Dayan be gönlüm!. Bîçâre değilsin Yaradan sana yâr. Kimsesiz değilsin, yanında "Kimsesizler kimsesi" var! Biliyorum! Sığmazsın hiç bir yere bu sevdayla, dünya sana dar! Ama dayan gönlüm! Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var!.

Archive for the ‘GÜZEL SÖZLER’ Category

Meçhullerin içinde kaybolup gidiyoruz sadece…

sonbahar2
 Yeter ki, izlerin olsun bir yerlerde… Hatıraları süsleyen bir güzel edâ… Çoğu yerde yapıp gönderdiklerinden mesûldür ya insan… Bir tuhaf tedirginlik sarar her yanınızı… İçiniz üşür ayazda kalmışçasına… Neler bıraktım dimağlarda ve neler getirdim ardım sıra…Kabirden kalkmışçasına zor bir hesaplaşmadır bu… Yürek burkulur!.. Ufku dolduran yaşlar sizdendir. Yağan yağmurlar bir müddet sizden bilinir. Bahçeden çağrılır evlerine bir bir çocuklar… Salıncaklar boşalır… Sokaklar tenhalaşıverir… Yol boyu uzanır gidersiniz. Eylül sizinle daha bir erken başlamıştır bu yıl… “Yapraklar bari benimle sararmasın!..” derken… Ayağınızın altından gelen bir çıtırtı:
“-Artık her şey için çok geç!..” diyecektir…

Güz yangını bir yürek yangınına denk düşer hep, nedense? Nedense yollar o an tıkanır gibi olur hep… Boğazınıza düğümlenen ne varsa, hep bir hıçkırığı büyütür koynunda… Ve ardından düşer sağanak halinde gelen yağmurlar toprağa… Issızlaşsa da yüreğiniz… Sonbahardır bu!…

Delicedir çoğu zaman… Kimi yağacak, kimi esip gürleyecek… Kimi ışıl ışıl bir güneş pencerenize tebessüm edecek!.. Rüzgar oturduğunuz banka uğrarken, altın rengi yapraklarını hediye edecek avuçlarınıza…Ve her şeye rağmen sevecek… Tıpkı sizin gibi… Tıpkı hepimiz gibi…

Sonbahar biz gibi, sonbahar yine bizim gibi… Her yıl daha bir yıpransa da solgun çehresi… Aldırmaz… Tebessümünü hiç eksiltmez… Bu yüzden âşinâdır. Hüznü ve sürûru hiç bu kadar ince motiflerde seyretmemişsinizdir. Bakın işte!.. Daima yepyeni taptaze… Rengarenk değilse de yalın… Sapsarı şımarık bir kız çocuğu işte…Tam sevecekken nazlı bir bakışla süzülüp gidecek yanıbaşınızdan…

Dokunmakla dokunmamak, sevmekle sevmemek, kalmakla kaçıp gitmek arasında a’rafta, bir de bakmışsınız hüznün kıyısında bırakıvermiştir sizi… Hüznün kıyısında, kendinize uzanan yolun devâsâ kordonunda…

Diğer adıyla hazandır o… Harflerin coğrafyasında hüzünle en ziyâde buluşandır. Hasret ateşine taşınan sulara, sûretimizi en güzel düşüren bir billur kâse… Kızıllaşan göklerinde kavurup, karın sâfiyetine en samimi niyazlarla ulaştırandır o… Bir arınma, paslanan sûret aynamızı tekrar elimize emânet eden bir tanınma, yüzleşme ânıdır sonbahar…

Ne diyelim… Hüzün, hazana gâlip… Hazan, hüzün dergâhına her dem tâlip… Yunusca bir boyun eğişin fısıltılarını taşır, dallara ulaşan rüzgar… Hazan bir deli çocuk değil midir zaten?! Ondan âlâ derviş mi olur?!

Ve nihayet…

Bir beyaz rahmet gelir, sarıp sarmalar kâinâtı.. Bir bebek mâsumiyetiyle bulut bulut bakar semâ… Hazan, “Hu”ya kavuşur, hüznün kucağında…

Sonbahar, hüzün yanımız… Sonbaharla hüzün dolu her yanımız…

Sonbahar yağan yağmurlara karışık duâmız…

Sonbahar, seferdir; çoğu kez adını arayan yüreklere…

Arnavut kaldırımlarında çoğalan adımlarımıza yoldaş… Sessizce kulağımıza sırlar fısıldayan İstanbul’un diğer adıdır… Sonbahar!..

Hayatta her şey aynadır, ya yüreğimize… Hiçbir şey içimizin yankısı değildir, sonbahar kadar…

Kızkulesi seslenir sahil boylarında buldukça yüreğinizi!..

“-Kendini nerede bulacaksın?” diye sorunca… Sil gözlerini ve tebessüm et!..

Nebevî rüzgar, sonbaharın hüznündedir… Ben sonbaharım, ben sonbahardayım!..” de!..

Ve martı sesleri çoğaldıkça ardından, sessizce yürüyüp geç adımlarını dinleyen kaldırımlardan….

Sonbahar… Hüzün yanımız… Sonbaharla hüzün dolu her yanımız…

(Şule Kolay)

KATLEDİLEN AŞKA DAİR YAZILAR

Ayşenur Refik

Yüreğini yüreklere açan kılavuza başı değil, yüreğimi kurban vermekten başka hayat gayem ne olabilir? Aşka dair karalanan müsvedde bozuntuları da dahil olmak üzere tüm kalıntıları çöp sepetine atıyorum. Yeni bir dünya, yeni bir ülke, yeni bir yürek ve bembeyaz bir sayfaya tarihi dondurup, başlık atıyorum: Aşk…
Şarkılar, tiyatrolar, kitaplar, şiirler… Aşka dair işlenilen siyah ya da beyaz tüm suçları zaman tüneline hapsedip, O’nun aşkına talip oluyorum… Güneşi avuçlarımda, yakıcılığını yüreğimde hissederek ellerimi semaya, Rabbimin dergahına kaldırıyorum… Elimin, yüzümün karasına bakmadan O’ndan O’nu talep ediyorum… Kovsa da nafile… Dostun kapısına varmışım Kıtmirlik adına…
Şairin bir dörtlüğü aklıma takılıyor:
“Kim o deme boşuna…
Benim ben.
Öyle bir ben ki gelen kapına;
Baştan başa sen.”
Yürek ülkesine Mevlânaları, Yunusları, Hafız Şirazileri çağırıyorum… Okuduğum her şiiri bir fidan nezaketiyle gönül toprağına aşk adına dikiyorum…
“Davete icabet sünnettir Üstadlar…”
Bu garip sevda dilencisine verecek aşk kırıntılarınız yok mu?
Hani Mevlâna (K.S.) siz değil miydiniz, “aşk nedir?” diye soranlara: “Ben ol da bil!” diyen? Beni de aşk mektebinde talebeliğe kabul buyurmaz mısınız?… Ya da uçsuz-bucaksız sevda yollarında bir kum tanesi olmaya…
Uzaklarda bir yerden ölümsüz aşkların nağmeleri okşuyor ruhumu: “Seni sevmek dinim imanım. / İlahi din-i imandan ayırma…” Yaşamın en kuytu köşelerinin birinde kulak kabarttığım o ses, başka iklimleri fısıldıyor bana. Lutfedip o iklimlerin sırrından söz etseniz bana üstadlar. Ya da beni de oralara götürseniz desem haddimi çok mu aşmış olurum?
Oysa bu taraflarda kalabalıkların arasında terkedilmiş imanın yalnızlığından başka ne kaldı? Sevgiler sahte, namert ve bir o kadar da ikiyüzlü… Bilmem ki neden böyle? Yeşerdiği kalplerden mi?
Aşk diyorlar. Riyakar duygularını dondurucu bir kış gününe hapsedebiliyorlar: “Sevgililer Günü” diyorlar… Senede bir günü değil, bir ömrün bütün anını kuşatmıyorsa sevgili, hangi sevgiden söz ediyoruz dostlar? Siz bir lahza olsun maşukunu can kalesinden, kalbinden çıkaran bir aşık gördünüz mü?
Seviyorum diyorlar. Bilmiyorlar mı ki sahte sevgilerin işgaline uğramış bir gönülde “o aşk” barınmaz. Ne ucuz yaşıyorlar, ne kolay…
“Mecazi aşk da olsa aşık olmak, insanın kalbinde aşktan eser olmaması kadar kötü değildir” diyorlar. O tohumu yeşertip besleyebilecekse bir kalp, aşkın mecazisini neylesin? Güneş bütün ihtişamıyla kuşatıyorken kainatı, mum ışığından bir hüzmenin ne kıymeti olabilir? Belkıslar, Leylalar, Züleyhalar bir görüntü… Aynadaki görüntünün gerçek sahibini her yerde, her şeyde aramak, saf aşka, salt aşka susamışların boynunun borcu değil mi?
“Biz ölümsüz aşklara talibiz” yazılı pankartları göğsümüze asarak taşımaktan yorulup, varlığımızı, aşklarımızı, duygularımızı, güllerimizi yitirerek, süresiz mekanın kandilli caddesinde Rabbani bir feyzle ruhlarımızın yeniden aşkla dirilişiyle O’nun sancağı altında Sonsuz Ruh’a doğru yol almaya hazır mısınız? Kendi kendime soruyorum, bende bu kutsal davayı yüklenecek temiz bir yürek var mı?
Yol uzun, güneş bir mızrak boyu, yollar dikenlerle dolu… Biz yolcular yalınayak… Güzide rehber tek. Yüreklerimiz serin. Muhabbet aşımız yapılmış mekansız bir zamanda… Kılavuz haykırıyor derinden sessizce: “Ölümsüz sevdalara talip olanlar aşk kervanına koşsun!…”
“Ağlamasanız da ağlar gibi davranın…” Maşuk ücret olarak gözyaşı kaporasını istiyor aşkına talip olanlardan. Bedavacılar!… Sahte çek-senetle Maşuk’u kandıramazsınız… Gece yarılarında loş mekanlarda, ıssız köşelerde seccadenizi ıslatacaksınız, kehribarınızı aşındıracaksınız… Belki ölümsüz aşkın bir zerresine nail olabilmek adına!…
O’nu arıyorum gönül dergahlarında, gece yarılarında, kıraç topraklarda, kalabalık ve gürültülü meydanlarda… Ve kentten buram buram pislik ve gaflet kokuları yükselirken işlemediğim suçlar adına tevbelere kapanıyorum… Hayvani nefsin gemlerini ne elimde ne gönlümde tutabiliyorum. O’nu arıyorum… Dostlarının eteğine sığınıyor ve yalvarıyorum. Bir gün beni O’na götüreceklerine can-ı gönülden inanmış olarak kapılarında sabahlamaya, kıtmir misali nöbet beklemeye, bu yüreği kurban vermeye, güller adına, şehadet adına, vuslat adına, şeb-i aruz adına tevbe ediyorum…
Allah’ım affet bu gönlü beş para etmez günahkar ve müflis kulunu!…

“Kalbine bir bak.

Ne kadar çok emelleri var! Ne bitimsiz aşkları var! Ne
usanma…z hayalleri var. Umutların ömrünün sınır çizgisinin çok çok
ötesinde. Emellerin ecelinin eşiğinden çok ötelere uzanıyor. O yüzdendir
herkes ama herkes ecelinin eşiğinde tökezler. Kaçınılmaz sondur bu.
Öldüğüne razı olan yoktur. Son nefesini …alırken,
nefese doyan yoktur. Hangi yaş olursa olsun, ömrün bitişine razı
olduğun bir rakam gösteremezsin. Ayağın takılır ecel eşiğine. Gönlünün
gözü ötelerde gördüklerine kilitlendi diye…Ayağında dar ayakkabılarla
nereye böyle?”

Senai Demirci…

En Masumane Tavırlarına Gaddarca Yaklaşanlar Olacak Belki İçindeki Çocuk Hafife Alınacak

En Masumane Tavırlarına Gaddarca Yaklaşanlar Olacak Belki
İçindeki Çocuk Hafife Alınacak

Anlatmak İstediklerin Değil Anlaşılmamış Yanların Konuşulacak
“Olsun” Diyeceksin,Yüzündeki Gülümsemeyi Kaybetmeden
Yine de Hüsnü Zan Edeceksin
ALLAH İçin Söylediğini Yine ALLAH İçin Olduğu Yerde Bırakacaksın
Yaradanı Alıp Yüreğine,
Sırtını Dayayıp Tevhidin Çınarına Akibeti Ukbada Düşüneceksin

Ve Kalbin Şöyle Bir Hafifleyecek,
Damarlarına Giden İyimserlik Yolunu Tıkamadığından
Üzülüp Acı Çektiğinde Çileni Hafife Alanlar Olacak Belki
Öyle Bir Yanacak Ki İçin Kimseye Anlatamayacaksın
Günlerce Ağlayacaksın

Sonra En Yakınındaki, En Yüreğindeki Vuracak Hislerini
Canım Dediğin Dönecek Sırtını
Bir “Ah!” Çekeceksin Ve Arkanı Döndüğünde Kimse Kalmamış Olacak

“Sabır” Diyeceksin Yine Sabır

Eyüplerin Torunluğuna Yakışır Sabır

“Bugün ALLAH İçin Ne Yaptın” Sorusu Geldiği An Kulağına,
Vereceği Cevabı Bulamayanların Tedirginliği Değil
En Zor İmtihanını Başarıyla Vermiş Öğrencilerin Rahatlığı Olacak Ruhunda
Başını Yastığa Koymadan “Elhamdülillah” Diyecek,
Rüyanda Cennetten Kesitler Göreceksin Belki
Ve Sabaha Erdiğinde,
Avucunda Tuttuğun Tesbih Tanesi Yine “Ya Sabır” La Başlayacak
Uzat Ellerini Ve Bekle
Sabırla Bekle Gönül
En Geç Surun Sesi Duyulduğunda,
Tutacak Ellerinden O gönüllere sığmayan en Sevgili
Tutacak alemin yaratılış sebebi ALLAHın Resulü
Pes Etme Sabret Gönül
Asıl Sahibini Düşün Sabret

Başını Sonunu Kestiremediğin Olaylarda Bile Sabret

Pes Etme Sabret Gönül alıntı

Ey beni en çok sevenin en sevdiği…

Ey beni en çok sevenin en sevdiği…

Bir lale vakti… bir bahar gecesi… dudaklarımda sana selamlarla göz kapayışlarım var geceye… herşeye rağmen sevilme umuduyla bükülüyor boynum… sevginin sonsuzluğuna açılıyor avuçlarımda ruhum…

Ey Rabbim,

en sevdiğinin sevgisini artır ki kalbimde

senin yanına  sevdiğinin sevgisiyle dolu bir yürekle varabileyim son nefesimde

HAYAT DER Kİ

Hayat


Hayat der ki; sevdiklerinizi artı ve eksileri ile kabul etmeyi öğrenmedikçe, sevmeyi ve sevilmeyi beklemeyin.Yoksa sevmenin lezzetine varamayacak, eleştirmekten sevmeye vakit bulamayacaksınız..

Hayat der ki; dostluk ipekten bir gömlek gibidir. Onu taşımayı bilemezseniz sırtınızdan kayıverecektir. Sırtında dost gömleği olmayan yürekler hep üşürler..

Hayat der ki; başarmak isteği sendeki azimle bağlantılıdır. Başkalarının ne dediğinden çok ne yapabileceğine karar ver ve başla. Mutlaka başaracaksın.

Hayat der ki; asla peşin yargılı olma, ilk kez gördüğün bir insan konusunda hemen karar verme. İlk anda pozitif sandığın enerji sonraları negatife dönebilir.

Hayat der ki; seçimlerin seni yanıltsa da ne kendini ne başkasını suçlama. Olumsuzluklarla karşılaşmadıkça doğruyu bulamazsın. Yaşadığın her şeyi kendine bir hayat dersi olarak kabul et ve yararlan.

Hayat der ki; yaşamın içinde depremler olacaktır. İki noktalılar hasar bıraksa da korkma onarım mümkün. Şiddeti yediyi geçenlerde ise önce korunacağın bir direk bul enkazdan çıkman daha kolay olacaktır.

Hayat der ki; hayvanların olmadığı bir dünyada, Yaradan’ın kurduğu düzen bozulur hayvanları sev ve koru. Ama insanın önemini unutma.

Hayat der ki; kendini anlatmaya ifade etmeye çalış yanlış anlamalara izin verme. Ama anlamamakta ısrarlı olanla da fazla uğraşma. Zira en kıymetli şeyini zamanını kaybedersin.

Hayat der ki; hedeflerini belirle ve kararlı ol, eğer yeterince kararlı ve azimli isen engel tanımayacaksın. Doğal olarakta yolun açılacak.

Hayat der ki; iç güdülerine inan ama daima bir yanılma payı bırak ki temkinli olmanın mükâfatı daha az üzülmektir. İç güdüleri sayesinde bazı hayvanlar varlıklarını sürdürmüşlerdir. Ama insan özel bir tasarımdır.

Hayat der ki; kendine olan saygını asla kaybetme, başkalarının sana saygılı olmasını istiyorsan saygınlığından taviz verme. Bunun en güzel yolu ise karşındaki kim olursa olsun,ilk saygısızlığında haddini bildir.

Hayat der ki; başına gelen olumlu ve güzel şeyleri kabul etmeyi ve sevinmeyi bildiğin gibi, olumsuzlukları da cesaretle karşıla. Sızlanmak ruhuna azap verecektir.

Hayat der ki; kök salacağın toprağı kendin seç.Ve hayat tarlanı iyi sür kendi toprağının cinsini anla ona göre ek biç.Aksi halde dikkatsizliğin sonucu yanlış tohumlar yaşam kaliteni bozacaktır.

ŞÜKRAN AYDOĞAN

Söz de,


Söz de,
Aşk da,
Ne benim…
Ne yarimin…
Bir Mart sabahı açan Papatya,
Nisan yağmuru
Mayıs gülü,
Eylül göklerinde başımın üzerinden geçen bulut,
Ne kadar ’tansa,
Mülk gibi söz de ve aşk da
O’ndan…
Gönül tahtına kimi oturtsak…
Hiçbir yol O’ndan başkasına çıkmıyor aslında,
“Gönül tahtına O’ndan özge sultan” olmuyor…
Değil mi ki her şey O’ndan,
Gidecek yer yok O’ndan başka…
Gelinen yer yok O’ndan başka…

Etiket Bulutu