Dayan be gönlüm!. Bîçâre değilsin Yaradan sana yâr. Kimsesiz değilsin, yanında "Kimsesizler kimsesi" var! Biliyorum! Sığmazsın hiç bir yere bu sevdayla, dünya sana dar! Ama dayan gönlüm! Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var!.

Archive for the ‘NLP(KIŞİSEL GELİŞİM)’ Category

Sokratın Konuşma Testi

Bir gün bir tanidik büyük filozafa rastladi ve dedi ki, "Arkadasinla ilgili ne duydugumu biliyor musun ?"

  Bir dakika bekle diye cevap verdi Sokrat. Bana birsey söylemeden evvel senin kücük bir testten gecmeni istiyorum Buna Üçlü Filtre Testi deniyor.   "Üçlü Filtre?"   "Dogru, " diye devam etti Sokrat. Benimle arkadasim hakkinda konusmaya baslamadan önce, bir süre durup ne söyleyecegini filtre etmek, iyi bir fikir olabilir. Bu ona 3 filtre testi dememin sebebi.   Birinci filtre "Gercek Filtresi" Bana birazdan söyleyecegin seyin tam anlamiyla gercek oldugundan emin misin?"   "Hayir," dedi adam " Aslinda bunu sadece duydum ve ….   "Tamam," dedi Sokrat Öyleyse, sen bunun gercekten dogru olup olmadigini bilmiyorsun. Simdi ikinci filtreyi deneyelim, " Iyilik Filtresini."   Arkadasim hakkinda bana söylemek üzere oldugun sey iyi birsey mi ?   "Hayir, tam tersi…"   "Öyleyse, "diye devam etti Sokrat. Onun hakkinda bana kötü bir sey söylemek istiyorsun ve bunun dogru oldugundan emin degilsin.Fakat yinede testi gecebilirsin,cünkü geriye bir filtre daha kaldi. " Ise yararlilik filtresi."   Bana arkadasim hakkinda söyleyecegin sey benim isime yarar mi ?   "Hayir", gercekten degil.   "Iyi" diye tamamladi Sokrat; Eger ,bana söyleyecegin sey dogru degilse,iyi degilse ve ise yarar, faydali degilse bana niye söyleyesin ki ?  

Bu Sokratin iyi bir filozof olmasinin ve büyük itibar, saygi görmesinin sebebiydi.

 
""KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ” "

 Hz.MUHAMMED(S.A.V.)

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online    

Başarının sırrını açıklayan ayet!

 

     22-Nisan-2008
     Bir kilo bal uğrunda yüz bin km kanat çırpmayı, ya da dünyanın etrafında 7
     defa dönmeyi kim göze alır?
Başarının sırrını açıklayan ayet!

Bir işten boş kaldın mı hemen diğer işe giriş.” (Kur’an: İnşirah, 7-8)

Dr. Muhammed Bozdağ
Toz gibi yumurtadan çıkan minik bir yavrunun hayatına dikkatinizi çekeceğim. Altıgen bir
kutunun içerisinde dünyanın en özel sütüyle sürekli beslenir. On binlerce kardeşiyle birlikte
kendisine dadılık yapan işçiler yetişinceye kadar on bin kez doyurulur. Bu hızla altı günde ilk
ağırlığının 1500 katına ulaşır.Kutusundan çıkar çıkmaz, kimseden ders almadan ve boş
beklemeden yuvasındaki atık maddeleri dışarıya taşır ve yuvayı yeni kardeşleri için temizler.
Önce vücudunun salgıladığı mikrop öldürücü sıvıyı yuvaya sürer.
Ardından da yeni doğan binlerce kardeşleriyle uyum içinde
kanatlarını vantilatör gibi çırparak içerdeki kirli havayı dışarıdaki
temiz havayla değiştirir.Hayatı yeni başlamıştır ve son nefese değin 
durmayacak, yavaşlamayacaktır. Kovan içinde veya dışında,
 ilahi plan kendisine hangi görevi vermişse onu gerçekleştirmek
 üzere sürekli çalışır. İnsanlara bir kilo bal bırakabilmek için 40 bin
kardeşiyle birlikte 6 milyon çiçeği dolaşır. Bir kilo bal uğrunda yüz
bin km kanat çırpmayı, ya da dünyanın etrafında 7 defa dönmeyi
göze alır. Bal arısı çalışkanlığı sayesinde adını tarihe yazdırmış,
insanların hayatında yer ve rol edinmiştir. İnsan da benzer biçimde İnşirah
suresinin sonundaki iBaşarımızı arttırmak ve hayatımızdaki değerleri yükseltmek
istiyoruz. Bu yolda bize yol ve yordam sunacak eserler arıyoruz. Ancak son zamanlarda
televizyonun ve internetin getirdiği eylemsiz, girişimsiz hayalcilikten sıyrılamıyoruz. Hele
de anne babalarımız bizi koruyup besledikçe de cam fanus içerisinde hayatın çilelerinden
 mahrum büyüyoruz. Derken ergenlik çağı geçiyor ve ansızın yaşadığımızı, omuzlarımızda
büyük bir sorumluluk bulunduğunu fark edıyoruz.Küresel faktörlerin istediği budur.
Kendi elitleri dışındaki toplulukları sürü yerine koyuyorlar. Sürüler düşünmemeli, sadece
 onlara hizmet için çalışmalı, dönen dolapları anlamamalı, boş hayallerle oyalanmalı.
Sürüler sadece taklit etmeli, çılgınca tüketmeli, borç içerisinde kavranmalı, özgün
bir sanata, ciddi bir beceriye sahip olanlarsa mutlaka kendi küresel değerlerine boyun
eğenler arasından çıkmalı.Küresel güçlerin pazarladığı her şey o güçlerin saflarını
 güçlendirmeye hizmet ediyor. Biz de başardığımızı kazandığımızı sanarak oyalanıyoruz
ve yıllar sonra perdeler çekilince soyulduğumuzu anlıyoruz. Bir sır arayana benim
verebileceğim sır iki kanattır: Hikmetine uygun şekilde üretmek için çalış ve gerektiği
gibi dua et. İste ve hakkıyla çırpın. Dua ve çalışma
başarı güvercininin iki kanadıdır.Hayatta yeterince
başarılı olabilecek misiniz? İnsanların dünyasına
muhteşem katkılar sunabilecek misiniz? İyi şeyler
üretmek istemiyorsanız, yeşeren çekirdek olmak
istemiyorsunuz demektir. Öyleyse ya ekildiğiniz
toprakta, ya da sizi yiyen bir kuşun midesinde
çürüyüp yok olursunuz. Değerinizi beslemek
istiyorsanız yapacağınız bellidir:-Hayatınızdaki
tüm gereksiz meşguliyetleri çıkarıp atın.
-Başarının sadece alın terinden geçtiğini onaylayın. Alın terinizi katmadığınız başarının
onurunu üstlenemeyeceğini kabul edin.
-Erken kalkın ki dünya erken kalkanların malıdır.
-Asla boş oturmayın. Ne televizyonun, ne bilgisayarın karşısında ne parkta, ne otobüste,
ne kuyrukta… Hiçbir yerde bir dakika bile boş durmayın. Boş durmak, faydasız
bir iş yapmaktır.
-Boş dakikalarınızda yapabileceğiniz faydalı işler, hobiler listesi oluşturun.
-Yapacak hiçbir iş bulamıyorsanız yürümek, gülümsemek, derin solumak, hatta
salonu dağıtıp düzeltmek de bir iştir. Yapacak iş bulamamak imkânsızdır. Çevrede
milyonlarca iş varken boş duran kimseyi suçlamasın.
-İlle de işi başkası vermek zorunda değil. Kendinize iş yapın. Siz de bir gün kendi
işinize ücret ödeyebilir hale gelirsiniz.
-İşleriniz arasında saat başı 5-10 dakika kaslarınızı gevşetmek ve zihninizi boşaltmak
için durun. Ancak en iyi dinlenmenin yolunun da farklı biçimde çalışmak olduğunu
unutmamalısınız.İnsanı çok çalışmak bir yorarsa, boş oturmak on yorar.
Çalışarak ilerleyeceksiniz ve attığınız her adım sizi yeni bir kapının önüne getirecek.
Siz ilerledikçe yeni yollar açılacak. Çalışmaya alışmanızın sonunda,
-Akşamınıza gönül huzuru içerisinde uyumaya hazır ulaşacaksınız.
-O günkü iş ve üretim hâsılanız kalbinizi coşturacak.
-Yaşamanın, kendini gerçekleştirmenin evrende varlık, etki ve iz oluşturmanın
değerini kavrayacaksınız.
-Sevilen meşguliyetlerle en ciddi hastalıkların bile iyileşebildiğini fark edeceksiniz.
-Vücudunuzdan toksinleri, zihninizden düşünce virüslerini atmış olacaksınız.
-Basit kafalarla ve dedikodularla kıvranan doyumsuz ve tatminsiz insanlarla
aranızda uçurumlar oluşacak.
-Üretiminiz ve birikiminiz hızla artacak, başarınız geometrik katlanacak.
-Varlığınız insanlığa rahmet olacak ve vesilenizle çok sayıda insanın ıstırabı dinecek.
Edison’a başarısının sırrını sormuşlar da yüzde birini zekâyla, yüzde doksan
dokuzunu çalışmayla ilişkilendirmiş. Çalışmaya köle olan başarıya sultan olur.
İşte başarının sırrını açıklayan o ayet:
Bir işten boş kaldın mı hemen diğer işe giriş.” (Kur’an: İnşirah, 7-8)
Çalışmanın coşkusunu keşfetmek muhteşem bir ilahi lütuftur. Şükürsüz gönüller çalışmaktaki lezzetleri tadamıyorlar.
 Herkesin çalışmanın coşkusunu keşfetmesini dilerim.

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online      

ÖĞRENME ŞEKLINE GÖRE EĞİTİM

 

rb6

İŞİTSEL ÖĞRENEN KİŞİLER
Küçük yaşta kendi kendine konuşarak oynar, çok konuşkan olurlar

Yaşına göre daha kapsamlı cümle kurabilir.   Kelime dağarcığı geniştir.

Okulöncesinde kendisine söylenen cümleleri rahatlıkla tekrarlayabilir.
Ses ve müziğe duyarlıdır. Sohbeti ve birileriyle çalışmayı sever.  

  na2 

Genellikle ahenkli ve güzel konuşur.
İşittiklerini daha iyi anlar. Daha çok konuşarak, tartışarak öğrenir.

 Bir kelimenin yazılışını hatırlamak için kelimeyi sesli tekrar eder veya etmesi önerilir.
Bilgi alırken dinlemeyi okumaya tercih eder.       

 Olay ve kavramları birinin anlatmasıyla daha iyi anlar.
Sınıf içindeki sesten rahatsız olur.

na2

 Gürültülü ortamda öğretmenin anlattıklarını takip etmekte zorlanır.
Yabancı dil öğrenmeye son derece yatkındır.

Özellikle konuşma ve dinleme becerisi ile ön plana çıkar. 

Problem çözerken sesli düşünür. Okul şarkılarını kolaylıkla öğrenir.  

 Küçük yaşta pek çok şarkıyı baştan sona kadar sadece dinleyerek öğrenebilir.  
 

rb6

GÖRSEL ÖĞRENEN KİŞİLER
Özel yaşamında düzenli, titizdir. Karışıklık ve dağınıklıktan rahatsız olur.

Küçük yaşta hiç kimse onlara öğretmeden eşyalarına yer belirler, düzenli şekilde eşyalarını o yerlere koyar.
Genellikle sessizdir, sessiz ortamları sever. Gürültüden çok rahatsız olmaz.
Olayları görüntüleri ile birlikte algılar.

Oyunları hareketli olmakla beraber, hiçbir zaman kinestetik öğrenen gibi hareketler görülmez.

Eşyalarını çok iyi korur ve görüntülerine önem verir. Yap-bozları ve diğer görsel oyunları sever.

 na2 

 Resim yapmaya isteklidir. Renkleri küçük yaşta ayırt edebilir.
Kılık kıyafete önem verir, yakası bir tarafa, kravatı bir tarafa kaymaz.
Yazmayı sevmesede defterlerini özenli kullanır. Bundan dolayı büyükleri tarafından örnek gösterilir. 

Kullanılmış, yıpratılmış kitapları sevmez.
Düz anlatımdan tam yararlanam
az. Tam anlaması için görsel malzemelerle

 (harita, poster, şema, grafik gibi) desteklenmesi gerekir.
Öğrendiği konuyu gözlerinin önüne getirerek hatırlamaya çalışır.
Anlatılan masalları görüntü olarak hayalinde canlandırabilir.

İşlerini planlamayı sever, programlıdır  Öğreneceği şeylerin de belli bir düzen ve.

 program içinde karşısına çıkmasını ister Disiplinli olmak en belirgin özelliğidir.

  

rb6

DOKUNSAL ÖĞRENEN KİŞİLER

 Dokunmayı, dokunulmayı sever. Bu, iletişimin ve sevginin dışa yansımasıdır.
Oldukça hareketlidir. Kas belleğine sahip olduğu için ancak yaparak algılayabilir.
Tahta-tebeşir-anlatım tarzı ders işleme sisteminden en az yararlanan onlardır.  

 Öğrenebilmesi için mutlaka ellerini kullanabileceği,

 yaparak yaşayarak öğrenme tekniğinin uygulanması gerekir.

 Sınıf yerine okul bahçesi ve laboratuvarda daha iyi öğrenir.
Dünyayı adeta vücuduyla hisseder ve o dünyayı anlamak için tüm vücudunu kullanır.
Eşyalarının düzensiz ve karışık olmasından hiç rahatsız olmaz.

 Düzen onun için önemsiz bir ayrıntıdır. Evin dışında oynarken tabiatla sarmaş dolaştır. 

 Tertemiz bir kıyafetle evden çıkar. Düğmeleri kopmuş, dizleri yırtılmış,

 toz toprak, çamur ve sırılsıklam ter içinde geri döner. Duygularını konuşmayı sever. 

na2

  ÇOCUKLARIMIZA ARKADAŞLARIMIZADIKKAT EDER ONLARIN NASIL

BİR ZEKAYA SAHIP OLDUKLARINIANLARSAK DAHA SAGLAM VE GÜZEL

 İLİŞKİLER KURA BİLİRİZ HAYATTA BAŞARİLAR SİZİNOLSUN 

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

          who's online       

Evlilikte Olması Gereken En Önemli 5 Unsur Nedir?

 gul    ALTIN GUMUŞ   gul 

1- Bireysellik

2- Karşılıklı saygı

3- Hoşgörü

4- Sevgi

5- Aynı frekansları yakalamak

  SIM

Bireysellik 

Her insan çok özel ve değerlidir, DNA’sı ve RNA’sı tektir. Her birimiz bir taneyiz. Bizden başka bir tane daha yok. Biriciğiz. Maalesef bu gerçeğin farkında olmamakla birlikte, toplumda genel olarak "Ben hiçim, değersizim" psikolojisi hakim. Aslında her şey ruhsal, fiziksel ve sosyal anlamda kendisine sahip olmak, kendini sevmek gerektiğini bilmekle başlıyor. Birey kendisini bilmediği ve algılayamadığı zaman, başkalarının söylediklerini ilk sıraya alarak kendi önceliklerini ikinci ya da üçüncü sıraya atıyor. Tüm davranış ve kararlarında etkin olan başka şahıslar baş gösteriyor. Kişi kendi benliğini karşı tarafta arayıp sürekli onay sözcüğü bekliyor. Hâlbuki, kişi önce kendine ne kadar saygı duyar ve değer verirse, karşısındakine de o kadar değer verir. Benim gibi diğer bütün insanlar da tek, özel ve değerli diye düşünen bir kişinin karşısındakine de saygısı ve sevgisi artar. Olay önce kendini sevmekten geçiyor. 

   SIM

 

Saygı

  Saygıyı oluşturan iki madde vardır: "değerlilik" ve "yeterlilik" duygusu. ‘Sen değerlisin, önemlisin, kendi kendine yetersin.’ duygusu verilmiş bir çocuğun kendine olan özsaygısı çok barizdir. Çok değerlidir ve kendine saygı duyar. Dolayısıyla, çevresi tarafından da sevilen ve sayılan biri olur.

  SIM

Hoşgörü

er birHimizin geleneksel ve kültürel yapısı çok farklıdır. Buna farklı karakter özelliklerini de eklersek, apayrı dünyalara sahip olduğumuzu görürüz. Her ne özelliğimiz varsa, bize has, bize özeldir. Karşımızdaki insanın da kendine has özellikleri olduğunu görmezden gelir, kendi özelliklerimizi ona giydirmeye kalkarsak iletişimin kopmasına sebep oluruz. Toplumda kadın olsun, erkek olsun hepimizin sıkça yaptığı yanlışlardan biridir bu. Kendi doğrularımızı karşımızdakine bildirme ve kabul ettirme politikası içindeyizdir. Oysaki hoşgörü, evliliğin olmazsa olmazıdır. Karşı tarafa "Bu senin doğrun, bu da benim doğrum." diyebilmeli, kendi özelliklerimizin kabul edilmesini istediğimiz gibi biz de karşımızdakinin özelliklerini olduğu gibi kabul etmeliyiz.  

  SIM

Sevgi

 

Yukarıda sıraladığımız üç ana maddenin iksiridir sevgi. Sevgi bir dokunuştur, bir bakıştır, eşinize bir bardak su ikram ederken "Aşkım içine sevgimi de kattım." diyebilmektir. Sevgi olmadan hiçbir şey olmaz. Birçok kapıyı açan, paylaşımı artıran bir duygudur sevgi. Ama onu beslemek ve canlı tutmak için eylem gerekir, emek gerekir. Sevgideki eylem, ruh beraberliğini beden beraberliğine taşımaktır, bir şeyler paylaşmaktır. Sadece cinselliği yaşamak değil; birliği, beraberliği paylaşmaktır.

   SIM

Aynı frekansta olmak

Sevgiyi, saygıyı ruhlarımızda yaşıyoruz belki ama bunu bir de hareketlerimizle, önceliklerimizle, yaşam tarzımızla, beklentilerimizle, konuşarak ifade etmeliyiz. "Onun benden beklentileri neler? Benim ondan beklentilerim neler?" diye sorgulamalı ve cevapları net olarak belirlemeliyiz.

Bu sorgulamayı yapmakla aynı sistem içine girmiş ve ‘Ben’den çıkıp ‘Biz’i yaşamış oluyoruz. Böylece aynı frekansı yakalamış oluyoruz.

SIM

 evlilik  Öncesi Eşinize Sormanız Gereken 150 Sorudan Birkaçı:

· Evlilikte karşılıklı güven ortamı nasıl oluşturulabilir?
· Evlilikte kadının yeri nedir?
· Kadın ve erkek arasındaki farklılıklar aileye ne kazandırır?
· Annenin ve babanın görevleri nelerdir? İdeal anne-baba nasıl olmalıdır?
· Eşler her şeyi açık bir şekilde paylaşmalı mı? Yoksa sınırlar olmalı mı?
· Sizin için karar verirken duygusallık mı yoksa mantık mı önceliklidir?
· İletişim kurduğunuz kişinin yanlış tutumunu her ortamda eleştirir misiniz?
· Sigara, alkol ya da diğer bağımlılık maddeleri hakkında ne düşünüyorsunuz?
 · Yemek yemek ve yemek yapmakla aranız nasıl? Daha önce hiç yemek yaptınız mı?
· Sinirlerinizi her ortamda kontrol edebilir misiniz? Fevri cevaplar verir misiniz?
· Kitap, gazete ve dergi gibi gelişimi sağlayan ürünlerle ilgileniyor musunuz?
· Bir yuva kurulacak, birçok ihtiyaç var. Bu ihtiyaçların giderilmesi için neler yapılmalı?
Öncelikler neler olmalı?
· Para sizin için ne ifade ediyor? Güç mü, amaç mı, araç mı?
· "Sen" ve "Ben" kavramlarını yuvada "Biz" boyutuna getirmek için neler yapılabilir?
· Kendinizde hoşlandığınız ve hoşlanmadığınız taraflarınız nelerdir?
· Çalışmaktan zevk alıyor musunuz?
Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN
          who's online      

Etiket Bulutu