Dayan be gönlüm!. Bîçâre değilsin Yaradan sana yâr. Kimsesiz değilsin, yanında "Kimsesizler kimsesi" var! Biliyorum! Sığmazsın hiç bir yere bu sevdayla, dünya sana dar! Ama dayan gönlüm! Dayan ki her gecenin mutlaka bir sabahı var!.

Archive for the ‘Uncategorized’ Category

BİZE AŞKI ÖGRET ALLAH’IM

  • BİZE AŞKI ÖGRET ALLAH’IM
    Biz aşkı unuttuk Allah’ım,
    Hatırlatasın diyedir bu yakarış..

    Önce İbrahim’e öğrettin aşkı. Hiçbir öğretinin ve hiçbir numunenin olmadığı yalın bir zaman diliminde başladı hayata İbrahim. Tüm yakınları ve tüm gördükleri………, görmediklerini inkâr eder haldeydi. Ama Sen bırakmadın onu. Aşkı verdiğine aşkı yazgı kılmıştın çünkü.. Vedûd bir ihsan ile yıldızları astın İbrahim’in göğüne. Zemheri akşamlarının alazında gözlerinin kıblesine bir avuç dua sürdün. O duaydı İbrahim’i yıldızlara mahfuz eyleyen. O yıldızlardı İbrahim’e güneşi gösteren. Güneş ki İsmail’in boynuna bilenmiş bıçağın üstündeki ağlayış.

    Ey İsmail’i İbrahim’in aşkına kanıt eyleyen Rabbim. İbrahim ateşleri suya çevirirken biz serin sularda yanıyoruz. Ama biz seni unutsak ta sen bizi unutmazsın biliyorum. Bize de ateşleri güle çevirecek bir muştu ver, ey gök kuşlarının kanatlarına umut haleleri dokuyan Rabbim. Ver ki yeryüzüne adını fısıldayan güller yetişsin üzerimizde.

    Ey karıncanın göğsüne aşkı mimleyen Allah’ım!

    Yusuf’u gölge kıl güneşimize. Gömleğimizdeki kan lekeleri onun sevdasıyla dokunsun. Züleyha’nın yağmurları andıran güzelliğine karşı bize Yusufluk ver. Yalancı güneşlerin yaldızlarıyla aydınlanırken çağ, bizleri aşkın zindanında karanlığa mahkum et. En güzel rüyaları karanlığa en çok alışan gözlere nasip edersin biliyorum. Düştüğümüz bu kuyunun sonu yok Rabbim. Bize Yusuf’un ceylan karası gözlerinden damıttığın kavli rüyaları bahşet.

    Yakup eyle bize geceyi Rabbim. Sabrın ve inancın kesiştiği iz düşümde bize teslimiyetin esrarını ver. Acıdan kör olmuş bir çift göz ile aşkın sonsuz diyarını gözlemeyi nasip et. Kalbimize nisyan ile gömdüğümüz sırları ifşa et Rabbim. Gizli bir aşk koy gönlümüzün çerağına. Ki hazineler gizli olduğu için değerlidir biliyorum. Bize öyle bir Yakupluk ver ki; bir Yusuf için binlerce gözümüzü sabrın ateşiyle milleyelim.

    Bizleri sonsuz merhametinle cezalandır Rabbim.Biz ki bir Mim esrarında uyandık Nûn’a. Tüm harflerin ortasında üç harfin kudsiyetine iman ettik. Ve tüm süruriyetimizle ‘ah minel aşk’ dedik. Aşkı mukadder eyle kalbimize ey Aşkın Sahibi.

    Etrafımıza örülen tel örgülere karşı bize direnecek güç ver. Kınayanların karşısında Musa’nın âsâsı eyle kalbimizi. Tüm görkemli ihtişamların ve tüm işkencelerin arasında hepsine karşı koyabilecek bir inanç ver. Haykırmamıza ve bağırmamıza izin verme Rabbim. Meryem’e nasip ettiğin suskunluk ile beze sesimizin ehrâmını.

    Ve Muhammed Mustafa (S.A.V.). Aşkı var eylediğin güzellik aynası. Yetim bir ağacın yapraklarında ışıldayan nur halelerinin adı. Hz. Muhammed Mustafa (S.A.V.).

    Bize O’nun güzelliğinden sıçrayan tüm zerrecikleri nasip et Allah’ım. O ki aşksızlıktan taş kesilmiş bir şehrin taşlarına bile aşkı öğretti. Bilal’in göğsündeki kayadan dökülen gözyaşlarına şahidiz Yarabbi. Taif’li çocukların küçücük ellerinden fırlayan taşların hüznüne şahidiz Yarabbi. Şahidiz aşka ve aşkın imanına.

    Bize Peygamber’in ayak izlerinden derlenen gül kokularını nasip et. O’nun muhlis yüzündeki esrarı çiz gözlerimize. Biz aşkı unuttuk Allah’ım. Bize sevmeyi öğret. Tüm kainatı temizleyen bir rahmet yağmuru gibi. Tüm yağmurları ellerindeki duaya râm eyleyen Hak aşıkları gibi.

    Bize aşkı öğret Allah’ım.

Aminnn

Ey desteği olmayanların
desteği,
Ey dayanağı olmayanların dayanağı,
Ey övünülecek bir şeyi
olmayanların övüncü,
Ey imdat’a koşacak kimsesi olmayanların imdadı,
Ey
korunacak yeri olmayanların koruyucusu,…
Devamını GörEy iftihar edecek kimsesi olmayanların
iftihari,Ey izzeti olmayanların izzeti,Ey yardımcısı
olmayanların yardımcısı,Ey dostu olmayanların dostu,Ey
zenginliği olmayanların zenginliği,Sen bütün kusur ve noksan
sıfatlardan münezzehsin, Senden baska İlah yok ki bize imdat etsin. Emân
ver bize, emân diliyoruz. Bizi Cehennemden kurtar.

AMİNN ALLAHIM

 

Sen’den dünya ve ahirette af ve afiyet diliyoruz. Her türlü semavi ve arzi afet ve belaları üzerimizden uzaklaştırmanı istiyoruz.

Allahım!
Bilerek veya bilmeyerek işlediğimiz hatalarımızı, günahlarımızı bağışla. Bizlere merhamet buyur. Şüphesiz Sen merhametlilerin en merhametlisisin.

Allahım!
Kalb katılığından, gafletten, dalaletten, zilletten, miskinlikten, küfürden, fısktan, nankörlükten, riyadan, sadece Sana sığınırız. Sen bizleri koru. Güç yetiremeyeceğimiz bela, fitne ve musibetlerle bizi imtihan eyleme Allahım!

Allahım!
Fayda vermeyen ilimden, ürpermeyen kalpten, doyma bilmeyen nefisten, yaşarmayan gözden ve icabet edilmeyen duadan sana sığınırız. Bildiğimiz ve bilmediğimiz şeylerin şerrinden Sen bizleri koru Allahım!

Allahım!
İhsan buyurduğun nimetlerini geri almandan, azabının ansızın gelip çatmasından, gazabına sebep olacak şeylerden Sana sığınırız.Bizlere yol göster Allahım!

Allahım!
Sana itaat edilir, Sen karşılığını verirsin; Sana isyan edilir, Sen bağışlar ve af edersin, darda kalanlara icabet eder, zararı, sıkıntıyı ortadan kaldırıp, hastalara şifa, dertlilere deva verir, günahları bağışlar, tövbeleri kabul edersin. Sen bizlerin dualarını kabul buyur Allahım!

Allahım!
Sen ölümlerin en güzeli ile bizi huzuruna al Allahım! Ölümümüzü her türlü şerden kurtulup rahata erme vesilesi yap Ya Rabbi! Allahım! Bizleri Sen’i çok zikreden, Sana çok şükreden, Sen’den çok korkan, Sana çok itaat eden, Sana karşı saygı ile dopdolu olan, ahu efgan edip dua dua yalvaran ve durmadan Sana teveccüh eden kullarından eyle.

Allahım!
“Kimsesiz kimse yok, herkesin var kimsesi,
Kimsesiz kaldık medet ey, kimsesizler kimsesi”

Güç ve kuvvet ancak kendisine has olan yüce ve büyük Allahım! Mahlukatın adedince, Zatının rızası, arşının ağırlığı ve kelimelerinin mürekkebince Hz. Muhammed (sas) ve O’nun ehli ve ashabı üzerine salat eyle.

Ey Merhametlilerin en Merhametlisi! Bela ve musibetlerin sağanak sağanak üzerimize yağdığı, ardı arkası kesilmeyen depremlerle inim inim inleyip çaresiz kaldığımız şu günlerde, çaresizlerin yegane çaresi Sensin deyip Sana yalvarıyor, halimizi Sana arz ediyoruz. Celalinden cemaline, kahrından lütfuna sığınıyoruz. Bizim Rabbimiz Sensin. Sen, bizleri semavi ve arzi musibetlerin eline teslim etmeyecek kadar merhametlisin. Bizleri her türlü kötülüklerden muhafaza buyur!

Gavsi Sani Hz.(ksa)’den çok hoş bir sohbet

Dünya muhabbeti insanı günaha götürür. Dikkatli olun, Allah rızası için çalışın, günahlardan korunun. İnsan tevbe eder ve tevbesini bozmazsa; Allah affeder. Tevbe bir iki kelimedir. Ama Allah affı sever ve o bir iki kelime ile insanı affeder. Tevbe eden günah işlememiş gibi olur. Bir hadisi şerifte “Hiç ölmeyecek gibi dünya için, hemen ölecek gibi ahiret için çalışın” buyurulmaktadır. Bu hadisi şerife uygun hareket etmek lazımdır. Etrafımızdaki insanlara bakın, zamanı gelen tek tek gidiyor, ölüyor. Bir gün biz de öleceğiz. Onun için niyetinizi daima Allah rızası için yapın, günahlardan korunun, dikkatli olun. Allah affedicidir, bağışlayıcıdır: Dilden çıkan bir kötü söz bir şer söz hemen yazılmaz, belki tevbe eder diye beklenir. Ama kalpten geçen bir iyi niyet, hemen iyilik defterine yazılır. Kalbinizi, niyetinizi sağlam tutun, dikkatli olun.

Sadat kalbin zikretmesini istiyor. Zikrimiz inşAllah Allah’ın kudretiyle, Allah’ın kuvvetiyle kalbimize yazılsın. Kalb hidayete ersin diye zikir veriliyor. Zikir doktorun hastalara verdiği ilaca benzer, ilaç gibidir. Doktora gidince muayene ediyor, tahlil yaptırıyor, röntgen çektiriyor. Başka incelemeler yapıyor. Bunlara bakarak teşhis koyuyor ve sonra tedavi için ilaç veriyor. Hasta bu ilacı düzenli kullanmazsa, devamlı içmezse, bazen içer bazen içmezse, bazı günler ilacı hiç almazsa bu ilaç fayda etmez. Hasta iyileşemez. Zikir de ilaç gibidir. Devamlı çekilmezse, eksik çekilirse, muntazam kullanılmazsa, gafletle çekilirse, zikir fayda etmez ve kalb hidayete eremez. Gafletin sebebi masivadır. Masiva gaflete sebep olur. Gaflet olunca zikirden feyz alınmaz. Feyz alınmayınca tedavi tam olmuyor, tedavi eksik kalıyor. Bu sebeple zikir devamlı, eksiksiz vegafletsiz çekilmelidir. Sadatlar zikir üzerinde çok duruyorlar. Biz de zikre devam edelim ve günahlardan da muhafaza olalım. Böyle yapılmazsa insan perişan olur.”

Gavs-i Sani Seyyid Abdulbaki El-Hüseynî Bilvanisî Hz.

(Kuddise Sirruh)

selamun aleyküm

sehidan5sl5ig6ms.gif
204os.gif 

 

canl__namaz.gif


Kalbinizin en üst katında kim var…

Kalbinizin en üst katında kim var…

Ben kalbinin birinci katında oturuyordum. Hani sığınaksız,korunaksız, yağmurlu bir sonbahar günü, başıboş… Ben kalbinin birinci katında oturuyordum. Hani sığınaksız, korunaksız,yağmurlu bir sonbahar günü, başıboş dolaşıyordum sokaklarda.Hani elimden tutacak kimsem yoktu. Hani, işte, tam o an sen çıkmıştın karşıma ve bana kalbinin birinci katını vermiştin.

‘Orada güvendesin, ağlamak, üzülmek yok, huzur var.’ demiştin. Bende kalbinin birinci katına yerleşmiştim. Elimden tutup kaldırmıştın, hayatın soğuk kaldırımlarından. Sıcacıktı kalbinin birinci katı. Huzur buldum orada, ısındı yüreğim. Kalbin o kadar büyüktü ki, binlerce kattı. Ama ben sadece birinci kattaydım. Sen bana orayı vermiştin. Kalbinin birinci katında oturuyordum.

Zaman ilerledikçe kalbinin birinci katı yetmedi bana, diğer katları merak etmeye başladım. Oralarda kimler, hangi duygular oturuyordu?Şöyle bir dışarı baktım. Binlerce giren çıkan vardı kalbine.Benim dışımda anne-baba, mal-mülk, eş-çocuk sevgin oturuyordu üst katlarda. Yerleşmişti bu sevgiler çıkmazcasına yüreğinin değişik katlarına. Sonra giren çıkan binlerce duygu vardı. Kin,nefret, huzur, mutluluk, dostluk, sevgi, düşmanlık… Bazen çok üst katlarda, bazen alt katlarda oturuyordu bu duygular.

Ama en çok merak ettiğim, kalbinin en üst katında oturan, bütünduyguların ve sevgilerin üstünde olandı. Kalbinin asıl sahibiydi merak ettiğim. Bir gün sordum sana kim diye. Sen de O dedin. Sonra açıkladın; beni, kalbimi, seni, kalbini, sevgiyi, nefreti yaratan O dedin. Sanırım anlamıştım. O, beni yaratan ve kalbinin birincikatına yerleştiren. O, bana bu mutlulukları tattıran. O, yüceYaratıcı…

Ben O’nu tanıdıktan sonra, kalbinin birinci katında kendimi dahagüvende hissettim. O, kalbinin ve kalbimin asıl sahibi. O, kalbini vekalbimi evirip çeviren. O, kalbimin de en üst katında olan. O,başka sevgi ve duygularla kıyaslanamayacak kadar yüce olan. O, beni kalbinin birinci katına yerleştiren…

Saliha CANBAY

 
KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ” "

 
Hz.MUHAMMED(S.A.V.)

Image 
Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

Hayatta Her Şey Geçiyor

 

Hayatta Her Şey Geçiyor
Geçiyor her şey, akıyor nehir, çağlayanlar durmadan akıyor, deniz dalga dalga akıyor durmadan.

Geçiyor zaman, akrep yelkovanı, yelkovan akrebi kovalıyor ardı sıra.

Geçiyor her şey. Acılarımız geçiyor, hastalıklarımız geçiyor, mutluluklar kimi zaman elimizden akıp gidiyor, sevilen yar göçüp gidiyor bu diyardan, iş geçiyor, güç geçiyor, kopamadığımız şeylerden bile zaman bizi koparıyor apansız ve amansız bir şekilde.
Yıllarca vazgeçemediklerimizden zaman ayırıyor bize sormadan.

Akıyor yürekte ateşin koru, kan sıcak sıcak damarlardan geçiyor, yeniden hayat katabilmek için.

Yeniden dirilişin başlaması için geçiyor her şey.

 Tebessümler ağlama ile geçiyor, sağlık hastalık ile, bekârlık evlilik ile, işsizlik iş ile, yorgunluk dinlenme ile, fakirlik zenginlik ile, ayrılık kavuşma ile, sıcaklık serinlik ile, kıtlık bolluk ile, çirkinlik güzellik ile geçiyor.
Geçmeyen şey sevgi.

 Yürek yanıyor yanıyor, korlar her bir hücreye nüfuz ediyor tekrar yanıyor, sevgi tekrar tekrar artıyor.

Gözler ağlıyor ağlıyor, sevgi gittikçe artıyor insan hayatında. Bu sevgi arttıkça dünyaya geliş amacını hatırlıyor insan veya hatırlatılıyor.

‘Ben seni âlemlere rahmet olarak yarattım’ diyor Allah, Habibine (sevgilisine). Peygamberimize, Habibim hitabıyla hitap ediyor, sevgili diyerek.

Ve Allah cc hayatın her köşesine sevgiyi bir şifre olarak yerleştiriyor. Sevgi ile yoğrulmaya, sevgi ile büyümeye, sevgi ile olgunluğa ve sevgi ile gerçek Yâre(Allah cc) kavuşuyor tüm yaratılanlar.
Ölüm bir geçiş olarak sunuluyor yaratılan her şeye.

Dağa, taşa, toprağa, suya, güneşe, buluta, insana, hayvana, bitkiye yaratılan tüm mahlûkata.

 Said Nursi tefsirinde, ‘ölüm bir yok olma değil’ diyor.

 Kavuşma olarak tanımlıyor. Her gün doğan güneş ve ardınca çıkan ay zamanın geçtiğini bize alenen gösteriyor ve bizim hazırlıklı olmamız için geçici şeylere tamah etmememiz gerektiği hatırlatıyor.
Yeryüzünde en zengin olan Karun ölmedi mi? Bin yıl yaşayan bir peygamber bu seyrengahtan geçip gitmedi mi?
Kış ayı geçmemiş olsaydı, yazı görebilir miydik?

 Yaz geçmemiş olsa idi yeryüzü o beyaz örtüyle kaplanabilir miydi? Ağaçlar yapraklarını dökmeden dinlenmeye çekilebilir miydi?
Hep çocuk kalsa idik gençliği görebilir miydik, hep genç kalsak yaşlılığı, hep yaşlı kalsak ahireti. Zamanın içinde sıralanıvermiş tüm yaşanacaklar. Güneşin batışı ile doğuşu arasına sıkıştırılıvermiş her şey.
Yaşam bir çizgi ve hakikat zincirleri arasına sıralanmış. Birbirine bağlanmış olan yaşamların içindeki sırları çözemiyoruz çoğu zaman. Ama gençliğimin son baharında bir şey daha öğretiyor Yaratan;

 O’na Tevekkül etmeyi.
Eş, çocuk, anne, baba, arkadaş, sırdaş, dost, komşu, akraba.

 Allah c.c. bunları insanlara hayatın bir parçası olarak sunmuş. Ama onlara bağlı kalarak yaşamayı söylememiş. Ölüm insanın kapısına gelince ne anne kalıyor, ne baba, ne eş, ne akraba.

 Varılacak tek yer o zaman ortaya çıkıyor. İnsan kendi devam ediyor artık yoluna. Ama Allah c.c. ölümle insanları mahzun etmiyor, geride kalanları sefil etmiyor, hayatın içindeki hakikatleri gösteriyor yavaş yavaş.

Bir şeyi alırsa, birden fazla nimetler veriyor yarattığı tüm canlılara. Aslında kader dediğimiz olgu çok büyük sırları yükleniyor sırtına.
Bir çocuğun doğum zamanı ayarlanıyor, bir güneşin batışı, bir meyvenin olgunlaşması, bir varlığın ölümü, iki insanın bir anda karşılaşıp birbirlerini sevmesi, yağan yağmur, açan çiçekler, kazanılan zaferler ve karşısında mağlubiyetler her şey tespih tanesi gibi sıralanmış.

 Bizler ancak olaylar vukuu bulunca anlayabiliyoruz.
Yaşayacağımız çok şey var belki, ya da son demlerimizi geçiriyoruz. Bir saniye sonrasını göremiyor insan. Hayatın içindeki nimetler ve müsibetler insana bir sürpriz. Ama içinden hiçbir vakit şer çıkmıyor.
Tevekkül ipine sarılınca insan hakikatleri farklı bir pencereden bakıyor. Başına gelenlere üzülerek kendini paralamak yerine kalbini ‘Kalbin Sahibine’ yaslıyor

.
Tüm olumsuzluk ve kötülüklere rağmen hayatta, iyilik ve fedakârlık kazanıyor. Sevmesini bilip sahip çıkana hayat daha geniş geliyor.

 

KİŞİ SEVDİĞİYLE BERABERDİR ” "

 
Hz.MUHAMMED(S.A.V.)

Image Hosted by ImageShack.us ALANINA EKLEMEK ISTERSEN BLOG ALA BAS SENIN OLSUN

      who's online  

Etiket Bulutu