Dayan be gönlüm!. Bîçâre değilsin Yaradan sana yâr. Kimsesiz değilsin, yanında "Kimsesizler kimsesi" var! Biliyorum! Sığmazsın hiç bir yere bu sevdayla, dünya sana dar! Ama dayan gönlüm! Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var!.

Abdullah b. Selâm, Medine yahudilerinin
büyüklerinden ve alimlerindendi. Gelmesi beklenen son peygamber hakkında bilgisi
vardı. Bir gün bahçesinde hurma toplarken, beklenen zâtın Medine’ye geldiğini
duydu ve onu görmek için halkın arasına karışarak yanına gitti. Rasulullah
Aleyhisselam’ın yüzünü görünce, onun yalancı bir yüz olmadığını anladı. Abdullah
b. Selâm, ancak peygamber olanın cevaplayabileceğine inandığı üç önemli soruyu
Rasulullah’a sordu ve ondan kendisini tatmin eden doğru cevaplar aldı. Bunun
üzerine dedi ki:
– Ben şehadet ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur,
şüphesiz ki sen Allah’ın Rasulü’sün. Ey Allah Rasulü!
Yahudiler insanı hayrette
bırakacak derecede yalan söyleyip iftira eden bir kavimdir.
Eğer sen beni
onlardan sormadan önce benim müslüman olduğumu öğrenirlerse, senin huzurunda
bana akla gelmeyen iftiralarda bulunurlar.
Sen beni bir odaya gizledikten sonra,
onlar arasındaki durumumu kendilerine sor.
Müslüman olduğumu bilmelerinden önce,
bakalım sana ne haber verecekler!
Peygamber Aleyhisselam onu bir tarafta
sakladıktan sonra, yahudileri yanına çağırdı ve onlara şöyle dedi:–
Kendisinden başka ilâh olmayan
Allah’a yemin ederim ki, siz benim Allah’ın
Rasulü olduğumu biliyorsunuz.
Benim size hak ve hakikati getirdiğimi de elbette
bilirsiniz. Artık müslüman olunuz!
Yahudiler hiç oralı olmadılar,
“Biz
bunu bilmiyoruz” dediler. Rasulullah Aleyhisselam sordu:
“İçinizde Abdullah b.
Selâm nasıl adamdır? Onu nasıl bilirsiniz?”
“Bizim efendimizdir, bizim
bilginimizdir, bizim hayırlımızdır” dediler.
“İbn Selâm müslüman olursa ne
dersiniz? Siz de müslüman olur musunuz?”
“Asla o müslüman olmaz! Allah onu böyle
bir şeyden korusun” dediler.
O sırada Rasulullah s.a.v.’in seslenmesiyle
İbn Selâm ortaya çıkıverdi.
– Bre yahudiler, Allah’tan korkun! Vallahi
siz de kesin biliyorsunuz ki, o Allah’ın Rasulüdür, elçisidir. Onun ismini ve
sıfatını da Tevrat’ta bulmuşsunuzdur.
Ben şahitlik ederim ki Allah’tan başka
tanrı yok ve Muhammed Allah’ın Rasulüdür, deyince şaşkın yahudiler, hemen lafı çevirdiler
– Bu bizim en şerlimizdir, bu bizim en cahilimizdir, dediler.
Abdullah b. Selâm da: “Ya Rasulullah, demiştim ya, onlar pek yalancı ve iftiracı bir topluluktur.” dedi.
Et-Tabakatü’l-Kebîr, 5/377-382; İbn Hişâm:
es-Sîre, 2/130-131; Delâilü’n-Nübüvve, 2/528-531
Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

Etiket Bulutu

%d blogcu bunu beğendi: