayedir ki, Allah rızasını ve cennetini satın alır.
Yaptığı işle bir hizmet gördüğünü, insanlığın bir ihtiyacını giderdiğini ve sanatıyla en azından fazilet olan bir amel yaptığını düşünmelidir. Bazı sanat ve işler farz-ı kifayedir. Hizmeti kadar sevabı da büyüktür.
Üzerine farz olan ibadetleri aksatmamalıdır. Çarşıyı veya işyerini özlediği kadar, ibadeti ve zikir meclislerini de özlemelidir. Allah’a aşık olan müminlerin eli işte iken kalbi zikirde, aklı ahirette, gözü yeni bir hayır ve hizmettedir. Bir kusur işlerse hemen tevbe etmelidir. Çarşı pazarda tavsiye edilen zikirleri çokça söylemelidir. Gafil kimsenin manen ölü, zikredenin ise diri olduğunu bilmelidir.
İş hırsı ve kazanma arzusu ile yanmamalıdır. Her şey bir takdir ve kadere bağlıdır. Usülünce çalıştıktan sonrasını Allah’a havale etmelidir. Az kazanınca veya hiç kazanamayınca tevekkülü bozulan, imanı azalan, ibadetlerini azaltan kimse tehlikededir. Çok kazanınca şımaran, mala dayanıp Rabbini unutan ve günahlara dalan kimse de tehlikededir.
Haram kazanç ve işlerden kaçtığı gibi, şüpheli ve sakıncalı şeylerden de çekinmelidir. Şüpheli şeyleri küçümseyenler kolayca harama dalarlar.
Her günün ve işin sonunda niyetini, işlerini ve gidişatını kontrol etmeli, kendisini hesaba çekmeli, maddi muhasebesini güzel tuttuğu gibi, iç muhasebesini de güzel yapmalıdır.
Bir insanın kalbi, dünyayı Yüce Mevlâsı’ndan daha fazla seviyor ve özlüyorsa, ciddi bir hastalığa yakalanmıştır ve muhakkak bir manevi kalp doktoruna gitmeli ve onun verdiği ilaçları sabırla içmelidir.
Müslüman, “iş, iş içindir” anlayışı ile hareket etmez. Bizce iş de sanat ve hüner de Allah yolunda, Allah’ın kullarına hizmet içindir. Bilinmelidir ki, Allah katında lanetlenen dünya değil; insanı dünyaya taptıran ve Yüce Yaratıcısı’nı unutturan şeytan, nefis ve arzulardır.
Nefsin hüsrana götürecek emellerinde uyup ömrü heba etmekten Allah’a sığınmak gerekir.

Sual: Kuşluk namazının önemi nedir, ne zaman kılınır?

Sual: Kuşluk namazının önemi nedir, ne zaman kılınır?
CEVAP
Kuşluk vakti, şer’i gündüzün dörtte biri geçtikten sonra başlar, zeval [İstiva] vaktine kadar devam eder. Yani imsak vaktine bu dörtte birlik zaman ilave edilince, kuşluk vakti başlar. Mesela 21 Aralıkta İstanbul’da imsak 5.31dir. Akşam ise 16.44te oluyor. Böylece şer’i gündüz 11 saat 13 dakika olup, bunun dörtte biri 2 saat 48 dakikadır. Bu imsak vaktine ilave edilince 5.31+2.48= 8.19 bulunur. Şu halde, kuşluk bu vakitte başlıyor demektir. Bu da aşağı yukarı işrak vakti ile aynıdır. Çünkü o gün işrak vakti 8.13tür. Kuşluk namazı, bu vakitten öğleye 20 dakika kalıncaya kadar kılınır. (Kısaca söylersek, kuşluk vakti, güneş doğduktan 50 dakika sonra başlayıp, öğleye 20 dakika kalana kadar olan vakittir.)

Kuşluk vaktinde en az iki rekat namaz kılmak çok sevaptır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Günde iki rekat kuşluk namazı kılanın günahları denizlerin köpüğü kadar olsa, affedilir.) [İbni Mace, Tirmizi, Ebu Davud]

(Herkesin eklem yeri kadar sadaka vermesi gerekir. Sübhanallah, Elhamdülillah, La ilahe illallah veya Allahü ekber demek birer sadakadır. İyiliği tavsiye etmek, kötülüğe mani olmaya çalışmak birer sadakadır. İki rekat kuşluk namazı kılmak ise bütün bunları karşılar.) [Müslim]

(Günde 2 rekat kuşluk namazı kılan, doğduğu günkü gibi günahsız olur.) [Ebu Ya’la]

(İki rekat kuşluk namazı kılan gafillerden olmaz. Dört rekat kılan, abidlerden olur. Altı rekat kılarsa, bu namaz o gün ona kâfi gelir. Sekiz rekat kılan, masivayı terk edip itaat eden kullardan yazılır. On iki rekat kılan da Cennette özel bir köşke kavuşur.) [Taberani]

(Cennetin bir Duha kapısı vardır. Bu kapıdan ancak kuşluk namazı kılanlar girer.) [Taberani]

(İki rekat kuşluk namazı, kabul olunmuş bir hac ve umreye bedeldir.) [Ebuşşeyh]

Peygamber efendimizin, düşman üstüne gönderdiği askerler, kısa zamanda zafer kazanıp bol ganimet ile evlerine döndüler. Bu askerlere gıpta edenleri görünce buyurdu ki:
(Size bunlardan daha kısa süren, daha çok ganimet getiren ve daha tez eve döndüren cihad yolunu göstereyim. Kuşluk namazı için camiye giden, daha az savaşmış, daha çok ganimet almış ve daha tez evine dönmüş olur.) [İ. Ahmed]

(İki rekat kuşluk namazı kılmak bana farzdır.) [İ. Ahmed]

(İki rekat kuşluk namazı kılan vücudunun zekatını ödemiş olur.) [İ. Asâkir]

Redd-ül-muhtar’da, (Kuşluk namazına devam eden şehid olarak ölür) buyuruluyor.

İmam-ı Şarani hazretleri, (Kuşluk namazına devam edenlere cin musallat olamaz) buyurdu.

Kuşluk namazı nafile namazdır. Kazası olan, kazasını ödemedikçe nafile namaz kılarsa kabul olmaz. Önce kazasını ödemelidir. Kaza namazı borcu olan, kuşluk vakti kuşluk namazı kılmak isterse, (İlk kazaya kalmış sabah [veya öğle, ikindi, akşam, yatsı] namazının farzını ve kuşluk namazı kılmaya) diye niyet ederse, hem kazası ödenmiş, hem de kuşluk namazı kılmış olur.) [Redd-ül-muhtar]

Sual: Seferde kuşluk namazı kılmak caiz mi?
CEVAP
Vakit müsaitse kılmak iyi olur. Kaza namazı olan hem kazaya hem de kuşluğa niyet etmelidir.

Sual: Duha, kuşluk ve işrak namazları, ne zaman başlar, ne zamana kadar kılınabilir?
CEVAP
Duha, kuşluk demektir. Âlimlerin çoğu işrak namazının da kuşluk namazı olduğunu bildirmektedir. Tam İlmihal’de diyor ki:
Duha vakti olunca, iki rekat (İşrak namazı) kılmak sünnettir. Bu namaza (Kuşluk namazı) da denir.

İşrak vakti, bayram namazı kılınan vakitte başlar. Öğleye 20 dakika kalıncaya kadar kılınır. Kaza namazı kılan kuşluğa da niyet ederek kılar. Böylece hem kaza namazı ödenmiş olur, hem de kuşluk namazı kılınmış olur.

Kaza kılarken
Sual: Sabah namazının vakti girince nafile kılmak caiz olmadığına göre, sabah namazı kazaya kalınca, kuşluk vaktinde sünnetini kılarken, sübha ve kuşluk namazına da niyet edilebilir mi?
CEVAP
Evet, niyet edilebilir. Kaza kılarken, kuşluk, sübha, tehıyyetül mescid gibi nafile namazlara da niyet edilir.

En Masumane Tavırlarına Gaddarca Yaklaşanlar Olacak Belki İçindeki Çocuk Hafife Alınacak

En Masumane Tavırlarına Gaddarca Yaklaşanlar Olacak Belki
İçindeki Çocuk Hafife Alınacak

Anlatmak İstediklerin Değil Anlaşılmamış Yanların Konuşulacak
“Olsun” Diyeceksin,Yüzündeki Gülümsemeyi Kaybetmeden
Yine de Hüsnü Zan Edeceksin
ALLAH İçin Söylediğini Yine ALLAH İçin Olduğu Yerde Bırakacaksın
Yaradanı Alıp Yüreğine,
Sırtını Dayayıp Tevhidin Çınarına Akibeti Ukbada Düşüneceksin

Ve Kalbin Şöyle Bir Hafifleyecek,
Damarlarına Giden İyimserlik Yolunu Tıkamadığından
Üzülüp Acı Çektiğinde Çileni Hafife Alanlar Olacak Belki
Öyle Bir Yanacak Ki İçin Kimseye Anlatamayacaksın
Günlerce Ağlayacaksın

Sonra En Yakınındaki, En Yüreğindeki Vuracak Hislerini
Canım Dediğin Dönecek Sırtını
Bir “Ah!” Çekeceksin Ve Arkanı Döndüğünde Kimse Kalmamış Olacak

“Sabır” Diyeceksin Yine Sabır

Eyüplerin Torunluğuna Yakışır Sabır

“Bugün ALLAH İçin Ne Yaptın” Sorusu Geldiği An Kulağına,
Vereceği Cevabı Bulamayanların Tedirginliği Değil
En Zor İmtihanını Başarıyla Vermiş Öğrencilerin Rahatlığı Olacak Ruhunda
Başını Yastığa Koymadan “Elhamdülillah” Diyecek,
Rüyanda Cennetten Kesitler Göreceksin Belki
Ve Sabaha Erdiğinde,
Avucunda Tuttuğun Tesbih Tanesi Yine “Ya Sabır” La Başlayacak
Uzat Ellerini Ve Bekle
Sabırla Bekle Gönül
En Geç Surun Sesi Duyulduğunda,
Tutacak Ellerinden O gönüllere sığmayan en Sevgili
Tutacak alemin yaratılış sebebi ALLAHın Resulü
Pes Etme Sabret Gönül
Asıl Sahibini Düşün Sabret

Başını Sonunu Kestiremediğin Olaylarda Bile Sabret

Pes Etme Sabret Gönül alıntı

GÜNÜN YORGUNLUĞUNDAN DUA İLE KURTULMAK

AZ VE ÖZEfser BERİN • 51. Sayı / DİĞER YAZILAR

GÜNÜN YORGUNLUĞUNDAN DUA İLE KURTULMAK

Mevlamız’a verdiği nimetlere karşı şükrümüzü göstermek için günün başlangıcında veya akşamında bunları hatırlayıp söyleyebilmek ne güzel bir yoldur. Nimetlere şükreden sıkıntılara hamd eden bir gönüle sahip olan kişi kolay kolay bunalmaz, yorgunlukları da kalıcı olmaz.

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) akşam olunca yaptığı şu duayı okuyarak hem bedenen hem de ruhen yenilenip dinlenmeyi alışkanlık haline getirebiliriz. “Elhamdülillah geceye erdik. Mülk de Allah için geceye erdi. Allah’tan başka ilah yoktur. Tektir, ortağı yoktur, hamdler O’nadır. O her şeye kadirdir. Rabbim, bu gecede olacak hayrı da bundan sonra olacak hayrı da senden istiyorum. Rabbim, bu gecede olacak şerden de bundan sonra olacak şerlerden de sana sığınıyorum. Rabbim tembellikten, yaşlılığın kötülüklerinden, cehennem ve kabir azabından sana sığınıyorum.” (Müslim)

Ey beni en çok sevenin en sevdiği…

Ey beni en çok sevenin en sevdiği…

Bir lale vakti… bir bahar gecesi… dudaklarımda sana selamlarla göz kapayışlarım var geceye… herşeye rağmen sevilme umuduyla bükülüyor boynum… sevginin sonsuzluğuna açılıyor avuçlarımda ruhum…

Ey Rabbim,

en sevdiğinin sevgisini artır ki kalbimde

senin yanına  sevdiğinin sevgisiyle dolu bir yürekle varabileyim son nefesimde

Güzeli seven Rabbim, benim içimi nurlarınla güzelleştir…

 

 

 


Güzeli seven Rabbim, benim içimi nurlarınla güzelleştir…
İçimin güzelliğiyle davranışlarım nurlansın!…

Gözlerimin bakışında Sen olmalı, kirpiğimin ucundaki damlada Sen parlamalısın!…

Yollarım Sana gelmeli hep!

Sen
in için koşmalıyım,Senin yolunda…
Affetmeyi seven Rabbim, affedilmenin huzurunu yaşattır bana… Günahkar kulunun tek tesellisi; Sen
’in huzurunda af dilerken, süzülen gözyaşlarıdır…
Bunca günahıma rağmen, beni bir nebze rahatlatan; tövbe etmeyi nasip eden Rabbimin, kullarını affetmeyi sevmesidir…

Sen
den koparma beni!
Sen
siz bırakma kalbimi…
Sen
den uzak kalınca; öyle aciz, öyle çaresizim ki…
Sen
inleyken huzurum dorukta; sanki her şey, her güzel şey benim, tüm mutluluklar benimle…
Dünyanın tüm çiçeklerini koklasam, Sana dua ederkenki huzuru yine bulamam…

En güzel sözleri kullansamSen
in için, hep Seni söylesem konuştuğumda;
Sen
i anlatmaya yine doyamam!
Dostlarını sevsem; kalplerinde Sen yaşıyorsun diye…

Tüm yarattıklarına ibretle baksam;Sen
i hatırlatıyor diye…
İçimdeki sevgiye dair ne varsa yapsam; Sen
i sevmeye yine doyamam!
Yüzüm olmasa da..

Vurur da geçer gönlüme hep, ezici pişmanlıklar..

Açılır ellerim duâya dururum…!

Bir halsizlik, bir ürkeklik, bir mahçupluk içindeyim

Susarım, sadece Sana’dır (c.c.) bükük boynum…

…Bakamam semâna,na’dır (c.c.)

Utanıyorum…
Ne büyük bir ateştir ki bu,

Hadsiz yanıyorum…
Avuçlarımda gül birikmişti Sen’i (c.c.) sevince,
Şimdi dikenlere döndüler günahlarımla,
Kanıyorum…
Sızlanırım hep, ağlarım günahlarıma
Pişmanım bütün yaptıklarıma
Yüzüm yok belki ama
Yok ki başka bir yer gideyim
Yüzüm olmasa da geldim kapına
Ey Rabbim(c.c.)!
Hükmedip cehennemine atarsan,
Rab (c.c.) Sen’sin, hakkındır…
Lütfedip Rahmetine sararsan,
Rahman (c.c.) Sen’sin şanındır…Ve bu son demde,
Yüzsüzüm, ama yine de kapına geldim…
Güçsüzüm, ateşin sinede affına geldim…af ya RABBİM affına geldim… Bizleri Affeyle Rabbim.. AMİNNNN…………

Etiket Bulutu